LEVENT GÜLTEKİN : Dindarlık hangi
yaramıza merhem olacak ?

Ülkede, bütün sorunlarımızı dindarlıkla çözeceğini
düşünen insanlar artık her yerde söz sahibi.

Herkes dindar olursa ülkede hiçbir sorunun kalmayacağını
sanıyorlar.

Çünkü dindar insanların ahlaklı olacağını, dinin bu
insanlara Allah korkusu aşılayacağını ve dolayısıyla bu şekilde bütün
sorunların üstesinden geleceklerini düşünüyorlar.

Dindarlığın insanı ahlaklı yapıp yapmadığına, Allah
korkusu dediğimiz duygunun insanları suç işlemekten caydıracak bir işleve sahip
olup olmadığına da bakmıyorlar.

Bunu görmeleri için başka yere bakmalarına gerek yok.

Kendilerine baksalar bile bir kanaat sahibi
olabilirler.

“Kendilerine baksalar” diyorum çünkü dinin, dindarlığın bizim üzerimizde
ne kadar tesiri olduğunu, bizi hangi kötülüklerden alıkoyduğunu en iyi biz
biliriz.

Dindarlıkla bir ahlak, bir terbiye kazanamamış
insanların bütün toplumu dindarlıkla terbiye edeceğini sanmaları gerçekten çok
garip.

Gerçekten hiç düşünmüyor musunuz? Gerçekten
dindarlığın, ileri sürdüğünüz gibi bir işlevi olup olmadığına hiç bakmıyor
musunuz?

Kendinize, etrafınızdaki dindar arkadaşlarınıza,
dindarlığı toplumsal ve siyasi sorunların çözümünde bir yol gören ülkelerin
durumuna hiç bakmıyor musunuz?

Bütün bunlara baktığınızda ne görüyorsunuz?

Dininin, dindarlığın insan üzerinde sizin sandığınız
gibi bir etkisi varsa milyonlarca Müslümanın durumu ortada, onlara niçin
yapmıyor bu etkiyi?

‘Ama yanlış anlıyorlar, dini doğru yaşamıyorlar o yüzden
Müslümanlar bu durumda’
 kolaycılığına kaçmaktan kurtulup, meselenin üzerinde
derinlemesine ne zaman düşüneceksiniz?

Herkes mi yanlış anlıyor? Herkes mi eksik yaşıyor?

Eğer öyleyse milyonlarca insanın yanlış anladığı
veyahut tam olarak yaşayamadığı bir dini getirip toplumsal meselelerin odağı
yapmak size de saçma gelmiyor mu?

Dinin en net kuralları bile insanlar üzerinde
kötülükten caydırıcı bir etki göstermiyor. Niçin?

Mesela din ‘Yolsuzluk,
hırsızlık yapmayın’
 dediği halde bütün Müslüman ülkelerin
yolsuzluk sıralamasında en üst sıralarda olmasını neyle açıklıyorsunuz?

Din defalarca ‘hukuk,
adalet’
 vurgusu yaptığı halde dünya hukuk devletleri
sıralamasında ilk 80 ülke arasında bir tane bile Müslüman ülke olmamasını neyle
izah ediyorsunuz?

Din ‘İşi ehline
verin’
 dediği halde adam kayırmanın, iltimas geçmenin
dindarlar arasında bu kadar yaygın olmasını neyle açıklıyorsunuz?

Din, ‘Bir insanı
öldürmek bütün insanlığı öldürmek gibidir’
 dediği halde
İslam dünyasında oluk oluk kan akmasını, dindarların birbirlerinin kafalarını kesmelerini
neyle açıklıyorsunuz?

Peki hiç düşünmüyor musunuz din insanları niçin
terbiye etmiyor? Niçin onlara bir ahlak vermiyor?

Allah korkusunun her şeyi çözeceğini sanıyorsunuz.
Allah korkusu diye bir şey varsa dindarlar Allah’tan niçin korkmuyorlar?

Dindarlıkla her sorunu çözeceğinizi sanıyorsunuz.
Nasıl? Hangi yolla?

Mesela eğitimde dindarlıkla nereye varacaksınız? Nasıl
bir eğitim sistemi kuracaksınız ki dünyada rekabet edebilir bireyler
yetiştireceksiniz?

Yıllardır “Laik eğitim
sistemi çok kötü”
 diye feveran edip duruyorsunuz. 14
yıldır iktidardasınız.

Hani farklı olarak ne önerdiniz? Nasıl bir eğitim
programınız var?

Dindarlık takıntınız yüzünden, eğitimi daha da berbat
hale getirdiniz.

Yapabildiğiniz tek şey imam hatip açmak ve insanların
çocuklarını o okullara zorla göndermek.

Diyelim ülkedeki bütün çocuklar imam hatibe gitti. Ne
olacak? Bununla nereye varacaksınız?

Ne öğreteceksiniz o çocuklara? Siyer? Hadis?
Tefsir?…  Sonra? Bunları öğrendiklerinde ne olacak, nereye varacak bu
çocuklar?

Dünyada nasıl bir varlık gösterecekler? Nasıl rekabet
edecekler?

Tefsir, hadis okumak insanı ahlaklı yapsaydı ömrünü bu
konuları okumakla harcayan bugünün iktidar mensuplarını yapmaz mıydı?

Tefsir, hadis, siyer okuduklarında iyi insan
olacaklarını mı sanıyorsunuz?

Eğer dinin böyle bir etkisi varsa tek bir İslam
ülkesinde niçin göstermedi bu etkisini?

İslam dünyasında tefsirin, hadisin âlâsını öğreten
medreselerden mezun insanlar din adına birbirini boğazlıyor.

Din, onları niçin insan yapmadı?

Sanatta, ticarette, bilimde… daha birçok alanda
dindarlığı esas aldığınızda nereye varacaksınız?

Din sanatla ilgili ne söylüyor bize? Ekonomide hangi
kuralları uygulayacaksınız?

Bilimde nasıl bir yol izlemenizi öneriyor?

Dinin insanları daha güvenilir yapacağını
sanıyorsunuz.

O yüzden mi siyasi hayatınızın en büyük darbesini,
kendini dindar olarak tanımlayan bir topluluktan yediniz?

Mesele sadece Türkiye değil. Dindarlıkla bir yere
varabilmiş, tek bir sorununu çözebilmiş tek bir Müslüman ülke var mı?

Yaşanabilir hayatlar kurabilmiş tek bir İslam ülkesi
var mı?

‘Eğer başka bir ülkede yaşamak zorunda kalsaydınız bu hangi ülke
olurdu?’ 
sorusuna bütün Müslüman ülke halklarının büyük çoğunluğunun bir
Batı ülkesini söylemesini neyle izah ediyorsunuz?

Niçin kimsenin aklına bir Müslüman ülkede yaşamak
gelmiyor?

Diğer taraftan herhangi bir konuda örnek
gösterebileceğiniz tek bir Müslüman, dindar topluluk var mı dünyada?

Varsa söyleyin, nerede?

Yoksa, niye olmuyor? Niçin İslam dünyası, Müslüman
topluluklar bu halde? Niçin yapabildikleri bir tek güzel şey yok?

Kendi aralarındaki mezhep sorunlarını bile çözemeyen,
bundan dolayı birbirinin kafasını kesen dindarlar dindarlıklarıyla hangi
sorunları çözecekler?

Bir düşünün hangi sorunları çözebilirler?

Bütün bunların üzerine hiç kafa yormadan dindarlığın
bütün sorunların çözeceğini iddia etmeniz olacak şey mi?

İslam ülkelerindeki bu geri kalmışlık, bu sefil tablo
tesadüf mü?

Tesadüf değil. Olmuyor, çünkü din bireysel inanç
meselesi. Her insanın kişiliğine, zekasına, karakterine göre onda şekil alıyor.
Her insan dini farklı anlıyor, farklı yorumluyor.

Bundan dolayı da din toplumsal meselelerde norm
yapıldığında iç çatışmaları artırıyor ve o ülkeyi, o topluluğu çürütüyor.

“Benim anladığım dini yorum en doğrusu” diyerek
çatışmaktan, kavga etmekten bir yol alamıyorlar.

Bugün ülkeyi yitip bitiren Cemaat-AK Parti kavgası da
bundan başka bir şey değil.

Dindarlık dediğiniz şey ülkedeki bütün insanları
birbirine düşman etti. Bunu göremeden hâlâ dindarlık diye tutturmanız akıl alır
gibi değil.

Üstelik bu sadece bugünün meselesi değil.

Dört halife döneminden beri süre gelen, 1400 yıllık
bir ayrışma ve çatışma var.

Kimsenin de gücü, farklı yorumlardan dolayı oluşan bu
ayrışmaları ortadan kaldırmaya yetmiyor.

Üstelik bu durum sadece İslam dünyası için geçerli
değil. Bütün dinler için aynı.

Böyle olduğu için yani dinler toplumsal norm
yapıldığında toplumları disipline sokup terbiye edeceğine daha ayrıştırdığı
için dünya devletleri seküler yasalara ihtiyaç duymuşlar.

Tekrar edeyim: Din bireysel bir inanç meselesidir. Her
insan kendi kişiliğine, karakterine göre dine bir anlam yükler. Bundan dolayı
istediğine inanır inancını istediği gibi yaşar.

Din, devlet eliyle toplumsal meselelerde çözümün aracı
yapıldığında sorunları çözmüyor bilakis daha da içinden çıkılmaz hale sokuyor.

Kavgaları, çatışmaları, ayrılıkları körüklüyor.

Bütünlüğe darbe vuruyor. İnsanı düşünmekten, akılla
hareket etmekten alıkoyuyor.

Birinin suç ya da günah gördüğü bir eylemi bir diğer
farklı bir yorumla meşru görebiliyor. Herkesin yorumu, anladığı farklı olduğu
için ortak bir kural haline gelemiyor.

Şifalı, yüceltici etkisini kaybediyor.












































































































































Tüm bunlara dikkat etmeden dindarlığı yaymak, bununla
bir ülkenin sorunlarını çözeceğini sanmak cehalet değilse nedir ki?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet