İBRAHİM MARAŞ : AKILSIZ
İLAHİYAT PROJESİ


5
Temmuz 2020


İlahiyat Fakültelerinin
medreseleştirilmesi ve felsefe, sosyoloji, psikoloji, dinler tarihi ve din
eğitimi gibi derslerin yavaş yavaş ders saatlerinin azaltılıp kadrolarının
daraltılması projesi tam gaz devam ediyor.

Bazı fakültelerde bu alanlardaki anabilim dalları bilim dalına dönüştürülerek
tek bir “Din Bilimleri” anabilim dalının altında toplanıp kadro daraltılmasına
bahane hazırlanıyor. Son yıllarda, yeni açılanlar da dâhil olmak üzere, Temel
İslam Bilimleri bölümünün öğretim elemanı sayısı Felsefe ve Din Bilimleri
Bölümü’nün en az iki, bazen üç veya dört katı. Ayrıca Temel İslam Bilimleri
Bölümlerindeki, Arap Dili Öğretimi hariç, Arap dünyasından gelen hocalara ve
bunların sayılarının giderek artmasının getireceği sonuçlara hiç girmiyorum.
Bazı fakültelerde neredeyse Felsefe ve Din Bilimleri Bölümü’nde her alanda
dersi verecek bir hoca bile yok. Ama YÖK, geçtiğimiz günlerde İlahiyat
Dekanları ile toplandı ve YÖK Başkanı, Felsefe ve Din Bilimleri Bölümü’nden
kadro isteğinde bulunulmamasını, buna olumlu cevap verilmeyeceğini,
ihtiyaçların başka fakültelerden (Edebiyat fakültelerinin; felsefe, sosyoloji,
eğitim fakültesi ve psikoloji bölümleri) karşılanmasını istedi. Daha da ilginç
olanı, aynı dışarıdan karşılama emrinin, her İlahiyatta giderek artan Arap Dili
hocaları için istenmemesi. Ya da bütün İlahiyatlarda haddinden fazla şişmiş
olan Temel İslam Bilimleri Bölümü kadroları için bunun söylenmemesi. Doğruysa
Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Ali Köse dışında itiraz eden
olmamış (içinden itiraz edenlerin ve arkadan konuşanların epeyce olduğunu
bilsem de burada belirtmem uygun değil). Bu durum, Türkiye’nin 18. Yüzyıldan bu
yana yaptığı yenileşme gayretlerinin tersine doğru gitmek anlamına geliyor.

Bir taraftan İslami İlimler isminin ısrarla ve zorla İlahiyatlara kabul
ettirilme çabalarının da hâlâ bitmediğini görüyoruz. Diğer taraftan, İlahiyat
dışındaki fakültelere gücü yetmeyenlerin İlahiyatlarda kız-erkek ayrı
sınıf/koridor/kantin vb. çabaları da bitmiş değil. Dini ve zihni yönden,
tarihte görülmemiş bir “İslam Orta Çağı” ve selefi bir yapı yaratılmaya
çalışılıyor. Ehl-i hadis merkezli akıl düşmanı bir din ve fıkıh yorumu
Türkiye’de her geçen gün hâkim kılınmaya çalışılıyor. Beğenmediğimiz Batı kadar
bile insani hak ve özgürlüklere, bilime, adalet ve liyakata dayalı bir toplum
yapısı kuramamanın sebeplerini araştıracakları yerde, bu sebepleri
araştırabilecek ilimleri İlahiyatlardan yok ediyorlar. Durum, gerçekten endişe
verici.

Buradaki “medreseleşmeden” kastımız tarihi görevini tamamlamış olan skolastik
bir eğitim modelinden daha gelişmişi olan bir modele geçememe sendromudur. Bunu
Osmanlı’nın son üç dört asrından beri çözmeye çalışıyoruz..Ama mutaassıp bir
zihniyet buna müsaade etmiyor. Osmanlı’nın yenileşme ruhundan bile geriye
gidiyoruz.

Beka’dan bahsedenlerin biraz da esas beka sorununun temellerine inmesi
gerekiyor. Biz, sadece kayıtlara geçmesi için uyarıyoruz. Bizden söylemesi.


İbrahim
Maraş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet