DİN & DİYANET


I. YARATILIŞ VE VARLIKLAR




F.  
CİNLER  – 1
 

1.  GENEL
OLARAK CİNLER




a)  Kavram
Olarak, Genel Olarak Cinler
 

 De ki:
“Cinlerden bir topluluğun dinleyip şunu söyledikleri bana vahyolundu:
‘Gerçekten biz, hayranlık verici bir Kur’an dinledik.” “Doğruya ve
hayra kılavuzluyor. Biz de inandık ona. Artık Rabbimize hiç kimseyi asla ortak
koşmayacağız.” “Rabbimizin adı/kudreti/işi/gayreti çok yücedir. O, ne
bir dişi dost edinmiştir ne de bir çocuk.” “Doğrusu, bizim beyinsiz,
Allah hakkında saçma lakırdı ediyormuş.” “Biz sanmıştık ki, ne
insanlar ne de cinler Allah hakkında asla yalan söylemezler.” “Gerçek
şu ki, insanlardan bazı erkekler, cinlerden bazı erkeklere / cinlerin şerrinden
bazı erkeklere sığınırlardı da onların şımarıklık ve azgınlığını
artırırlardı.” “Onlar, tıpkı sizin sandığınız gibi, Allah’ın hiç
kimseyi asla diriltmeyeceğini / peygamber göndermeyeceğini sanmışlardı.”
“Biz göğe gerçekten dokunduk da onu titiz ve güçlü bekçilerle ve kayıp
giden ışınlarla/alevlerle doldurulmuş bulduk.” “Biz eskiden, onun,
dinlemek için oturulan yerlerinde otururduk. Ama şu anda kim dinlemeye kalksa
kendisini gözetleyen bir alev/ışık bulur.” “Doğrusu, bilmiyoruz,
yeryüzündeki şuurlulara şer mi istendi, yoksa Rableri onlar için doğru ve güzel
olanı mı istemiştir.” “Şu da bir gerçek ki, bizden hayra
yönelenler/barışçılar vardır; ama bizden, başka türlü olanlar da vardır. Dilim
dilim yollar olmuşuz biz.” “Ve biz şunu sezdik: “Biz yeryüzünde
Allah’ı asla âciz bırakamayız; kaçarak da onu âciz bırakamayız.”
“Biz, doğruya ve güzele kılavuzlayanı dinleyince, ona inandık. Rabbine
inanan kişi ne hakkının eksik verilmesinden korkar ne de tecavüze uğrayıp
kuşatılmaktan.” “Nihayet, bizden Allah’a teslim olanlar da var,
haksızlığa sapıp çizgiden çıkanlar da var. Allah’a teslim olanlar, işte onlar,
doğruyu ve hayrı aramışlardır. “Haksızlığa sapanlar ise cehenneme odun
olmuşlardır.” 72. sure (CİN) 1-15. ayet (Resmi: 72/İniş:40/Alfabetik:16)




Cinlerden, insanlardan ve kuşlardan orduları,
Süleyman’ın huzurunda bir araya getirildi. Onlar, düzenli bir biçimde sevk
ediliyorlardı. 27. sure (NEML) 17. ayet (Resmi: 27/İniş:48/Alfabetik:81)
 

Cinlerden bir ifrit şöyle dedi: “Sen daha
makamından kalkmadan, onu sana getirebilirim. Ben bunu yapacak güçteyim ve
gerçekten güvenilir biriyim.” 27. sure (NEML) 39. ayet (Resmi:
27/İniş:48/Alfabetik:81)




Yemin olsun, biz gökte burçlar oluşturduk ve
onu/onları, seyredenler için süsledik. Ve onu / onları, her kovulup taşlanmış
şeytandan koruduk. Ancak kulak hırsızlığı eden olur; onun peşine de parlak bir
ateş alevi düşer. 15. sure (HİCR) 16-18. ayet (Resmi: 15/İniş:54/Alfabetik:36)
 

Cini/İblis’i de daha önce kavurucu ateşten
yaratmıştık. 15. sure (HİCR) 27. ayet (Resmi: 15/İniş:54/ Alfabetik:36)




Allah’a bir de cinleri/gözle görülmeyen
yaratıkları ortak koştular. Oysaki, onları O yaratmıştır. Bilgisizce O’na
oğullar ve kızlar isnat etme saçmalığını gösterdiler. Şanı yücedir O’nun!
Onların nitelemelerinin ötesindedir O! 6. sure (EN’ÂM) 100. ayet (Resmi:
6/İniş:55/Alfabetik:20)
 

İşte böyle, biz peygambere insan ve cin
şeytanlarını düşman yaptık. Bunlar aldatmak için birbirlerine lafın
yaldızlısını fısıldarlar. Rabbin dileseydi onu yapamazlardı. Bırak onları,
düzdükleri iftiralarla baş başa kalsınlar; 6. sure (EN’ÂM) 112. ayet (Resmi:
6/İniş:55/Alfabetik:20)




Gün olur şöyle diyerek onları huzurunda toplar:
“Ey cinler/görünmez varlıklar topluluğu! Şu insanlara gerçekten çok
ettiniz/insanların birçoğuna göz diktiniz.” Onların insanlardan olan dostları
şöyle derler: “Rabbimiz, kimimiz kimimizden yararlanmıştı. Bizim için
belirlediğin sürenin sonuna geldik.” Buyurur ki: “Barınağınız
ateştir. Dilediğim zamanlar hariç orada süreklisiniz.” Senin Rabbin
Hakîm’dir, Alîm’dir. İşte biz, zalimlerin bir kısmını bir kısmına, kazanır
oldukları şeyler yüzünden bu şekilde dost/yardımcı/yönetici/önder yaparız. Ey
cinler ve insanlar topluluğu! İçinizden, size ayetlerimi anlatan ve şu
gününüzle yüz yüze geleceğiniz hususunda sizi uyaran resuller gelmedi mi?
“Kendi aleyhimize tanıklık ettik.” dediler. İğreti hayat onları
aldattı da küfre saptıklarına ilişkin, öz benlikleri aleyhinde tanıklık
ettiler. 6. sure (EN’ÂM) 128-130. ayet (Resmi: 6/İniş:55/Alfabetik:20)




Biz o yakın göğü bir süsle, yıldızlarla süsleyip
donattık. Ve her türlü inatçı, âsi şeytandan koruduk. Onlar ne kadar
çırpınsalar da o yüce konseyi dinleyemezler. Ve her taraftan atışa tutulurlar;
Kovulurlar. Ve onlar için, yakalarını bırakmayan bir azap vardır. Yüce
konseyden bir söz çalıp çarpan olabilirse de onun peşine hemen delici, alevli
bir yıldız takılır. 37. sure (SÂFFÂT) 6-10. ayet (Resmi:
37/İniş:56/Alfabetik:90)




Allah’la cinler arasında bir nesep oluşturdular.
Yemin olsun, cinler de bilmiştir kendilerinin Allah huzuruna mutlaka
getirileceklerini/cinler de bilmiştir, bunların Allah’ın huzuruna mutlaka
çıkarılacaklarını. 37. sure (SÂFFÂT) 158. ayet (Resmi: 37/İniş:56/Alfabetik:90)
 

Süleyman için de sabah gidişi bir ay, akşam
dönüşü bir ay olan rüzgârı görevlendirdik. Onun için erimiş katran/bakır kaynağını
sel gibi akıttık. Cinlerden öylesi vardı ki, Rabbinin izniyle onun önünde iş
yapardı. Onlardan hangisi buyruğumuzdan yan çizse, alevli ateş azabını
kendisine tattırdık. Onlar Süleyman için, mihraplardan/kalelerden,
heykellerden, havuzlar gibi çanaklardan, yerinden kaldırılamaz kazanlardan ne
dilerse yaparlardı. Ey Davûd ailesi, şükür olarak iş yapın! Kullarım içinden
şükredenler o kadar az ki! Sonunda, Süleyman için ölüm hükmünü verdiğimizde,
onun ölümünü, değneğini yiyen dâbbetül arzdan/ağaç kurtçuğundan başkası onlara
göstermedi. Süleyman yere yığılınca, açıkça anlaşıldı ki, eğer cinler gaybı
bilmiş olsalardı, o alçaltıcı azap içinde bekleyip durmazlardı. 34. sure
(SEBE’) 12-14. ayet (Resmi: 34/İniş:58/Alfabetik:91)




Melekler derler ki: “Tespih ederiz seni!
Bizim Velî’miz sendin, onlar değil. Doğrusu şu ki, onlar cinlere tapıyorlardı.
Onların çoğu cinlere iman etmekteydi.” 34. sure (SEBE’) 41. ayet (Resmi:
34/İniş:58/Alfabetik:91)




İşte bunlar, kendilerinden önce gelip geçmiş cin
ve insan ümmetleri içinde, üzerlerine azap hak olanlardır. Hiç kuşkusuz onlar,
hüsrana uğrayanlardır. 46. sure (AHKAF) 18. ayet (Resmi:
46/İniş:66/Alfabetik:3)
 

Bir zaman, cinlerden bir topluluğu, Kur’an’ı
dinlemeleri için sana yöneltmiştik. Onu dinlemeye hazır hale geldiklerinde:
“Susup dinleyin!” dediler. Dinleme bitirilince de uyarıcılar olarak
kendi toplumlarına döndüler. Dediler ki: “Ey toplumumuz! Biz; Mûsa’dan
sonra indirilen, kendinden öncekini doğrulayan, hakka ve dosdoğru yola ileten
bir Kitap dinledik.” “Ey toplumumuz! Allah’ın davetçisine uyun, ona
iman edin ki Allah, günahlarınızdan bir kısmını bağışlasın ve sizi acıklı bir
azaptan korusun!” 46. sure (AHKAF) 29-31. ayet (Resmi:
46/İniş:66/Alfabetik:3)




Kendisi için dalgıçlık eden, daha başka iş de
yapan bazı şeytanları da onun emrine verdik. Biz onları koruyup gözetiyorduk.
21. sure (ENBİYÂ) 82. ayet (Resmi: 21/İniş:73/ Alfabetik:21)




Cini de ateşin dumansızından yarattı. Rabbinizin
nimetlerinden hangisini yalanlıyorsunuz? 
55. sure (RAHMÂN) 15-16. ayet (Resmi: 55/İniş:89/Alfabetik:86)




Ey cin ve insan toplulukları! Göklerin ve yerin
bucaklarından/köşelerinden geçip gitmeye gücünüz yeterse, hadi geçin gidin.
Bilgi ve güç dışında bir şeyle geçip gidemezsiniz! Rabbinizin nimetlerinden
hangisini yalanlıyorsunuz? 55. sure (RAHMÂN) 33-34. ayet (Resmi:
55/İniş:89/Alfabetik:86)
 

O gün günahlarından ne cin sorguya çekilir ne de
insan. 55. sure (RAHMÂN) 39. ayet (Resmi: 55/İniş:89/Alfabetik:86)




Yemin olsun ki biz, insanlardan ve cinlerden
birçoğunu cehennem için yarattık. Kalpleri var bunların, onlarla anlamazlar;
gözleri var bunların, onlarla görmezler; kulakları var bunların, onlarla
işitmezler. Davarlar gibidir bunlar. Belki daha da şaşkın. Gafillerin ta
kendileridir bunlar. 7. sure (A’RAF) 179. ayet (Resmi: 7/İniş:39/Alfabetik:9)




Rabbinin rahmet ettikleri müstesna. O, onları
işte bunun için yaratmıştır. Rabbinin, “Yemin olsun ben cehennemi, tümden
insanlar ve cinlerle dolduracağım!” sözü tamamlanacaktır. 11. sure (HÛD)
119. ayet (Resmi: 11/İniş:52/Alfabetik:38)
 

De ki: “Yemin olsun, eğer insanlar ve
cinler şu Kur’an’ın bir benzerini getirmek üzere bir araya toplansalar,
birbirlerine de destek olsalar, onun bir benzerini yine de ortaya
getiremezler.” 17. sure (İSRÂ) 88. ayet (Resmi: 17/İniş:50/Alfabetik:46)




Hani, biz meleklere “Âdem’e secde
edin” demiştik de İblis dışında hepsi secde etmişti. İblis, cinlerdendi.
Kendi Rabbinin emrine ters düştü. Şimdi siz, benim beri yanımdan, onu ve onun
soyunu dostlar mı ediniyorsunuz? Hem de onlar sizin düşmanınızken. Zalimler
için ne kötü bir değiştirmedir bu! 18. sure (KEHF) 50. ayet (Resmi:
18/İniş:69/Alfabetik:54)




Biz dileseydik, her benliğe hidayetini elbette
verirdik. Fakat benden şu yolda söz hak olmuştur: “Yemin olsun, cehennemi
tamamıyla cinlerden ve insanlardan dolduracağım.” 32. sure (SECDE) 13.
ayet (Resmi: 32/İniş:75/Alfabetik:92)
 

Biz onları birtakım yakınlarla/dostlarla
çevreleyip sardık da onlar, önlerinde ve arkalarında ne varsa bunlara süslü
gösterdiler. Kendilerinden önceki cin ve insan ümmetleri için hak olan söz,
bunlar aleyhine de hak oldu. Çünkü bunlar, hüsrana uğrayanlardı. 41. sure
(FUSSİLET) 25. ayet (Resmi: 41/İniş:61/Alfabetik:30)




O küfre sapanlar şöyle diyecekler:
“Rabbimiz, cinlerden ve insanlardan bizi saptıranları bize göster ki,
onları ayaklarımızın altına alalım da en aşağıda kalanlardan olsunlar.”
41. sure (FUSSİLET) 29. ayet (Resmi: 41/İniş:61/Alfabetik:30)
 

Yoldaşı dedi ki: “Rabbimiz, onu ben
azdırmadım. Onun kendisi, dönüşü olmayan bir sapıklık içindeydi.” 50. sure
(KAF) 27. ayet (Resmi: 50/İniş:34/Alfabetik:49)




Ben, cinleri ve insanları bana ibadet
etmeleri/benim için iş yapıp değer üretmeleri dışında bir şey için yaratmadım.
51. sure (ZÂRİYÂT) 56. ayet (Resmi: 51/İniş:67/Alfabetik:111)




Kıvrılıp kıvrılıp saklanan, sinip sinip gizlenen
vesvesenin/o sinsi, o aldatıcı şeytanın şerrinden, İnsanların göğüslerine
kuşkular, kuruntular sokar o; Cinlerden de insanlardan da olur o!” 114.
sure (NÂS) 4-6. ayet (Resmi: 114/İniş:21/Alfabetik:76)
 

b) 
Cinlerle İlgili Vahiy Haberleri, Doğru Bilgiler




(1) 
Cinler ve Hz. Süleyman
 

Cinlerden bir ifrit şöyle dedi: “Sen daha
makamından kalkmadan, onu sana getirebilirim. Ben bunu yapacak güçteyim ve
gerçekten güvenilir biriyim.” Kendinde Kitap’tan bir ilim olan kişi de
şöyle dedi: “Ben onu sana, gözünü açıp yumuncaya kadar getiririm.”
Derken Süleyman, tahtı, yanında kurulmuş görünce şöyle konuştu: “Rabbimin
lütfundandır bu. Şükür mü edeceğim, nankörlük mü diye beni denemek istiyor.
Esasında, şükreden, kendisi lehine şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse
bilsin ki, Rabbim Ganî’dir, cömerttir.” 27. sure (NEML) 39-40. ayet
(Resmi: 27/İniş:48/Alfabetik:81)




Süleyman için de sabah gidişi bir ay, akşam
dönüşü bir ay olan rüzgârı görevlendirdik. Onun için erimiş katran/bakır
kaynağını sel gibi akıttık. Cinlerden öylesi vardı ki, Rabbinin izniyle onun
önünde iş yapardı. Onlardan hangisi buyruğumuzdan yan çizse, alevli ateş
azabını kendisine tattırdık. Onlar Süleyman için, mihraplardan/kalelerden,
heykellerden, havuzlar gibi çanaklardan, yerinden kaldırılamaz kazanlardan ne
dilerse yaparlardı. Ey Davûd ailesi, şükür olarak iş yapın! Kullarım içinden şükredenler
o kadar az ki! Sonunda, Süleyman için ölüm hükmünü verdiğimizde, onun ölümünü,
değneğini yiyen dâbbetül arzdan/ağaç kurtçuğundan başkası onlara göstermedi.
Süleyman yere yığılınca, açıkça anlaşıldı ki, eğer cinler gaybı bilmiş
olsalardı, o alçaltıcı azap içinde bekleyip durmazlardı. 34. sure (SEBE’)
12-14. ayet (Resmi: 34/İniş:58/Alfabetik:91)




(2) 
Cinler Kur’an’ın Benzerini Getiremez
 

De ki: “Yemin olsun, eğer insanlar ve
cinler şu Kur’an’ın bir benzerini getirmek üzere bir araya toplansalar, birbirlerine
de destek olsalar, onun bir benzerini yine de ortaya getiremezler.” 17.
sure (İSRÂ) 88. ayet (Resmi: 17/İniş:50/Alfabetik:46)




(3) 
Cinler ve İblis Ateşten Yaratılan Kullardır
 

Cini/İblis’i de daha önce kavurucu ateşten
yaratmıştık. 15. sure (HİCR) 27. ayet (Resmi: 15/İniş:54/Alfabetik:36)




Hani, biz meleklere “Âdem’e secde
edin” demiştik de İblis dışında hepsi secde etmişti. İblis, cinlerdendi.
Kendi Rabbinin emrine ters düştü. Şimdi siz, benim beri yanımdan, onu ve onun
soyunu dostlar mı ediniyorsunuz? Hem de onlar sizin düşmanınızken. Zalimler
için ne kötü bir değiştirmedir bu! 18. sure (KEHF) 50. ayet (Resmi:
18/İniş:69/Alfabetik:54)




Ben, cinleri ve insanları bana ibadet
etmeleri/benim için iş yapıp değer üretmeleri dışında bir şey için yaratmadım.
51. sure (ZÂRİYÂT) 56. ayet (Resmi: 51/İniş:67/Alfabetik:111)




Cini de ateşin dumansızından yarattı. 55. sure
(RAHMÂN) 15. ayet (Resmi: 55/İniş:89/ Alfabetik:86)
 

(4)  İblis
Cinlerdendi, Âdem’e Secde Etmedi




Hani, biz meleklere “Âdem’e secde edin”
demiştik de İblis dışında hepsi secde etmişti. İblis, cinlerdendi. Kendi
Rabbinin emrine ters düştü. Şimdi siz, benim beri yanımdan, onu ve onun soyunu
dostlar mı ediniyorsunuz? Hem de onlar sizin düşmanınızken. Zalimler için ne
kötü bir değiştirmedir bu! 18. sure (KEHF) 50. ayet (Resmi:
18/İniş:69/Alfabetik:54
 

(5) 
Cinler ve İnsanların Şeytan Olanları vardır




İşte böyle, biz peygambere insan ve cin
şeytanlarını düşman yaptık. Bunlar aldatmak için birbirlerine lafın
yaldızlısını fısıldarlar. Rabbin dileseydi onu yapamazlardı. Bırak onları,
düzdükleri iftiralarla baş başa kalsınlar; 6. sure (EN’ÂM) 112. ayet (Resmi:
6/İniş:55/Alfabetik:20)




Kıvrılıp kıvrılıp saklanan, sinip sinip gizlenen
vesvesenin/o sinsi, o aldatıcı şeytanın şerrinden, İnsanların göğüslerine
kuşkular, kuruntular sokar o; Cinlerden de insanlardan da olur o!” 114.
sure (NÂS) 4-6. ayet (Resmi: 114/İniş:21/Alfabetik:76)
 

(6) 
Kur’an Dinleyip İman Eden Cinler Vardır




Hâ, Mîm. 46. sure (AHKAF) 1. ayet (Resmi:
46/İniş:66/Alfabetik:3)
 

Bir zaman, cinlerden bir topluluğu, Kur’an’ı
dinlemeleri için sana yöneltmiştik. Onu dinlemeye hazır hale geldiklerinde:
“Susup dinleyin!” dediler. Dinleme bitirilince de uyarıcılar olarak
kendi toplumlarına döndüler. Dediler ki: “Ey toplumumuz! Biz; Mûsa’dan
sonra indirilen, kendinden öncekini doğrulayan, hakka ve dosdoğru yola ileten
bir Kitap dinledik.” “Ey toplumumuz! Allah’ın davetçisine uyun, ona
iman edin ki Allah, günahlarınızdan bir kısmını bağışlasın ve sizi acıklı bir
azaptan korusun!” 46. sure (AHKAF) 29-31. ayet (Resmi:
46/İniş:66/Alfabetik:3)




De ki: “Cinlerden bir topluluğun dinleyip
şunu söyledikleri bana vahyolundu: ‘Gerçekten biz, hayranlık verici bir Kur’an
dinledik.” “Doğruya ve hayra kılavuzluyor. Biz de inandık ona. Artık
Rabbimize hiç kimseyi asla ortak koşmayacağız.” “Rabbimizin
adı/kudreti/işi/gayreti çok yücedir. O, ne bir dişi dost edinmiştir ne de bir
çocuk.” “Doğrusu, bizim beyinsiz, Allah hakkında saçma lakırdı
ediyormuş.” “Biz sanmıştık ki, ne insanlar ne de cinler Allah
hakkında asla yalan söylemezler.” 72. sure (CİN) 1-5. ayet (Resmi:
72/İniş:40/Alfabetik:16)
 

(7) 
Cinler, Allah’a Ortak Koşuldular




Allah’a bir de cinleri/gözle görülmeyen
yaratıkları ortak koştular. Oysaki, onları O yaratmıştır. Bilgisizce O’na
oğullar ve kızlar isnat etme saçmalığını gösterdiler. Şanı yücedir O’nun!
Onların nitelemelerinin ötesindedir O! 6. sure (EN’ÂM) 100. ayet (Resmi:
6/İniş:55/Alfabetik:20)




Melekler derler ki: “Tespih ederiz seni!
Bizim Velî’miz sendin, onlar değil. Doğrusu şu ki, onlar cinlere tapıyorlardı.
Onların çoğu cinlere iman etmekteydi.” 34. sure (SEBE’) 41. ayet (Resmi:
34/İniş:58/Alfabetik:91)
 

Allah’la cinler arasında bir nesep oluşturdular.
Yemin olsun, cinler de bilmiştir kendilerinin Allah huzuruna mutlaka
getirileceklerini/cinler de bilmiştir, bunların Allah’ın huzuruna mutlaka
çıkarılacaklarını. 37. sure (SÂFFÂT) 158. ayet (Resmi: 37/İniş:56/
Alfabetik:90)




(8) 
Cinler, gaybı bilmezler




Sonunda, Süleyman için ölüm hükmünü
verdiğimizde, onun ölümünü, değneğini yiyen dâbbetül arzdan/ağaç kurtçuğundan
başkası onlara göstermedi. Süleyman yere yığılınca, açıkça anlaşıldı ki, eğer
cinler gaybı bilmiş olsalardı, o alçaltıcı azap içinde bekleyip durmazlardı.
34. sure (SEBE’) 14. ayet (Resmi: 34/İniş:58/Alfabetik:91)




(9) 
Cinler, İnsanlar Gibi Sorumlu Varlıklardır, Kulluk İçin
Yaratılmışlardır, Hesaba Çekileceklerdir




Gün olur şöyle diyerek onları huzurunda toplar:
“Ey cinler/görünmez varlıklar topluluğu! Şu insanlara gerçekten çok
ettiniz/insanların birçoğuna göz diktiniz.” Onların insanlardan olan
dostları şöyle derler: “Rabbimiz, kimimiz kimimizden yararlanmıştı. Bizim
için belirlediğin sürenin sonuna geldik.” Buyurur ki: “Barınağınız
ateştir. Dilediğim zamanlar hariç orada süreklisiniz.” Senin Rabbin
Hakîm’dir, Alîm’dir. 6. sure (EN’ÂM) 128. ayet (Resmi: 6/İniş:55/Alfabetik: 20)




Ey cinler ve insanlar topluluğu! İçinizden, size
ayetlerimi anlatan ve şu gününüzle yüz yüze geleceğiniz hususunda sizi uyaran
resuller gelmedi mi? “Kendi aleyhimize tanıklık ettik.” dediler.
İğreti hayat onları aldattı da küfre saptıklarına ilişkin, öz benlikleri
aleyhinde tanıklık ettiler. 6. sure (EN’ÂM) 130. ayet (Resmi:
6/İniş:55/Alfabetik:20)
 

Yemin olsun ki biz, insanlardan ve cinlerden
birçoğunu cehennem için yarattık. Kalpleri var bunların, onlarla anlamazlar;
gözleri var bunların, onlarla görmezler; kulakları var bunların, onlarla
işitmezler. Davarlar gibidir bunlar. Belki daha da şaşkın. Gafillerin ta
kendileridir bunlar. 7. sure (A’RAF) 179. ayet (Resmi: 7/İniş:39/Alfabetik:9)




Rabbinin rahmet ettikleri müstesna. O, onları
işte bunun için yaratmıştır. Rabbinin, “Yemin olsun ben cehennemi, tümden
insanlar ve cinlerle dolduracağım!” sözü tamamlanacaktır. 11. sure (HÛD)
119. ayet (Resmi: 11/İniş:52/Alfabetik:38)




Biz dileseydik, her benliğe hidayetini elbette
verirdik. Fakat benden şu yolda söz hak olmuştur: “Yemin olsun, cehennemi
tamamıyla cinlerden ve insanlardan dolduracağım.” 32. sure (SECDE) 13.
ayet (Resmi: 32/İniş:75/Alfabetik:92)
 

Biz onları birtakım yakınlarla/dostlarla
çevreleyip sardık da onlar, önlerinde ve arkalarında ne varsa bunlara süslü
gösterdiler. Kendilerinden önceki cin ve insan ümmetleri için hak olan söz,
bunlar aleyhine de hak oldu. Çünkü bunlar, hüsrana uğrayanlardı. 41. sure
(FUSSİLET) 25. ayet (Resmi: 41/İniş:61/Alfabetik:30)




O küfre sapanlar şöyle diyecekler:
“Rabbimiz, cinlerden ve insanlardan bizi saptıranları bize göster ki,
onları ayaklarımızın altına alalım da en aşağıda kalanlardan olsunlar.”
41. sure (FUSSİLET) 29. ayet (Resmi: 41/İniş:61/Alfabetik:30)
 

İşte bunlar, kendilerinden önce gelip geçmiş cin
ve insan ümmetleri içinde, üzerlerine azap hak olanlardır. Hiç kuşkusuz onlar,
hüsrana uğrayanlardır. 46. sure (AHKAF) 18. ayet (Resmi: 46/İniş:66/Alfabetik:3)




Yoldaşı dedi ki: “Rabbimiz, onu ben
azdırmadım. Onun kendisi, dönüşü olmayan bir sapıklık içindeydi.” 50. sure
(KAF) 27. ayet (Resmi: 50/İniş:34/Alfabetik:49)




O gün günahlarından ne cin sorguya çekilir ne de
insan. 55. sure (RAHMÂN) 39. ayet (Resmi: 55/İniş:89/Alfabetik:86)
 

(10) 
Cinler, İnsanlar gibi Allah’a Kulluk için Yaratılmışlardır




Ben, cinleri ve insanları bana ibadet
etmeleri/benim için iş yapıp değer üretmeleri dışında bir şey için yaratmadım.
51. sure (ZÂRİYÂT) 56. ayet (Resmi: 51/İniş:67/Alfabetik:111)
 

(11) 
Cinlere İçlerinden Kendilerini Uyaran Resuller Gelmiştir:




Ey cinler ve insanlar topluluğu! İçinizden, size
ayetlerimi anlatan ve şu gününüzle yüz yüze geleceğiniz hususunda sizi uyaran
resuller gelmedi mi? “Kendi aleyhimize tanıklık ettik.” dediler.
İğreti hayat onları aldattı da küfre saptıklarına ilişkin, öz benlikleri
aleyhinde tanıklık ettiler. 6. sure (EN’ÂM) 130. ayet (Resmi:
6/İniş:55/Alfabetik:20)




Bir zaman, cinlerden bir topluluğu, Kur’an’ı
dinlemeleri için sana yöneltmiştik. Onu dinlemeye hazır hale geldiklerinde:
“Susup dinleyin!” dediler. Dinleme bitirilince de uyarıcılar olarak
kendi toplumlarına döndüler. Dediler ki: “Ey toplumumuz! Biz; Mûsa’dan
sonra indirilen, kendinden öncekini doğrulayan, hakka ve dosdoğru yola ileten
bir Kitap dinledik.” “Ey toplumumuz! Allah’ın davetçisine uyun, ona
iman edin ki Allah, günahlarınızdan bir kısmını bağışlasın ve sizi acıklı bir
azaptan korusun!” 46. sure (AHKAF) 29-31. ayet (Resmi:
46/İniş:66/Alfabetik:3)
 

“Şu da bir gerçek ki, bizden hayra
yönelenler/barışçılar vardır; ama bizden, başka türlü olanlar da vardır. Dilim
dilim yollar olmuşuz biz.” “Ve biz şunu sezdik: “Biz yeryüzünde
Allah’ı asla âciz bırakamayız; kaçarak da onu âciz bırakamayız.” “Biz,
doğruya ve güzele kılavuzlayanı dinleyince, ona inandık. Rabbine inanan kişi ne
hakkının eksik verilmesinden korkar ne de tecavüze uğrayıp kuşatılmaktan.”
“Nihayet, bizden Allah’a teslim olanlar da var, haksızlığa sapıp çizgiden
çıkanlar da var. Allah’a teslim olanlar, işte onlar, doğruyu ve hayrı
aramışlardır. “Haksızlığa sapanlar ise cehenneme odun olmuşlardır.”
72. sure (CİN) 11-15. ayet (Resmi: 72/İniş:40/ Alfabetik:16)




(12) 
Cinlerin İçinde Müslümanları ve Kâfirleri Vardır:
 

“Şu da bir gerçek ki, bizden hayra
yönelenler/barışçılar vardır; ama bizden, başka türlü olanlar da vardır. Dilim
dilim yollar olmuşuz biz.” “Ve biz şunu sezdik: “Biz yeryüzünde
Allah’ı asla âciz bırakamayız; kaçarak da onu âciz bırakamayız.”
“Biz, doğruya ve güzele kılavuzlayanı dinleyince, ona inandık. Rabbine
inanan kişi ne hakkının eksik verilmesinden korkar ne de tecavüze uğrayıp
kuşatılmaktan.” “Nihayet, bizden Allah’a teslim olanlar da var,
haksızlığa sapıp çizgiden çıkanlar da var. Allah’a teslim olanlar, işte onlar,
doğruyu ve hayrı aramışlardır. “Haksızlığa sapanlar ise cehenneme odun
olmuşlardır.” 72. sure (CİN) 11-15. ayet (Resmi: 72/İniş:40/ Alfabetik:16)




(13) 
Cinlerin İçinde, İnsanlar Gibi Haklarında Azap Sözü Hak Olanları Vardır
 

İşte bunlar, kendilerinden önce gelip geçmiş cin
ve insan ümmetleri içinde, üzerlerine azap hak olanlardır. Hiç kuşkusuz onlar,
hüsrana uğrayanlardır. 46. sure (AHKAF) 18. ayet (Resmi:
46/İniş:66/Alfabetik:3)




(14) Cinlerin Allah’la Soy Bağları Yoktur,
Huzura Celbedileceklerini Bilirler
 

Allah’la cinler arasında bir nesep oluşturdular.
Yemin olsun, cinler de bilmiştir kendilerinin Allah huzuruna mutlaka
getirileceklerini/cinler de bilmiştir, bunların Allah’ın huzuruna mutlaka
çıkarılacaklarını. 37. sure (SÂFFÂT) 158. ayet (Resmi: 37/İniş:56/Alfabetik:90)




(15)  Cinler,
Allah Katından Uzaklaştırılmışlardır
 

Kesinlikle şöyle diyeceklerdi: “Bizim
gözlerimiz döndürüldü, bakışlarımız sarhoş edildi. Belki de biz büyüye
çarptırılmış bir toplumuz.” Yemin olsun, biz gökte burçlar oluşturduk ve
onu/onları, seyredenler için süsledik. Ve onu/onları, her kovulup taşlanmış
şeytandan koruduk. Ancak kulak hırsızlığı eden olur; onun peşine de parlak bir
ateş alevi düşer. 15. sure (HİCR) 15-18. ayet (Resmi: 15/İniş:54/Alfabetik:36)




Onu şeytanlar indirmedi. Onlara yaraşmaz, zaten
güçleri de yetmez. Çünkü onlar, dinleyişten azledilmişlerdir. 26. sure (ŞUARA)
210-212. ayet (Resmi: 26/İniş:47/Alfabetik:94)
 

Biz o yakın göğü bir süsle, yıldızlarla süsleyip
donattık. Ve her türlü inatçı, âsi şeytandan koruduk. Onlar ne kadar
çırpınsalar da o yüce konseyi dinleyemezler. Ve her taraftan atışa tutulurlar;
Kovulurlar. Ve onlar için, yakalarını bırakmayan bir azap vardır. Yüce
konseyden bir söz çalıp çarpan olabilirse de onun peşine hemen delici, alevli
bir yıldız takılır. 37. sure (SÂFFÂT) 6-10. ayet (Resmi:
37/İniş:56/Alfabetik:90)




“Biz göğe gerçekten dokunduk da onu titiz
ve güçlü bekçilerle ve kayıp giden ışınlarla/alevlerle doldurulmuş
bulduk.” “Biz eskiden, onun, dinlemek için oturulan yerlerinde
otururduk. Ama şu anda kim dinlemeye kalksa kendisini gözetleyen bir alev/ışık
bulur.” “Doğrusu, bilmiyoruz, yeryüzündeki şuurlulara şer mi istendi,
yoksa Rableri onlar için doğru ve güzel olanı mı istemiştir.” “Şu da
bir gerçek ki, bizden hayra yönelenler/barışçılar vardır; ama bizden, başka türlü
olanlar da vardır. Dilim dilim yollar olmuşuz biz.” 72. sure (CİN) 8-11.
ayet (Resmi: 72/İniş:40/Alfabetik:16)




(16) 
Cinler, Hz Süleyman’ın Emrinde Ona Hizmet Ettiler, Cinlere Sığınmak
Yararsızdır, Gaybı da Bilmezler
 

Cinlerden, insanlardan ve kuşlardan orduları,
Süleyman’ın huzurunda bir araya getirildi. Onlar, düzenli bir biçimde sevk
ediliyorlardı. 27. sure (NEML) 17. ayet (Resmi: 27/İniş:48/Alfabetik:81)




Cinlerden bir ifrit şöyle dedi: “Sen daha
makamından kalkmadan, onu sana getirebilirim. Ben bunu yapacak güçteyim ve
gerçekten güvenilir biriyim.” 27. sure (NEML) 39. ayet (Resmi:
27/İniş:48/Alfabetik:81)
 

Süleyman için de sabah gidişi bir ay, akşam
dönüşü bir ay olan rüzgârı görevlendirdik. Onun için erimiş katran/bakır
kaynağını sel gibi akıttık. Cinlerden öylesi vardı ki, Rabbinin izniyle onun
önünde iş yapardı. Onlardan hangisi buyruğumuzdan yan çizse, alevli ateş
azabını kendisine tattırdık. Onlar Süleyman için, mihraplardan/kalelerden,
heykellerden, havuzlar gibi çanaklardan, yerinden kaldırılamaz kazanlardan ne
dilerse yaparlardı. Ey Davûd ailesi, şükür olarak iş yapın! Kullarım içinden
şükredenler o kadar az ki! Sonunda, Süleyman için ölüm hükmünü verdiğimizde,
onun ölümünü, değneğini yiyen dâbbetül arzdan/ağaç kurtçuğundan başkası onlara
göstermedi. Süleyman yere yığılınca, açıkça anlaşıldı ki, eğer cinler gaybı
bilmiş olsalardı, o alçaltıcı azap içinde bekleyip durmazlardı. 34. sure
(SEBE’) 12-14. ayet (Resmi: 34/İniş:58/Alfabetik:91)




“Gerçek şu ki, insanlardan bazı erkekler,
cinlerden bazı erkeklere/cinlerin şerrinden bazı erkeklere sığınırlardı da
onların şımarıklık ve azgınlığını artırırlardı.” 72. sure (CİN) 6. ayet
(Resmi: 72/İniş:40/Alfabetik:16)
 

c)  İfrit




Cinlerden bir ifrit şöyle dedi: “Sen daha
makamından kalkmadan, onu sana getirebilirim. Ben bunu yapacak güçteyim ve
gerçekten güvenilir biriyim.” 27. sure (NEML) 39. ayet (Resmi:
27/İniş:48/Alfabetik:81)




RESUL KUR’AN’IN KUR’AN MESAJLARI – M. Kemal Adal 

Selam…




T.C. / M.
Kemal Adal
 

https://kemaladal.blogspot.com.tr/




google.com/+MKemalAdal