Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara

ABD’nin 2016 dini özgürlükler raporunda Türkiye

 

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın 19 yıldır geleneksel olarak
yayınladığı Uluslararası Dini Özgürlükler Raporu’nun sonuncusu salı günü
yayınlandı. Raporu kameraların karşısında kamuoyuna duyuran ABD Dışişleri
Bakanı Rex Tillerson, Trump yönetiminin dünyada dini özgürlüklerin savunulması
prensibine bağlı olduğunu belirterek Amerikan medyasındaki eleştirilere yanıt
verdi. 2016 raporunun Türkiye bölümünde ise 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında
kamuoyunda hakim olan atmosfere yer verildi.

 

199 ülkeyi kapsayan
‘2016 Uluslararası Dini Özgürlükler’ raporunun en vahim boyutunun Suriye ve
Irak’ta dini kullanarak katliamlar yapan DEAŞ terörü olduğuna dikkat çeken
Tillerson, şöyle konuştu:

 

“Var olan yasalar
eldeki bulgularla karşılaştırıldığında bizi ulaştırdığı sonuç şu; DEAŞ açıkça
kontrol ettiği alanlardaki Yezidiler, Hıristiyanlar ve Şii Müslümanlara yönelik
soykırımlardan sorumludur. DEAŞ aynı zamanda insanlığa karşı işlenmiş suçlardan
ve bahsi geçen gruplara yönelik etnik temizlik kampanyalarından da sorumludur.
Bu grupların ve radikal şiddete maruz kalan diğerlerinin korunması Trump
yönetimi için bir öncelikli insan hakları sorunudur. Bizler sözde
halifeliklerini yıkmak üzere DEAŞ’a karşı savaşta başarı sağladıkça teröristler
farklı dini ve etnik grupları kaçırma, tecavüz, kaçırma, esaret ve öldürme
yoluyla hedef almayı sürdürüyor.”

 

SUR, AYASOFYA VE PATRİKHANE VURGULARI

 

2016 raporunun Türkiye
bölümünde ise 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında kamuoyunda hakim olan
atmosfere yer verildi. Washington’ın Diyarbakır Sur’da PKK ile çatışmalarda
büyük zarar gördükten sonra kamulaştırma yoluyla el konulan kiliselerin bir an
önce bağlı oldukları vakıflara iadesine yönelik beklentisine de geniş yer
verildi. Son dönemde bazı grupların camiye dönüştürülmesi için kampanya
yürüttüğü Ayasofya’nın birlikte yaşamanın sembolü olarak muhafazasının önemi de
raporda ısrarla altı çizilen konulardan biri oldu. ABD’nin Türk hükümetine
Fener Rum Patrikhanesi’nin ‘ekümenik’ sıfatının tanınması ve Heybeliada Ruhban
Okulu’nun açılmasına yönelik mutat çağrıları da raporda yer aldı.

 

TÜRKİYE’NİN DİNİ YAPISI

 

ABD hükümeti Haziran
2016 itibarıyla Türkiye nüfusunun 80.3 milyon olduğunu tahmin ediyor. Türk
hükümetine göre nüfusun yüzde 99’u Müslüman. Müslümanların yüzde 77.5’i de Hanefi
Sünni. Diğer dinlerin temsilcilerine göre Müslümanlar dışındaki dinlere mensup
kişilerin Türkiye’deki oranı yüzde 0.3. Son kamuoyu araştırmalarına göre
Türkiye nüfusunun yaklaşık yüzde 2’si ateist. Alevi vakıfların yöneticilerine
göre ise Türkiye’de Alevi toplumu Türkiye nüfusunun yüzde 25 ila 31’ine denk
geliyor.

 

‘2016 Uluslararası
Dini Özgürlükler’ raporunun 22 sayfalık Türkiye bölümünde öne çıkan tespitler
şöyle sıralandı:

 

15 BİN RUS ORTODOKS, 300 MORMON

 

– Hükümet gayrimüslim
toplulukların – özellikle de Lozan Anlaşması’nda belirtilmeyenlerin – haklarını
sınırlamayı sürdürdü.

 

– Gayrimüslim gruplar
çoğunlukla İstanbul ve diğer büyük şehirlerde yaşıyor. Net sayılarını
bilmiyoruz ama cemaatlerin kendilerindeki verilere göre yaklaşık 90 bin
Ortodoks Ermeni var; bunların 60 bini vatandaş, 30 bini ise yasadışı göçmen).
Türkiye’deki diğer gayri-Müslim toplulukların sayıları şöyle; 17 bin Yahudi, 25
bin Roman Katolik, 25 bin Suriyeli Ortodoks (Süryani olarak da bilinirler), 15
bin Rus Ortodoks (yakın zamanda Rusya’dan göç edip oturma izni alanlar), 10 bin
Bahai, 22 bin Yezidi, 5000 Yehova Şahidi, 2000 Ortodoks Rum. Mormonlar ise
Türkiye’de yaklaşık 300 üyesinin olduğunu tahmin ediyor.

 

– Aleviliği
Müslümanlığın bir kolu olarak nitelendiren hükümet, Aleviler için kutsal cem
evlerini ibadet yerleri olarak tanımamayı sürdürdü. Alevi derneklerin
yöneticilerine göre ülke genelinde 2500 ila 3000 arasında cemevi var ve bu sayı
Alevi toplumunun ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak. Devlet Alevilerin Diyanet’in
açtığı camilerde ibadet yapmasını öngörüyor.

 

– 2016 eylülünde
terör propagandası yapan yayın kuruluşlarını kapatmak üzere çıkartılan bir KHK
ile kapatılan 20 televizyon ve radyo arasında Alevilerin sahip olduğu Yol TV de
vardı. RTÜK, ‘Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hakaret, toplumda eşitsizliği özendirme
ve terör örgütlerini övme’ gibi suçlamalarla Yol TV’yi kapattı.

 

AİHM KARARINA RAĞMEN DEVAM EDİYOR

 

– 2016 sonu
itibarıyla hükümet hala Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Alevilerin
açtığı davada aldığı zorunlu din dersinin eğitim özgürlüğünü ihlal ettiğine
ilişkin kararını uygulamamıştı. Zorunlu din dersleri 4 ila 8. sınıflar arasında
haftada 2 saat, 9 ila 12. sınıflar arasında ise haftada bir saat. Sadece
Hıristiyan ya da Yahudi öğrenciler din derslerinden muaf tutulmak için
başvuruda bulunabiliyor. Ateistler, agnostikler, Aleviler, Yezidiler, Bahailer
ya da nüfus cüzdanında din hanesini boş bırakan diğerleri zorunlu din
derslerinden muafiyet talep edemiyor.

 

– Erkekler için
mecburi hizmet olan askerlikte ‘vicdani red’e ilişkin bir düzenleme yok. Dini
inançları nedeniyle askerlik yapmayı reddedenler askeri ve sivil mahkemelerde 2
aydan 2 yıla kadar hapis cezası ile yargılanıyor.

 

DARBE TEŞEBBÜSÜ SONRASI ATMOSFER

 

15 Temmuz’un elebaşı
Fetullah Gülen ve FETÖ’nün ‘terörist’ olarak anılmamasının dikkat çektiği
raporda, darbe teşebbüsü sonrası atmosfere ilişkin şu ifadeler yer aldı:

 

– Medyaya göre
Müslüman din adamı Fetullah Gülen’in hareketinden etkilenen insanların sayısı
200 bin ile 4 milyon arasında olabilir.

 

– Hükümet olağanüstü
hal yetkileriyle 2016’daki darbe girişiminin faili olarak gördüğü Gülen
hareketi ile bağlantılı oldukları iddiasıyla 3500’ü Diyanet’ten olmak üzere 75
bin kamu görevlisini ve bazı yabancıları ya göz altına aldı ya işten attı.
Tutuklananların resmi sayısı ise 41 bin oldu.

 

– 15 Temmuz darbe
girişiminin ardından 1043 özel okul, hükümetin terör örgütü ilan ettiği
Fetullah Gülen hareketi ile ilişkili. Hükümet bu okulların bir kısmını imam
hatibe dönüştürdü.

 

– 15 Temmuz darbe
girişiminin ardından Diyanet darbe girişiminde bulunan askerlerin cenaze
namazının kılınmayacağını açıkladı. Bu Türkiye’de Diyanet’in bir grup insana
cenaze hizmeti vermediği ilk durum oldu.

 

– Aralık 2016’da
Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu Fetullah Gülen için “ABD’de ölüp
gidecek ve Yahudi mezarlığına gömülecek” dedi.

 

– Hükümet yanlısı
haber yorumcuları 15 Temmuz darbecilerini Yahudi ve Hıristiyan gruplarla, hatta
Fener Rum Patrikhanesi ile ilişkilendiren haberler yayınladı. Akşam Gazetesi
ABD’nin eski Yemen Büyükelçisine dayandırdığı yalan haberde ekümenik Patrik
Bartholomeus’un darbecilere yardım ettiğini ileri sürdü. Bu iddia Büyükelçi ve
Patrikhane tarafından derhal yalanlandı.

 

– Yeni Şafak’tan bir
köşe yazarı Fetullah Gülen’in annesinin Yahudi olduğunu ileri sürdüğü yazısında
15 Temmuz darbecilerini Yahudilerle ilişkilendirdi.

 

– Vahdet
Gazetesi’nden bir köşe yazarı Kuzey Afrika’daki goril ve maymunların
lanetlenmiş Yahudiler olduğunu yazdı.

 

– Darbe girişiminin
ardından Yahudi cemaatine yönelik şiddet tehdidi oldu, Yahudi karşıtlığı içeren
söylemler yaygın olarak kullanıldı. Yahudi okullarına yönelik tehditler
nedeniyle hükümet buralarda güvenlik önlemlerini arttırdı.

 

– Aleviler ve
Hıristiyanlar düzenli olarak ayrımcılık ve nefret söylemine maruz kaldıklarını
bildirdi. Protestan, Katolik ve Alevi ibadet yerlerine yönelik bazı saldırılar
oldu. 15 Temmuz gecesi darbeye karşı destek isteyen ve minarelerden sela okuyan
60’a yakın cami imamına saldırı haberleri medyada yer aldı.

 

– Olağanüstü hal
ilanından sonra ülkedeki Hıristiyan gruplarla bağlantılı bazı kişiler gözaltına
alındı, tutuklandı ya da ülkeye girişleri engellendi. 7 Ekim’de İzmir’de 20
yıldır Türkiye’de yaşayan ve çalışan bir pastör ve eşi göz altına alındı. 19
Ekim’de eş serbest bırakıldı ancak pastör 9 Aralık’ta silahlı bir terör
örgütüne üye olduğu suçlamasıyla tutuklandı. Bazı Hıristiyan misyonerler
geçerli oturma izinlerine rağmen önceden bildirim yapılmadan sınır dışı
edildiler. Bu eylemlerine sınırlı bir izahat getiren hükümet, Hıristiyan
karşıtlığı gibi bir motivasyonu olmadığını savundu.

 

DİN ADAMI YETİŞTİRME KRİTERLERİ

 

– Hükümet Sünni
Müslüman din adamlarını kendi eğitiyor ancak diğer dini toplulukların din adamı
yetiştirmesine ve ibadet yerleri açmasına izin vermediği gibi yeni camilerin
inşaatı için finansman sağlıyor. Türkiye’de Sünni Müslümanlar dışındaki dini
grupların din adamı yetiştirme kriterleri YÖK tarafından belirleniyor. İlahiyat
fakültesi olmayan Rum Ortodoks ve Ermeni Ortodoks Patrikhaneleri kendi din
adamlarını yetiştiremiyor. Ekümenik Patrik Bartholomeus yıllardır Heybeliada
Ruhban Okulu’nun bağımsız bir kurum olarak açılması için Türk hükümetine çağrı
yapıyor.

 

TÜRK HÜKÜMETİ ‘EKÜMENİK PATRİK’İ TANIMIYOR

 

– Hükümet dünyadaki
300 milyon Ortodoks Hıristiyan’ın lideri olan Ekümenik Patrik’i tanımamayı
reddediyor. Türkiye patrikhanenin ‘ekümenik’ olmadığı, sadece ülkedeki Rum
Ortodoks azınlığın lideri olduğuna ilişkin pozisyonunu korudu. Hükümet yalnızca
Türk vatandaşlarının patrikhane seçiminde oy kullanabilmesine izin veriyor
ancak 2011’de anlaşılan çözüm çerçevesinde bir sonraki patriği çıkartacak aday
havuzunu genişletmek için bazı Rum Ortodoks metropolitlere vatandaşlık verme
uygulamasına devam edildi.

 

FENER RUM PATRİKHANESİ’NİN YASAL KAZANIMLARI İÇİN İPTAL BAŞVURUSU

 

– Nisan 2016’da
İstanbul Orman Müdürlüğü, 2012’deki Fener Rum Patrikhanesi’ne iki mülkünü iade
eden kararın iptali için başvuruda bulundu. Söz konusu iki mülkten birisi
Heybeliada Ruhban Okulu’nun üzerinde bulunduğu tepe.

 

SELİN SAYEK BÖKE DE RAPORDA

 

– Şubat 2016’da
hükümet tarafından kayyum atanan gazetelerden biri dönemin CHP Sözcüsü Selin
Sayek Böke’nin dini kimliğinin parti içinde ciddi rahatsızlık yarattığına
dikkat çekti. Böke’nin seçmenlerine göre bu kendisini dini inançları üzerinden
itibarsızlaştırmaya yönelik bir girişimdi.

 

TARİKAT YASAĞI UYGULANMIYOR

 

– Hükümet Türkiye’deki
tarikat ve cemaatlere yönelik resmi yasağı zorlamıyor; bu gruplar yaygın ve
aktif olmayı sürdürüyor.

 

– Ocak 2016’da hükümet
kamu görevlilerinin Cuma günleri öğle aralarında Cuma namazına gidebileceğini
duyurdu. Ağustos 2016’da ise hükümet kadın polislerin başörtüsü kullanmasına
ilişkin yasağı kaldırdı.

 

ZORUNLU İMAM HATİPLERE DİKKAT ÇEKİLDİ

 

– Hükümet, devlet
liselerine sınırlı sayıda öğrenci kabul ederek TEOG sınavında iyi puan alamayan
on binlerce öğrenciyi devlet eliyle işletilen din okulları olan imam hatiplere
gitmek zorunda bıraktı. Bazı düz liseler imam hatiplere çevrildiği için coğrafi
olarak o okullara gitmek zorunda olan ancak dini eğitim tercih etmeyen öğrenciler
imam hatiplere maruz bırakıldı. İmam hatiplere kayıtlı öğrenci sayısı bir yılda
100 binlik artışla 1 milyondan 1.1 milyona çıktı. Laik düşüncedeki velilerin
eleştirileri hükümetin eğitim politikasında laiklik yerine dini eğitimi tercih
ettiğine ilişkin endişeler içeriyor.

 

– Haziran 2016’da bir
ilahiyat profesörü TRT ekranında ‘namaz kılmayanlar hayvandır’ dedi. Laikler,
Aleviler ve hatta Diyanet profesörü eleştirdi.

 

HÜKÜMET VERDİĞİ SÖZLERİ TUTMADI

 

– Diyarbakır’ın Sur
Belediyesi içindeki Kurşunlu ve Hasırlı camiileri ile Surp Giragos Ermeni
Kilisesi, Mar Petyun Keldani Kilisesi, Süryani Protestan Kilisesi ve Ermeni
Katolik Kilisesi Aralık 2015 ile Mart 2016 arasında hükümet ile PKK arasında
süren çatışmalardan şiddetli biçimde etkilendi. Mart ayında hükümet bu alanları
kamulaştırmak üzere bir kararname çıkarttı. Daha önce kamulaştırılan Süryani
Meryem Ana Kilisesi ve Diyarbakır Protestan Kiliesi ile birlikte Sur’daki
çatışma sonrası kamulaştırılan mülk sayısı 6300’ü buldu. Dönemin Başbakanı
Ahmet Davutoğlu ve Vakıflar Genel Müdürü kamulaştırmanın yeniden yapılandırma
için yapıldığını savundular, tadilattan sonra mülklerin sahiplerine iade
edileceğini söylediler. Bahsedilen kiliselerin vakıfları kamulaştırmalar için
dava açtı. 2016 sonu itibarıyla davalar sürüyordu ve hükümet el koyduğu
mülklerle ilgili tazminat da ödemedi. Hükümet kamulaştırılan bazı mülklerin
Kültür Bakanlığı koordinasyonunda Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restore
edileceğini duyurdu.

 

– Hükümet bugüne kadar
el koyduğu mülklerin hiçbirisini aynı yıl içinde iade etmedi. 2011 yılından
bugüne kadar Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne el konulan mülkleri nedeniyle tazminat
talebi yapılan başvuruların sayısı 1560. Vakıflar sadece 333 mülkü iade etti ve
sadece 21 mülk için tazminat ödedi. Diğer başvuruların tümü tazminat
yasasındaki kriterleri karşılamadıkları gerekçesiyle reddedildi. Aynı yasada
öngörülen başvuru süresi geçtiği için de dini vakıfların hiçbiri yeni başvuruda
bulunamıyor.

 

İBADET YERİ KRİTERLERİ

 

– Gayri-Müslim
gruplara ibadet izni için öne sürülen kriterlerin hiçbiri camiler için geçerli
değil. Protestan gruplara göre kilise inşa edebilmek için en az 2500
metrekarelik bir alan olması şart ancak öte yandan camiler bu ölçüden çok küçük
alanlara, alışveriş merkezlerinden havaalanlarına her yere inşa edilebiliyor.
Diyanet’e bağlı cami sayısı 86 bin 762. Diyanet’in maaşını ödediği personel
sayısı 2002’de 74 bin 379 iken 2015 sonunda 117 bin 378’e ulaştı. Hükümet diğer
dini gruplara mensup din adamlarının ya da personelin maaşlarını ödemiyor.

 

‘AYASOFYA KORUNSUN’

 

– İslami gruplar
Ayasofya’da dahil bazı Ortodoks kiliselerin camiye dönüştürülmesine yönelik
kampanya yapmayı sürdürdü. 50 yıldır müze olarak kullanılan Trabzon’daki
Ayasofya Kilisesi’nin 2013 yılında camiye dönüştürülmesinin ardından diğer
kiliselerle ilgili kampanyalar yoğunlaştı. 28 Mayıs 2016’da binlerce kişi
İstanbul’un fethinin 563. yıldönümü nedeniyle Ayasofya önünde namaz kıldı.

 

– ABD Büyükelçisi,
büyükelçiliği ve konsolosluk yetkilileri yıl boyunca Türk Dışişleri Bakanlığı, Diyanet
ve Vakıflar Genel Müdürlüğü yetkilileriyle yaptıkları görüşmelerde dini
gruplara yönelik nefret söyleminin kınanmasının önemini gündeme getirdi.
Hükümetten söz konusu grupların dini özgürlüklerini kullanması önündeki
sınırlamaların  kaldırılması ve mülk sorunlarının çözülmesini de talep
ettiler.

 

– İstanbul
Başkonsolosu görüşmelerinde Ayasofya’nın birlikte yaşamanın sembolü olarak
tarihsel önemine dikkat çekti. Adana Başkonsolosu Diyarbakır’da kamulaştırma
yoluyla el konulan kiliselerin bir an önce iadesini istedi. Washington’da Türk
yetkililerle yapılan temaslarda Dışişleri Bakanı Tillerson ve vekili Heybeliada
Ruhban Okulu’nun açılması beklentisini dile getirdiler.

 

ABD’YE GÖRE SURİYE’NİN DİNİ YAPISI

 

Raporun Suriye
bölümünde ülkenin nüfusu 2016 Haziran’ı itibarıyla 17.2 milyon olarak
belirtildi. Savaştan kaçmaya devam edenler nedeniyle bu rakamın düşmekte olduğu
ve demografik analiz yapmanın zorluğu vurgulandı. Ancak ABD hükümetine göre
Suriye nüfusunun yüzde 74’ünün Sünni. Aleviler, Şiiler, Türkmenler ise nüfusun
yüzde 13’ünü oluşturuyor. Nüfusun yüzde 3’ü Dürzi, yüzde 10’u ise Hıristiyan.
Raporda DEAŞ şiddeti nedenle kaçtıkları için Hıristiyan nüfusun ciddi oranda
azalmış olabileceği tespiti de var. Savaş öncesinde Suriye’de Yezidilerin 80
bin kişi civarında olduğu, ancak DEAŞ infazları nedeniyle Irak’tan kaçan
Yezidilerin buraya gelmesi nedeniyle bu rakamın artmış olma ihtimalinin yüksek
olduğu da belirtildi.

 

ESAD REJİMİNİN DİNİ PROPAGANDA TAKTİKLERİ

 

Raporda Alevi Esad
rejiminin kendisine mezhebi destek sağlamak için diğer dini gruplara yönelik
nefret söylemini desteklediğine atıf var. Esad yönetiminin kendisini radikal
dini akımların hedefi olan bölgedeki en ılımlı hükümet olarak göstermek için
farklı taktiklere başvurduğu belirtildi. Rapora göre hapishanelerdeki
cihatçıların ve Selefilerin bilinçli biçimde serbest bırakılarak en radikal
silahlı örgütlere katılmalarının önünün açılması da bu taktiklerden biri.

 

DEAŞ KATLİAMLARA DEVAM EDİYOR

 

Suriye’de DEAŞ ve El
Nusra başta olmak üzere devlet dışı aktörlerin dini motivasyonlu cinayet ve
katliamlarını sürdürdüğü belirtildi. DEAŞ’ın esirlerini Şii ya da Alevi olarak
tanımladığı ve bu nedenle infaz ettiği hatırlatıldı. DEAŞ’ın kontrol ettiği
alanlarda öngördüğü dini ve ahlaki kuralları uymayan Sünni halkı da
cezalandırdığı kaydedildi. DEAŞ’ın ana hedefindeki gruplardan birinin de
kendisine karşı savaşın aktörlerinden YPG olduğuna dikkat çekilen raporda şöyle
denildi: “DEAŞ , medya ve düşünce kuruluşları tarafından ideolojisi laik olarak
tanımlanan YPG’ye din üzerinden saldırmaya devam etti. DEAŞ Suriyeli Kürtlere
ve YPG’ye yönelik savaşını ateist ve kafirlere karşı bir savaş olarak sunuyor”.

 

Cansu ÇAMLIBEL/
WASHINGTON

 

LİNK : http://www.hurriyet.com.tr/abdnin-2016-dini-ozgurlukler-raporunda-turkiye-40551327

 




















































































































































































































































İLGİLİ BİLGİ: https://www.amerikaninsesi.com/a/tillerson-dan-turkiye-ye-dini-ozgurlukler-elestirisi/3986581.html

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış