Hasan Mesut
Önder
: Fransız İstihbaratı
Selçuk Bayraktar’ın Peşinde Olabilir




3 Temmuz 2020


Dün basına yansıyan ve Türkiye’nin Fransa Büyükelçisi
İbrahim Hakkı Musa tarafından da doğrulanan, Fransız istihbaratının dört
kişilik hücresinin çökertildiği bilgisi(eğer haber doğru ise ) dikkatle tahlil
edilmesi gereken bir konu… Haberde dört kişilik bir grubun, “muhafazakar
dernekler, cemaatler ve diyanet işleri” personeli hakkında istihbarat topladığı
belirtildi. Öncelikle, hücrede yer alan ve ajan olarak çalıştırılan isimlerin
vasat düzeyde olduklarını ve Fransız istihbaratının ilgilenebileceği bilgilere
sahip olacak konumda olmadıklarını söylemek gerekir. Basına yansıyan haberlere
göre, Metin Özdemir’e Fransa’da 8 aylık casusluk eğitimi verildiği ve eğitimler
arasında takip, takipten kurtulma, kameralardan kaçma, kelepçeden kurtulmanın
yer aldığı belirtiliyor. Bu haberi derleyen arkadaşların hayal dünyasını
takdirle karşılıyorum; ama böyle bir eğitimin verilmemiş olması güçlü ihtimal…
Çünkü bu isimler bir operasyon ekibi değil, basit mimleyici ara elemanlardır.
Bir eleman şu şekilde işe alınır; farklı çevrelere erişim imkanı olan veya
insan ilişkileri iyi olan bir kişi hedef olarak belirlenir. Sonra temas
kurulup, bir ilişki tesis edilir. İlişki tesis edildikten sonra küçük ve basit
işler verilerek eleman eğitime alınır ve her görüşme bir eğitim sürecidir. Bu
süreçte konuşurken sızdırma tekniğinin nasıl uygulanacağı ve kendisinin bu
tuzağa düşmemesi için nasıl davranacağı, haberleri nasıl derleyeceği, haber derlerken
verileri nasıl eğip büküp yorumlamaması gerektiği öğretilir. Kameralardan kaçıp
kurtulma hususu ise daha ilginçtir; günümüz teknolojisinde radara takıldığınız
zaman bundan kaçabilmeniz mümkün değildir. Bir kez dikkat çekerseniz, iş
yapamaz hale gelirsiniz. Bundan dolayı istihbarat örgütleri,  mümkün
olduğunca çalıştığı bölgede dikkat çekmeyecek en sıradan kişileri
görevlendirir. Yani sinemalardaki James Bond karakteri gerçekten sahaya inse,
birine isim sorsa hemen yakayı ele verir. Habere konu olduğu üzere Metin
Özdemir’den istenen, haftada iki üç adres verilerek buraların
fotoğraflanmasının istenmesi, elemanın iş yapma isteğini ölçmeye yönelik eğitim
süreçleridir. İşe ısınmadan hiçbir kaynağa fazla sorumluluk yüklenmez. Çünkü
eleman o süreçte ne yaptığının doğru düzgün farkında bile değildir. İsrailli
istihbaratçılar, bir kaynağın gerçek bir ajan olabilmesi için yaptığı işin
farkında olacağı bir kriz durumunu yaşaması gerektiğini söyler. Ülkesine ihanet
ile zaafları arasında gidip geldiği süreçte yaşadığı psikolojik gerilimi
yönetebilirse, kaynak kullanıma hazır demektir. Bu krizler, bazı zamanlarda
kaynak yöneticisi tarafından kurgulanabilmektedir. Belli eğitim sürecinden
sonra kaynağın gerçekten sadık olup olmadığı kontrollü krizler ile ölçülür ve nasıl
davrandığı izlenir. Yani, habere konu olan Fransız istihbaratçı ve Metin
Özdemir arasındaki “yüzümü gördün bize çalışmazsan, sonucuna katlanırsın”
sözünün sebebi, kaynağın ne kadar sadık olduğunu ölçmeye yönelik olabilir.
Ancak burada Fransız istihbaratının iş kazası yaşadığını söylemek mümkün. Çünkü
hiçbir eleman zembereği boşaltılıp sokağa salınmaz. Fransız servisinin kültürel
istihbarat ve kaynak kodları hakkında yeterli tecrübelerinin olmadığı
anlaşılıyor. Bütün bu teknik detayları anlatmaya çalışmamın nedeni, bu
isimlerin, Fransız istihbaratının istihbarat ihtiyacını karşılayacak kaynaklar
devşirmek için kullandığı ara elemanlar olduğunu anlatmak içindir. Peki,
Fransız istihbaratı bu unsurları kullanarak neye ulaşmak istiyor?


İzledikleri dernekler arasında Sümeyye Erdoğan’ın
yöneticisi olduğu KADEM (Kadın ve Demokrasi Derneği) gibi birçok muhafazakar
derneklerin yer aldığı bilgisi mevcut. KADEM’in neden Fransız istihbarat
servisinin hedefi olduğu hususu üzerinde durmak gerekir. Eğer Fransızların, bu
kuruma sızıp, kontrol altına alarak hükümet karşıtı bir pozisyona çekmek gibi
bir niyetleri yoksa, ki böyle bir ihtimal oldukça zayıf, temel amaçlarının,
hedef olarak izledikleri derneğin içinden, Selçuk Bayraktar ve yakın ekibine
erişimi olan bir kaynak yaratmak olduğu söylenebilir. Diyaneti ve muhafazakar
dernekleri izlemelerinin nedeni, hükümete yaklaşması için uygun bir ajan bulmak
olabilir. Burada ise Selçuk Bayraktar’ın neden hedef olduğu sorusu önem
kazanıyor. İnsansız hava araçları, Türkiye’ye ciddi askeri üstünlük kazandırdı.
Suriye‘de yürütülen Bahar Kalkanı Harekatı’nda oldukça başarılı sonuçların
alınması ve bu teknolojide dünyanın ilk üç ülkesi arasına girmememiz Selçuk
Bayraktar ve şirketini birinci derece kıymetli bir istihbarat hedefi haline
getirmiş olabilir. Selçuk Bayraktar, işini severek yapan, idealist, kıymetli
bir kişi. Türkiye’ye yaptığı hizmetler şükranla anılacaktır. Bu bakımdan,
şirket ve yakın çevresinden sızıntıların olmaması için istihbarat
kurumlarımızın çok dikkatli olması gerekiyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet