Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara


AV. ERDEM AKYÜZ : 15 TEMMUZ’UN TATİL YAPILMASINA BİR DE
BU AÇIDAN BAKIN




15 Temmuz gününü “Bayram” olarak kabul etmek ve
giderek dini bir görünüm vermek “sela’larla” karşılamak her bakımdan yanlış ve
kabul edilemez bir durumdur.


Bir daha aynı olayların yaşanmaması için 15
Temmuz olaylarının; hukuki toplumsal ve insani açıdan doğru ve gerçekçi
değerlendirilmesinin yapılması bir zorunluktur. Bunu sağlamak için darbe ve
sonrasının hukuki ve sosyal yapılanmasına kısa bir göz atmakta yarar vardır.


DARBE BİR SUÇTUR


Öncelikle ifade etmek ve kabul etmek gerekir
ki; yönetime ve ülkenin yürürlükte olan düzenine karşı “askeri ve sivil
darbe” girişimi hiç bir şekilde kabul edilemez. Bu bakımdan 15 Temmuz 2016
tarihinde yapılmak istenen eylem tasvip edilemez yasa ve hukuk dışıdır.


Bu yönü itibariyle de 15 Temmuz darbe
girişimine kalkışanlar ve silah kullananlar suç işlemişlerdir. Bu kişilerin
yargılaması başlamış ve büyük cezalara çarptırılmışlardır.


Ülkesini ilke ve değerlerini korumak için
toplumsal tepki ve direnişlerini göstermek amacıyla toplanan halka karşı silah
kullanılamaz. 15 Temmuz olaylarında yaşandığı üzere; ülkesini ilke ve
değerlerini korumak üzere toplanan halka karşı silah kullananlar yaralama ve
ölüme neden olanlar suç işlemiş olurlar.


KARŞI SUÇLAR


Aynı suçun yani silah kullanma yaralama ve
öldürme suçlarının darbe girişimini önlemek iddiasında bulunan kişiler
tarafından işlenmiş olması da suçtur.


Darbe girişimine bilerek veya bilmeyerek
katılmış olan ama teslim olan veya teslim alınan kişilere karşı işlenmiş olması
da suçtur. İster bilerek ve isteyerek isterse olaylardan hiçbir haberi
olmaksızın emir kumanda zinciri altında olaylara karışanlardan bir kısım asker
silahlarını bırakmış teslim olmuşlardır. Teslim alınan bu kişiler; kırbaçlanmış
dövülmüş ağır ve sürekli aşağılanmalara maruz kalmış hatta bir kısmı ağır
yaralanmış ve ölümlerine neden olunmuştur.


Bu suçları işleyen kişilerin de darbe
girişimine kalkışanlar gibi yargılanmaları gerekir.


ÖRNEKLER


15 Temmuz gecesi köprüde hayatını kaybeden Hava
Harp Okulu öğrencisi Murat Tekin’in ablası “Acının yaşı 21” isimli bir kitap
yazmıştır. Kitapta yazıldığı üzere; 21 yaşındaki Murat Tekin tam bir Cumhuriyet
çocuğudur ve en büyük hayali bir gün vatan için şehit olmaktır. Ancak kalkışma
sonrası otobüsten indirilen ve savunmasız bir durumda bulunan Tekin kızgın bir
kalabalık arasında hayatını kaybetmiştir.


Aynı gece hayatını kaybeden Hava Harp Okulu’nun
20 yaşındaki bir başka öğrencisi Ragıp Enes Katran için verilen Adli Tıp Kurumu
Otopsi Raporu’nda; yüzünde boynunda vücudunda öldürücü kesikler ve yaralar
bulunmuştur.


Başta da ifade ettiğimiz üzere; bu suçları
işleyen kişilerin de darbe girişimine kalkışan ölüm ve yaralanmalara sebep
olanlar gibi yargılanmaları gerekir.


SUÇU KALDIRAN DÜZENLEMELER


24 Kasım 2016 da kabul edilen 6755 sayılı
Kanun’un 37 maddesinde “15/7/2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe teşebbüsü ve
terör eylemleri ile bunların devamı niteliğindeki eylemlerin bastırılması kapsamında
karar alan karar veya tedbirleri icra eden her türlü adli ve idari önlemler
kapsamında görev alan kişiler ile olağanüstü hal süresince yayımlanan kanun
hükmünde kararnameler kapsamında karar alan ve görevleri yerine getiren
kişilerin bu karar görev ve fiilleri nedeniyle hukuki idari mali ve cezai
sorumluluğu doğmaz. ” hükmü kabul edilerek bir nevi dokunulmazlık
getirilmiştir.


Daha sonra aynı dokunulmazlığın darbe
girişimine karşı çıkarken suç işleyen sivilleri de kapsaması için 24 Aralık
2017 de yayınlanan 696 sayılı (Torba Kanun şeklindeki) Kanun Hükmünde
Kararname’nin 121. maddesinde “Resmi bir sıfat taşıyıp taşımadıklarına veya
resmi bir görevi yerine getirip getirmediklerine bakılmaksızın 15/7/2016
tarihinde gerçekleştirilen darbe teşebbüsü ve terör eylemleri ile bunların
devamı niteliğindeki eylemlerin bastırılması kapsamında hareket eden kişiler
hakkında da birinci fıkra hükümleri uygulanır. ” denilmiştir.


Böylece sanki; darbe girişimini önlemek için
sokağa çıkanların suç işlemeleri adam dövmeleri yaralamaları öldürmeleri
halinde bile haklarında hiçbir işlem yapılmayacağı hükme bağlanmak istenmiştir.


BU MADDELER BU SONUCU SAĞLAYAMAZ


Darbe girişimini önlemek için sokaklara dökülen
kişilerin işledikleri darp ve diğer suçlardan dolayı haklarında yasal bir
tahkikat yapılıp yapılamayacağı veya bunun ne kadar geçerli olup ne derece
hukuki ve ahlaki olduğu ayrı bir sorundur.


Ama bunu sağlamak için yapılan ve yukarıda
yazılan maddelerin bu sonucu sağlamaya yeterli olup olmadığı hiç
tartışılmaksızın kabul edilmiştir.


Oysa yazılan maddelerin içeriği bu isteği
hiçbir şekilde tahakkuk ettiremez. Hukukçuların bunu bu güne kadar dile
getirmemiş olmaları da akıl almaz bir durumdur.


Zira madde de (sizlerin de okuduğu üzere)
dokunulmazlık getirilen kişiler “darbe teşebbüsünün… bastırılması kapsamında
karar alan karar veya tedbirleri icra eden her türlü adli ve idari önlemler
kapsamında resmi bir sıfatı olan veya resmi bir sıfatı olmaksızın görev alan
kişiler” olarak sayılmıştır.


Adam dövmek yaralamak ve öldürmek bir görev
olmadığına göre bu fiilleri işleyen kişiler hakkında yargılama yapılacaktır.


Ayrıca işlenen “bir suç hiçbir zaman ve hiçbir
şekilde suç olmaktan çıkarılamaz. Aksine yapılan düzenlemelerin hukuki
geçerliği yoktur. ”


Bütün bunlardan çıkan sonuç; darbe girişimine
katılıp suç işleyenler gibi darbe girişimini bastırmak iddiasında olup suç
işleyenlerinde aynı şekilde cezalandırılmasının kaçınılmaz olduğudur.


Bir kalkışma haberinin alınması üzerine sivil
halkın sokaklara çağrılmasının ne derece doğru olduğu da üzerinde ayrıca
durulması gereken hususlardandır.


ŞEHİT VE GAZİ TANIMI


Ülke ve düzen için hayatını veya vücut
bütünlüğünü kaybeden kişiler her türlü övgüye layık vatansever cesur üstün ve
hatta kutsal kişilerdir. Ancak bir kısım deyim ve unvanların çok genişletilmesi
onların saygınlığına zarar verir. Bu bağlamda “şehit” deyimi çok dar
kapsamlı olarak kullanılmalıdır. Şehit kelimesinin özü “yurdu için
savaşırken ölen kişi’dir”. Şehit ve gazilik için aslolan “savaş”
halidir.


Bu unvanın verildiği kişiler ve onlara tanınan
olanaklar arasında bir takım farklılıklar ve ayrıcalıklar yaratılması kavrama
ve saygınlığına zarar vermektedir.


Ayrıca bu son darbe girişiminin yalnızca halkın
karşı çıkması ve karşı koyması ile önlendiğini iddia etmek hayatın olağan
akışına ve gerçeklere aykırıdır.


Darbenin önlenmesinde; geniş kitlelerin karşı
çıkması ve eylemi kuşkusuz etkili olmuştur ancak tek ve etkili eylem bu
değildir. Tankların önüne çıkan ve hatta önüne yatan kişiler kadar kullandığı
tank ve araçları bu kişilerin üzerine sürmeyen-süremeyen askerlerin ülkesine ve
insanına beslediği sevgi saygı ve özveri de gözardı edilmemelidir.


15 TEMMUZ BİR BAYRAM MIDIR


Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkındaki 2429
sayılı kanuna göre tek bir “Ulusal Bayram” vardır o da “1923 yılında
Cumhuriyetin ilan edildiği 29 Ekim günü’dür. ” Türkiye’nin içinde ve dışında
Devlet adına yalnız bu gün tören yapılır.


Bunun dışında resmi bayram günleri; “Milli
Bayram Günleri” ve “Dini Bayram Günleri” olarak ikiye ayrılır.


Bilindiği üzere dini bayram günleri; “Ramazan
Bayramı” ve “Kurban Bayramı”dır.


Resmi bayram günleri ise; “23 Nisan Ulusal
Egemenlik ve Çocuk Bayramı 19 Mayıs Atatürk’ü Anma ve Gençlik Spor Bayramı ve
30 Ağustos Zafer Bayramı”dır.


Bu bayram günlerinin dışında bir de bayram
olmamakla beraber “Tatil Günü” olarak sayılan günler vardır. Yani bu günler bir
bayram günü değildir yalnızca bir tatil günüdür.


Yasaya göre; Bayram olmayan yalnızca tatil günü
sayılan günler; “1 Ocak Yılbaşı Tatili 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü ve 15
Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü Tatili’dir. ”


Bir diğer ifade ile şehit yaralı ve gazilerin
olduğu 15 Temmuz gününü “Bayram” olarak kabul etmek ve giderek dini bir görünüm
vermek “sela’larla” karşılamak her bakımdan yanlış ve kabul edilemez bir
durumdur. Kaldı ki o günde halk içinden olduğu kadar genç öğrenci ve
askerlerden de üzüntü verici kayıplar yaşanmıştır.


Ayrıca ülkenin ulusal bayram ve günleri; ancak
o ülkenin “kuruluş” ve yabancı güçlerin işgal ve egemenliğinden
“kurtuluş” günleri olmalıdır. Bunun dışında darbe ve ihtilal
girişimleri ile bağlantılı günleri bayram ve tatil günü olarak kabul etmek uzun
vadede rağbet görmemekte ve uygulama olanağı bulmamaktadır. Bunun en yakın
örneği 27 Mayıs ve 12 Eylül günlerine ilişkin uygulamalardır.


Başta da ifade ettiğimiz üzere; yönetime ve
ülkenin yürürlükte bulunan düzenine karşı “askeri ve sivil darbe”
girişimi hiç bir şekilde kabul edilemez. Bu bakımdan 15 Temmuz 2016 tarihinde
yapılmak istenen kalkışma eylemi gözardı edilemez yasa ve hukuk dışıdır.


Ancak “hukuk dışı” eylemlerle
mücadele etmenin en etkin ve tek yolu hiçbir ayrım yapmaksızın her olayda aynı
şekilde “hukuk içi” yani hukuki ve hukuksal yöntemlerin
uygulanmasıdır.


Hukuk zorlanarak hiç bir yola gidilemez hiç bir
yarar sağlanamaz.


Bu ve benzer günlerden alacağımız dersler ile
daha mutlu ve aydınlık günlere ulaşmamızı dilerim.




A. Erdem Akyüz


Odatv.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış