HİNT OKYANUSU’NDA BİR
TÜRK ÜSSÜ (MOGADİŞU)

Hint
Okyanusu, Hindistan’da Türk varlığı, Hint Okyanusu’nun kuzey batısında, Aden
Körfezi’nde T.C.G.Giresun (F-491) Fırkateyni; bu bölgede Türk menfaatleri, Türk
hükümetlerinin neler yapmasını gerektiriyor?73.9 milyon kilometre karelik bir
okyanus, dünya açık deniz petrol ve
doğalgazının çıkış ve dağıtım yolu, sanki denizde bir enerji otobanı. Tıkanması, olağandışı bir sıkıntı oluşması
halinde etkileri dünyanın her tarafından hissedilen ekonomik krizlere neden
olan enerji hatları. Zira petrol ve doğalgaz sevkiyatını Hint
Okyanusu’ndaki birkaç boğaz ve deniz yolunun rotalarını kesmekle felç etmek
mümkündür.

Ama biz bu bölgede yokuz, dolayısıyla söz sahibi de değiliz.

Geçmiş
yaşamımda bu hoyrat, deli-dolu, gemileri eğip büken, muson rüzgârları ile
denizciyi anasından doğduğuna pişman eden Hint Okyanusu’nu bir değil birkaç kere kat ettim. Geçmeyen
bilemez. Uzaktan ahkâm kesmek kolaydır.

Japonya’da
Yokohama’dan kalktıktan sonra 18 Eylül
1890’da kayalıklara çarparak batan ve 569 denizcinin şehit olduğu yıpranmış
ahşap tekneli, eski kazanlı Ertuğrul Fırkateyni Japonya’ya intikali
esnasında 1889 Ekiminde Aden – Bombay (Mumbai) ve Bombay – Kolombo (Seylan
Adası) seyrini eski yaşlı haliyle bir
aya yakın bir sürede 7 – 8.5 deniz mili süratle (gene de büyük bir
fırtınaya tutulmadan) nasıl geçmiş,
hayret ederim. Çünkü faciadan kurtulanların anılarındaki en kötü izlerlerden
bazıları Hint Okyanusu’na ait.

Bugün
bu dev alan sadece Aden Körfezi’nden Babülmendep Boğazı yolu ile Kızıl Denize
giriş / çıkış yapan gemilerin Hint Okyanusu’na kuzey batıdan giriş /
çıkışlarında Sokotra Adası’nın güney ve güney batısında Somalili deniz
haydutlarının saldırıları ile anılıp gündeme geliyor.

Genelde
petrol taşıyan tankerler Somali
kıyılarına yakın ve Sokotra Adası’nın Somali cephesinde seyrederlerse korsanlar
için daha kolay av oluyorlar, yok Aden Körfezi’nin Yemen sahillerine
yakın seyretmeleri halinde belki yol biraz uzayacak, yakıt masrafı artacak ama
korsan tehdidi de azalacaktır.

Bazı
şirketler daha az yakıt harcamak veya güvenlik için para harcamak
istemediklerinden o riskleri göze alıyorlar.

Bölgede
deniz haydutluğunu önlemek için Birleşik Görev Kuvveti (CTF – 151 ) var.
Tarihler Eylül 2017’nin ilk haftası, sahada
görevliTürk fırkateyni T.CG.Giresun bir “imdat – yardım” çağrısı alıyor. M/T
Aegean Angel adlı Yunan bandıralı petrol tankerinde bir personel yaralanmıştır,
hızlı hareketlerle tankere yönelen Türk fırkateyni helikopterle yaralıyı
alıyor. Gemi doktoru ilk müdahaleyi yapıyor.Daha sonra en yakın liman olan
Salala (Umman’a) rota çevrilip hasta bırakılıyor ve T.C.G Giresun tekrar görev
bölgesine dönüyor.

Hint
Okyanusu’nda Amerikan 5’ inci Filosu, Hint Donanması, İngiliz, Rus ve Fransız
donanmaları kendi çaplarında etkilidir. Ama
bugün itibarı ile bu okyanus, deryanın ortalarında bulunan İngiliz adası Diego
Garcia’da üslenen Amerikan 5’inci Filosu tarafından kontrol edilmektedir.

TÜRK
KALESİ LAKNOV

Mahatma Gandi; “Hindistan bir anadır, onun iki çocuğu vardır,
bunlardan biri Hintliler diğeri ise Türklerdir” der
. Ülke halen dünyanın ikinci büyük
bilim adamı ve mühendislik kadrolarına sahiptir. Asya’nın kıta ülkesi büyük
Hindistan’ı biz Türklere en iyi anlatan eserlerden biri “Saraydan Sürgüne”dir.

1990’lı
yıllar, Tansu Çiller Başbakan, Kenize Murat’a Paris’te elçilikte önce Türkiye’ye giriş vizesi verilmiyor, onun o
günlerde saygın yayın organları Le Monde’da ve daha önce ise Le Nouvel
Observateur’da köşe yazdığı: “Ben Türküm, Osmanlıyım.” dediği öğrenilince de
kırmızı pasaport veriliyor. Hindistan’da Türk ve Müslüman varlığını
anlattığı eser yayınlandığında Fransa’da best seller (en çok satan kitap)
oluyor. Türkiye’de kitap yazabilirsiniz
ama o ülkede yazıp – en çok satanlar listesine kolay giremezsiniz. Orta
Hindistan’da İngilizlerin Türk kalesi dedikleri Laknov ve çevresi doyurucu
şekilde anlatılmış. Daha önce de değindiğim gibi, THY bu eski Türk diyarına hat
açmalıdır. Bir hesaba göre 180, diğer bir hesaba göre 200 – 220 milyon Müslüman
ve Türk’ün yaşadığı kıta ülkesinde biz,
bilge yazar Kenize Murat’ın kaleminden iyi anlatılmışız, derinliği olan iz
bırakan bir eser.

Yeri
gelmişken bahsetmekte bir beis yok; yazdığım, yayına hazır, yayıncı bekleyen
kitabımın sadece bir bölümünde: Avustralya’nın batısındaki Perth limanından
kalkıp bütün okyanusu güneyden kuzey batıya kat ederken deryanın ortalarında
Diego Garcia açıklarında vuku bulan bir deniz kazasına Amerikan 5’inci
Filosu’ndan yapılan helikopterli yardımı yazdım. Sonrasında Mogadişu’ya yapılan intikal seyri devam etti. Bize
helikopterle bırakılan yaralı 2 Filipinli tayfanın hazin ölümü ve sonrasında
ise o seyir gene devam ederek son intikal limanı Marsilya rotasına girdi.
Yunanlı iyi denizci, dirayetli kaptan Dimitri’nin de anlatıldığı eser, sahip
çıkacak, yayınlayacak yayınevi bekliyor. Ancak bu kitaplar yayıncıya fazla para
getirmez.

Deniz bizim neyimize! Burası Norveç mi, İngiltere mi,İspanya mı?
Para getirmiyorsa, yazarı tanınmıyorsa niye basılsın. “Deniz kültürü” mü
dediniz, o da ne demek
?

Biz
açık deniz (okyanus) ülkesi değiliz, Akdeniz çanağı dışında yokuz. Oralarda söz
sahibi olmak için bize yakın bir ülke limanı veya deniz üssümüz yok. Açık
denizde harekat yapabilmek için uçak gemisi ve nükleer denizaltıya ihtiyaç var.
Bugün Hindistan Donanması dünyanın 10
büyük donanması arasına giriyor. Gemilerinde kullandığı reaktörleri
(denizaltı) Rus teknolojisi ile donatıyor. Ancak kendisini çevreleyen bu
okyanusta bir ABD 5’inci Filosu kadar söz sahibi değil.

MOGADİŞU’YA
BİR TÜRK DENİZ ÜSSÜ KURULMALI

Türkiye’nin
1554’te Osmanlı’nın Kanuni dönemi ile başlayan ve kesik kesik de olsa devam
eden bir Somali bağı var. Geçtiğimiz yıllarda (2015) başkent Mogadişu’ya 50 milyon dolar harcayarak 400 dönümlük geniş bir
araziye Türk Eğitim Üssü kurduk. Bu üssü kurarken Birleşmiş Milletler’ in (BM)
onayını aldık.

Girişim fevkalade iyi, çünkü 3 askeri okul açılacak ve biz
yetiştireceğiz
.
Onlar ilerde üst eğitimlerini de Türkiye’de yapacak.

Afrika
Boynuzu’da denilen Somali’nin bakir topraklarında biz gene olacağız, olmalıyız.
Ülke yıllarca iç savaşla, radikal dini örgütlerin baskısı ile yoksullukla,
dünyaya kapalı yaşadı. Burası Kızıl Deniz’in Hint Okyanusu’na açılan kapısı.
Etiyopya, Kenya, Sudan ve Uganda’nın Afrika’dan okyanusa çıktığı Altın Boynuz.

Bu
kadar kıymetli, ancak radikal İslam örgütlerinin de tehdidinde olan Somali’nin sahil şeridinde kurulu Türk askeri
üssüne ilave olarak Hint Okyanusu’na bakan birde Türk Deniz Üssü kurulmalı.
Eğer böyle bir başarıya imza atabilirsek Türk denizciliği için, Türk Donanması
için müthiş bir çıkış olacak.

İşte
o zaman Akdeniz dışında söz sahibi olduğumuzu yüksek tonda haykırmakta haklı
olacağız. Katar’da bulunan üssümüzün
ömrünün uzun olmadığını düşünüyorum. Gidip gezip görenler bilirler, Arap
dünyasında halâ belirgin bir Türk aleyhtarlığı ve gene birkaç Arap ülkesinde de
cılız, etkisiz bir Türk sempatizanlığı mevcut.

DÜNYAYI
TEKNESİ İLE DOLAŞAN 17’İNCİ TÜRK EKİBİ

Dünyayı
teknesi ile dolaşan 17’nci Türk ekibi
Prof.Dr.Selim Yalçın ile çok yönlü yetenekli ve bilgi birikimli eşi
Prof.Dr.Nadire Berker Hanımefendi 20 Eylül 2017’de R. Koç Müzesi’nde E.Amiral
Cem Gürdeniz’ in (KÜDENFOR) ev sahipliğinde üç okyanusu (Büyük Okyanus,
Atlas Okyanusu ve Hint Okyanusu’ndaki) bilgilendirici anılarını paylaştılar.
Onları dinlerken içimden: “İşte ihtiyaç
olan deniz kültürüne sahip Türk aydını bunlar, ortamı ve mekânı oluşturduğun
için sen de sağ ol Cem Amiral.” dedim.

Onların
en zor seyir rotalarından biri Büyük Okyanus değildi, o zorluk güney rotasında
yaşandı.”Keyif” in güzergahları
(limanlar) ve deniz yolculuğu Büyük Okyanus’tan sonra…Malezya – Hint Okyanusu’nda (Tayland, Maldivler,
Victoria/Şeyseller, Madagaskar, Güney Afrika Cumhuriyeti) ve sancak alabanda
ile Güney Atlantik ve kuzey rotası. Biz Hint Okyanusu’nda yaşayıp, dile
getirdikleri zorluklara dönersek; tatlı su yapımı / temini, haberleşmede
zorluklar, deniz ve hava durumunda yaşanan sıkıntılar diğer dinleyicileri nasıl
etkiledi bilmiyorum ama o bölgeyi görmüş az çok bilen biri olarak beni sanki
fırtınalarla baş başa bıraktı.

 Biz o bölgede denizde yokuz. Ama olmalıyız.

EMEKLİLİK
BAZILARI İÇİN DAHA ZORDUR

Günümüzde
herhalde en zor mesleklerden biri psikologların işi olmalı. Ne kadar haklılar
bilmiyorum ama insanlar meslekleri,
paraları ve çevrelerine göre diğer kişileri değerlendiriyorlar. Doğruluk,
bilgi, sadakat gibi değerlere yer yok. Bazılarının egoları yüksek, bazıları BAS sendromuna (Büyük adam
sendromu) tutuluyor,
psikologların işi gerçekten zor.

Adam
genel müdür, kuvvet komutanı veya bakan kendisine ulaşılamıyor. Yazılıp
çizilene emekli olacağını düşünmeden ilgisiz kalıyor veya büyük adam ya –
takmıyor!

Geçen
ay (Ağustos 2017’de) emsallerine hiç de uymayan uzun mu uzun bir şekilde
Ankara’da Barbaros’un koltuğunda oturan Bay – 28 R. Bülent Bostanoğlu emekli
oldu. Allah yürü ya kulum, demişti. 2013’te kuvvet komutanı oldu. İktidar
kendisinden memnundu, şartlar oluştu, olsun(!) 2 yıl daha ve hatta mümkün olsa
da bi 2 yıl daha kalsa, yaptığı büyük hizmetleri anlatsa, belki de anlatacaktı…

O
giderken Kuvvet Komutanlığı geçicide olsa Or’luktan Kor’luğa indi. Nasıl oldu,
neye oldu, bazı mahfillerde anlatılmaya devam ediyor ve de edecek. Etkin ne, burada senin dahlin var mı Bay-28?

Ağustos
2015’te yazdığım“R.Bülent Bostanoğlu
Dönemi –VI (Ve Başarının Mükâfatı)” başlıklı uzun bir yazımdan bir iki
alıntı yapacağım. “…T.C.Bahriyesi 25’inci K.Komutanı R.Bülent Bostanoğlu
rüzgârları hep kıçüstü veya kıçomuzluklardan aldı. Sert rüzgârlar eserken onun
pruvası nete idi. Allah yürü ya kulum, dedi. Oraya layık mı değil mi bunu zaman
gösterecek. Bunca Bahriye subayı
Silivri zindanlarında cebelleşirken O’nun rotası üzerinde sıkıntı yoktu. Sorun
bakalım o insanlar kendisi için ne düşünüyorlar? Üstleri ile siyasi
iktidarla arası nasıldı? Görünen o ki-her şey süt liman! Astlarına gelince “Ali
kıran baş kesen!”…

Aradan
bir yıl geçti geçmedi ben “bu yazı çok mu sert oldu” diye düşünürken SAT
Komando Ali Türkşen’in 20.07.2016’da
Oda Tv’de; “Şimdi Üzülüyor musun Hulusi” başlıklı makalesinde zat-ı muhterem
Bay-28’i şöyle izah ediyordu: “Allah bin türlü belanı versin Bay Bostanoğlu
Deniz Kuvvetleri Komutanlığı tarihine komutasında en fazla hain, kalleş, şerefsiz amiral barındıran komutan
olarak geçecek Oramiral Bülent Bostanoğlu, iki sene önce makamında
yaptığımız konuşmada bugün her biri kaçacak delik arayan itleri söylediğimde koskoca
makamında kendi sesinden ürkerek ve fısıltıyla: “Bana da çok
fazla ihbar geliyor ama delil olmadığı için hiçbir şey yapamıyorum,”
 dediğini
hatırladın mı? Elbette senin de Allah bin türlü belanı versin, artık delil
ihtiyacın kaldı mı Bay Bostanoğlu”

Bu yazının üzerinden de bir yıl geçti Bay -28 şimdi emekli. Türkiye de Hint Okyanusu’nda
bir deniz üssü kurulması için dün ne yapıldı bilmiyorum ama bugün veya yarın
bir çalışma mutlaka başlatılmalı.Bunları birilerine nasıl anlatacağız. Hani siz her şeyi iyi bilirsiniz, pek
dinlemez, kafa yorana da iyi gözle bakmazsınız ya. Psikologların işi
gerçekten zor, hele hele BAS sendromlu büyüklük sevdası güdenlerle.29 Eylül
2017 Babür Hüseyin ÖZBEK

Not – Belgesel çekmek, özellikle
denizde belgesel çekmek her baba yiğidin harcı değildir. Bilgi, birikim,
kararlılık, para ve zamanla uyum ister. Şu
anda dünyanın bilinen en büyük su altı araştırmacısı Jacques Yves Cousteau’dur,biz
ona kısaca Kaptan Cousteau diyoruz. (1910-1997)Fransız Denizaltı Araştırma
ve Çalışma Grubu’nu (Groupe d’Etudes Recherches Sous – Marines) kurdu. 1950’de eski bir mayın tarama gemisi satın
aldı. İsmini Calypso koydu. Adı 1956’da Cannes Film Festivalinde Sessizlik
Dünyası (Le Monde du Silence) ile duyuldu. Sonraki yıllarda 3 okyanusta, 17 denizde ve iç sularda 129
belgesel çekip insanlığa bıraktı. Bu dev araştırmacının 42 metre boyunda
8 metre enindeki yıpranmış, eski, altın
değerindeki teknesinin bakım ve onarımı gerekiyordu.Cousteau Vakfı elindeki
değişik imkânlara rağmen Türkiye’yi tercih etti. Sonra, sonrası kötü!
Nisan 2016 da getirilen bu su altı
araştırma-bilim gemisi R/V.Calyso 13 Eylül 2017 de Yalova’da Aykın Tersanesinde
48 saat içinde çıkan iki yangında yandı. Vakıf umulanın üzerinde
hoşgörülü davrandı, Bakım onarım tekrar başlayacak.






































































Ne derseniz deyin, nasıl izah ederseniz edin, ama sonuç
denizciliğimiz ve tersanelerimiz adına iyi bir puan getirmedi
.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet