Gazeteci Andrew Tully : ABD,
Menderes’e ihanet etti


Gazeteci Andrew Tully kitabında, ABD‘nin
Türkiye‘deki
darbeden bir hafta önce haberi olduğunu, Menderes’e bildirmediğini anlattı
 

ABD’li
gazeteci-yazar Andrew Tully, 1962’de yazdığı “CIA:
The Inside Story” adlı kitabında, 27
Mayıs
darbesini anlattı. Tully,
Menderes ve 27 Mayıs 1960’ı anlatırken özetle şöyle
demekteydi. “Uluslararası politika açısından Başbakan Adnan Menderes ve
Cumhurbaşkanı Celal
Bayar, tam
da Wahington’ın
istediği
ikiliydi.
Popüler bir güçleri vardı ve ülkenin kurucusu Atatürk’ün
kurmaylarına da sempatik geliyorlardı. Komünizme karşı da çok şiddetli bir
muhaliftiler. Üstelik orduları çok büyüktü ve disiplinliydi.
Kore’ye asker göndermişler ve NATO’nun ileri karakolu durumunda ABD
üslerinin topraklarında konuşlanmasına izin vermişlerdi.



Ne var ki Menderes’in muhaliflere olan tutumu ve ordunun saygı duyduğu İnönü’ye
karşı tutumu, ülkede gerginlik yaratmıştı. Üstelik ekonomik durum çok kötüydü.
CIA, Washington’u ülkede darbe olabileceği konusunda çok önceden uyarmaya
başlamıştı. Darbeden bir hafta önce de haberdar oldular. CIA ve ABD, Menderes’i darbeden
haberdar etmeyerek bir dostuna
ihanet etti. Sadece cuntanın başına Cemal Gürsel’in geçeceğini tahmin
edemediler çünkü onu politika dışı birisi olarak görüyorlardı.”



Tully yaşadığı dönem itibarıyla ABD’nin darbeler karşısındaki tavrını tam
göremediği için Türkiye’de serbest
seçimle gelen bir hükümeti darbeyle devirmeyi, üstelik de
müttefiki olan yönetim ve kişileri korumamayı ihanet olarak görüyordu. Oysa ABD’nin sadece menfaatleri vardı ve hiçbir zaman da demokrasi diye
tutarlı bir ilkesi olmadı.
En kanlı ve baskıcı rejimleri bile çekinmeden
desteklediğini hepimiz biliyoruz. Üstelik tarihte İran
örneği var. CIA, İran’da 19 Ağustos 1953’te askeri darbeyle görevden
uzaklaştırılan Başbakan Muhammed Musaddık’ın devrilmesindeki sorumluluğunu 50
yıl sonra kabul etti.



2013’te açıklanan belgelerde, Amerikan
Merkezi Haberalma
Teşkilatı
CIA’in darbeyi
gerçekleştirmek
için uyguladığı
planını
ayrıntıları da
yer aldı.
CIA, Musaddık’ı devirmek için halk arasında kampanya yaptıklarını, Şah Muhammed
Rıza Pehlevi’yi ikna ettiklerini, milletvekillerine rüşvet verdiklerini,
güvenlik güçlerini organize ettiklerini ve gösteriler düzenlediklerini kabul
etti. Şah Pehlevi, ABD’nin kuklası durumundaydı ve doğal olarak da kulağı
delikti. Şah, 1971’nin ilk günlerinden Dışişleri Bakanı Çağlayangil’i çok ivedi
olarak, resmi kanalları kullanmadan Tahran’a davet etti. Bu alışılmadık davet
yöntem üzerine şaşıran Çağlayangil, İran’a uçtu. Pehlevi kendisini
karşıladıktan hemen sonra “Birkaç
ay içinde ordu
size darbe
yapacak”
dedi. 12 Mart 1971’de verilen muhtıradan bahsediyordu ve haklı çıktı. İran Gizli Servisi de zaten CIA’nin bir şubesi gibi çalışıyordu. 27 Mayıs’ı destekleyen ve
daha sonra da 9 Mart 1971’de darbe yapmayı planlayan Doğan Avcıoğlu, darbe ve
CIA arasındaki ilişkiyi şöyle yazar: “27
Mayıs tablosunu
tamamlamak için,
Amerika
ile olan ilişkileri de
hesaba
katmak gerektir. ABD
istihbarat
servislerinin bir
askeri
müdahaleyi kaçınılmaz
saydıkları anlaşılmaktadır. CIA 27 Mayıs hazırlıklarından haberdar olduğu halde, bundan Menderes Hükümeti’ni haberdar etmemiştir.”



ABD’de yapılan yayınlarda 27 Mayıs hareketi şöyle değerlendirilmektedir: ‘CIA,
ihtilalden aylarca evvel, Washington’a raporlar göndermiştir: ‘Menderes’in günleri sayılıdır.