Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara


Yılmaz ÖZDİL : Liyakat, biat


LİNK : https://www.sozcu.com.tr/2019/yazarlar/yilmaz-ozdil/liyakat-biat-5346475/


22 Eylül 2019


1933.


Cumhuriyet on yaşına gelmişti.


Onuncu Yıl Marşı için yarışma açıldı.


Faruk Nafiz Çamlıbel ve Behçet Kemal Çağlar’ın yazdığı sözler
seçildi, Cemal Reşit Rey besteleyecekti.



Mustafa Kemal güfteyi görmek istedi.


Getirdiler.



Çıktık açık alınla on yılda her savaştan


On yılda on beş milyon genç yarattık her yaştan


Başta bütün dünyanın saydığı başkumandan


Bir baca yükseliyor, durmadan her yamaçtan



Okudu.


Son dizenin üstünü çizdi.


“Demir ağlarla ördük, anayurdu dört baştan” yazdı.



Sonra da Behiç Erkin’e döndü.


Çanakkale’den beri arkadaşıydı.


İstiklal Madalyalı milli mücadele kahramanıydı.


Devlet demiryollarının kurucusu ve ilk genel müdürüydü.


“Sizlerin bu on senedeki emeğiniz iyi ifade edilmiyordu, o nedenle
o mısrayı değiştirdim” dedi.



Türkiye Cumhuriyeti’nin on yıllık mucizevi kalkınma hamlesine
imzasını atan Mustafa Kemal… Zihinlere mıh gibi çakılan “demir ağ” metaforuyla,
Onuncu Yıl Marşı’na da imzasını atmıştı.



Behiç Erkin…


İstanbul doğumluydu.


Mustafa Kemal’den beş yaş büyüktü.


Kurmay subaydı.


Lojistik dehasıydı.


Çanakkale’ye asker ve mühimmat sevkiyatında inanılmaz işler
yapmıştı.


Memleket işgal edilince saniye tereddüt etmeden Anadolu’ya geçti,
milli mücadeleye katıldı.



Anadolu’ya geçtiği gün, Mustafa Kemal çağırdı.


“Ben cephede ne yapılması gerektiğini biliyorum, sen cepheye
askerin mühimmatın erzağın nasıl getirilmesi gerektiğini biliyorsun,
demiryolları işin ehli biri tarafından yönetilmezse bu işi yapamayız,
demiryolları sana emanet” dedi.



Behiç Erkin, Mustafa Kemal’i yanıltmadı.


“Türkler demiryolu işletemez” önyargısını tarihe gömdü.


Savaştan sonra demiryolu okulu açtırdı, uzman personel yetiştirdi.


Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları’nın kurucusu ve ilk genel
müdürü oldu.


O yokluk döneminde memleketin demirağlarla örülmesinde birinci
derecede katkısı oldu.


İşletme dilini Fransızca’dan Türkçe’ye çevirdi.


Demiryolları müzesi kurdu.


Sonradan İstanbul Teknik Üniversitesi adını alacak olan Mühendis
Mektebi’ne özerklik kazandırdı.


Milletvekilliği yaptı, bakanlık yaptı, büyükelçilik yaptı.



Kurtuluş Savaşı’nın en kritik günlerinde, Mustafa Kemal acil
ibaresiyle bir telgraf göndermişti.


“Sevkiyatı hızlandırın, trenleri son sürate çıkarın, geciktiren
idamla cezalandırılır” diyordu.


Behiç Erkin derhal cevap telgrafı gönderdi.


“Bu hat 40 kilometreden süratli gitmeye müsait değildir,
hızlandıralım derken tek bir sevkiyat bile yapamayabiliriz, emrinizi aldım, bu
nedenle uygulamadım, ikinci emrinizi bekliyorum” dedi!


Mustafa Kemal’den tekrar telgraf geldi:


“Sen nasıl uygun görürsen Behiç…”



İşte bu diyalog ve bu omurgalı karakter nedeniyle, Mustafa Kemal
tarafından Behiç’e Erkin soyadı verildi.


Mustafa Kemal kendi el yazısıyla Behiç’e gönderdiği mektupta,
Erkin’in anlamını şöyle yazmıştı: “Her şart altında kendi doğrularını dile
getirme cesaretini gösteren, bağımsız kişi.”



Behiç Erkin gerçekten her şart altında kendi doğrularını
gerçekleştiren, bağımsız kişiydi.


İkinci Dünya Savaşı’nda Fransa nazi işgali altındayken, Paris
Büyükelçimiz’di.


Müthiş bir insanlık örneğine imza attı, 20 bine yakın Yahudi’ye
Türk pasaportu vererek, Türk vatandaşı gibi göstererek, ölümden kurtardı.


“Türk ulusu adına konuşuyorum, Atatürk önderliğinde kurulan Türkiye
Cumhuriyeti’nde din, dil, ırk ayrımı yoktur, vatandaşlarımıza dokunamazsınız”
dedi.


20 bin insanı kurtardı.



1961’de rahmetli oldu.


Vasiyet etmişti…


“Beni, ilk demiryolu genel müdürlüğü görevini üstlendiğim
Eskişehir’e, İzmir-İstanbul-Ankara hatlarının birleştiği yerde toprağa verin”
dedi.


Orada yatıyor.



Albay rütbesiyle emekli olan Behiç Erkin, ömrü boyunca not
tutmuştu, yaşadıklarını gün gün kaydetmişti.


900 defterden oluşan notlarını 29 Ekim 1958’de Türk Tarih Kurumu’na
teslim etti.


Devlete millete tek kuruş yük olmamak amacıyla, yayın masrafları
için 10 bin lira bağış yaptı, o günün parasıyla çok ciddi paraydı.



Pür dikkat okumanızı rica ederim…



Kelimenin tam manasıyla “yurtsever devrimci” olan Behiç Erkin, Türk
Tarih Kurumu tarafından yayınlanan “Hatırat” isimli kitabının son paragrafında
kelimesi kelimesine şunları söylüyor…



“Yukarılarda beyan ettiğim veçhile ben, 1920-1928 seneleri arasında
demiryollarını idare ederken, ihmale hiç tahammül edemezdim.


Aldığım ve aldırdığım tertibat sayesinde bu sekiz sene içerisinde
hiçbir yolcu telef olmamış ve yaralanmamıştır.


Alelhusus, 1922 büyük taarruzu sırasında Yunanlıların tahrip
ettikleri demiryollarının ilk tamiri, iki metre boyunda ray parçalarıyla
yapılmış ve demir köprüler gelinceye kadar ahşap köprülerle hat işletmeye
açılmış iken, bu sırada dahi bir kaza kaydolunmamıştır.”



Kurtuluş Savaşı…


Büyük Taarruz…


Kaza bile yok!



“Liyakat aşığıyım” diyen Mustafa Kemal’in, devlete yönetici
seçerken ne kadar isabetli tercihlerde bulunduğunun kanıtlarından biriydi.



Ve dün…


Devlet demiryolları genel müdürü görevinden alındı.



Alt tarafı üç yıl görev yaptı.



2016’da 67 ağır kaza oldu.


95 kişi hayatını kaybetti.


2017’de 45 ağır kaza oldu.


54 kişi hayatını kaybetti.


Kimisinde tren trene vurdu, kimisinde hemzemin geçitte tren insana
vurdu, kimisinde tren raydan çıktı.



2018…


Edirne’den İstanbul’a giden tren Çorlu’da devrildi, cinayetten farksızdı,
raylar çamaşır ipi gibi havada asılı duruyordu, altında toprak yoktu, çünkü
kontrol eden yoktu, kontrol etmesi gereken işçileri işten çıkarmışlardı, bir ay
önce yapılması gereken bakım-onarım ihalesini iptal etmişlerdi, yedisi çocuk,
25 insanımız hayatını kaybetti, 328 insanımız yaralandı.


Seçim şovu yapmak için, oy toplamak için, eksikleri tamamlanmadan
açılan, sinyalizasyonu bile olmayan tren hattında, Ankara garından çıkan hızlı
tren, karşı yönden gelen kılavuz lokomotifle kafa kafaya çarpıştı, dokuz
insanımız hayatını kaybetti, 86 insanımız yaralandı.



Geçen hafta…


Kılavuz tren tünelde duvara çarptı, iki makinist hayatını kaybetti.



Liyakat var.


Kurtuluş Savaşı’nda bile kaza yok.


Biat var.


Trene binerken helalleşiyoruz.



Devletin her kurumunda böylesine yeteneksizleri bulup biraraya
getirmek, özel yetenek olsa gerek!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış