Darbe girişimi ile ilgili şüpheler!


Süleyman ÖZIŞIK


Darbe girişimiyle ilgili kafalarda soru işaretleri ve şüpheler
var. Önceki gün Habertürk’te anlattım. Buradan bir kez daha, madde madde
anlatmakta yarar var.



Soru 1- Hakan Fidan’ın ilk darbe girişimini saat 16.00’da Hulusi Akar’a
telefonla ilettiği, ardından Fidan’ın bir heyetle beraber Genelkurmay’a bizzat
giderek durumu aktardığı belirtiliyor.



MİT ve Genelkurmay bu iddiayı, günler geçmesine rağmen yalanlamadı.



Bu buluşmadan hemen sonra darbeci teröristlerin Genelkurmay’ı bastığı ve Hulusu
Akar’ı rehin alarak kaçırdığı da bizzat doğrulandı.



Cevabı aranan soru şu:



Bilindiği üzere Genelkurmay’a çıkan tüm yollarda onlarca mobese kamerası
bulunuyor.. Ayrıca Genelkurmay’ın nizamiye girişinde ve bina içinde her yeri
gösteren güvenlik kameraları mevcut.



Günlerdir Türkiye’nin dört bir yanından gelen video görüntüleri bizlere
izletilirken neden Genelkurmay’da yaşananları gösteren bir kamera kaydı yok?


Baskın sırasında rehin alınan askerlerin verdiği resmi ifadelere
göre darbeciler kameraları karartma, bozma ya da kayıtları silme gibi bir
eylemde bulunmamış.



Kamuoyu Hakan Fidan’ın ziyaretini ve darbeci teröristlerin baskın yaptığı anları
görmek ve izlemek istiyor.



Ayrıca binanın içinde ve Hulusi Akar Paşa’nın bulunduğu makam katında da
güvenlik kameraları olduğunu ve darbecilerin bunlara dokunmadığını özellikle
teyit ettirdim.



Peki öyleyse, darbecilerin Hulusi Paşa’nın bulunduğu kata nasıl girdikleri ve
Genelkurmay Başkanı’nın binadan nasıl kaçırıldığını gösteren bir kamera
kaydı olması gerekmez mi?



O anları neden göremiyor, izleyemiyoruz?



Soru 2 – Hakan Fidan darbe istihbaratını Hulusi Akar Paşa’ya hem
telefonda, hem de Genelkurmay’a bizzat giderek anlatıyor. Hatta çeşitli
önlemler alınması konusunda özellikle katkı sağlıyor ve binadan öyle ayrılıyor.



Durum bu kadar ciddiyse, Cumhurbaşkanı’na veyahut Başbakan’a neden bilgi
vermiyor. Emniyet birimlerine önlem almaları  gerektiği neden
söylenmiyor?



Soru 3 – Hakan Fidan, Cumhurbaşkanı’nın özel korumalarını arayıp, “Yerden
havaya ateş edecek silahlarınız var mı?”
diye soruyor. Karşılığında “Hayır”
cevabı alıyor ve telefonu kapatıyor.



Bu konuşmadan bir süre sonra Cumhurbaşkanı’nı kaldığı otelde infaz etmek
isteyen helikopterdekiler “İnine girmeye gidiyoruz”
parolasıyla Marmaris’e hareket ediyor. 



Soru…



Hakan Fidan’ın telefon konuşmasıyla, darbecileri taşıyan helikopterin yola
çıkması arasındaki süre ne kadar?



Bunu neden sorduğumu merak edenler bilsinler ki Hakan Fidan’ı ihanetle
falan suçlamıyorum.



Aksine MİT’e çöreklenen bir çetenin olduğu şüphesini dile getiriyorum. Bu
şüphemin delilini önceki gece Habertürk’te açıkladım, tekrar edeyim.



2015 yılının sonlarına doğru bir MİT mensubu, her sırrını paylaştığı çocukluk
arkadaşına tam da bugünleri anlatıyor.



“2016 yılının ortalarında bir darbe olacak. Eğer bu darbe başarılı
olursa Erdoğan zaten öldürülecek. Darbe başarılı olmazsa MİT’te içinde benim de
bulunduğum bir infaz timi Erdoğan’a suikast düzenleyip ortadan kaldıracak”

diyor.



Bu MİT mensubu her konuşmasında Atatürkçü ve Kemalist olduğunu, Erdoğan’dan
nefret ettiğini ve ölümü hakettiğini söylüyor.



MİT’in içine çöreklenen bu çete bugüne kadar neden farkedilmedi? 



Burada bir parantez açayım.



Bu MİT mensubunun kim olduğunu, Ankara’da hangi semtte olduğunu ve bu bilgileri
kime anlattığını yayın sonrası beni arayan Cumhurbaşkanlığı korumalarına ve
MİT’in güvenilir personeline ilettim.  Ayrıca bu açıklamamı ihbar kabul
eden Cumhuriyet Savcılığı’na da bugün ifade vereceğim.



Parantezi kapatıp diğer sorulara geçelim.



Soru 4 – Tutuklanan bütün darbeci paşalar, canlarını emanet ettikleri
yaverlerinin veyahut emir subaylarının ihanetine uğradığını söylüyor.



Açık açık söylüyorum ki bu durum bana inandırıcı gelmiyor.



Özellikle altını çizerek söylüyorum, “Bazı Paşalar”ın, darbe
başarısız olunca yaverlerini veyahut emir subaylarını “Siz bu
suçlamaları üstlenin, nasılsa bir sonraki darbede sizi kurtacağız”
diye
ikna ettiğinden şüphe ediyorum.



Bundan şüphe eden sadece ben değilim, bu durum sokaktaki herkesin kafasını
kurcalıyor.



Soru 5 – Yaşananların adı her ne kadar askeri darbe girişimi olsa da
işin içinde bazı polis şeflerinin olduğu kesin. Bir başka deyişle, emniyet
içinde binlerce haşhaşi polis var. 



İyi de, bu haşhaşiler temizlenmeden binlerce polisin açığa alınması ne derece
güvenli? Temizlenmeyen bir teşkilat, kendi içinde bulunan şüpheli polislerin
sayesinde mi temizleniyor?



Bunu şundan ötürü söylüyorum.



Maalesef bizzat benim tanıdığım, devletine, bayrağına ve Cumhurbaşkanı’na
sadakatinden asla şüphe etmediğim bazı polisler paralelci oldukları
gerekçesiyle açığa alınıyor. İş, “Kurunun yanında yaş da yanıyor”
halini çoktan aştı. 



Yani şunu soruyorum:



Haşhaşi polislerin, haşhaşi olmayan polisleri görevden uzaklaştırmadığına nasıl
emin olacağız?



Soru 6 – Yargıda ciddi bir temizlik yapılıyor. HSYK, Danıştay, Yargıtay
ve Anayasa Mahkemesi’nde bulunan ve paralelci olduğu iddia edilen isimler
görevden alınıyor.



Peki ama yargıda görev yapan “katipler”e neden dokunulmuyor?
Şundan adımın Süleyman olduğu kadar eminim ki adliyelerdeki katiplerin yüzde
60- 70’i silme paralelci…



Durum o kadar vahim ki hakim karşısına çıkan bazı paralelci veyahut darbeci
isimler hakimlere, “Katibi çıkarın size her şeyi anlatayım. Katip
buradayken benim size anlattıklarım 10 dakika sonra Pensilvanya’ya
bildirilecek”
diyerek korkusunu dile getiriyor.



Bu katiplerin, çıkarılan “Yakalama Kararları”nı bir kaç dakika
sonra yakalanacak kişilere bildirdiği, hatta Fuat Avni isimli kişinin de
bunlardan aldığı bilgiler üzerine yakalama kararlarını bir gün önceden yazdığı
ifade ediliyor.



Bunu bana bizzat söyleyen hakimler var. “Katiplere dokunulmadan
yargıdaki paralelin beli kırılmaz”
diyen onlarca hakimin tavsiyesi neden
değerlendirilmiyor?



Soru işaretleri ve şüpheler şimdilik bu kadar. Umarım şüphelerin giderilmesi
için bu sorulara cevap verilir.



Yazıyı sonlandırmadan önce, cezaevlerindeki görevlilerden gelen çok ciddi bir
ihbarı devlet yetkililerine ileteyim.



Tutuklanarak hapse atılan darbecilerin yakın zamanda birer ikişer intihar
edeceğine dair ciddi endişe taşıyor bu görevliler.



Bakmayın intihar dediğime…



Onların anlattıklarına bakılırsa cezaevlerindeki gardiyan ve koruma
görevlilerinin büyük bölümü haşhaşi…



Bu gardiyanların, Fethullah Gülen ile ilgili bildiklerini anlatmaya hazırlanan
darbecileri tek tek infaz edeceklerinden endişe ediyorlar.



Dikkat ederseniz ilk intihar haberi geldi bile…



Sayı artmadan ve iş işten geçmeden bu duruma el konulmazsa, darbeciler
ebediyete kadar susturabilir.



Benden uyarması…


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet