LİNK : http://www.turkererturk.com.tr/darbeciligin-mantigina-aykiri/

Geçtiğimiz
15 Temmuz’da Fethullah Gülen Ordusu’nun, yani İmamın Askerlerinin yaptığı darbe
girişiminin birinci yılını idrak ettik. Bu konuyu 15 Temmuz’da ve takip eden
bir iki gün içinde yazmak istemedim, gargaraya gelmesin diye. Şimdi salim,
analizci ve sorgulayıcı kafayla 15 Temmuz 2017’de yaşadıklarımıza bir bakalım.

Araştırdım ve gördüm ki; Asya’dan Afrika’ya, Avrupa’dan Latin Amerika’ya kadar dünyanın hiçbir yerinde başarısız
darbe girişimleri kutlanmıyor. Kutlanan, sadece ve sadece başarılı olan
darbeler. Bunun tek istisnası, geçtiğimiz 15 Temmuz 2017’de yaşadığımız
kutlamalar. Hatta buna, hadlerini de bir hayli aşarak destan dediler. İnsanın
aklına hemen geliyor; kutlandığına göre, bir yıl önce bizim yaşadığımız da
başarılı bir darbeydi!

31 Mart Ayaklanması Kafası

Eğer 15 Temmuz başarısız darbe girişimi bayram olabiliyorsa, niçin
20 Şubat ve 20-21 Mayıs tarihlerini bayram olarak ilan etmiyoruz? Çünkü o
tarihlerde de Talat
Aydemir
’in darbe girişimleri bastırılmıştı.

Tarihimizden benzetmek gerekirse, 15 Temmuz adeta Kabakçı
Mustafa
isyanı idi. Yani Gülen Cemaati Ordusu’nun gerici ayaklanmasıydı. Bu
tür ayaklanmalar ve darbe girişimleri çağdaşlıkla, hukukla, tüm toplum
kesimlerinin kucaklanması ve demokrasi ile bastırılır ve yaşanan travmalar
rehabilite edilebilir. Ama bugüne kadar gördüklerimiz 31 Mart
Ayaklanması
kafasıdır!

Darbeye TSK’nın Yüzde 2’si
Katılmış!

15 Temmuz Darbe Girişimi hakkında
hazırlanan afişler ise rezaletin ötesindeydi. Çünkü afişlerde darbenin
arkasındaki Fethullah
Gülen
ve cemaati saklanmış ve gösterilmemiş ama Türk Silahlı
Kuvvetleri
hem itibarsızlaştırılmaya çalışılmış hem de darbenin
arkasındaki güçmüş gibi gösterilmiş. Halbuki darbeyi engelleyen Türk Silahlı
Kuvvetleri
(TSK) idi! Nasıl mı? Oturdum, üşenmedim ve
hesapladım; TSK
envanterinde bulunan tugayları, taburları, bölükleri, tankları, topları,
havanları, uçakları, füze bataryalarını, gemileri, denizaltıları, filoları,
radar istasyonlarını alt alta yazdım ve yanlarına 15 Temmuz
Darbe Girişimine
katılıp katılmadıklarını belirttim.

Sonuç ne çıktı biliyor musunuz? Sıkı durun! TSK’nın
sadece yüzde 2’si darbe girişimine katılmış, bunların hepsi cemaatçi ve yüzde
95’i AKP
İktidarı
sayesinde terfi ettirilmiş ve bulundukları yerlere
gelmişler!

Ben Yanılmadım ve Aldanmadım!

Geçen hafta çıkarılan 692 sayılı KHK’ya bir göz
attım! Bir de ne göreyim; 1996’da meslekten cemaatçi diye ihraç ettiklerimin
2003’den sonra AKP ile kimisi geriye dönmüş, kimisine de iade-i
itibar vermişler. İşte bunları 692 sayılı KHK ile tekrar ihraç etmişler. Şimdi
soruyorum; kim sorumlu? Ben yanılmadım, aldanmadım ama ülkeyi yanılan,
aldananlar yönetiyor! Ya da durumdan sıyırmak için yanıldığını ve aldandığını
söylüyor!

Demem o ki; 15 Temmuz Darbe Girişiminin başat sorumlusu, halen
ülkemizi yönettiğini zanneden iktidar iradesidir. Bunlar hesap vermeden taşlar
yerine oturmaz ve sular dinmez.

Terör Değil, Karşı Devrim Örgütü!

Kimin Gülenci olduğunun ve Cemaat Ordusu’na
yardım ve yataklık yaptığının belirlenmesi kriterlerini de anlamak imkansız.
Neymiş efendim; “Bank Asya’ya para yatırmış”, “Bank Asya üzerinden
havale yapmış” veya “by lock kullanmış” gibi! Ben size daha sağlam
kriter söyleyeyim; mesela Pensilvanya’ya gidip, el-etek öpmek ve bağlılık
bildirmek gibi! Veya devletin aklı Gülen Cemaati’ni tehdit görmesine ve “Devletin
içine sızarak, yönetimi ele geçirmeye çalışıyor”
demesine, bu
konuda iktidara brifingler vermesine rağmen bunları yok sayarak, cemaate
yardım, yataklık ve başta Ergenekon ve Balyoz gibi
operasyonlar olmak üzere işbirliği yapmak!

Bir de başımıza FETÖ adlandırması çıktı! Yani bunlar Fethullah’ın
terör örgütüymüş! Doğru değil, uyduruk! Terör ve terörist tanımlarına bakın,
uymaz! Biz zamanında, testi kırılmadan yazdık ve ekranlarda anlattık; “Bunlar dört
dörtlük karşı devrim örgütüdür, devleti ele geçirmeye çalışıyorlar”

diye. Terör örgütü olmadıkları halde onlara terör örgütü demelerinin nedeni
ideolojilerini, kendilerini ve şu anda devlete soktukları diğer cemaatleri
kurtarmak içindir!

Demokrasinin Nöbeti Olmaz

Bütün bunar yetmezmiş gibi demokrasi nöbeti başlattılar. Her
şeyden önce; demokrasinin nöbeti olmaz! Demokrasi; akılla, bilgiyle, bilim
egemen kafalı ve eleştirel akla sahip toplumun yetiştirilmesiyle, toplumsal
barışın ve refahın paylaşımıyla korunur ve yüceltilir. Laiklik aşındırılıyorsa,
demokrasi yok ediliyor demektir. Ezcümle iktidar, demokrasi kazanımlarımızı
katletmektedir, tutulan nöbetler tek adam rejimini inşa etme ve muhalifleri
sindirme nöbetleridir.

15 Temmuz Darbe Girişimi sırasında 249
insanımız yaşamını kaybetti. Ama hiçbirisine otopsi yapılmadı ve yapılması
istenmedi, engellendi! Halbuki özellikle sivilleri öldüren mermilerin hangi
silahlar tarafından atıldığının ve o silahları kimin kullandığının anlaşılması
çok önemliydi!

Halkın Kanı Dökülsün mü İstendi?

Dünyanın her yerinde darbeciler, kendilerine direnenleri ezerler
ve gerekirse öldürürler ama bunu açık açık yaparlar ki direnmeyi kimse aklına
getirmesin ve getiremesin diye. Darbecilerin hiçbir zaman mevzie girmiş ve
kendini gizlemiş bir keskin nişancı marifetiyle halkın üzerine ateş açtıkları
görülmemiştir ve bu darbeciliğin mantığına aykırıdır.

Gizli el marifetiyle halkın üzerine ateş açmak provokasyon işidir!
1977’de, Taksim’de
olduğu gibi! Şimdi soruyoruz; 15 Temmuz 2016’da Boğaziçi Köprüsü’nün
üstünde halkın üzerine ateş açan keskin nişancı kimin adına tetiğe bastı?
Darbecilerin adına olmadığı çok aşikâr! İnsanın aklına gelmiyor değil; “Köprünün
üzerinde bir itiş kakış çıksın, kan dökülsün ve destansı bir hava mı yaratılsın
istendi?”
diye!

Ali Cengiz Oyunu!

Evet, işin içinde Ali Cengiz oyunu var! 15 Temmuz 2016’da gerçekten
neler olduğu kamuoyunun gözünden kaçırıldı. Kanaatim o ki; 16 Temmuz’da
başlayan ve Türkiye’yi
tek adam rejimine zorlayan gelişmelerin kurguları, provokasyonları ve “Allah’ın
lütfu”
olarak takdim edilen gerekçeleri bu Ali Cengiz
oyunun içinde gizli!

İşte bu nedenle, OHAL’in uzatılmasına şaşırmayın! Şaşıranlara ben
şaşırıyorum! Artık bu iktidar iradesiyle OHAL’siz Türkiye olmaz, olamaz! 2019’da yapılacak Cumhurbaşkanlığı
seçimlerine kadar OHAL ile gitmeyi planlıyorlar! “Olabilir
mi?”
zamanla göreceğiz! OHAL, tek adam rejimi kurabilmek ve buna itiraz
edenleri sindirmek ve içeriye atmak içindir! Ama zulümle ve baskıyla ilanihaye
ayakta kalmış bir iktidar örneğini tarih yazmamıştır. Gümbür gümbür
yıkılacaklar, şüpheniz olmasın. Mütevazı bir çapta bile olsa pes etmeyin ve
mücadeleye devam edin! Ülkemizi sokakta bulmadık!


















































Türker Ertürk

E.
Amiral, Araştırmacı – Yazar




RESMİ
İNTERNET SİTESİ:


http://www.turkererturk.com.tr



Facebook:

https://www.facebook.com/turker.erturk.5

https://www.facebook.com/pages/T%C3%BCrker-Ert%C3%BCrk/556317261057681?ref=profile

 

Facebook
Grup:


https://www.facebook.com/groups/797431790326056/?fref=ts



Twitter:

https://twitter.com/Orsatramola




Instagram:


https://www.instagram.com/turkererturk

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet