Birileri Darbe Hakkında Yalan Söylüyor..

15 Temmuz’u kimse böyle
incelemedi…

FETÖ‘nün 15 Temmuz darbe girişimini araştırmak amacıyla kurulan TBMM Darbe
Araştırma Komisyonu’nun raporuna CHP’li üyeler;
12 Haziran
2017
tarihinde parlamentoda basın toplantısı düzenleyerek “muhalefet
şerhini”
açıklamış ve “15 Temmuz hain darbe girişimi öngörülen, önlenmeyen ve
sonuçları kullanılan bir kontrollü darbe olarak tarihe geçmiştir”

görüşünü bir kez daha yenilemişlerdir.

CHP’nin yazdığı muhalefet şerhinde
“İktidar
mensubu kişilerin FETÖ ve FETÖ için referansları, methiyeleri, hasret dolu
sözleri ve iktidar seferberliği sonuç olarak 15 Temmuz darbe girişimine neden
olmuştur”
denilerek şöyle devam edilmiştir.

“15 Temmuz’u diğer darbelerden farklılaştıran FETÖ-AKP
ilişkisinin mahiyetidir”
denilen raporda, 15 Temmuz FETÖ darbesini araştırma komisyonunun
demokrasi ve kardeşliği yeniden inşa etmek için önemli bir fırsat olduğu ancak
komisyonun engellendiği kaydedilerek, “15 Temmuz’un büyük lütuf olması için gerçekler
karartılıyor”
denilmiştir.

Başta Komisyon Başkanı Reşat
Petek olmak üzere bazı AKP’li komisyon üyelerinin geçmiş dönemde bu yapıyla
ilişkileri
olduğu kaydedilmiştir.

“SONUNA KADAR MÜCADELE EDERİZ”

“Darbe girişiminin yarı karanlıkta bırakılmak istendiğini”, Genelkurmay Başkanı Orgeneral
Hulusi Akar ile MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın bilgi vermek üzere komisyona
gelmemesinin de bunun bir göstergesi olduğunu, komisyon çalışmalarının iktidar
eliyle etkisizleştirildiği savunulmuştur.

CHP’nin bu yaklaşımına AKP Genel
Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Mahir Ünal “müftülere nikâh yetkisi tanıyan
düzenlemeye” ilişkin 12 Ekim 2017 tarihinde yaptığı basın
açıklamasında;

“Biz, 15 Temmuz’u
sulandırmak isteyen, itibarsızlaştırmak isteyen, 15 Temmuz’a tiyatro diyen,
kontrollü darbe diyen herkesle, 15 Temmuz’un anısına o gün bu aziz milletin
verdiği mücadelenin yüksek hatırına sonuna kadar mücadele ederiz. Bu yapılmak
istenen işin de hesabını sorarız
, çünkü bu şakası olan bir şey
değil” diye cevap vermiştir.

Ünal, “Şunun
bilinmesini isteriz, 250 şehit spekülasyon konusu yapılamaz. Buna müsaade
etmeyiz. Bunun da hesabını sorarız”
demiştir.

Mahir Ünal, 14 Ekim 2017 tarihinde Kahramanmaraş Fuar Merkezi’nde düzenlenen 4.
Uluslararası Kitap ve Kültür Fuarı’nın açılışında ise; “15 Temmuz henüz
daha anlatılmadı. Çünkü henüz çok taze ama 5-10 yıl sonra, 15 Temmuz’da
verilen bu mücadelenin, şu anda Türkiye’nin ayağa kalkmak için her alanda
verdiği mücadelenin destanı, hikâyesi yazılacak
ve bunu da
kitaplara dökecek olan bu gönül, kalem ve kültür erbabı olacak. O yüzden
bizim hikâyemiz daha yazılmadı.
Şu anda  Recep Tayyip
Erdoğan tarih yapıyor. İnşallah kalem erbabı da bu yapılan tarihi kaleme
alacak” demiştir.

“GRİ BÖLGENİN” DAHA DA GENİŞLEYECEĞİ AŞİKÂR

CHP’nin “Kontrollü
darbe”
ve buna mukabil Mahir Ünal’ın bu açıklamaları dikkate
alındığında, darbe girişimine yönelik şüpheli yaklaşımlara “doğru cevap”
bulamadığımız takdirde bu görüş ayrılığının daha da artacağı, yani “gri
bölgenin”
daha da genişleyeceği aşikârdır.

Bu noktada bir hususu açıklamakta
fayda görüyorum. 15 Temmuz gecesi için “Kalkışma”, “Ayaklanma”, “İhanet Hareketi”, “Kontrollü Darbe”,
“Erken Doğurtulmuş Darbe”, “Kaos Darbesi”, “Darbemsi bir şey”,
“Naylon
darbe”, NATO’cu darbe, Dinci darbe”
vb. gibi tanımlamalar
yapılmaktadır.

Şahsen “15 Temmuz
Darbe Girişimi”
tanımlamasının önüne, yaşadıklarımızı bir
mantık zinciri içerisinde izah edene ve şüpheleri ortadan kaldırana kadar,
herhangi bir sıfat konulmasının tüm taraflar adına doğru bir yaklaşım olmayacağı
kanaatindeyim.

Evet, bu bir darbe
girişimidir ve şu ana kadar açığa çıkarılmamış bir takım bilinmeyenleri de
kendi içinde saklamaktadır.

Ancak, herkesin mutabık kaldığı
tek şey, bu darbe kalkışmasının “klasik anlamda emir-komuta hiyerarşisi içinde bir darbe faaliyeti
olmadığıdır.”

Kaldı ki; KKK “mahrem imam”
yapılanmasına ilişkin hazırlanan iddianamede KKK “mahrem
imamlarından”
birisi olan “Emre” kod adlı
K.Y.’nin Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Ali Alper Saylan’a 25-26 Ağustos 2016
tarihinde verdiği ifadede geçen ama iddianameye yansımayan beyanında “Cemaatçi
olup olmadığını kesin olarak bilmediğim, ancak cemaat çevrelerinde isimleri
geçen üst düzey subaylar şunlardır”
diyerek o zamanki KKK
Orgeneral Hulusi Akar’dan ‘Halis‘ ismiyle Genelkurmay eski Başkanı Necdet
Özel’den ise “Naci
ismiyle bahsedilirdi” demesi oldukça ilginç bir gelişme olarak kayıtlara
girmiştir. (Odatv, Müyesser Yıldız, 21.10.2017)

AKP Gaziantep Milletvekili Şamil
Tayyar’ın çok çarpıcı iddialarda bulunarak “15 Temmuz gerçek manada aydın­lanırsa
bugün kahraman dediklerimizin aslında darbenin içinde olduğunu göre­ceğiz”
demesinin
yanı sıra
“Hulusi Akar o gece kararsız kaldı, taraf değiştirebilirdi” şüphesi mi
taşıyorsunuz? sorusuna ise “Evet, böyle bir şüphem var”
demesi,
sürecin gri bölgesini ne kadar aydınlatır bilinmez ama şüpheleri artırdığı bir
gerçektir. (Habertürk, Kübra Par, 22.10.2017)

AKLIMA TAKILAN SORULAR

Mahir Ünal’ın ifadesiyle henüz “hikâyesi
yazılmamış”
15 Temmuz darbe girişimine yönelik “gri
bölgenin”
aydınlanması adına filmi biraz geriye sarıp 15 Temmuz
öncesi
ve sonrasında basına düşen
kurum ve kişilerin genel
değerlendirme ve tanımlamalarına kısa kısa yer verdikten sonra devam eden
davalar kapsamında, savcılık ifadeleri, iddianamede yer alan iddialar ve sanık
savunmaları da dikkate alarak 15 Temmuz günü saat 09.00-22.00 arasında yaşanan
olaylara ilişkin yapmış olduğum irdelemeyi ve bilinmezlere yönelik aklıma
takılan soruları sizlerle paylaşmayı uygun buldum.

Evet, Mahir Ünal’ın
dediği gibi eğer bu darbe girişiminin bir hikâyesi yazılacaksa bu sorular da
dâhil olmak üzere tüm belirsizlikler ve şüpheler cevap bulduktan sonra
yazılmalıdır. Aksi takdirde bu darbe girişimi mevcut haliyle her türlü yoruma
açık olmaya ısrarla devam edecektir.

Bunun için, 15 Temmuz darbe
girişiminin ardından OHAL kapsamında çıkarılan bir KHK ile TSK’den atılan,
ancak Ekim ayında çıkarılan bir başka KHK ile tekrar orduya MİT personeli
olarak alındığı söylentisi dilden dile dolaşan ihbarcı Binbaşı O.K., MİT
Müsteşarı, Genelkurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanları başta olmak üzere irdeleme
yazımda ismine yer verdiğim ancak mahkeme huzurunda ifadesine başvurulmayan
herkesin bağımsız ve tarafsız yargı önünde çapraz sorguya alınması ve devletin
elindeki tüm delilleri Türk milleti ile paylaşması esas olmalıdır.

Bilinmezlere yönelik kafamızdaki
sorulara cevap bulmaya çalışa duralım, unutmamamız gereken 15 Temmuz
darbe girişiminde 249 vatandaşımızın hayatını kaybettiği ve binlercesinin ise
yaralandığı gerçeğidir.
Milletin gönlü rahat mıdır? Pek tabi ki
değildir. Kaybettiklerimiz
ise şu an yattıkları yerde bilinmezlerin ve niye orada olduklarının cevabını
bizden beklemektedir. Ve bu da onların en büyük hakkıdır…

Aksi takdirde destan yazılmıştır denilen 15 Temmuz darbe girişimi
gerçekten
sulandırılmış
ve itibarsızlaştırılmış bir hikâyeye” dönüşecektir.

Bora Serdar / (E)
Dz. Kur. Alb.

























































Odatv.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet