Darbecilere 10 milyon dolar dağıttım


Doç. Dr. Hüseyin
Şeyhanlıoğlu / Gaziantep Üniversitesi




29.05.2020


Dönemin CIA hatıraları olarak bilinen, “The Inside Strory
of CIA” adlı kitapta bir ABD’li general şöyle der: “1960 Nisan’da İstanbul’a
geldim. 15 gün Hilton’da kaldım.10 milyon dolar darbecilere dağıttım ve
Türkiye’yi terk ettim.”


II Dünya Savaşı’nın bitmesinden sonra, Avrupa’da
dumanlar hala yükseliyordu. Fransa ve Almanya’nın ağır yıkımından sonra,
İngiltere gibi savaşın galipleri bile mağlup sayılırdı. Üstelik Ruslar, Doğu
Avrupa’ya Demir Perde indirmişti. Rusya ve ABD’nin kontrolünde, iki kutuplu
dünya düzeni ortaya çıkmış olsa da; hala, dünyanın paylaşılması
tamamlanamamıştı ve Türkiye, burada en önemli fay hatlarından biriydi. Çünkü
hem Rusların sıcak sulara inmesinin önünde bir engel hem de Ortadoğu’ya Batı
için açılan güvenli bir kapı ve stratejik boğazlara sahipti. Bu nedenle
Türkiye; Rusya, ABD ve hala Ortadoğu’ya hâkim İngiltere için asla vazgeçilemez
bir ülkeydi.


Batı’ya payanda rolü


Savaşın bitmesinden birkaç gün önce Batı kampına dâhil
olan Türkiye, göstermelik de olsa çok partili siyasal hayata geçmiş ve NATO’ya
üye olmaya çalışmaktaydı. Rusya’nın Boğazlara yüklenmesi ve Kore Savaşı,
Türkiye’nin NATO’ya alınmasına yardımcı olmuşsa da Batı’nın Türkiye’ye biçtiği
rol, Türkiye’nin NATO’nun güney kanadını koruması, bir tarım ve işçi ülkesi
olarak Batı’ya payanda olarak destek vermesiydi. Ancak 1950 yılından itibaren
iktidara gelen Demokrat Parti, “Büyük ve Güçlü Türkiye” idealine bağlı, Batılı
ama yeri gelirse Rusya’yı bile kullanacak kadar pragmatist bir iktidardı.


27 Mayıs darbesinden 60 yıl sonra şunu net olarak
söyleyebilirim: Türkiye’de meşru bir hükümete karşı darbe, ancak Mısır-Osmanlı
savaşından beri (Balta Limanı-1838), Türkiye’de etkinliği artarak devam eden
İngiltere ve ABD’nin izni dâhilinde olabilir. Burada İngiltere ve ABD’yi de
kendi içinde görünen ve görünmeyen, iki devlet olarak bilmemiz gerekir. Çünkü
meşru ve yasal Başbakan Adnan Menderes’in idamını engelleyemeyen bir ABD
Başkanı John F. Kennedy bile bu dönemde, ülkesinde suikasta uğrarken, darbenin
kudretli albayı ve ABD’de 1,5 yıl kalan Alpaslan Türkeş’i, darbe lideri Albay
Cemal Madanoğlu’nun infazından kurtaran, CIA Ankara İstasyonu görülmektedir. Bu
durum ABD içindeki iki ayrı gücü, bugün olduğu gibi o zamanda da
göstermektedir. ABD veya İngiltere isteseydi, Menderes’in idamını rahatlıkla durdurabilirdi.
Dönemin İngiltere Büyükelçisinin (Bernard Borrows/1958-62) raporlarına
bakıldığında, İngiltere’nin darbeden 38 gün önce darbe olacağını kesin olarak
bildiği, hatta darbe anını ve tankların yönünü Menderes’ten önce bildiği
görülmektedir.


ABD, New York Times Gazetesi’nde ise, “Menderes’in
artan baskısı”, “Ordu rahatsız”, bindirilmiş kalabalıkları de “zinde kuvvetler”
ve “iç karışıklık” diye manşetlere taşıdığı görülmektedir.


Darbeden üç gün sonra ABD’nin ve iki gün sonra
İngiltere’nin tanıdığı, Jön Türklerin son versiyonu 39 kişilik albaylar
cuntası, NATO ve CENTO’ya bağlılığını belirtirken, bürokrasi, ordu ve polis
teşkilatında yönetici kesimin neredeyse tamamının tasfiye edildikleri
görülmektedir.



27 Mayıs darbesinin sabahında Org. Cemal Gürsel
telefonda İnönü’ye “Emrinizdeyim Paşam” der. İki darbeci subay
da Paşa’yı evinde ziyaret ettikten sonra beraberce
balkondan bindirilmiş kıtaları, Ayten Sokak’ta selamlarken.


Finansman ABD’den


27 Mayıs darbesinden sonra (290 generalden) 235
general ve amiralle, 7 bin albay, yarbay ve binbaşı rütbesindeki subay ordudan
tasfiye edilmişti. ABD Büyükelçisi Warren’in 11 Ağustos 1960 tarihli raporuna göre,
emekliye sevk edilen subaylar, generallerin yüzde 90’ı, albayların yüzde 55’i,
yarbayların yüzde 40’ı, binbaşıların da yüzde 5’ydi. Emekli İnkılâp Subayları
(EMİNSU) olarak bilinen bu tasfiye hareketinin finansmanı tamamen ABD’den temin
edilmiştir.


Kraliçe’den cuntaya ziyaret


Darbecilerden en az 16 kişi ABD’de psikolojik harp
eğitimi almış ve kadim TSK’nın genetik yapısı, NATO eğitimi almış subaylarla
değiştirilmiştir. Rahmetli yüksek lisans hocam da olan Mahir Kaynak, 1960
darbesinin İngiltere, tarafından yaptırıldığını söylerdi. Katıksız bir İngiliz
aşığı olan Albay Cemal Madanoğlu Cuntasını, 25 yıl sonra ve hala yaşayan,
İngiltere Kraliçesi Elizabeth, Tahran’a giderken (6 Mart 1961) Esenboğa’da
ziyaret etmişti. Kraliçe, askeri darbeden sonra Türkiye’yi ziyaret eden ilk
yabancı devlet başkanıydı.


Çünkü Türkiye, Ortadoğu hâkimiyeti için asla kendi
haline bırakılamayacak kadar jeostratejik bir öneme sahiptir. Mantıkları şuydu:
“Türkiye, ya yeni bir Osmanlı olur ya da elimizin altında bir kuzu olur.” Sonraki
uluslar arası süreç ve günümüzdeki, Çin’in Tek kuşak-Tek Yol projesi, Libya ve
Suriye olaylarına bakıldığında konu daha iyi anlaşılabilir.


27 Mayıs darbe bildirisini tok sesiyle okuyan,
Alpaslan Türkeş’i radyo evine bizzat ABD özel kuvvetlerinden, terör ve iç savaş
uzmanı, sivil görünümlü ajan Fred Haynes götürmüştür.


ABD bu darbeden sonra IMF çalışanı Kemal Kurdaş’ı,
Cuntaya Maliye bakanı yapıp acilen para yardımı yaparken (6-7-1960: 1 milyar
lira, 4-8-1960: 34 milyon dolar, 12-01-1961: 43 milyon dolar… Kısaca
Menderes’e 30 milyon dolar veren ABD Cuntaya tam 10 katını derhal vermiştir.)
bu arada, Rusya’yı kızdırmamak için Menderes’in istemediği nükleer başlıklı
füzeler Türkiye’ye gelmiş, Merkez Bankasının altınları kaybolmuş aynı anda ve
miktarda FED’de tonlarca altın artışı olmuştur.


Demokrat Parti’nin dış yıkılma sebepleri şunlardır:


1.) Ezan’ın Arapça okunmasının serbest
bırakılması, Radyo’da Kur’an-ı Kerim’in/ halk müziğinin serbest bırakılması,
Anadolu üzerindeki jandarma, maddi ve manevi baskının kaldırılması,


2.) Başta İstanbul olmak üzere Anadolu
kültürüne geri dönülmesi ve Osmanlı Hanedanı kadınlarının geri getirilmesi,


3.) Kıbrıs’ın İngiltere’den alınma
faaliyetleri,


4.) Libya ve Cezayir’e destek çabaları,


5.) İsrail’le diplomatik ilişkilerin kesilmesi,


6.) Bağdat Paktı üzerinden İslam Birliği
faaliyetleri,


7.) Ordu’nun esasen halka ve hükümete bağlı
kadim düzeni,


8.) Menderes’in kontrolden çıkan DP Grubuna
TBMM’de hitaben, “Siz isterseniz Hilafeti bile geri getirebilirsiniz” sözleri,


9.) Menderes’in Rusya kartını kullanmaya
başlaması,


10.) Tarım ve hayvancılığa yönlendirilen
Türkiye’nin, sanayileşme çabaları,


Özetle, dönemin CIA hatıraları olarak bilinen, “The
Inside Strory of CIA” adlı kitapta bir ABD’li general şöyle der: “1960 Nisan’da
İstanbul’a geldim. 15 gün Hilton’da kaldım.10 milyon dolar darbecilere dağıttım
ve Türkiye’yi terk ettim.”


Londra’daki garip kaza


Kıbrıs’a diplomasiyle hâkim olmak üzere olan ve bu
sebeple idam edilen Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu’nun, 6 ve 7 Eylül 1955
tarihinde meydana gelen İstanbul olaylarıyla Türkiye çok zor durumda kalırken,
Menderes üç yıl sonra Londra’da uçak kazası geçir(til)miştir.


Irak’ta Türkiye’yle birleşmek yanlısı ve Osmanlı
hanedanı mensubu bir hanımla evlenmek üzere olan genç Kral Faysal ve son
Osmanlı evladı olan Nuri Said Paşa, tüm aile fertleriyle birlikte,
Madanoğlu’nun Irak versiyonu bir cuntacı tarafından feci bir şekilde
öldürülmüştür. Bu dönemde Suriye, İran ve Pakistan dahil Ortadoğu’daki
iktidarlar ABD ve İngiltere tarafından devrilmiştir. Kıbrıs Fatih’i Zorlu,
IMF’ye rest çeken yiğit Tatar evladı, Hasan Polatkan da bu yüzden idam
edilmiştir. Adnan Menderes, “Büyük Türkiye, Zorlu Ortadoğu”, Polatkan ise
IMF’ye hayır dediği için İngiltere ve ABD idam edilmişlerdir. Onları
Yaslıada’ya tıkayan kuvvet bunlardı.


E-POSTA : hseyhanlioglu2019@gmail.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet