1977 ORGENERAL ERSUN TASFİYESİ İLERİKİ ASKERİ
DARBELERİN HABERCİSİ


KAYNAK : http://dikmecionur.blogspot.com.tr/2016/10/1977-orgeneral-ersun-tasfiyesi-ileriki.html


Gündelik siyasi konuların ve geleceğe ait siyasi bakış açılarının sağlıklı
bir biçimde yorumlanabilmesi yakın ve uzak tarih muhteviyatına sahip genel
tarih okumalarının idrakiyle mümkün olmaktadır. Çünkü toplumsal olayların
laboratuvarı tarihtir ve toplumların alışkanlıkları, yaşam biçimleri ve tutumları
ile bürokratik yapıları iyi tahlil edilebilirse toplumların
karşılaştığı/karşılaşacağı gelişmeler aynı veya ne denli farklı olsa da husule
gelebilecek neticede isabetli oranda saptanmış olacaktır. Yani tarihte tekerrür
yoktur fakat siyasi zeminler ve toplumlar ne denli değişiklik gösterseler de
geçmiş ile bir bütünlük dahilindedirler böylelikle neden sonuç ilişkilerine
dayanarak bütüncül bir perspektif ortaya koyulabilir. Siyasi olaylar
birbirlerine benzerler, 15 Temmuz darbesi ile benzerlik gösteren en yakın
tarihli vaka 1977 Kara Orgeneral Namık Kemal Ersun tasfiyesidir. Şimdi bunu
izah etmeye çalışacağız.




Kısa süre evvel Ergenekon Balyoz yani Askeri Davalar neticesinde pek çok asker
tasfiye edilmişti. Bu uzun süreçten sonra davaların uydurma belgelerle delillendirildiği
yüksek mahkemece karara bağlandı. Pekiyi bu tasfiyeler neden gerçekleştirildi?
İşte yakın tarihli benzer vaka 1977 Orgeneral Ersun hadisesinin incelenmesiyle
makul bir yanıt verilebilir. Kaosun eksik olmadığı ve anarşinin tırmandığı 1970’li
yıllar Gladyo yapılanmasının tezahürüydü. Soğuk Savaş konseptinde Nato
tarafından hemen her Nato ülkesinde oluşturulan gizli ve paramiliter yapılar
Türkiye’de de 1952’den itibaren kendisini gösterdi. Suikast, itaatsizlik,
cinayet, kriz gibi vakaların kumanda merkezi olan Gladyo, Nato konseptine uygun
olarak ülkeleri istediği gibi şekillendirdi. Konumu itibariyle oldukça önemli
bir kuşakta bulunan Türkiye’de Gladyo eksik olamazdı, olmadı ve etkinliğini
tırmandırdı. 12 Mart 1971  askeri muhtırasıyla şekillendirilmeye çalışılan
Türkiye’den istenilen verim alınamadı.


 


Çünkü 1965’den itibaren milli ordu sanayisi ve göreli özerk dış politika
ilkesini benimseyen Türkiye kısmen raydan çıkmıştı. 1971 Muhtırasıyla buna bir
anlamda çekidüzen verildi fakat Nato’ya rağmen Kıbrıs çıkarması ve şahlanan
ulusal gurur neticesinde bağımsız ulusal politika beklentisi o zamanın Üst
Aklının planlarının dışındaydı. Bu sebeple toplumsal olaylar tertip edildi 1
Mayıs 1977 Taksim meydanı saldırıları ve Bülent Eecevit’e suikast girişimi en
önemlilerindendi. İşte o zamanın hükümeti şaşırtıcı bir cesaretle bu olayların
tertibi olduğu gerekçesiyle Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Namık Kemal
Ersun ve 850 subayı Yüksek Askeri Şura kararlarını beklemeden ihraç etti.
Ersun’un bu olaylarla ilgisi var mıdır yok mudur veya Gladyo’ya hizmet eden bir
görevli midir bilinmez. Fakat darbeci militarist eğilimleri olduğu siyasi
tarihçe sabittir. Pekiyi Ersun’un tasfiyesi neye yol açmış oldu? 1980 askeri
girişimi başka bir komuta heyeti tarafından gerçekleştirilmiş oldu. Ersun çok
önemli bir konumdaydı fakat darbe gerekçesiyle tasfiye edilmesine dış odaklarda
ses çıkarmamışlardı. Bunun en somut göstergesi Ersun’un Askeri Yüksek İdare
Mahkemesince göreve iade edilmelidir kararına rağmen, Genelkurmayca bu kararın
uygulanmamasıdır. Yani Ersun başarılı olamayacaktı olsa da Genelkurmay’ın
topyekün desteğinden mahrum kalacaktı. Dünya’nın hiçbir yerinde 850 subay
ve  ufak uzantılarıyla bir darbenin başarılı olması mümkün olamazdı.




Bu vaka bizlere Askeri davalarla şaşırtıcı benzerlik gösteren bir durumdur.
Askeri Davalar; Ergenekon Balyoz vs ile sosyal yaşantıda keyifli, eğlenceli
veya dingin hayata düşkün mesleki yaşantı olarak ise fevkalade disiplinli ve
profesyonel olan askerler bir darbeye karşı veya isteksiz zümreyi
oluşturacaklardı. Bu sebeple tasfiyeleriyle ordu eskisinden daha militarize bir
mizaca büründürüldü. Ersun’un tasfiyesi ile de daha kapsamlı ve planlı bir
askeri darbe oluşturuldu. Ersun darbe eğilimli fakat fevri ve duygusal bir
kişiydi. Emeli anti komünist Bir Türkiye tahayyülüydü ve bunun sağlıklı bir
ekonomik ve siyasi derinliği yoktu. 15 Temmuz darbesine baktığımızda da bunun
uzun zamandır ve oldukça profesyonel bir biçimde tasarlandığını gördük. Ersun
tasfiyesi Evren Cuntasına yol açtı, askeri davalar neticesindeki tasfiyelerle
15 Temmuz cuntası oluştu, 15 Temmuz tasfiyleri ile başka cunta veya cuntalarda
oluşabilir mi? Burada vurgulanmak istenen tasfiyelerin neden yapıldığı değil,
yanlış veya eksik yöntemler izlenerek başka grupları avantajlı konuma
yükselttiğidir.



ASKERİ TASFİYELER VE ASKERİ DARBELER




Esasen ordunun bir kanadındaki tasfiye başka bir kanadının güçlenmesine yol
açmıştır ve Türk siyasi tarihi bunun örnekleriyle doludur. Abdülhamid muhalif
subayları tasfiye eder fakat mektepli subayların darbesine engel olamaz.
Cumhuriyet tarihin ilk ciddi cuntası 1946’da İsmet İnönü’ye karşı
oluşturulmuştur. Mani olmak için 1949’da Ordu Savunma Bakanlığına bağlanır ve
1950’de büyük çaplı tasfiyeler gerçekleşir. Fakat 1960 yılında başka bir klik
yönetime el koyar. O dönemlerde kızağa çekilmiş olan Kurmay Albay Talat Aydemir
ise 1962 ve 1963 yıllarında darbe girişiminde bulunmuştur. Sosyalist cunta
gerekçesiyle 9 Martçı olarak anılan subaylar tasfiye edilir. Fakat bu sefer 12
Mart’ta başka bir cunta yönetime el koyar.


 


1977’de Ersun ve ekibinin tasfiyesi başka bir kliğin önünü açarken, askeri
davalar ile 15 Temmuz cuntasının önü açılmıştır. 15 Temmuz sebebiyle
tasfiyelerin olması doğaldır fakat yine olması gereken seyir aşılmıştır.




1) Askeri ateşeler arasında çağırıldığı halde yurda
dönmeyen veya bulunduğu ülkeye iltica edenler vardır. Askeri ateşeler ile yurt
dışı görevli askeri personel üzerinde yeterince durulmamaktadır.




2) Darbe içerisinde yer aldığı
belli olan eski adli müşavir bir süre sonra başka göreve atanmış, kamuoyunda bu
haberin paylaşılması üzerine gösterilen tepki neticesinde bu atamanın ‘sehven
bir hata’ olduğu belirtilmiş ve subay ihraç edilmiştir. Aynı ciddiyetsizlik Tsk
içindeki ByLockçular konusunda da geçerlidir. Bylock kullandığı iddia edilen
personelin soruşturmalarının geçiştirildiği emekli Albay Eryaşa tarafından
belirtilmiştir.




3) Darbeyi önlemde önemli
sorumluluk üstlendiği belirtilen Orgeneral Ümit Dündar, Meclis Darbe
Komisyonuna verdiği ifadeyle cunta ile alakalı en ufak bir bilgisi belgesi
olmadığını paylaşmıştır. Komuta Kademesinin hiçbir şeyden haberleri
bulunmamaları tasfiyelerin eksik yapılacağı izlenimini doğurmuştur.




4) Darbeciler arasında darbeci
olmayanlarında tasfiye edildiği pekçok haber bülteniyle sabittir.  Kimi
darbeciler, yeni darbeler için uykuya yatmış bulunmaktadır.




SONUÇ



Türkiye kültürü ve coğrafi pozisyonu itibariyle güvenlik temelli bir devlettir
bu güvenlik tanımlamasında ise ordu herşey demektir.Türk tarihinde ordu kimi
zaman aydınlanma öncüsü kimi zaman rejim denetleyicisi kimi zaman ise vesayet
odağı olmuş yani bir şekilde siyasette etkin konumunu sürdürmüştür. Asker Sivil
ilişkilerinde sivil sistemin tesisi maksadıyla kimi zaman gerçekleştirilen
tasfiyeler her daim başka militer bir kliğin önünü açmış bu da askeri
müdahaleye yol açmıştır. 15 Temmuz tasfiyeleride bütünyle hukuk içerisinde,
ciddi, sağlıklı istihbari raporlardan eksik olarak yürütülürse daha vahim
cuntaların ortaya çıkmasına sebebiyet verebilir. 1977’de bir Kara Kuvvetleri
Komutanı emekli edilmesine rağmen yalnızca birkaç sene sonra yine darbe
olmuştu. Unutulmasınki 15 Temmuz’dan sonra komuta kademesinden kimseye
dokunulmadı. Eğer darbe eğilimli bir klik varlığını devam ettiriyorsa
şifrelerini bildiği mevcut muvazzaf  karargah zihniyetini kendi eğilimleri
doğrultusunda manüple edebilir.


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet