Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara


Kanlı Cuma’nın
7. günündeyiz. “Darbe” olayı aydınlanmıyor, aksine daha da karmaşık hale
geliyor. Erdoğan başta olmak üzere yetkililerin yaptığı açıklamalardaki
çelişkiler ve AKP kulislerinde konuşulanlar, “Tüm bildiklerinizi unutun” dedirtecek
cinsten.


Biraz uzun
olacak yazımıza, son iki günün en büyük muamması MİT Müsteşarı Hakan Fidan’la
ilgili AKP kulislerinde konuşulan flaş iddialarla başlayalım. Fidan’ın o gün
Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’a “darbe” istihbaratını verdikten sonra
Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez’le yemeğe gittiği öne sürülüyor. Çok
çarpıcı bir başka iddia da Erdoğan’ı bilgilendirmeyen Fidan’ın, eski Başbakan
Ahmet Davutoğlu’nu haberdar ettiği yönünde. 


GENELKURMAY’IN
AÇIKLAMASI VE AKIN ÖZTÜRK MUAMMASI


Herkesi meraka
düşüren ve şaşırtan Genelkurmay Başkanlığı’nın Akın Öztürk açıklamasıyla
başlayalım.


Hava
Kuvvetleri eski Komutanı ve YAŞ üyesi Akın Öztürk’ün darbenin “1 numarası”
olduğu söylendi. Feci şekilde de dövüldüğü görüldü.


Bu konudaki
çelişkileri ilk gün ortaya koyduk. Genelkurmay dün yaptığı açıklamayla, Akın
Öztürk’ün ifadelerini “doğrulayıp”, “darbeci” olmadığını, kendileri
tarafından “arabulucu” tayin kılındığını söyledi.


İşte iş şimdi
daha da karmaşık hale geldi. Şöyle ki;


Akın Öztürk
“darbeci”
değilse, çatışmaların en yoğun şekilde sürdüğü Akıncılar Üssü’ne
elini kolunu sallayarak, nasıl girdi?


Başta
Genelkurmay Başkanı, bir yığın komutanı “esir” almış olan darbeciler,
neden onu da derdest etmedi?


Öztürk
ifadesinde şöyle demişti:


“Ben üste bir
saat kadar kaldım. Her şeyden emin olduktan sonra helikopter ile Başbakanlığa
gidecektim. Helikoptere bindim, ancak bu sırada havada başka uçak ve
helikopterler vardı. Bana havadaki uçaklardan ateş açıldı. Üsse geri döndüm.
Bir süre sonra üsten helikopterle ayrılmak üzere teşebbüste bulundum.
Bacağımdan yaralandım. Beni yaralayan mermilerin uçaklardan ateş sonucu mu,
yoksa yerdeki birliklerden mi açıldığını bilmiyorum.”


Peki kendi
ifadesiyle, “Her şeyden emin olduktan”, yani “anlaşma” sağlandıktan
sonra üsten ayrılmaya karar veren Öztürk’e kim, neden ateş açtı; “Dost
kuvvetler”
mi, “düşman kuvvetler” mi? Ölmesi kime veya neye yarardı?


Genelkurmay’ın
günler sonra Öztürk’e “kefil” olmasının sebebi ne? Acaba Genelkurmay
başkalarına da “kefil” olacak mı?


ÖZTÜRK’ÜN
ÇELİŞKİSİ, DAVUTOĞLU’NUN TEPKİSİ


Ömrü Hava
Kuvvetleri’nde geçen, 1 yıl da Hava Kuvvetleri Komutanlığı yapan, ardından 1
yıl daha görev süresi olmasına rağmen “tenzil-i rütbe” sayılacak bir
şekilde buradan alınıp, YAŞ üyesi yapıldığı halde görevinden ayrılmayan (Önceki
Hava Kuvvetleri Komutanı Mehmet Erten aynı muameleye maruz kaldığında,
emekliliğini istemişti) Akın Öztürk’ün ifadesindeki küçük, ama önemli bir
detayın altını çizelim. Olaya dahliyle ilgili olarak şunları anlattı:


“Torunlarımı
görmek için Akıncı Üssü’ne gittim. Ben Akıncı Üssü’ndeki Lojmanda akşama kadar
vakit geçirdim. Akıncı Üssün’de mutat uçak iniş ve kalkışlar oluyordu. Devamlı
hareketlilik olduğu için ben önce bir şey fark etmedim. İstanbul’da düğünde
olan Hava Kuvvetleri Komutanı Abidin Ünal beni aradı, uçakların Ankara’da alçak
geçiş yaptığını söyledi, bu duruma müdahale et dedi.”


Birincisi;
Lojmanlar, Üssün dibinde. Uçakların cayır cayır kalktığını görmüyor, ancak Hava
Kuvvetleri Komutanı Abidin Ünal İstanbul’dan telefonla aradığında farkına
varıyor!..


İkincisi;
Koskoca Hava Kuvvetleri Komutanı, Akıncı Üssü’nde rutin uçuşların sadece Salı
ve Çarşamba günleri yapıldığını bilmiyor, “mutat iniş-kalkışlar” diyor.


Akın Öztürk
kısmını eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun onunla ilgili açıklamasıyla
bitirelim. Haftalardır ortada olmayan, ama darbe gününden beri aralıksız
koşturan Davutoğlu katıldığı bir televizyon programında, Akın Öztürk’ün görev
süresi dolmasına rağmen neden görevden alındığının önemine dikkat çekip, “Gün
geçti, artık daha rahat ifade edebiliriz. Akın Öztürk Paşa, Hava Kuvvetleri
Komutanlığı’ndan süresi varken niye alındı? Normalde süresi vardı ve Akın Paşa
kalırdı. Cumhurbaşkanımız ve Hulusi Akar Paşayla yaptığımız istişarelerde
gelinen noktadır o. Düşünün ki, eğer Akın Öztürk Hava Kuvvetleri’nde komutan
olarak kalsaydı bugün nasıl bir tabloyla karşı karşıya kalırdık, herhalde
herkes takdir eder. Tedbirleri geçen seneden beri almaya başladık”
dedi.


Barış Pehlivan
ve Barış Terkoğlu, Genelkurmay’ın dünkü açıklamasından sonra ne düşündüğümü
merak etmişti. Ben de şimdi o açıklamadan sonra Davutoğlu’nun ne düşündüğünü
çok merak ediyorum doğrusu!..


EMİRLER
YIRTILDIYSA, KKK YERİNDE NE GÖRDÜ?


Parçaları
birleştirmeye devam edelim:


Genelkurmay’dan
yapılan her iki açıklamada, o gün saat 16.00’da MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın
getirdiği istihbaratın ardından, Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’ın komutanlara
ve birliklere hangi talimatları verdiği belirtildi.


Abdülkadir
Selvi’nin bugün yazdığına göre, Hulusi Akar MGK toplantısında, “Birliklere
iletilmek üzere verdiğim talimatları fakslamak yerine yırtmışlar”
demiş.


Olabilir.


Ama o
talimatlar arasında, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Salih Zeki Çolak’ın
darbenin “sıklet merkezlerinden” biri olan Kara Havacılık Komutanlığı’na
gitmesi de vardı.


Daha önce
sorduk, yine soruyoruz; Oraya giden Çolak ve Kurmay Başkanı İhsan Uyar ne
gördüler, ne sordular, kaç saat kaldılar, ne talimat verdiler? Karargâha dönüp,
Genelkurmay Başkanı Akar’a ne bilgi aktardılar? Ve Kara Havacılık Komutanlığı’na
başka gidenler de oldu mu?


HAKAN FİDAN
MUAMMASI


En çok merak
edilen Hakan Fidan muammasına gelince; Kamuoyuna yansıtılanlar şöyle:


Kanlı Cuma
gecesi öncesi saat 16.00’da Genelkurmay’a bizzat gidip, “hareketliliği” haber
verdi… Ama Erdoğan ve Başbakan Binali Yıldırım’ı aramadı…


MİT kaynakları
Fidan’ın, Erdoğan ve Yıldırım’ı bilgilendirmemesinin sebebini, “teyid
edilmemiş bilgiler olduğu için”
 gibi bir gerekçeyle açıkladı.


Genelkurmay
Başkanı, “teyid edilmemiş bilgilerle” Karargâhı alarma geçirip,
birliklere talimatlar hazırlarken, Fidan’ın kendi istihbaratını ciddiye
almaması garip değil mi?


Erdoğan’ın iki
gündür yaptığı açıklamalar sis perdesini daha da kalınlaştırdı.


“Hareketlenmeyi” eniştesinden
öğrendiğini duyuran Erdoğan, Reuters’a şunları anlattı:


“Marmaris’te
ailemle beraberdik. Saat 4-4,5 civarında eniştemden bir telefon aldım. Eniştem,
‘İstanbul’da bazı sıkıntılar var. Beylerbeyi Sarayı’nın orada askerler
tarafından yollar kesiliyor, köprüye geçit verilmiyor’ dedi. Haberi alınca
doğrusu inanmadım da. Hemen MİT Müsteşarı’nı aradım ulaşamadım, Genelkurmay
Başkanı’nı aradım ulaşamadım. Çünkü telefonlara cevap veremiyorlardı. Saat 8’de
bulunduğumuz yerde değerlendirme yaptık. TV’lere açıklama yapıp halkımı meydanlara
davet ettim.”


Lütfen dikkat;
Erdoğan daha kanlı baskın başlamamışken sadece Fidan değil, Genelkurmay
Başkanı’na da ulaşamıyor.


İyi de
Milliyet Ankara Temsilcisi Serpil Çevikcan dün, Fidan’ın Marmaris’te otelde
dinlenen Erdoğan’ın koruma müdürü Muhsin Köse’yi bizzat aradığını yazmadı mı?


Devam edelim;
Erdoğan’ın onlara ulaşamadığı saatlerde;


Genelkurmay
Başkanı neredeydi; Karargâh’ta…


Ya MİT
Müsteşarı; Yine Serpil Çevikcan’ın dünkü yazısından öğrendiğimize göre,
“Fidan, Genelkurmay’daki temaslarından sonra MİT’e geçmiş”
ti… 


Buyurun, bir
gariplik daha!..


KOMUTANLAR
DÜĞÜNDE, FİDAN YEMEKTE


Somut
çelişkilerden sonra AKP kulislerinde konuşulan sıcak ve ciddi iddialara
geçelim.


Deniyor ki;


Genelkurmay’ı
“alarma” geçiren Hakan Fidan daha sonra yemeğe gitti. Hem de Diyanet İşleri
Başkanı Mehmet Görmez’le.


Yine deniyor
ki; Erdoğan ve Binali Yıldırım’a haber verme gereği duymayan Fidan, Akar
dışında bir başka kişiyi daha bilgilendirdi. O isim eski Başbakan Ahmet
Davutoğlu’ydu.


AKP’liler,
haftalardır ortalarda görülmeyen Davutoğlu’nun kalkışmadan hemen önce, o akşam
saatlerinde İstanbul’dan Ankara’ya geldiğini öne sürüp, “Bu ne tesadüf?” diye
de soruyorlar.


GÜL VE
DAVUTOĞLU’NIN SERİ ATAKLARI 


Darbe
teşebbüsü AKP’nin içini epey karıştırmışa ve daha da karıştıracağa benziyor.


Sadece görevi
bıraktığı günden beri suskunluğa bürünen Genelkurmay eski Başkanı Necdet Özel
değil, Gül ve Davutoğlu’nun anında ortaya çıkması, peşpeşe açıklama yapıp, “ortalığı
toparlama”
çabası çok dikkat çekiyor.


Daha açıkçası
Davutoğlu ekibinin kısa bir süre önce, “Eylül’den sonra geliyoruz” dediği
anlatılıp, “Bunun anlamını galiba şimdi anlıyoruz” deniliyor.


Anlaşılan
Erdoğan ve AKP’nin önde gelenleri çok şey biliyor ya da tahmin ediyor, ama
şimdilik “mesajlarla” yetiniyor.


Bu vesileyle soralım:


Adalet eski
Bakanı Sadullah Ergin’in gözaltına alındığı haberi nereden çıktı? Kim/kimlere
mesajdı?


Gül ve
Davutoğlu’nun Erdoğan’la 1’er saatlik görüşmesi neyin nesiydi? “Geçmiş olsun
ziyareti”
denildi? Geçmiş olsun ziyareti hiç bu kadar uzun olur mu?  


ERDOĞAN
AKAR’IN ADINI ANMAZKEN GÜL NE SÖYLEDİ?   


Önemli bir
detay daha…


Erdoğan
Çarşamba gecesi MGK toplantısından sonra telekonferans yöntemiyle Konya ve
Şanlıurfa’da toplanan halka seslendi.


Konyalılara
hitabında şu ifadeyi kullandı:


“Bu süreçte
Türk Silahlı Kuvvetlerimizin ülkesine sahip çıkan, bunun mücadelesini veren
komuta kademesine şahsım adına, milletim adına şükranlarımı sunuyorum.”


Aynı konuda
Şanlıurfalılara da, “Şu anda bütün bu süreçte emeği olan başta Silahlı
Kuvvetlerimizin devletinin, milletinin yanında yer alan generallerimize,
subaylarımıza teşekkür ediyorum… Anayasa’nın amir hükmü gereğince
Türkiye Cumhuriyeti’nin ve Türk Ordusu’nun şu anda Başkomutanı olarak ben de
ordumuzun başındayım” dedi. 


Şimdi aynı
gece Abdullah Gül’ün Erdoğan’ın İstanbul Kısıklı’daki evinin önünde toplanan
halka yaptığı konuşmadan bir bölüm aktaralım. Şunu söyledi:


“Türkiye çok
daha büyük bir karanlığa girebilirdi. Bunu önleyenler sadece vatandaşlarımız,
sadece sivil, asker ve polislerimiz değildi. Aynı zamanda kendilerine gerçekten
şükran borçlu olduğumuz komutanlarımız oldu. Başta Genelkurmay Başkanı olmak
üzere, onların da hepsini tebrik ediyorum. Sağlam durdukları için. Onlarında
hepsine millet adına teşekkür ediyorum.” 


Erdoğan,
Genelkurmay Başkanı Akar’ın adını anmazken, Gül’ün doğrudan ona tebrik ve
teşekkürlerini sunması;


Ve daha
Erdoğan, saldırıya uğrayan Genelkurmay Başkanlığı’na “geçmiş olsun”a
gitmemişken, Gül’ün Ankara’ya gelip, Akar’ı ziyaret etmesi ilginç değil
mi?  


Bilmem ki, giderek
büyük bir bilmeyece dönüşen kanlı Cuma konusunda kafaları biraz aydınlattık mı,
yoksa bilinmezleri biraz daha mı arttırdık?


Ana soru; Her
hareketin 1 numarası olur. Akın Öztürk olmadığı anlaşıldığına göre, bu kanlı
teşebbüsün 1 numarası kimdir?!.


Müyesser
Yıldız


Odatv.com


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış