Bizi “üzülürseniz
büzülür, büzülürseniz düzülürsünüz sonra yine üzülürsünüz”
diye uyarıyordun…


Gözyaşları içinde telefon ekranındaki tuşlara basıyorum. Karşı
taraftan bir ses gelmeyeceğini bilsem de şansımı deneyeceğim.
“Aradığınız kişiye şu an ulaşılamıyor.” Biliyorum, uzunca bir süre daha aradığım kişiye ulaşamayacağım.
Okuyamayacağını bilsem de mesajımı yazıyorum:
“Hasanım hüngür hüngür ağlıyorum. İnşallah bu kötülüğün
içinde değilsindir kardeşim. Eğer öyleyse Allah hepinizi affetsin.”


Tuğamiral Hasan Kulaç da darp edilmiş fotoğrafları basına
yansıyan eski meslektaşlarımdan biri. Ama Hasan sadece eski bir meslektaşım
değil. O benim kardeşim bildiğim bir silah arkadaşım. Deniz Harp Okulunu aynı
kısımda birlikte okuduk. Deniz Harp Akademisini birlikte kazandık, birlikte
mezun olduk. Kurmay yıldızlarımızı takana kadar çocuklarımız birlikte büyüdü.
Uzun yıllar birlikteliğimiz sürse de bir gün bizlere cezaevi yolları onlara
komuta kademesinin üç şerit asfalt yolları düştü. Kondurmamaya çalışsak da
yolunda gitmeyen bir şeyler vardı. Bu kadar tesadüfün bir anda yan yana gelmesi
mümkün olamazdı. Ama burası Türkiye’ydi ve yüreksiz-beceriksiz muhterisler
ülkesinde en olmaz dedikleriniz bal gibi oluyordu. Ta ki yolun sonunda yüzlerce
masuma mermi sıkacak kadar alçaklaşabilecek, bir zamanların
“asker-komutan”
ünvanlı hainleri kendi kendilerini imha edene kadar.


ORAMİRAL EMİN
MURAT BİLGEL ŞİMDİ MUTLU MUSUN?


Yüreğim de gözlerim de kan ağlıyor. Gördüklerim yüreğimi
dağlıyor. Olanların bir anına bile inanmak istemiyorum. Nezaketle yazamam.
Kibar, politik ağızlı, kıvırtmalı cümlelerim yok. Dün ne kadar keskin olduysam
bugün gelinen vahim tablonun tasvirini de aynı keskinlikte yapmak zorundayım.
Son söyleyeceğimi yine başta söyleyeyim: 15 Temmuz hafta sonu darbesinin
mimarları, bugüne kadar, yüreksiz-beceriksiz muhterislikleriyle bu
kadrolaşmanın oluşumuna olur veren herkestir.


Bir zamanların burnundan kıl aldırmayan bugünün kaçak Özel
Yetkili Savcısı Fikret Seçen’e Donanma Komutanlığı karargahını ne de güzel
aradığı için kravat hediye eden dönemin Donanma Komutanı Oramiral Emin Murat
Bilgel şimdi mutlu musun? Senin özenle terfi ettirdiğin prenslerin şimdi bir
bir ya ABD-CIA’ya kaçıyor ya da ekranlarda boy boy darp edilmiş
fotoğraflar veriyor. Allah bin türlü belanı versin Bay Bilgel. Sen bu
hainlere ağabeylik yaparken ve sana gelen ihbarları değerlendirmezken ya en
hafifinden korkağın tekiydin ya da sen de cemaatin bir üyesiydin. Sen bunlardan
hangisisin Bay Bilgel?


O MASUMLARIN
KANI SENİN DE ELİNE BULAŞMADI MI BAY ATAÇ?


Bugün ülkesinin masum vatandaşına mermi sıkacak kadar hainleşen
kalleşleri bundan 7 sene önce sana rapor ettiğimizde, müze açmaktan ya
da kokteyllerde dolaşmaktan bizi duymaya vaktin mi olmadı dönemin Deniz
Kuvvetleri Komutanı Oramiral Metin Ataç? Yoksa emeklilik töreninde hükümet
üyelerini şirinliklerinle güldürmekten sesimizi mi duyamadın? Senin de Allah
bin
türlü belanı versin, bugün kaybettiğimiz o masumların kanı senin de
eline bulaşmadı mı zannediyorsun Bay Ataç?


ALLAH BİN
TÜRLÜ BELANI VERSİN BAY BOSTANOĞLU


Deniz Kuvvetleri Komutanlığı tarihine komutasında en fazla hain,
kalleş, şerefsiz amiral barındıran komutan olarak geçecek Oramiral Bülent
Bostanoğlu, iki sene önce makamında yaptığımız konuşmada bugün her biri kaçacak
delik arayan itleri söylediğimde koskoca makamında kendi sesinden ürkerek ve
fısıltıyla:
“Bana da çok fazla ihbar geliyor ama delil
olmadığı için hiçbir şey yapamıyorum,”
dediğini hatırladın mı? Elbette senin de Allah bin türlü
belanı versin, artık delil ihtiyacın kaldı mı Bay Bostanoğlu?


ALLAH SENİN
DE BİN BİR TÜRLÜ BELANI VERSİN NECDET


Sevgili özellerin özeli eski Genelkurmay Başkanı Orgeneral
Necdet. Bakıyorum telaş içinde ekranlarda sesini duymaya başlayıverdik. Meğer
“darbeciler kendini iyi saklamışmış da yoksa sen cicilerin
cicisi her şeyi öngörebilen bir paşaymışsın da.”
Mişsin de, muşsun da. Gözünde tavuk karası vardı da iyi mi
göremedin bu hainleri Necdet? Ama ben sana bunu söyleyivermiştim de sen ne
yapmıştın Necdet? FETÖ’cü adli müşavirinin tavsiyesiyle;
“Fettullah’ın amiraline selam vermem,” dedim diye mahkemeye vermiş, bu da yetmezmiş gibi bir de üstüne
üstlük orduevlerine 3 yıl süreyle girmekten men etmiştin, hatırladın mı
Necdet? Şimdi gördün mü, TSK’da Fethullahçı var mıymış yok muymuş Bay
Necdet? Değil senin olduğun orduevine, senin gireceğin Cennete girmekten
korusun Allah beni, yatacak yerin yok, Allah senin de bin bir türlü
belanı versin Necdet.


ALLAH SENİN
DE GANİ GANİ BELANI VERSİN HULUSİ


Sevgili Hulusi. Senin için “Su
uyur, Hulusi Akar,”
diyorlardı. Bu
sefer akmak kısmet olmadı da sen de mi uyudun Hulusi. Hani bizler
cezaevindeyken 3. Kolordu Komutanıydın da ara ara bizi ziyarete
gelirdin. Tek derdin FETÖ’cü çete tarafından iftirayla hapse attırılan
teğmenlerinin sabah sakal tıraşlarını düzenli olmalarıydı da bize ne de güzel
tavsiyeler verirdin engin tecrübenle Hulusi:
“Arkadaşlar hapiste ÜBD döngüsüne girmeyin. Nedir ÜBD
döngüsü? Üzülmeyin-Büzülmeyin-Düzülmeyin. Üzülürseniz büzülür, büzülürseniz
düzülürsünüz. Sonra ne olur? Yine üzülürsünüz.”


Dibindeki emir subayın tarafından esir alınmak, emrindeki
komutan müsvettelerinin halkımın üzerine ateş etmelerine engel olamamak nasıl
bir duygu, şimdi sen de üzülüyor musun Hulusi? Aman sakın üzülme. Biliyorsun,
üzülürsen, büzülür, büzülürsen …, Hulusi. Sen milletin saçı-sakalıyla
uğraşıp, arkadaşların hapse girdiği için önün açıldığında, bir gün bunların
başına geleceğini hiç düşünmüş müydün Hulusi? İster dava et ister sen de
orduevlerine sokma, Allah senin de gani gani belanı versin Hulusi. Utanmadan
bir de darbeyi o gün haber aldığınızı ve gerekli emirleri verdiğinizi
söylüyorsun. Sende hiç ar haya kalmadı mı, bari kabahatini açık etme,
vatandaşına kurşun sıkan hain senin emrini mi dinler Hulusi?


ALLAH BİZİM
DE BİN TÜRLÜ BELAMIZI VERSİN


Türk Silahlı Kuvvetlerinin bu faciaya sebep olan kadrolaşmaya
ulaşmasında emeği geçen, kendilerine yapılan ikazları öyle ya da böyle göz ardı
eden askeri ya da siyasi tüm yetkililer kalleş hainlerce şehit edilen
vatandaşlarımızın kaybından sorumludur. Yıllarca gerek aşırı söylemlerimizle
gerek yazdıklarımızla cezaevlerinden bile bas bas bağırıp yine de kimseyi ikna
edemediğimiz için, evet o ölen masumların kanı bizlerin eline de bulaşmıştır.
Ne yapıp edip bugün gelinen tabloya engel olabilmeli, vatandaşlarımıza yüreği
vatan, millet ve bayrak sevgisiyle atan gerçek Türk askerinin gücünü
gösterebilmeliydik. Yapamadık, olmadı. Allah bizim de bin türlü belamızı
versin.


Maalesef Türkiye, yüreksiz-beceriksiz muhterislerin cenneti
haline geldikçe, bir avuç çığlık atma yürekliliği gösteren yiğidini ezdikçe, o
yangın sönmeyecek ama sizler yangın alarmlarını susturduğunuz için kendinizi
mutlu hissedeceksiniz. Çünkü başka türlüsünü bilmiyorsunuz, çünkü o makamlara
hak etmeden geldiniz. Biraz yüreği, biraz cesareti olan asker, bu tabloya
gelene kadar bir yerde bu rezalete son verirdi. Kimseyi suçlamaya, televizyon
ekranlarında kendinizi aklamaya çalışmayın. Memleketçe kaybettik, Türk Silahlı
Kuvvetleri olarak kaybettik. Hangi süslü kurmay cümlesiyle inkar etseniz de bu
gerçek değişmeyecek.


Bizi affedin şehitlerim. Size layık olamadık. Yüreğim de
gözlerim de kan ağlıyor. Hepimiz suçluyuz. Görevimizi yerine getiremedik.
Ruhlarınız şad olsun…


E. Deniz Kurmay Albay Ali Türkşen


Odatv.com


LİNK : http://odatv.com/simdi-uzuluyor-musun-hulusi-2007161200.html


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet