Yılmaz ÖZDİL :
Domatesin çekirdeği


Profesör
Mehmet Haberal… Türkiye’nin ilk canlı donörden böbrek naklini gerçekleştirdi,
Türkiye’nin ilk kadavradan böbrek naklini gerçekleştirdi, Ankara’nın ilk
hemodiyaliz merkezini kurdu, Türkiye’nin ilk kadavradan karaciğer naklini
gerçekleştirdi, Türkiye’de ilk kez çocuklarda ve erişkinlerde canlı donörden
kısmi karaciğer nakli gerçekleştirdi, onbinlerce insanımıza yeniden hayat
verdi, Başkent Üniversitesi’ni kurdu, Amerikan Cerrahi Birliği onursal üyesi seçildi,
Amerikan Cerrahlar Koleji şeref üyeliğine seçilen ilk Türk oldu, Dünya Yanık
Derneği başkanı seçildi.
“Darbeci”
diye Silivri’ye tıkıldı, dört sene dört ay hapis yatırıldı, hapisteyken
babasını kaybetti, aman ha firar eder dediler, babasının cenaze namazına
katılmasına, son görevini yapmasına bile izin vermediler.


*


Profesör
Fatih Hilmioğlu… Malatya İnönü Üniversitesi rektörü oldu, üniversiteye
çöreklenen tarikatlarla-cemaatle mücadele etti.
“Darbeci” diye Silivri’ye tıkıldı, beş sene
yatırıldı, hapisteyken evlat acısı yaşadı, 22 yaşındaki oğlunu kaybetti,
aman ha firar eder dediler, cenaze günü bile izin vermediler, evlat acısını
bile hücresinin duvarına vura vura yaşamak zorunda kaldı, kahrından kanser
oldu.


*


Profesör
Türkan Saylan… 36 bin kız çocuğunun hayatına dokundu, okumalarını,
meslek sahibi olmalarını sağladı, her sene 29 bin üniversite öğrencisine
burs veriyordu, 28 kız yurdu, 56 okul yaptırdı, Atatürk
ilkelerini ve devrimlerini korumak amacıyla kurulan Çağdaş Yaşamı Destekleme
Derneği’nin başkanıydı, Kardelen projesiyle toplumsal bilinci artırdı,
Uluslararası Gandhi Ödülü’nü aldı, Vehbi Koç Ödülü’nü aldı, Dünya Sağlık
Örgütü’nün danışmanıydı, Yılın Kadını seçildi.
“Darbeci” diye polis tarafından evi
basıldı, kemoterapi görüyordu, rahmetli oldu, miting gibi cenaze töreni
yapıldı, sadece Akp hükümeti katılmadı, kızlarımızın eğitimine ömrünü adayan
“kadın”ın cenazesine “kadın” milli eğitim bakanı bile lütfedip
katılmadı, çiçek bile göndermediler, başsağlığı bile yayınlamadılar, toprağa
verildiği gün, Akp yandaşı gazeteler
“terörist,
lezbiyen, fahişe, dinsiz, misyoner, Amerikan ajanı, komünist”

diye yazdı.


*


Profesör
Erol Manisalı… İstanbul Üniversitesi Avrupa ve Ortadoğu Araştırmaları
Merkezi başkanıydı, İstanbul, Hacettepe, Uludağ, Kocaeli, Okan üniversitelerinde
ders verdi, AB‘ye giriyoruz yalanlarıyla, küreselleşme palavralarıyla
Türk halkının nasıl kandırıldığını ortaya koyan kitaplar yazdı, Demokrasi Ödülü
aldı.
“Darbeci”
diye Silivri’ye tıkıldı, kahrından kanser oldu.


*


Profesör
Kemal Gürüz… ODTÜ Fen Bilimleri Enstitüsü müdürlüğü yaptı, Ankara
Üniversitesi eczacılık fakültesi dekanlığı yaptı, Karadeniz Teknik Üniversitesi
rektörlüğü yaptı, Üniversitelerarası Kurul başkanlığı yaptı, TÜBİTAK
başkanlığı yaptı, YÖK başkanlığı yaptı.
“Darbeci” diye hapse atıldı, kahrından
intihara kalkıştı.


*


Profesör
Yalçın Küçük… Yazar, ekonomist, tarihçi, siyaset bilimci, dil bilimci,
Kürdolog, Sovyetolog, ömrü boyunca darbeciler tarafından hapse atıldı…
“Darbeci” diye Silivri’ye tıkıldı, üç sene
hapis yatırıldı.


*


Profesör
Uçkun Geray… İstanbul Üniversitesi orman fakültesi öğretim üyesiydi, Orman
Mühendisleri Odası İstanbul başkanıydı.
“Darbeci”
diye gözaltına alındı, gözaltındayken rahatsızlandı, hayatını kaybetti.


*


Profesör
Kemal Alemdaroğlu… Cerrahpaşa Tıp Fakültesi genel cerrahi anabilim dalı
başkanıydı, İstanbul Üniversitesi rektörüydü.
“Darbeci” diye Silivri’ye tıkıldı, yedi ay
hapis yatırıldı.


*


Profesör
Mustafa Yurtkuran… Uludağ Üniversitesi rektörüydü, Nutuk’u zorunlu ders haline
getirmişti, Atatürkçü Düşünce Derneği başkan vekiliydi.
“Darbeci” diye Silivri’ye tıkıldı.


*


Profesör
Ferit Bernay… Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi rektörüydü. Suçu,
Atatürkçülüktü.
“Darbeci”
diye Silivri’ye tıkıldı.


*


Profesör
Tayfun Uzbay… Gülhane Askeri Tıp Akademisi farmakoloji anabilim dalı
başkanıydı, TÜBİTAK Tıp Kurulu üyesiydi, Eczacılık Akademisi Bilim
Kurulu üyesiydi, Roche Araştırma Ödülü kazandı, Eczacılık Akademisi Ödülü
kazandı, Teksas Üniversitesi’nde Cagliari Üniversitesi’nde öğretim üyeliği
yaptı, şizofreni tedavisinde çığır açtı, geliştirdiği ilaca patent aldı,
milyar dolar
la ölçülen formülü
“milli”
kalsın diye, yabancı şirketlerin astronomik tekliflerini reddetti, parayı
Türkiye kazansın diye TÜBİTAK‘la sözleşme imzaladı.
“Darbeci casus” diye içeri
tıkıldı, dokuz ay hapis yatırıldı.


*


Profesör
Yücel Aşkın… Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi rektörüydü, üniversiteyi
tarikatlardan cemaatten temizledi, yolsuzluk yaptığı iftirasıyla lojmanı
basıldı, dedesinin İstiklal Madalyası’na bile
“kaçak tarihi eser”
diye zabıt tuttular, tutuklandı, hapse tıkıldı, YÖK başkanı Profesör
Erdoğan
Teziç destek ziyareti için çok sayıda Atatürkçü rektörle birlikte
Van’a geldi, tekbir getiren bir grup tarafından saldırıya uğradı, Tayyip
Erdoğan
“rektörlerin oraya gitmesi çok çirkin”
dedi, Profesör Yücel Aşkın’la birlikte tutuklanan üniversite genel sekreter
yardımcısı Enver Arpalı, bana nasıl böyle bir kara çalarlar dedi, kahrından
intihar etti, TÜSİAD açıklama yaptı, rektör Aşkın’a sahip çıktı,
Tayyip Erdoğan
öfkelendi,
“TÜSİAD yargıya
müdahale ediyor, yürütme olarak hatırlatıyorum, devreye girilmelidir”

dedi, savcılar devreye girdi, Ankara Başsavcılığı TÜSİAD Yüksek İstişare
Konseyi Başkanı Mustafa Koç hakkında inceleme başlattı. Profesör Aşkın’a
yapılanlar, Atatürkçü bilim insanlarımızın
“darbeci”
diye içeri tıkıldığı kumpas sürecinin miladıydı.


*


Profesör
Rennan Pekünlü… Ege Üniversitesi fen fakültesi astronomi ve uzay bilimleri
bölümü öğretim üyesiydi, TÜBİTAK Ulusal Gözlemevi’nde akademik kurul
üyesiydi.
“Darbeci”
diyemediler, türbanlı öğrencilerin eğitim özgürlüğünü engelliyor diye iftira
attılar, bir başka tür
“kumpas”
davasıydı, Akp’yle cemaatin cankuş olduğu dönemde, Akp medyasıyla cemaat
medyasının ortaklaşa organize ettiği algı operasyonuydu, hapse atıldı, beş ay
yatırıldı.


*


Tüm
bunlar yaşanırken… Hayatı boyunca rektörlük yapmayan, dekanlık bile yapmayan
ama, Akp tarafından şak diye YÖK başkanı yapılan Yusuf Ziya Özcan,
akademik yıl açılış töreninde ne diyordu?


*


“Amerika’dan domates tohumu alıyoruz, genetik
programlama diye bir şey var, domates tohumunun içine öyle bir genetik
mekanizma yerleştirirler ki, o domatesten yiyen insanlarımız zamanla yavaş
yavaş ölür, maazallah milletimizi yokedebilirler”

diyordu!


*


Peki
bugün ne oluyor?


*


Üniversitelerimizin
Fethullahçılar tarafından ele geçirildiği resmen ortaya çıkıyor, rektörler
tutuklanıyor, bin 577 dekan açığa alınıyor, gözaltına alınacak
akademisyen sayısı binlerle ifade ediliyor.


*


E
insan merak ediyor…


*


Kim
oynadı üniversitelerimizin genetiğiyle?


*


Atatürkçü
profesörlerimizi
“darbeci”
diye hapse tıkarken…


Kim
ekti bu genetiği değiştirilmiş domates tohumlarını?


*


Sayın
hükümetimiz, Amerikan tohumu darbecileri enseledik filan diye yaygara yapıyor
ama… Akp tarlasının Akp domatesi değil mi bunlar kardeşim?


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet