Türkiye’nin şu anda hali hazırda “uzun dönem yatırım yapılabilir”
bir ülke olma durumunu koruması için ekonomi yönetiminin uluslararası yatırım
bankalarıyla güçlü iletişim kurması, hatta detaylı roadshow’lar
gerçekleştirmesi zaruridir.


Türkiye
ekonomisi son yıllarda her birisi ayrı bir kriz oluşturma kapasitesine sahip
birçok girişime maruz kaldı. Gezi olayları, 17-25 Aralık darbe girişimi, PKK ve
DAEŞ terörüne son olarak 15 Temmuz’daki FETÖ darbe girişimi eklendi. Tüm
bunlara rağmen ülke ekonomisinin ne denli güçlü olduğu ortada.


Ekonomik
göstergelerin 15 Temmuz darbe girişimi akabinde çok kısa süre içerisinde
toparlanması, Rusya ile başlayan olumlu iletişimin meyvelerini vermeye
başlaması ve milletin ekonomiye güçlü desteği hem darbe girişiminin etkisinin
derin olmayacağının hem de normalleşmesinin hızla ilerleyeceğinin
göstergesidir.


Ayrıca,
her bir girişim karşısında kararlı duruşunu sürdüren ve yoluna devam eden
ekonominin başarısını görmek için ekonomilerde uygulanan stres testlerine gerek
yok. Aslında gerçekleştirilen tüm girişimler ve yaşanılan şoklar, birer reel
test.


GÜÇLÜ LOBİ İHTİYACI


Ekonomik
göstergelerdeki bu normalleşmenin dış ülkelerle olan ekonomik ilişkilere de
yansıması elzemdir. Çünkü dış ülkeler nezdinde Türkiye için oluşturulmak
istenilen olumsuz bir hava var. Türkiye için maksatlı olarak hâkim kılınmak
istenilen bu negatif havanın dağıtılması için güçlü adımların atılması ve
oluşturulan olumsuz algının ortadan kaldırılması amacıyla her zamankinden daha
kapsamlı bir strateji gerekiyor.


Bunun
için özellikle Dışişleri Bakanlığı’nın yurtdışında gerçekleştireceği lobi için
alınacak profesyonel destek, ülke algısı açısından çok önemli.


Ayrıca,
Kamu Diplomasisi Koordinatörlüğü’nün de bu konuda kurumlar arası işbirliğini tek
elden koordine edecek olması, yapılacak faaliyetlerin etkin olmasına katkı
yapacaktır. Belki de yeni dönemde bu algıları yönetmek için kapasitesi güçlü ve
nitelikli yeni bir kuruma ihtiyaç olacaktır.


PEKİ, EKONOMİ KURUMLARI NE YAPMALI?


Türkiye
ekonomisine dair negatif bir resim çizilmesinde kredi derecelendirme
kuruluşlarının da etkisi büyük. S&P zaman kaybetmeden, hatta sanki bu
zamanı bekliyormuş gibi hemen not indirimine gitti, Moody’s de not indirimine
hazırlık gibi bir açıklama yaptı. Dolayısıyla, uluslararası yatırımcılara
ülke ekonomisinde sanki bir belirsizlik varmış gibi bir tablo gösteriliyor.


Bu
noktada, yabancı yatırımcılara güven vermek, güçlü olan ekonomi algısını devam
ettirmek ve ekonomide var olan olumlu havanın dışarıya da
yansıması için ekonomi kurumlarına önemli sorumluluklar düşüyor.


Tüm
ekonomi kurumlarının, başta da Merkez Bankası, BDDK, SPK, Türkiye Bankalar
Birliği, Borsa İstanbul ve diğer kurumlar kendi alanları ile ilgili ekonomideki
mevcut durumdaki pozitif durumu dışarıya anlatmalılar ve hem ülkedeki yabancı
yatırımcılara hem de yurtdışındaki yatırımcılara ülke ekonomisine dair hızlı
bir bilgilendirme yapmalıdırlar.


Çünkü,
Türkiye’nin şu anda hali hazırda “uzun dönem yatırım yapılabilir” bir
ülke olma durumunu koruması için ekonomi yönetiminin uluslararası yatırım
bankalarıyla güçlü iletişim kurması, hatta detaylı roadshow’lar
gerçekleştirmesi zaruridir.


Uzun
dönem yatırım demişken, geçmişte kredi derecelendirme kuruluşlarının yaptığı
haksız not değerlendirmelerine karşı güçlü bir karşılık
verilmiyordu. Genelde bu kuruluşların çok fazla dile getirilmemesi
konusunda bir politika vardı.


Hatta,
2012 yılında SETA Vakfı için “Kredi Derecelendirme Kuruluşları: Alternatif
Arayışlar” adlı raporu hazırlarken, bizim ekonomi kurumlarının hem
derecelendirme kuruluşlarına alternatif geliştirme hem de bunlar hakkında bir
politika oluşturma konusundaki isteksizliğini ve teslimiyetini anlayamamıştım.


Ancak
bugün, daha aktif olmak ve güçlü bir şekilde tepki vermek gerekiyor. Hatta “bu
kuruluşlara neden alternatif geliştiremiyoruz” sorusunun cevabını bulmamız
gerekiyor. Çünkü, bu kuruluşların ekonomiler için hem kısa hem de uzun vadede
ne kadar tahripkar olduklarına kritik dönemlerde şahit oluyoruz.


Bir
de DEİK’e özel bir alan açmak gerekiyor. Dünyanın birçok ülkesindeki
yatırımcılar ve işadamları ile sağladıkları geniş bağlantılarını hızlıca
harekete geçirmelidirler. Bu dönem, dış ülkelerle güçlü ilişkiler hem
Türkiye’yi anlatma hem de var olan ekonomik ilişkilerin daha da ileriye
taşınması her zamankinden daha hayati.


[Yeni Şafak,
28 Temmuz 2016
]


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet