Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara


“Meclis’in bombalanacağını rüyamızda görsek
inanmazdık”


15 Temmuz
gecesi TSK içindeki bir grubun darbe teşebbüsüne kalkıştığının anlaşılmasının
ardından televizyon ekranlarından en sert tepkiyi gösterenlerden biri 11.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, “Bu çapta bir hazırlığın istihbaratının
çok önceden alınmamış olması çok hayret verici” dedi. “Konuştum Sayın
Cumhurbaşkanı’yla, Başbakan’la…” diyen Gül, “Gördüğüm kadarıyla akşam olay
başlayınca haberdar olunuyor. Bu da çok düşündürücü ve üzücü, dediğiniz çok
doğru. Meclis’i bombalayacak, jetler, helikopterler uçuracak, emniyet
teşkilatını tarayacak kadar talimat almışlar. Çok düşündürücü” ifadesini
kullandı.


Hürriyet’ten Cansu
Çamlıbel
‘in sorularını yanıtlayan (18 Temmuz 2016) Gül’ün açıklamaları
şöyle:


– Sizi hep
sakin tonda konuşan, sesini yükseltmeyen itidalli bir politikacı olarak
tanıdık. Fakat 15 Temmuz gecesi televizyon kanallarına bağlandığınızda çok
heyecanlı ve öfkeliydiniz…


Belki hırçın
gördüyseniz şundan. Türkiye’ye verilen zarara bakın. Gerçekten çok kızdım.
Üzüntüden aslında. Türkiye markası büyük bir zarar gördü. Zaten bir süredir
biliyorsunuz ki bir yıpranma var. Türkiye gibi bir ülkede bunların yaşanmış
olması bizi birdenbire alıp başka bir ülke kategorisine taşıyor. Buna hiç
kimsenin hakkı yok. Türkiye’nin bunu yaşamaması lazımdı. Ben Türkiye’yi Avrupa
tipi bir ülke olarak görüyorum. Avrupa Birliği ile başlattığımız müzakereler
aksıyor ama yine de Müslüman nüfuslu Avrupa tipi bir ülke Türkiye. Böyle bir
ülkede bunların yaşanmış olmasını bir türlü kabullenemiyorum. Onun için o gece
Türkiye bir Latin Amerika, bir Afrika ülkesi değil dedim. Böyle bir şey
Türkiye’ye nasıl yaşatılabilir? 


Bu Türk siyasi
tarihinin bir parçası oldu. Bu taşı, toprağı altın olacak bir ülkenin
değerini azalttı. Ekonomiyi, Türkiye’ye gelecek fonları, yatırımcıları,
turizmi, üniversiteleri, bütün bunları etkileyecek bir şey bu. Kapsamlı bakınca
bunun Türkiye’ye verdiği zarar çok. Şüphesiz ki hükümetin ve Sayın
Cumhurbaşkanı’nın çok cesur bir şekilde tavır almaları ve halkın büyük bir
dayanışma içinde karşı durması, püskürtülmesini sağladı. Türk Silahlı
Kuvvetleri’nin çok değerli komutanlarının da sağlam duruşu bunun belki minimum
zayiatla atlatılmasına sebep oldu. Ama bunun bütün dünyadaki Türkiye imajına
verdiği zarar beni öfkelendiren şey.


“Meclis’in bombalanacağını rüyamızda görsek
inanmazdık”


– Bu teşebbüs
alışık olduğunuz darbe planlarına benziyor muydu?


Rüyamızda
görsek hiç inanmayacağımız şeyler. Üniformalı bir TSK mensubunun halka karşı
silah kullanması ya da TBMM’nin uçakla bombalanması. Biliyorsunuz 1960’tan
sonra Talat Aydemir’in bir teşebbüsü vardır. O zaman bile böyle
olmadı. Hangi akılla, hangi motivasyonla nasıl böyle bir iş yapılabilir? Bunu
doğrusu bir türlü kabul edemiyorum ve hazmedemiyorum.


-
Cumhurbaşkanlığı adaylığınızla 27 Nisan muhtırasının bizzat hedefi olmuş bir
politikacı olmanıza rağmen sonradan Köşk yıllarınızda çeşitli vesilelerle
‘Artık darbeler dönemi kapanmıştır’ mesajı veriyordunuz. Nasıl oldu da Türkiye
2016 yılında bir darbe girişimiyle karşı karşıya kaldı?


Bundan sonra
nasıl hareket etmek lazım, ona bakmak gerekir. Tabii Türkiye çok stresli bir
dönem yaşıyor. Bu kadar stresi bir ülkenin kaldırması zor. Böyle stresli
ortamlarda kötü niyetliler, şeffaf olmayan örgütler kendilerine fırsat
yaratmaya çalışırlar. Buna fırsat bulanlar ve bu hareketi yapanlar şüphesiz ki
anayasanın, kanunların emrettiği şekilde yine açık ve şeffaf, hukuk nizamı
içinde cezalarını görmeli.


– Daha önceki
pek çok tartışmalı siyasi davada ‘adil yargılama’ uyarısı yapmışlığınız var.


Şüphesiz. Ne
olursa olsun. Bu yargılamanın muhakkak bütün halkın, herkesin vicdanında yer
bulacak bir şekilde bu olması gerekir. Tabii ki demokrasi dediğimde evrensel
anlamda gelişmiş ülkelerdeki demokratik standartlardan bahsediyorum. Hukuk
dediğimde evrensel anlamda hukukun üstünlüğünden bahsediyorum. Bütün bunları
tekrar Türkiye’de pekiştirmek, derinleştirmek lazım. Bütün bunların olması için
yanlışları kesinlikle karşılıksız bırakmayacak şekilde hukuk çerçevesinde
cezalandırmak ama diğer taraftan da daha özgürlükçü politikaları gündemde
tutmak gerekir.


-
Yaşananların, siyasette kutuplaşmayı sonlandıracak farklı bir siyasi üsluba
vesile olabileceğine inanıyor musunuz?


Burada
muhakkak ki çok üzüntülerin yanında takdir edilecek hususlar da var. Bütün
muhalefet partileri, sağdan sola hepsi…CHP, MHP, HDP. Hepsinin böyle bir
noktada hükümetle birlikte böyle bir darbeye karşı olduklarını net bir şekilde
ortaya koymaları böyle bir üzüntünün yanında takdir edilecek bir şey. Ben
olayın ertesi günü Sayın Başbakan ve Meclis Başkanı ile konuştum, onlara da
bunu söyledim. Böyle bir cinayetten yeni bir fırsat çıkmış oldu. ‘Muhalefet
böyle bir günde tavrını sağlam bir şekilde ortaya koydu, bunu takdir edin ve
takdir ettiğinizi açıkça söyleyin’ dedim. Gördüğüm kadarıyla Başbakan da
söylüyor, Meclis Başkanı da. Eminim ki muhalefet de bundan mutlu olacaktır.
Onlar da kendi söylemlerini değiştirecektir. Türkiye’de iktidarla muhalefet
arasındaki siyasi jargonun değişmesi lazım. Sözün gücünü pozitif bir istikamete
çevirmek gerekir.


– Ülkedeki
farklı kesimler arasındaki kutuplaşma ve gerilimin azaltılması için dil
değişikliği yeterli mi?


Türkiye’yi bu
stresli dönemden çıkartmak lazım. Onun için çok pozitif bir gündemle başlamak
lazım. İktidar muhalefet böyle bir şeyde birleşebildiğine göre bundan sonra
iktidar ve muhalefet partileri arasında ülke meselelerinde diyalog ortamını
geliştirmek gerekir. Alışkın olduğumuz kutuplaşma, suçlama, herkesin birbirine
günlük hayatta bile dilimize almadığımız kelimeleri alarak hitap etmesi yerine
diyalog olmalı. Herkesin kendisini birbirinin yerine koyup düşünebilme ortamı
geliştirmek şart. Türkiye’ye şu anda yapılacak en önemli hizmet bu. Böyle bir ortam
içerisinde inanıyorum ki demokrasi ona göre derinleşecektir, problemler daha
suhuletle çözülecektir.


“TV’lerin direnci çok önemliydi”


– Bütün
televizyon kanallarının yine hep beraber ve tereddütsüz bir şekilde böyle bir
darbe girişimine, baskına karşı çok net bir şekilde karşı olmaları, halkı diri
tutmaları ve açıkçası bu işi yapanları demoralize edecek şekilde direnç
göstermeleri çok önemliydi. Bunlar çok takdir edilmeyen hususlar. Ben o gece
bunları çok takdir ettim.


“Önceden istihbarat gelmemesi çok hayret
verici”


– 15 Temmuz
gecesi ilk yapılan değerlendirmelerde cuntaya TSK içindeki küçük bir grup
tarafından kalkışıldığı söylendi. Ama son iki gündür ortaya çıkan detaylara,
tutuklananların hem sayısına hem de rütbelerine baktığımızda ilk gece tahmin
edilenden daha kalabalık ve kapsamlı bir örgütlenmenin olduğu anlaşılıyor değil
mi?


E tabii tek
mevzide sadece Ankara’da olan bir şey değil, tüm Türkiye sathında bir
örgütlenme, planlama, görevlendirme yapılmış. Bu ortaya çıkıyor. Bu çok kaygı
verici.


– İktidarın
ilk yıllarında bile darbe hevesi etrafında filizlenen hareketlenmeler size
gelirken, bugün bu çapta bir hazırlığın istihbaratının çok önceden
alınmamış olması enteresan değil mi?


Evet doğrusu
bu da çok hayret verici. Çok çok hayret verici. Konuştum Sayın
Cumhurbaşkanı’yla, Başbakan’la… Gördüğüm kadarıyla akşam olay
başlayınca haberdar olunuyor. Bu da çok düşündürücü ve üzücü, dediğiniz çok
doğru. Meclis’i bombalayacak, jetler, helikopterler uçuracak, emniyet
teşkilatını tarayacak kadar talimat almışlar. Çok düşündürücü.


– Ben bunu
(darbe) 1980’de yaşadım. Evlendiğimin ertesi günü sabah saat 5’te
evimden alınıp Metris Cezaevi’ne ilk götürülenlerden biri oldum. Birkaç ay
gözaltında kaldım. Onu bilirim ben. Hâlâ zil çalsa eşim onun stresini yaşar.
1980’de tabii televizyon yok, herkeste telefon yok, haberleşme ve enformasyon
teknolojisi böyle değil. O dönemde yaşanan şeyleri 35 sene sonra Türkiye tekrar
mı yaşayacak diye… Hayatımızda bir kez daha böyle bir şey mi olacak diye
şüphesiz ki çok üzüldüm. 


“Temel dayanışma gerekir”


–  Benim
iç politikada da dış politikada da bazı şeyleri tasvip etmediğim bilinen bir
şey. Onların daha farklı olmasını zaten bir araya geldiğimizde de konuşuyoruz
ama bu farklı bir şey.  Ama böyle bir temel meselede şüphesiz ki her şey
bir yana bırakılır ve en ön safta herkes sorumluluğunu yerine getirir ve büyük
bir dayanışma içinde olunur. Hissiyatların hepsi bir yana bırakılır. Onların
hepsi bir kenara, böyle bir günde benden halkımın, içerdeki, dışarıdaki dostlarımın
beklentisi neyse onu yerine getirmek benim görevimdi. O şekilde davrandım ve
öyle de davranmaya devam edeceğim. 


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış