Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara


Serhan Bolluk : Danıştay katili Alparslan Aslan kimlerle bağlantılı

Alparslan Arslan Cumhuriyet gazetesine bomba attıktan sonra hem de daha olay
yerinden kaçarken Şeyh Salih Kunter’i, ardından da Hamza Öztürk’ü aradı. Hamza
Öztürk’ün Danıştay eyleminden 1,5 ay öncesinden itibaren çok sıklıkla görüştüğü
kişi ise Fethullah Gülen’in yeğeni Kemalettin Gülen Alparslan Aslan Danıştay saldırısını yapmaya gitmeden hemen önceki gün kimlerle
buluştu? TİB kayıtlarına göre Salih Yaşar, Süleyman Esen ve Alparslan Aslan’ın
telefonları akşam saat 17.17’de Üsküdar Toygan Hamza semtinden sinyal veriyor.




Danıştay saldırısının yapıldığı gün ise sabah saat
10.00 sularında, yani saldırıdan hemen önce Hamza Öztürk önce Kemalettin
Gülen’i, ardından da Süleyman Esen’i aradı. Defalarca bu aramalar devam etti.
Alparsalan Arslan’ın bu kişlerle bu kadar yoğun ilişkisine karşılık, Ergenekon
sanıklarıyla hiç bir ilişkisi ve irtibatı yok.



“Adım Adım Danıştay Suikasti” adlı yazı dizimizin son bölümünde
Danıştay katili Alparslan Aslan’ın kimlerle irtibatlı olduğunu ve cinayeti
işlediği gün yaptığı telefon görüşmelerine tanıklık edeceğiz.


Kemalettin Gülen:


Fethullah Gülen’in yeğeni. Başörtüsü
kararından dolayı Danıştay üyelerine küfreden kişi. Alparslan Arslan bu
hareketinden dolayı ona büyük saygı duyduğunu mahkemede söyledi.


Şeyh Salih Kunter:


Alparslan Aslan’ın gittiği dergahın
şeyhi; cinci hoca. Alparslan Aslan’a Danıştay cinayetinden hemen önce cin
çıkarma ayini yaptı. Konuşmalarında “Cumhuriyet gazetesinin kafir gazete” olduğunu,
“Danıştay üyelerinin Allah’a iftira ettiğini söyledi. Alparslan Aslan da
Allahın askeri olduğuna inanıyor ve her gün şeyhine gidip onun ihtiyaçlarını
bile karşılıyor.


Salih Yaşar:


Şeyh Sait Kunter’in sağ kolu. Cin
çıkarma seansları yapıyor, muska yazıyor.


Süleyman Esen:


Alparslan Aslan’ın ifadelerinde
“Bombaları ondan aldım, benim liderimdir” dediği avukat. Şeyhin müridi ve
Kemalettin Gülen’in yakın arkadaşı.


Hamza Öztürk:


Eski polis. Kim olduğu veya
bağlantıları hiç araştırılmadı.


Osman Yıldırım:


Cumhuriyet Gazetesi’ni bombalatmaktan
ve Danıştay cinayetinde suç ortaklığı yapmaktan Alparslan Aslan ile birlikte
müebbet hapis aldı. Ergenekon davasında hem sanık, hem tanık, hem de gizli
tanık. Çok sayıda sabıkası var. Ablasını öldürmekten ve ablasının kızını para
karşılığında erkeklere pazarlamaktan hükümlü. Ergenekon savcıları ona “Osmanım”
diye hitap ediyordu.


Bu kişilerin Danıştay cinayetinden önceki yaklaşık 2
aylık (1 Nisan-28 Mayıs 2006) sürede birbirleri ile toplam 145 görüşmeleri var.
Ama bunların içinde sadece Süleyman Esen sanık. Ergenekon duruşmasında da
ifadesi bile alınmadan salıverildi. Diğerlerinin bazıları tanık, bazıları tanık
bile değil.


Mesela
11 Mayıs 2006’da Alparslan Arslan Cumhuriyet gazetesine bomba attıktan sonra
hem de daha olay yerinden kaçarken Şeyh Salih Kunter’i, ardından da Hamza
Öztürk’ü aradı.




Hamza Öztürk’ün Danıştay eyleminden 1,5 ay öncesinden
itibaren çok sıklıkla görüştüğü kişi ise Fethullah Gülen’in yeğeni Kemalettin
Gülen.


Danıştay saldırısından önce Alparslan Aslan, Vakit
gazetesinin “İşte o üyeler” manşetli sayısını da yine Kemalettin Gülen’in
ofisinden aldı.


Alparslan Aslan’ın Cumhuriyet Gazetesi’ne bomba
attıktan sonraki (12 Mayıs 2006) telefon irtibatlarının bazıları şöyle:


Alparslan Aslan Hamza Öztürk’ü aradı.

Kemalettin Gülen Hamza Öztürk’ü aradı.

Alparslan Aslan Hamza Öztürk’ü aradı.

Hamza Öztürk Alparslan’ı aradı.

Hamza Öztürk tekrar Alparslan’ı aradı.

Süleyman Esen, Alparslan Aslan’ı aradı.

Ve bu bağlantılar sürüp gidiyor.


Alparslan aslan Danıştay saldırısını yapmaya gitmeden
hemen önceki gün kimlerle buluştu? TİB kayıtlarına göre Salih Yaşar, Süleyman
Esen ve Alparslan Aslan’ın telefonları akşam saat 17.17’de Üsküdar Toygan Hamza
semtinden sinyal veriyor.


Danıştay saldırısının yapıldığı gün ise sabah saat
10.00 sularında, yani saldırıdan hemen önce Hamza Öztürk önce Kemalettin
Gülen’i, ardından da Süleyman Esen’i aradı. Defalarca bu aramalar devam etti.


Alparslan Arslan’ın bu kişilerle bu kadar yoğun
ilişkisine karşılık, Ergenekon sanıklarıyla hiç bir ilişkisi ve irtibatı yok.



KATİL ASLAN’IN MUZAFFER TEKİN’LE BAĞLANTISI VAR MI?



Özel görevli medyanın en çok tekrar ettiği yalanlardan biri de buydu. Hem
gazetelerde hem de televizyonlarda hayali bağlantılar kurdular. Sözgelimi
Nagehan Alçı 13 Aralık 2012 günü CNN’de yayınlanan Dört Bir Taraf programında
şöyle dedi: “Danıştay saldırısıyla Muzaffer Tekin ilişkisini reddetmeyelim.
Alparslan Aslan’ın Muzaffer tekin ile 35 kez telefonla konuştuğu belgelendi.


Oysa
gerçek şuydu: Muzaffer Tekin’in Mahkemedeki beyanlarına göre, Alparslan Aslan
kendisiyle, Danıştay suikastinden 1,5 yıl önce, bürosunun bulunduğu iş
hanındaki bir avukat arkadaşının yanına geldiğinde tesadüfen tanıştı. Toplam
telefon irtibatları 90 saniye. En son Danıştay saldırısından 9 ay önce Muzaffer
Tekin’e bir mesaj atmış. Tekin savunmasında


bunun kandil tebriği gibi bir nezaket mesajı olduğunu
söyledi. Bütün irtibat bu kadar.


O halde Nagehan Alçı neden “35 görüşme var” yalanını
söylüyor? Esas bağlantıları gizlemek için olabilir mi?



POLİS MUZAFFER TEKİN’İN ADINI NASIL BULDU?



O kadar araştırdım bulamadım; Danıştay Suikastı’nın hemen ardından polis
Muzaffer tekin adına nasıl ulaştı? “Saklan, ben sizi Pazartesi Ankara’ya
götürürüm” diyen Ertaç Giray aynı zamanda Mehmet Eymür’ün de avukatıydı. Mehmet
Eymür o gün Fenerbahçe Orduevi’ndeki masada Muzaffer Tekin’in yanında oturan M.
Zekeriya Öztürk’ü de tanıyordu. Muzaffer Tekin’in babası vasıtasıyla yakın görüştüğü
Demir bükülmez, kumarhaneler kralı Sudi Özkan’ın sağ koluydu. Bilindiği gibi
Mehmet Eymür de Sudi Özkan’ın yanında danışman olarak çalışıyordu. Bir şey ima
etmek için yazmıyorum; sadece kafamdaki soruya yanıt bulmaya çalışıyorum.
Muzaffer Tekin’i birileri oyuna mı getirdi? Sorular bitmez…


Örneğin…


Danıştay Suikastı’nı Ergenekon davasına bağlamak için
niye çok çaba harcandı? İddianamede bir zorlama olduğu ortada, Alparslan Arslan
çevresiyle ilgili pek bir araştırma yapılmamışken, Ergenekon tutuklularının
suikastla irtibatını kurmak için olağanüstü bir çaba göze çarpıyordu. Niye?


Terörle Mücadele Yasası’nın birinci maddesi 29 Haziran
2006 tarihinde değiştirildi. Bir fiilin terör suçu olması için birden fazla
kişinin örgütlenip silah, mühimmat bulundurması yeterli değildi; cebir ve
şiddet içeren eylem gerekiyordu.


Yani Ergenekon’un, terör örgütü kapsamına alınması
için yakalanan kişiler, ele geçirilen silahlar yeterli değildi; şiddet içeren
eylem gerekiyordu! Danıştay Suikastı Ergenekon’a bağlanınca, örgüt “terör
örgütü” oluverdi.



CUMHURİYET BOMBALANDIĞINDA KİM KİMİNLE GÖRÜŞTÜ?



Alparslan Aslan bombaları Osman Yıldırım’a 4 Mayıs’ta verdiğini ifadelerinde
söyledi. (İlk bomba atılmadan bir gün önce.)


Alparslan aslan 4 Mayıs gecesi defalarca ve uzun süre
Osman Yıldırım ile görüştü. Ardından Osman yıldırım’ın telefonu 23.38’de
Ataşehir’den sinyal verdi. Yani Ataşehir’e geldi. Tekrar görüştüler.
İfadelerine göre Alparslan’ın bir arkadaşı arabasıyla Osman Yıldırım’ı Ataşehir
Migros önünden aldı ve Alparslan Aslan’ın evinin önüne getirdi. Aslan bombaları
dışarıda verdiğini söyledi.


Ertesi gün, yani 5 mayıs 2006’da sabah saat 09.51,
09.52, 09.58, 09.59, 10.50, 14.46’da Alparslan Aslan Osman yıldırım’a mesajlar
attı. Mesajlarda “İş halloldu mu”, “Her şey tamam mı” diye sordu.


Aynı gün Osman yıldırım, Erhan Timuroğlu’nu saat
10.39, 10.42, 12.17, 12. 23, 14.05, 15.38, 15.39, 15.42, 16.24’te defalarca
aradı. Bu arada da Alparslan aslan ile görüşmeye devam etti. Erhan Timuroğlu o
gün Osman Yıldırım’n azmettirmesiyle Tekin Irşi isimli arkadaşına para vaat
ederek Cumhuriyet gazetesini bombalattırdı.


Bu
kişilerden hiçbirinin Ergenekon sanıklarıyla, ilişki ve irtibatı yok.



TİB KAYITLARINDA GÖRÜNMEYEN ADRES NERESİ?



İfadelerine göre Alparslan Arslan ve Süleyman esen sık sık Şeyh Salih Kunter’in
Gültepe’deki evine gidiyorlardı. Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı
(TİB)’ndan gelen baz istasyonu raporlarında ise bir sürpriz vardı. Her gün,
akşam saatlerinde Süleyman Esen ve Alparslan Aslan’ın telefonları bir yerden
görüşmeler yapıyor ama o yerdeki baz istasyonunun adresi TİB raporunda
görünmüyordu.




Telefonların yaklaşık olarak nerede olduğunu tespit
etmek için görünmeyen yerden bir önceki görüşmelere bakıldığında 4. Levent ve
Mecidiyeköy arasında olduğu anlaşılıyordu. Yani Levent veya Mecidiyeköy’den
yapılan görüşmelerden sonra gelinen bir yer TİB raporlarında görülemiyordu.


Burası Şeyh Salih Kunter’in evinin de olduğu Gültepe
olabilir miydi?


Ve bu adres TİB raporlarında neden görülemiyordu?


Bu sorular ısrarlı taleplere rağmen hâlâ
cevaplanamadı.



ERGENEKON’DA MEDYA OPERASYONU



Ergenekon davasının başlangıcı sayılan Ümraniye operasyonundan sonra özel
yetkili medya ağızbirliği emişçesine Danıştay davasının birleştirilmesi yönünde
haberler yaptı.

Onlara göre Ümraniye operasyonunun ucu Danıştay’a uzanıyordu.


Bir yandan bu haberler yapılırken aynı gün Savcı
Zekeriya Öz Ankara’dan Danıştay dosyasını istedi. Tarih 15 Haziran 2007’ydi ve
daha ortada ne Osman Yıldırım’ın ifadesi, ne Ataşehir toplantısı iddiası vardı.
Bunlar 8 ay sonra Osman yıldırım’ın ifadesinde yer alacaktı. Ama Zekeriya Öz
Danıştay dosyasını 8 ay önceden istemişti bile.


Medya da bu yönde kamuoyu oluşturmak için elinden
gelini yapıyordu.


İşte 14-15 Haziran 2007 tarihli bazı yandaş
gazetelerden örnekler:


Danıştay katili Alparslan Aslan’ın Veli Küçük’le
bağlantısı var mı?


30 Haziran 2006- Mehmet Eymür MİT Müsteşarlığına
giderek Alpaslan Aslan’ın Irak’ın Kuzeyinden getirilen 500 milyon doları Veli
Küçük’e teslim ettiğini, alacağı komisyon için de bir avukat ile görüştüğünü
söyledi. İddiaya göre bu paranın komisyonu da 150 milyon dolardı. Komisyonun
almadığı için de gidip Danıştay cinayetini işledi. 500 milyon doların birkaç TIR
konteyneri yer kaplamasından dolayı fiziki olarak taşımak mümkün değildi ama bu
basit mantığı bile yürütmüyorlardı. Aynı iddialar Ecevit Kılıç tarafından da
Aktüel dergisinde haber yapıldı. MİT bunları araştırdı ve doğru olmadığını
gördü. Daha sonraki Ergenekon duruşmalarında sanıkların talebi doğrultusunda
03–11–2010 tarihli yazıyla Ergenekon mahkemesine bildirdi.


Bir de dolaşıma sokulan bir fotoğraf üzerinden Veli
Küçük ile ilişki kurulmaya çalışıldı. Yandaş medyanın iddialarına göre Veli
Küçük ile Alparslan Arslan yan yanaydı. Fotoğraftakinin Alparslan Arslan
olmadığı açıkça görülmesine rağmen bu yayınlara devam ettiler. Fotoğraftaki
Amerika’da yaşayan bir Azeri genciydi ve fotoğraf Dünya Azeri Kongresinde
çekilmişti.



Yani ortada ne para vardı ne fotoğraf, ne de Alpaslan Aslan ile Veli Küçük
arasında bir ilişki…



Başbakan ve AKP yöneticileri neler söyledi?



17 Mayıs 2006- suikasttan iki saat sonra dönemin
Adalet Bakanı olan M. Ali Şahin: “Sürprizlere hazırlıklı olun, arkasında Gladyo
tipi bir yapılanma var şaşıracaksınız”


19 Mayıs 2006- Başbakan, “saldırı
hükümete yönelik” açıklamasını yaptı. İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu, “bu
olayın arkası başka, Muzaffer Tekin var” açıklamasını yaptı.


21 Mayıs 2006- Başbakan Erdoğan
Danıştay saldırısının arkasında Deniz Baykal’ın olduğunu belirterek, “kurşunlar
iktidara sıkıldı” açıklamasını tekrarladı.


24 Mayıs 2006- ABD Savunma Bakanı
Paul Wolfowitz, “Türkiye’nin modern ve geleneksel yüzüne saldırılıyor. Danıştay
saldırısını kastediyorum” dedi


27 Mayıs 2006- Başbakan,
“Yüzbaşı’nın serbest bırakılmış olması suçsuz olduğu anlamına gelmez”
açıklamasını yaptı. Bu açık bir hedef tarifiydi.


15 Haziran 2007- “Ümraniye’ye
bakın. Başka bir şey armaya gerek yok.”


7 Temmuz 2007- Dönemin Dışişleri
Bakanı Abdullah Gül: “Bekleyin bakın bu iş çok yukarılara gidecek” dedi.


20 Şubat 2008- Hasan Cemal, Ergun
Babahan ve Mustafa Karaalioğlu ile yaptığı programda Ergenekon davası için:
“Gerekirse Ergenekon için yasal düzenleme bile yaparız” dedi.


Dışişleri Bakanı Abdullah Gül
şöyle dedi: “Bu Ümraniye olayına dikkat edin bunun arkası gelecek, bu olay çok
büyüyecek…” (Can Dündar, Milliyet 2 Temmuz 2008, Ayrıca Ergenekon
mahkemesindeki ifadesi)


19 Şubat 2011- Kemal
Kılıçdaroğlu’nun “nerede bu örgüt gidip üye olacağım” sözüne karşılık:
”Ergenekon’u arıyorsan gidip Danıştay’ın ikinci Dairesine bak” dedi.




“POLİS SUÇ ORTAĞI”



5. 10 ve 11 Mayıs 2006 tarihlerinde gerçekleştirilen 3 ayrı bombalama eylemine
rağmen niçin derhal suç mahallinde sinyal veren telefonlardan abone kimlik
bilgileri tespiti yöntemi ile olay mahallinde bulunanları tespit etmek amacıyla
teknik istihbarat çalışması yapılmamıştır?


Suç mahallinden kaçış istikametine ilişkin MOBESE
kayıtları istenirken niçin olası geliş istikametine ilişkin olarak Büyükdere
Caddesi üzerindeki MOBESE kayıtları istenilmemiştir.


Olay mahalli civarında temin edilmeye çalışıldığı
söylenilen işyeri kamera kayıtlarının bulunmadığına ilişkin tanzim edilen bilgi
notunun dayandığı, kamera kayıtları istenilen işyerleri hangileridir? Bu iş
yerlerinden hangi tarihte kamera kayıtları istenilmiştir? İlgili tutanak yahut
tanzim edilen evrak nerededir?


11 Mayıs 2006 günü gerçekleştirilen bombalama eylemine
ilişkin olarak görgü şahitlerinden niçin derhal robot resim çizilmesi için
yardım istenilmeyerek, Danıştay suikastının bir gün öncesine değin tam 5 gün
beklenilmiştir?


İstanbul TEM’in, Cumhuriyet gazetesine 11 Mayıs günü
saat 16.20’de atılan son bombadan iki gün sonra MOBESE görüntülerini istediği
yazıda, niçin dağıtım-tebliğ tarihi olarak 12.05.2006 tarihinde tebliği
alındığı görünen yazının üst kapak yazısında tarih 13.05.2006 olarak
görünmektedir? Veya bir başka ifadeyle kayıt istemeye ilişkin yazı niçin derhal
gönderilmek yerine tam bir gün bekletilmiştir?


5 Mayıs 2006 günü Cumhuriyet gazetesinin ilk kez
bombalanması eyleminin hemen ardından görgü şahitlerinin bilgisine başvurulmak
yerine tam 3 gün süre ile beklenilmiştir? Niçin görgü şahitlerinin görgüsüne
bilgisine derhal başvurulmamıştır?


B.05.I. EGM.4.34.00.14.10-7229 sayılı 1 klasör 250. Ve
6 klasör 250. Sayfada yer alan robot resim çizdirilmesine ilişkin yazışmada
evrakın sağ üst köşesindeki tarih nedir? 15’mi, 16’mı, 17’mi? Evrak tarihindeki
tahrifatın izahı nedir?


B.05.I.EGM.4.34.00.14.10-7229 sayılı başka tarihli bir
evrak daha mevcut olup aynı sayılı iki ayrı tarih ve içerikteki evrakın izahı
nedir?


Ankara
TEM tarafından Danıştay cinayetinden hemen sonra 17.05.2006 günü saat 22.22’de
İstanbul TEM’e gönderilen Alparslan Arslan’a ait araçtan elde edilen İstanbul
Emniyet Müdürlüğü Araç Tanıtım Kartına ilişkin niçin hiçbir işlem
yapılmamıştır?



ulusalkanal.com.tr

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış