Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara


İLETEN : Cüneyt Şaşmaz




E-POSTA : cesuryorum@gmail.com 

1923 yılında
Türkiye’de; Cumhuriyetin tarihsel evrimini, evrensel boyutunu ve gerçek
niteliğini kavramış, aydın kesim yok gibiydi.




O güne dek,
Türkiye’de, cumhuriyetçilik adına, bir düşünce akımı gelişmemiş, herhangi bir
örgütlü eylem gerçekleştirilmemişti…
 

Mustafa Kemal, zaferden
sonraki bir yıllık yoğun çalışmasıyla, Türkiye’yi, düşündüğü yenileşme yoluna

sokmuştu.




11 ay içinde;
saltanat kaldırılmış, hilafet varlığına izin verilen edilgen bir duruma
getirilmiş, Lozan imzalanmıştı.
 

Artık elinde, Müdafaa-i
Hukuk örgütlerine dayanan Halk Fırkası, yenilenmiş bir Meclis, önerilerini
yapmaya hazır bir halk, güvenilir bir ordu ve dar ancak inanmış bir kadro

vardı.




Çok önceden karar verdiği ve ‘vicdanında ulusal bir sır gibi’ sakladığı düşüncesini uygulayacak,
Devlet’in yönetim biçimini
belirleyecekti; Cumhuriyet’i ilan etmenin zamanı gelmişti.
 

Batıda cumhuriyet, Avrupa aydınlanmasıyla bütünleşen
uzun ve güçlüklerle dolu bir savaşımın birikimi üzerinde gelişmişti.




Fransız Devrimi’ne temel oluşturan bu birikim,
cezaevleri ve giyotinlerden geçerek toplum yaşamına girmişti.
 

Avrupa’da, J.
J. Rousseau’yla başlayan Devrim’le somutlaşan cumhuriyetçilik
düşüncesi,
250 yıllık bir evrimden geçerek bugüne gelmişti.




Batı’da yoğun
savaşımlarla birkaç yüzyılda getirilebilen yönetim biçimi, Türkiye’de birkaç
hafta içinde gerçekleştirildi.
 

Bu güç işi başarmak için eskiden gelen bir savaşım
birikimi yoktu, ancak toplumsal dayanağı kuşkusuz vardı.




Yaşam süresini
dolduran kişi egemenliği, çürümüşlüğüyle yönetim işleyişini bozmuş, Türk
halkına büyük zarar vermişti.
 

Halk; eskiden kurtulmak, gelişip gönencini arttırmak
istiyordu.


Durumunun düzelmesi için bir şeyler yapılması
gerektiğini anlıyor, ancak bu eğilime bir ad koyamıyordu.




1923 başlarında
çıktığı yurt gezilerinde, yönetim biçimi sorununu, cumhuriyet sözcüğünü
kullanmadan ancak onu anlatarak dile getirdi.
 

Herkesin anlayacağı dilden konuşuyor, halk egemenliğine dayanan yönetim biçimi
konusunda




Konuşmalarında,
yönetim sorununu irdelemeyi, İslam hukukuna dek genişletti.
 

Hz. Muhammet’in
sözlerinden aktarmalar yaparak İslamiyet’in konuyu nasıl ele aldığını
anlattı:




“Yüce Peygamber
devletlere gönderdiği peygamber bildirimlerinde, ‘Allah birdir, hak din,
İslam dinidir, onu kabul ediniz’
buyurmuşlar ve fakat hemen eklemişlerdir; ‘ben
size hak dinini kabul ettirmekle sanmayınız ki, sizin milletinize, sizin
yönetiminize el koyacağım. Siz hangi yönetim biçimini koyuyorsanız, o hakkınız
saklıdır.’




Şimdi şunu
açıklamalıyım ki, din esasında yönetimin şu ya da bu biçimde olacağına dair,
hiçbir ifade kesin olarak yoktur.


Yalnız hükümetin
hangi esaslara dayanması gerektiği bellidir, bu açık ve kesindir.


Bu esaslardan biri
şûrâdır
(danışma organı).


Danışma en kuvvetli
esastır.


Bu esas, Yaradan
tarafından doğrudan doğruya Muhammet Mustafa’ya da emrolunmuştur.


Peygamber olan yüce
kişi bile, kendiliğinden iş yapamayacaktır.


Danışarak (müşavere) yapacaktır…


Diğer bir esas adalet
esasıdır.


Şûrâ, insanlara ait
işleri yerine getirirken adil davranacaktır.


Çünkü adaletsiz şûrâ,
Allahın emrettiği şûrâ olamaz; adalet dağıtmaya yetkili olabilmesi için de
uzman olması, bilgili
(vâkıf) olması
gerekir.


Bilgili olan, uzman
kişilerden oluşan bir yönetim, ancak değerli ve saygın olur.


Adalet dağıtımında,
ancak böyle bir şûrâya inanılır ve güvenilir”
.1




Yurt gezilerinden her dönüşünde, çalışma odasına
çekilip araştırmalarını sürdürüyor, Türkiye’ye
uygulanacak cumhuriyet düşüncesini,
kuramsal ve eylemsel boyutuyla
olgunlaştırıyor, uygulama hazırlıkları yapıyordu.
 

Önce, kimseye açılmamıştı.


Tasarımını bitirip,
davranış biçimini belirlediğinde, güvendiği kişilere açılmaya, görüşüp konuyu
birlikte irdelemeye başladı.




Oluşumu ve doğurduğu sonuçlarıyla birlikte Fransız
Devrimi’ni (bir kez daha) inceledi.


J. J. Rousseau’yu okudu.




Çankaya’da akşam yemeklerinde, ‘seçilmiş’ konuklarıyla tartıştı, katılımcı yönetim biçiminin adının Türkiye ve Türkçe’deki karşılığının ne
olabileceğini
araştırdı.
 

Fransızca’da kamusal varlık, toplum (la chosepublique)
anlamına gelen republique sözcüğünün, Türkçedeki
karşılığının cumhuriyet olabileceğini düşünüyordu.
2




Eyleme geçeceği günlerin yakın olduğunu
çevresindekiler anlamıştı.


Uygun zaman ve girişim gücünü arttıracak somut bir
olay, bir gerekçe bekliyordu.




Neve Freie Presse yaptığı açıklamadan yaklaşık bir ay
sonra böyle bir olay ortaya çıktı.
 

Meclis İkinci Başkanlığı ve Dahiliye vekilliği
seçimiyle başlayıp, hükümet bunalımına dönüşen siyasi gelişmeler, ona bu
fırsatı verdi.




Nutuk’ta, “uygulamaya
geçmek için uygun zamanın geldiğine karar verdim”
3 dediği bu gelişmelere
dayanarak harekete geçti.




Meclis İkinci Başkanı ve Dahiliye Vekili seçimin
sonuçlanmaması nedeniyle oluşan siyasi
tıkanma, harekete geçmesi için ona bir fırsat yakalattı.
 

Tıkanma, 28 Ekim’e
dek aşılamadı.


‘Kargaşa yayılarak
sürüyor, içinden çıkılmaz tartışmalarla’
4 hükümet kurma çalışmaları,
sonuçsuz kalarak tümüyle tıkanıyordu.




Halk Fırkası Meclis Kümesi
(Gurubu), 29 Ekim sabah 10’da toplandı.
 

Uzun tartışmalardan sonra, durumun çıkmaza girdiğini
ve hükümet işlerinin yüzüstü kaldığını gören birçok milletvekili, Genel Başkan
olarak onun, “soruna çözüm bulmak için”
çağrılmasına karar verdi.5




Toplantıya geldi ve çözüm önerisini sunması için bir saat izin istedi.


Uygun gördüğü ve kendi deyimiyle, ‘gereken kişileri’6, Meclis’teki
odasına çağırdı.




Onlara, önceki
gece İsmet Paşa’yla birlikte yaptığı Anayasa değişiklik önerisini

göstererek, biraz sonra Genel Kurul’da
yapacağı konuşma
konusunda bilgilendirdi.
 

Bir saat sonra kürsüye çıktı ve önerisini; “çözülmesinde güçlüğe uğradığımız sorun,
uygulamakta olduğumuz yöntem eksikliğindendir. Yürürlükteki Anayasamız
gereğince, bakanları ayrı ayrı seçmek zorunda kalıyoruz. Bu güçlüğün
giderilmesinin zamanı artık gelmiştir. Yüce kurulunuz bu sorunun çözülmesi için
beni görevlendirdi. Bilginize sunduğum görüşlerden esinlenerek, çözüm olacağını
düşündüğüm bir biçim saptadım. Onu önereceğim. Önerim kabul edilirse, güçlü ve
dayanışma içinde olan bir hükümet kurabiliriz”
sözleriyle dile getirdi.




Hemen ardından hazırladığı
dört maddelik Anayasa değişikliğini okudu
.7




Meclis Anayasa
Komisyonu tasarıyı
ivedi olarak ele aldı.


Komisyon da, konunun Meclis’te hemen görüşülmesini önerdi.




Görüşmeler, saat 20.30’da, ‘yaşasın cumhuriyet’ alkışlarıyla kabul edildi. 

On beş dakika sonra, 20.45’te Cumhurbaşkanlığı seçimi yapıldı ve milletin ruhunda ‘zaten çoktan seçilmiş’8 olan Mustafa Kemal, oturuma katılan 158
milletvekilinin oybirliğiyle, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk cumhurbaşkanı oldu.


100 milletvekili oylamaya katılmadı.9




Seçim üzerine, teşekkür
konuşması yapmak için kürsüye çıktı
ve şunları söyledi:


“Türkiye Cumhuriyeti
dünyadaki yerine yaraşır olduğunu, başaracağı işlerle kanıtlayacaktır.


Her zaman milletin
güvenine dayanarak, hep birlikte ileriye gideceğiz.


Türkiye Cumhuriyeti
mutlu, muvaffak ve muzaffer olacaktır”
.10




Türk halkı,
Cumhuriyet’i ve ilk Cumhurbaşkanını coşkuyla karşıladı.
 

“Duyulan sevinç her
yerde, parlak gösterilerle açığa vuruldu”
11 ve Cumhuriyet’in kabul edilmesi, 29 Ekim gecesi
ülkenin her yerinde, yüzbir top atışıyla kutlandı.




Halk sokaklara dökülmüş sevinç gösterileri yapıyor,
Meclis’e ve Cumhurbaşkanı’na telgraflar çekiyordu.


29 Ekim, daha o gece halk tarafından “milli bayram durumuna getirilmişti”.12 

İstanbul basını,
halkın sevincine katılmadı
ve gizlemeye gerek görmediği sert bir karşıtlıkla saldırıya geçti.




Cumhuriyet’in ilanına öncülük edenleri, doğal olarak
en başta onu, isim vermeden hedef almışlardı.
 

‘Sıkboğaza getirilmiş
bir durum’
, ‘birkaç
saatlik Anayasa değişikliği’
, ‘Meclis’te
bir büyü yapıldı ancak Cumhuriyet bir tılsım değildir’
13 gibi
değerlendirmeler yapılıyordu.




Gazetelerde, Ankara’da yapılan iş, “uygarlık dünyasını anlamış, okumuş,
incelemiş, devlet yönetiminde yeterlilik kazanmış kafaların”
14 yapacağı
bir iş değildir; “dün ilan edilen
cumhuriyetin ileri gelenleri ve ona bağlı olanlar, bunu yürütebileceklerine
güveniyorlarsa, biz de onlara ‘öyleyse cumhuriyetiniz mübarek olsun baylar!’
deriz”
diyerek alaycı yazılar yazılıyordu.15




Suçlama içeren sözlere, düzeysiz karalamalara aldırmadı ve doğru bildiği yolda yürüdü. 

Giriştiği işi, gelecek tepkileri ve alınacak önlemleri
önceden düşünmüş, hazırlığını yapmıştı.




Gerek saldıranlar
gerekse kendisi, gelecek adımın Hilafetin kaldırılması olduğunu biliyordu.




Cumhuriyet üzerinden yapılan tartışmanın merkezinde
yer alan bu olası girişim, tutucularla
devrimcileri ister istemez karşı karşıya getirecekti.
 

Tutucular neyi
savunduklarının, o neyi kaldıracağının bilincindeydi.


O günkü ortamı Nutuk’ta
şöyle anlatacaktır:




“Bir ülkede, bir
toplumda devrim yapıldığında, devrimin gerekçesi elbette vardır.


Ancak devrimi
yapanlar, inanmak istemeyen inatçı
(anut) düşmanlarını ikna etmek zorunda mıdır?


Cumhuriyet’in de
taraftarı ve karşıtları elbette vardır.


Taraftarlar,
Cumhuriyet’i hangi inanç ve düşüncelerle neden kurduklarını, karşıtlarına
anlatarak onlara yaptıkları işin doğruluğunu anlatmak isteseler de, onları
bağnaz inatçılıklarından vazgeçirmeleri mümkün müdür?


Cumhuriyetçiler
elbette, güçleri yeterliyse inançlarını herhangi bir yolla; ayaklanmayla,
devrimle ya da toplumun onaylayacağı başka yollarla gerçekleştirirler.


Bu ülkü,
devrimcilerin görevidir.


Buna karşı
direnmeler, yaygaralar ve geriletici girişimler, karşıtların yapmaktan geri
durmayacakları hareketlerdir”
.16




DİPNOTLAR


1   “Mustafa Kemal Eskişehir İzmit
Konuşmaları” Kaynak Yay., sf. 201-203


2    “Atatürk” Lord Kinross, Altın Kit, 12
Baskı, İst.-1994, sf. 444


3     “Nutuk” M.K.Atatürk, II.Cilt, TTK
4.Baskı, Ank.-1999, sf.1063


4     “Kemalist Eğitimin Tarih Dersleri
IV” Kaynak Yay., 3.Bas., 2001, sf.151


5     “Kemalist Eğitimin Tarih Dersleri
IV” Kaynak Yay., 3.Bas., 2001, sf.151


6     “Nutuk” M.K.Atatürk, II.Cilt,
TTK, 4.Baskı, Ank.-1999, sf.1077


7     a.g.e., II.Cilt, sf.1077


8     “Kemalist Eğitimin Tarih Dersleri
IV” Kaynak Yay., 3.Bas., 2001, sf.153


9     “Atatürk” P.Paruşev,Cem Yay.,
İst.-1981, sf.277


10    “Nutuk” M.K.Atatürk, II.Cilt, TTK,
4.Baskı, Ank.-1999, sf.1085


11    a.g.e. , II.Cilt, sf.1085


12    “Kemalist Eğitimin Tarih Dersleri IV”
Kaynak Yay., 3.Bas., 2001, sf.154


13    “Nutuk” M.K.Atatürk, II.Cilt, TTK,
4.Baskı, Ank.-1999, sf.1087


14     a.g.e.  sf.1087


15     a.g.e. sf.1089


16     “Nutuk” M.K.Atatürk, II.Cilt,
TTK, 4.Baskı, Ank.-1999, sf. 1087




LİNK : http://kuramsalaktarim.blogspot.com/2018/10/cumhuriyet.html


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış