İLETEN : Babür
Hüseyin Özbek – bhozbek44@gmail.com

BOĞAZLAR EKOLOJİK
KORİDORDUR

Ülkemizde kişi başına yıllık balık tüketimi SÜR-KOOP’a (Su Ürünleri Kooperatifleri Merkez
Birliği’ne) göre 7 kilogram, bir başka
istatistiki bilgiye göre 10 kg. Kafamızı kaldırıp dışarıya baktığımızda
bu rakamlar hele hele 3 tarafımızın denizlerle çevrili olduğunu övünerek
söylediğimiz Avrupa’da sahili olmayan bazı ülkelerin bile birkaç kat altında.

Japonya’da bu rakam yıllık 80 kg. ve üzeri, ABD de 30 kg. dünya
ortalaması 16 kg / yıl. Avrupa Birliği ülkelerde 26 kg / yıl.
ama bazılarında da bu tüketim 45 –
50 kg / yıl’ı buluyor. (Kaynak – FAO)

Yeryüzünde
yüzünü sahillere yaslamış hayli büyük ve güzel şehir var. Ancak ortasından
deniz geçen, çevresi güzelliklerle süslü, böyle tabi, İstanbul gibi bir şehir
yok. Ve o tek.

İstanbul Boğazı’nın da, Çanakkale Boğazı’nın da sahilleri ve
taşıdığı su

(içinde yaşattığı) deniz canlıları ile
korunması gereken ekolojik birer koridoru oluşturur, onlar birer
mücevherdir. Ortak paydaları Ege’den ve Karadeniz’den gelen deniz canlıları –
balıkların buluşma yeri Marmara’dır. Ancak yaz aylarında sahillerinde denize
girerken ayağınıza, elinize siyah, yapışkan, bulaştı mı kolay çıkmayan,
gemilerden dökülen atıklardan, yağ ve sintine sularından oluşan pislikler
yapışıyor. Bu iç denizin bazı yerlerinde öbek öbek atık yağ tabakaları
istisnaen de olsa fabrika atığı kirli kimyasallar akıyor. Bu bulanık, oksijensiz (su ürünlerine
yaşama hakkı tanımayan) ortamda balık
ve diğer deniz canlısı nasıl yaşar veya yaşayacak?

 2017 Sonbahar ve Kış balık sezonu kötü gitti,
devamında 2018’de de değişiklik olmayacak gibi. Balıkçı tezgâhlarındaki
fiyatlar halkın alım gücünün üstünde, onlara tercih hakkı tanımıyor. Lüfer
kalkan falan mı dediniz, o da ne demek?

 Gazetelerde, televizyonlarda : “ Balıklar küçüldü, hamsi Gürcistan’a kaçtı,
fiyatlar fırladı…” diye yazılıyor ve seslendiriliyor.

Türkiye’de denizden gelen üretimin % 47’si Doğu Karadeniz (O balıkların kaçtı dendiği yer
olan Gürcistan’a yakın bölge.) % 28’i
Batı Karadeniz, % 14’ü Marmara ve boğazlar, geriye kalan % 11’i de o uzun
Akdeniz ve Ege sahillerinden elde ediliyor. ( Kaynak – TÜİK )

 Halkın “Denizin kuru fasulyesi” dediği
hamsinin % 50 ve daha fazlası Doğu Karadeniz’den çıkar. Son yıllarda
Tuna’dan gelen Orta Avrupa’nın sanayi atıkları, Dinyeper, Dinyester nehirleri
ile diğer bazı nehirlerin üzerine Rusların kurduklarıbarajlar, Azak Denizi
çevresi ve Don nehri – Rostov havzası atıkları, bölgenin eskisi gibi
beslenememesiKaradeniz’deki verimli balık avcılığı günlerini aratıyor.

İSTANBUL
BOĞAZI’NDAKİ AKINTILAR: ANAVASYA, ORKOZ VE KAVATASYA

İstanbul Boğazı kuzey girişi Anadolu Feneri ile Kadıköy İnci Burnu
(Eski Evlendirme Dairesi. ) arasında denizde 40 cm’lik bir seviye farkı var
. Karadeniz daha yüksek. Dolayısı
ile kuzeyden güneye Marmara’ya sürekli bir akış mevcut. Ters akışın olduğu
yerler ise gemici tabiri ile orkoz
diye adlandırılır.

Dünya
cenneti İstanbul Boğazı deniz ürünleri ve diğer tabiat varlıklarını ekolojik
yapısı bulunduğu yerlere göre Karadeniz
girişinden Marmara ve Çanakkale – Mehmetçik Feneri önlerine Ege çıkışına kadar
değişir, sudaki bu hareketlilik satıhta veya derinliklerde –dip sularda çeşitlilikler
oluşturur.

15
Nisan – 1 Eylül tarihleri arasında uygulanan balık tutma yasağı ile
sahillerimizde balık göçleri ve havyar dökme zamanı yaşanır. Sulardaki bu
göçler ikiye ayrılır: Anavasya (çıkış) ve Kavatasya (iniş) olarak adlandırılır.
Akdeniz ve Ege deki balık cinsleri
ekolojik kanallar olan boğazları kullanarak (mayıs, haziran ve temmuz aylarında
) Karadeniz’e çıkarlar ve havyar dökerler, buna anavasya denir. Geri
dönüşleri ise kavatasya’dır. Boğazlar
tabiatın her türlü canlı varlığı için yaşam, beslenme ve bağlantı görevi olarak
ekolojik kanal görevini görürler.

Marmara
Denizi iyi korunmayan, hor kullanılan, sahilleri sanayi atıkları ile kaplı,
deniz canlılarının yaşaması için olmaması gereken her şeyin olduğu bir iç
denizdir.

Örnek
mi istiyorsunuz: İstanbul’da Adalar
Bölgesi koruma alanı ilan edildi. Ama kaçak trolcü bu bölgede, kaçak
avlanan çok kişi orada, kendini dokunulmaz gören veya dokunulmazlarca
korunduğunu düşünen amatör meraklı balıkçılar orada. Bu yasak sadece garip birkaç balıkçı için mi geçerli?

Üç
tarafı denizlerle çevrili olan Türkiye’nin
dünya su ürünlerindeki payı % 0.43 ve yaklaşık 700 000 ton / yıl civarında olup
30’uncu sırada yer alıyor. Sanki esamesi okunmayanlar sınıfındayız.
Burada Çin 16.6 milyon ton / yılla birinci, 8.8 milyonton / yılla Peru ikinci,
4.5 milyon tonla Endonezya üçüncü ve 4.4 milyon ton / yılla bunları Japonya
takip ediyor. Avrupa Birliği’nin toplam su ürünleri üretimi 6.4 milyon ton /
yıl. ( Kaynak :TÜİK – FAO )

Üretim
yetersiz, acilen milli bir balıkçılık politikası oluşturulmalı, Akdeniz ve
Karadeniz dışında okyanuslara açılmalı, Atlas
Okyanusu’nda, Batı Afrika’da çıkış ülkelerimiz Moritanya ve Gana’da
tırnaklarımızı Çinlilere rağmen takmalı, tutunmalıyız. Zorluklarına
rağmen bilinçli bir devlet desteği ile üretim zincirine oradan gelen soğuk hava
depoları ile balık yüklü tekneler ekonomiye çok şey katacaktır. Gümrük
muafiyeti, yakıt temininde maksimum kolaylık, Dışişleri Bakanlığı’nın ilgisi ve
gerekli yardımı, yol göstermesi, kazanç hanesine artı giriş sağlayacaktır.

Biliyorum
zor. Deniz meşakkattir, bilgidir,
servettir;bir yerde de mücadele etmenin gerektirdiği idare (komuta) mevkiidir,
köprüüstüdür.

SU
ÜRÜNLERİ YETİŞTİRİCİLİĞİ – DENİZDE BALIK ÇİFTLİKLERİ

Sektörde
yüz güldüren su ürünleri yetiştiriciliği son 6 yılda başarı grafiğini
yükseltti. 2000’li yıllarda 80 000 ton / yıl olan balık yetiştiriciliği –
üretimi 2016 yılı sonunda 253 000 ton / yıla ulaştı (Yazı yazılırken 2017
istatistikleri yayınlanmamıştı.)

Türkiye dünyada su ürünleri yetiştiriciliği – deniz balığı
çiftlikleri üretiminde en hızlı büyüyen üçüncü ülkedir
.

2009
yılına kadar kıyılarda faaliyet gösteren bu balık çiftlikleri – yapılan
mutabakatlarla sahilden en az 0.6 deniz mili (1 100 metre.) uzaklıkta, 30 metreden
daha derine ve akıntının tercih edildiği çevresi açık deniz alanlarına
taşındı.Verim arttı, kalite yükseldi. Kayıtlarda bugün 2326 balık çiftliği
üretim yapıyor ve bu üretimin % 80’i ihraç ediliyor. Avrupa’da tüketilen çipura ve levreğin % 30’u bizden – Türkiye’den
gönderiliyor. Bu sektörde alabalık, levrek ve çipura … gibi balıkların
yanında orkinos, lahos, orfoz, sarıkuyruk, kalkan ve mersin balığı gibi
ekonomik değeri ve pazar payı yüksek türlerin üretimleri de yaygınlaştırılmalı.
Bunlara ilaveten kabuklu su ürünleri:
midye, kum midyesi, kerevit, istiridye ve karides gibi kabuklu deniz ürünleri
üretimlerinin arttırılması halinde zaten pazarı hazır bu ürünler ile
üretim ikiye katlanacak 500 000 ton / yılı geçecektir. Ki bu da sektöre ve
işçisine güzel haberdir.

MARMARA
TÜRKİYE’NİN DENİZDEKİ ŞAH DAMARIDIR

 Belki
faydası olur gerekçesi ile (eksiği ve fazlası ile) düşüncelerimi aşağıya aktarıyorum:

-Marmara’da balıkçılar
için 24 metre üzeri uygulanan tekne yasağı devam etmeli.” Küçük tekneler ile balıkçılık verimli
olmuyor, iflaslar arttı, biz ne yapacağız?” diyen balıkçıya Gıda Tarım
ve Hayvancılık Bakanlığı çözüm üretmeli ve gerekiyorsa onları sübvanse
etmelidir.

-Balıkçının mazotuna
uygulanan ÖTV’siz satış devam etmeli, ek kolaylıklar sağlanmalı.

-Tüm Marmara dahilinde
ve her iki boğazın giriş – çıkışlarında tespit
edilecek mevkiler kapsamında lamba ile balık avcılığı yapılmamalı. Çünkü
bu tür avcılık balığın kökünü kurutmakta yarınlara da kalması gereken üremeyi
bitirmektedir, suda işlenen cinayettir.
Boğazların ekolojik yapısını bozmak, balık ve tabiat ürünlerini imha etmek
demektir..

-Sektörün yurt dışına
çıkışta hedef satış pazarları olan ABD, Japonya ve bazı Avrupa ülkelerinde
belirgin bir yerimiz olmalı. Konu ile ilgili fuarlar, konferanslar ve
toplantılar iyi takip edilmeli halk da ilgili esnaf da bi şekilde haberdar
edilmeli, sorumlularda halk da önünü görmeli.

– Kendilerine yetki verilen bir bilim komitesi
oluşturulmalı. Bu komite bakanlık yetkilileri, üniversiteler, denizcilik ve
balıkçılıkla ilgili dernek ve kuruluşlardan oluşmalı. Biliyorum bunların
bazıları var diyeceksiniz ama demek ki yetersiz, sorunlar devam ediyor. Denizde
bu kurulun belirleyeceği kadar tekne olmalı. Halen 19 000 civarında ruhsatlı, 10 000 civarında da kaçak balıkçı
teknesi var. Fazla ve kontrolsüz. Kontrol kelimesinin esas kapsadığı alan (ağ delikleri küçültülerek
ufak balığın kaçmasını önleyen daraltınmış ağlar yarınlarda denizi kurutmaya
yönelik ) gırgırlar, trol balıkçılığı,
volici ve uzatmalılar. Bunlar vur patlasın çal oynasın – kıran kırana, o
saha boş. Yetkililer kimse görevlerini yapmalı.

-Araştırınca
görüyorsunuz ki sektör kendini güvende hissetmiyor.

– Teşvikler nelerdir,
kimlere verilir, balıkçı o konuda yeterince bilgilendirilmeli.

-Balık hallerinde
pazarlama düzenli olmalı, tutanın elinde kalmamalı, kafası esen hâlde fiyat
belirleyememeli

-Bu konuda üretim,
pazarlama ve yarınlar için etkili olmak istiyorsak konunun uzmanı 3 – 4 ülke ne
yapıyor incelenmeli, örnek alınmalı. Tokyo’daki
dünyanın en büyük balık satış hâli Tsukjii’de yer almak tezgah açmak ne büyük,
ne güzel bir hayal!

Son Söz
– Boğazlar veMarmara’yı milli park ilan eder her türlü avlanmayı 2 veya 3 yıl
yasaklar, bu bölgeyi geçmişte Yunanistan ve İspanya’nın da yaptığı gibi “Boğaz Koridorunu oluşturan ekolojik bölgeyi
nadasa bırakırsak, tekrar verimli hale gelmesine müsaade etmiş oluruz.”
Duruma göre bu süre 3 – 4 yılda sürebilir, sonra ise suda hareketlenme
(canlanma) ile her şey normale girecektir.

“Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur”
demiş büyük Atatürk. Sağlıklı bünyenin kaynağı iyi beslenmekten geçer, onun da
lokomotiflerinden biri protein kaynağı balıktır

Her iki boğaz ve onları bağlayan Marmara Türkiye’nin denizdeki şah
damarıdır. Bu suların ekolojik yapısını iyi korursak, yarın gelecek kuşaklara
da ihanet etmemiş oluruz.
08
Ocak 2018










































































Babür
Hüseyin ÖZBEK

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet