ÇOCUK & KADIN & GÖRME – BEDENSEL VE ZİHİNSEL ENGELLİLER

Hürriyet’in Küçükçekmece’deki Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve
Araştırma Hastanesi’nde yaşanan “115 hamile çocuk” skandalıyla ilgili haberi,
‘Zeytin Dalı’ harekâtı nedeniyle arada kaynayıp gitse de sonuçları bakımından
son yılların en önemli habercilik olaylarından biriydi. Önemliydi, çünkü:

– Kız çocuklarının
bu çağda hâlâ “evlenmek ve anne olmak zorunda bırakılması”durumunun ülkemizdeki
yaygınlığını…

– Medeni Kanun’un
alanına giren konularda ve eğitim sisteminde son dönemde yapılan mevzuat
değişikliklerinin, kız çocuklarını okulda tutacak devlet denetimini
zayıflattığını…

– Bu durumu bir
sorun olarak görüp engellemesi ve sorumluları cezalandırması gereken kurumların
olayı “görmezden geldiğini”, hatta daha da kötüsü “meşrulaştırmaya
çalıştığını”…

– Kamuoyuna
yansımayan olayları alttan ve ağırdan alan yargımızın, düğmeye bastığında “İyi
ki bu ülkede savcılar ve hâkimler var” hissi yarattığını…

– Medyanın “denetim”
görevinin ne kadar hayati olduğunu bir kez daha açık ve net bir şekilde
gösterdi.

5 tutuklama var

“Fikri takip” bizim mesleğimizde önemlidir. Hürriyet
muhabiri Dinçer Gökçe’nin ortaya çıkardığı olayı takip etmek boynumuzun borcu.
O nedenle bugün biraz kafamızı ‘Zeytin Dalı’ harekâtı haberlerinden kaldırıp bu
konuya yoğunlaşmak istedim.

Küçükçekmece Adliyesi’nde bir başsavcıvekili ile iki
savcı harıl harıl bu konu üzerinde çalışıyor. Bir taraftan küçük yaşta
hamilelik mağdurlarının ve zanlıların ifadelerini alıyorlar, diğer taraftan da
memur suçları açısından olayı ilgili birimlere bildirmeyen kamu görevlileriyle
ilgili soruşturma yürütüyorlar. Elde edilen şu verileri sizinle de paylaşmak
isterim:

– Hamile çocuk vakalarını (yani suçu) bildirmedikleri
(TCK 279/1) gerekçesiyle 2 kamu görevlisi hakkında adli kontrol kararı alındı.
Başka failler çıkar diye dosya açık tutuluyor. Verilebilecek cezanın üst sınırı
2 yıl olduğundan tutuklama yasağı var.

– Dosya sayısı 115 olarak açıklanmıştı, mükerrer olanlar
ayıklanınca 110’a düştü.

– 50 dosya, zanlıların adrese dayalı nüfus kaydı esas
alınarak “yetkisizlik” gerekçesiyle İstanbul’da Bakırköy, Çağlayan, Anadolu
adliyelerinin yanı sıra Şanlıurfa, Bitlis, Van gibi adliyelere gönderildi.

– 20 şüphelinin, 50 mağdurun ifadesi alındı. İfadeleri
psikolog eşliğinde alınan 15 yaşından küçük mağdurlara karşı eylemleri
gerçekleştiren şüpheliler, şikâyet aranmaksızın resen “tutuklama” talebiyle
adliyelere sevk edildi. 5 şüpheli tutuklandı.

Hiçbiri şikayetçi olmadı

Soruşturma sırasında ortaya çıkan gerçekler, kız
çocuklarını esir alan o “öğrenilmiş çaresizlik” durumu, meselenin adliyeler ya
da Sağlık Bakanlığı’ndan önce Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın meselesi
olduğunu gösteriyor. Neden mi? Bakın anlatayım:

İfadesine başvurulan mağdurların;

– Tamamı, hem
Suriyelilerin, hem doğudan İstanbul’a göç eden vatandaşların yoğun yaşadığı
bölgelerden.

– Hiçbiri şikâyetçi
olmadı.

– Hiçbiri tecavüz ya
da ensest iddiasında bulunmadı.

– Hiçbiri resmen
evli değil.

– Çoğunun yaşı şüphelilerle
aynı ya da 1-2 yaş küçük.










































– Hepsinin çocuğu
var.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir