Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara

ATALAY GİRGİN : FELSEFE KARAKTERİ GÜÇLENDİRİR, Bu
yüzden çocuklarımıza felsefeyi öğretmeliyiz


Felsefi düşünen insan,
karşısındaki güç ya da otorite, hangi sıfatı, hangi statüyü taşıyor olursa
olsun, aklını onun ipoteğine vermez, lütuf beklemez…


İnsanın yeryüzündeki serüveni acılarla,
katliamlar, tehcirler ve soykırımlarla bezenmiştir. “İnsan” adı verilen varlığın,
“insan olmayı öğrenme”
ve “insanlaşma”
süreci, her çağda, sıfatlarının ardına sığınan insanın, sıfatlarıyla mahkûm
ettiği insana yaptığı zulümlere karşı duruş, düşünüş, söyleyiş ve eyleyiş
biçimiyle gelişmiş ya da ağır darbeler almıştır.


Bu tarih, bir yandan insanlığın ortak
mirasına katkıların bir yandan da yakıp yıkmaların, yağma ve talanın, insanın
insana yaptığı zulmün tarihidir. İnsan olmayı, etnik ya da dinsel, ideolojik ya
da derisinin rengi anlamında yalnızca kendi sıfatıyla, yalnızca kendisi gibi
olmayla özdeşleştiren sıfatzede insanın, hâkimiyet kurma ve ekonomik zenginliğe
el koyma tarihidir. Bu anlamda, yaşanmış tarihin ve yaşanmakta olan anın zalimi
de mazlumu da sıfatzedelerdir.


Tarihte yaşananlara rağmen, günümüz insanı için
Dünya, geçmişten ne daha iyi ne de daha kötüdür. Kimi insanlar insanlığın ortak
mirasına katkılarda bulunmaya, yapılan savaşlara, zulüm ve vahşete karşı
durmaya çalışırken, kimileri ise yalan, talan, hırsızlıkla hükmetmeye devam
etmekte ve bunlardan beslenmektedir. Kimileri ise otorite, muktedir saydığı
efendilerinin karşısında el pençe divan durup, lütuf beklemekte ya da
lütfedilen makam ve statülerini korumak uğruna vecd içinde secde etmektedir.
Dünyanın her yanında olduğu gibi, yanı başımızda da birileri hala sıfatları
için öldürmekte, sıfatları için öldürülmektedir. Oysa insanın değerini
belirleyen sıfatları, statüleri değildir. Sıfatlar değişebilir, statüler gelip
geçicidir.


Kavranması gereken temel düstur şudur: Her
insanın değeri ve değerleri vardır. Sıfatlar, statüler, makamlar insana değer
katmaz. İnsanı güzelleştirip çirkinleştirmediği gibi, onu daha iyi ya da daha
kötü kılmaz. Aksine sıfatlara ya da statülere değer katan insandır. Bireye
makamından, sıfatından ya da statüsünden dolayı saygı gösteren de, kendisini
sıfatı, statüsü, makamı dolayısıyla değerli sayan, saygı bekleyen insan da
ilinek insandır.


İlinek insan, sıfatların, statülerin,
makamların ardına sığınır. Kendisini ve karşısındakini sıfatları ve
statüleriyle, makamıyla değerlendirir. Karşısındaki bireyi, insan olarak değeri
ve değerleriyle değerlendirmeyi düşünmez. Öteler, küçümser ya da ona itaat
eder, boyun eğer. Her ikisi de birey olarak insanın, “insan olmayı öğrenme”
sürecinin önünde aşılması güç, bilince içselleşmiş devasa birer engeldir.


Bu engeli aşmanın en önemli araçlarından
birisi, hiç kuşkusuz ki, bireye, akla dayalı bir biçimde sorma, sorgulama, var
olan ve yaşanan tarihsel-toplumsal gerçekliğe çok yönlü ve çok boyutlu bir
biçimde bakıp anlama, bütünsel olarak kavrama temelinde eleştirel düşünme
alışkanlığı kazandırmaya yönelecek bir eğitimdir. Hem düşünmeyi öğrenme hem de
soran, sorgulayan ve eleştirel düşünen bireyler yetiştirmeye yönelen bir
eğitimin olmazsa olmazı ise felsefedir, felsefe eğitimi ve öğrenimidir. Çünkü felsefeyi,
felsefi düşünüş ve sorgulayışı içermeyen bir eğitim, sürüler halinde yeni
sıfatzedeler, yeni ilinek insanlar yetiştirmekten öteye geçemez.


Felsefi düşünen insan,
karşısındaki güç ya da otorite, hangi sıfatı, hangi statüyü taşıyor olursa
olsun, aklını onun ipoteğine vermez, lütuf beklemez. Kendi gücü ve etki olanağı
ne olursa olsun, iktidarların, zalimlerin zulmüne, savaşa, katliamlara, yalana,
talana, soyguna, insanı insanlıktan çıkaran uygulamalara sessiz kalmaz. 


Çünkü bilir ki, aklını birilerinin, gerçek ya
da düşsel herhangi bir varlığın hizmetine koştuğunda düşünüşünün felsefi
niteliği sırra kadem basacaktır. O andan itibaren ya kölelere hükmeden bir
efendinin bir muktedirin ya da iktidarların hizmetkârına dönüşecektir. Felsefi
düşünen insan bunun bilincine varan, düşünüşü, eyleyişi ve söyleyişiyle bundan
kaçınmayı bilen insandır.


İşte geçmişten günümüze ilinek ve sıfatzede
insanın, sıfatların ardında yaşadığı ve yaşattığı trajedilerin farkında olan
Uluslararası Felsefe Kuruluşları Federasyonu Yönetim Kurulu, 24. Dünya Felsefe
Kongresi’nin genel konusunu “İnsan
Olmayı Öğrenmek”
olarak belirlemiştir. Çünkü düşünen, soran ve
sorgulayan her insan için, fiziki olarak insana benzemek ile insan olmak aynı
şey değildir. Yalnızca insana benzer olmak da insanlıktan çıkıvermek de çok
kolaydır. Zor olan ise insan olmayı öğrenmek ve her şart altında insan
kalabilmektir. İnsanı değeri ve değerleriyle bir bütün olarak
değerlendirebilmektir.


Tam da bu bilinçle diyoruz ki, aslolanın
sıfatlar ve statüler değil, aksine aslolanın insan olduğu; insanın sıfatlarına
bakılarak değerli ya da değersiz görülmediği; Dünya’nın her metrekaresinde,
insanın insan üzerindeki ekonomik, sosyal, cinsel, dinsel, etnik, vb. her
türden baskı, şiddet ve sömürüsünün ortadan kalktığı; insanın efendilerin,
muktedirlerin savaşında ve barışında “yarım
besmeleli bir av olmadığı”
Dünya Felsefe Günleri’nde buluşmak
dileğiyle…


Dünya Felsefe Gününüz kutlu olsun!


Atalay Girgin


Odatv


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış