Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara

MEHMET ÖZAY : Çin’in
Yeni Küreselleşme Hamlesi ve ASEAN

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in kara İpek Yolu
projesini dünyaya tanıtmasının yankıları sürüyor. Projenin, üç kıtada yetmişe
yakın ülkeyi içine alacak şekilde yapılandırılacağı dikkate alındığında dev bir
teşebbüs olduğuna kuşku yok.

İpek yolu projesinde öncelik
Asya ve Avrupa kıtaları arasında. Buna ilave olarak Afrika ve Amerika kıtası
ülkelerinde yapılan çağrının yankı bulması halinde bunun yeni bir küreselleşme
dalgası olacağına kesin gözüyle bakılıyor. Temelde Çin gibi siyasi yönetimi ile
ekonomi yönetimi arasında keskin ayrımlara konu olan bir ülkenin, İpek Yolu
gibi bir projeyi gündeme taşıması, içinde ABD olsun veya olmasın küresel
kapitalizmin imkanlarının nerelere ulaşabileceğini ortaya koyması bakımından da
dikkat çekici.

Çin’in küreselleşmede liderlik hedefi

Kimi çevrelerin ileri sürdüğü
üzere bugün Trump yönetiminin ekonomi politik okumalarındaki yanlışlığın veya
yanılmasamasının bir sonucu olarak içine kapanma eğilimi sergileyen ABD,
Anglo-Sakson dünyasının diğer öncü ülkeleriyle birlikte 1980’li yıllardan
itibaren birinci küreselleşme dalgasına damga vurdu.

2013 yılından bu yana Çin
yönetiminin gündeminde olan ve son olarak Devlet Başkanı Cinping’in ocak ayında
Davos’ta gündeme getirdiği İpek Yolu projesi, Pekin’in küreselleşmede liderliği
ele alma konusundaki yaklaşımının pratiğe geçirilmesi anlamı taşıyor. Bu proje,
katılımcı ülkeler, ticaret ve yatırım bağlamlarındaki niceliksel durum hesaba
katıldığında yeni bir küreselleşme dalgası olmaya aday.

ASEAN, Çin’in hinterlandı

Tek Yol-Tek Kuşak adıyla anılan
kara İpek Yolu projesinin bir yanında Güneydoğu Asya ülkeleri veya bir başka
deyişle bu ülkelerin oluşturduğu birlik, yani ASEAN bulunuyor. Söz konusu
bölge, daha çok deniz İpek Yolu bağlamında değerlendirmeyi hak ediyor. Bununla
birlikte, bölgenin Çin’le ticari ilişkileri, hammadde zengini olması, ucuz iş
gücü sağlaması gibi nitelikleri Çin’in İpek Yolu projesinde destekleyici bir
özelliğe sahip. Bu noktada ASEAN, bu dev projede Çin’in geniş bir hinterlandı
hizmeti görmeye aday. Kaldı ki bugüne kadar Çin’in ekonomik kalkınmasında
Güneydoğu Asya, hammadde kaynakları, yatırım, insan kaynakları ile bilgi ve
teknoloji ithalatı gibi alanlarda önemli bir işlev gördü ve görmeye de devam
ediyor.

Bunun pratikteki karşılığıysa
ASEAN’ın bir numaralı ticaret ortağının Çin, Çin’in ticari ilişkileri
bağlamında da ASEAN’ın üçüncü en büyük ticaret ortağı olması bulunuyor.
Böylesine derin ticari ve ekonomik işbirliğine rağmen ASEAN’ın bir blok olarak
Çin’e teslim olduğundan bahsedilemez. ASEAN’ın bir tür denge politikası olarak
gündeme getirdiği bu yapılanma, bölge ülkelerinin önemli bir kısmının Çin’le
‘kontrollü’ bir ilişki geliştirmeleri kadar, bölgenin hem yatırımlar hem
ticaret konusunda diğer küresel aktörlere de yer açan uluslararası bir özellik
sergilemesinde yatıyor.

Tarihsel, demografik ilişkilerin
de bu süreçte kayda değer bir rolü olduğundan bahsedilebilir. Bu açıdan
bakıldığnda, sözkonusu ilişkilerin Çin ile ASEAN arasında doğal kabul
edilebilecek bir ilişki sürecine yol açtığı ifade edilebilir. Nitekim ASEAN
birliğindeki her ülkede azınlık konumunda Çin kökenlilerin bulunması ve bu
kitlenin ticaret ve ekonomi dünyasındaki rolleri, dini-spiritüel bağlamlardaki
benzeşmeler, ASEAN içerisinde işbirliklerinin zamanla Çin’le de
geliştirilmesine imkan verdi. Bu süreçte, örneğin Singapur’un gerek hükümet
gerekse iş dünyası düzeyinde Çin’in önünü açan bir çeşit kılavuzluk rolü
oynadığına işaret edilebilir.

Yeni bir küreselleşme hamlesi

ASEAN tarafından İpek Yolu
gelişmesine bakıldığında ise ilk etapta bölge ülkelerinin yeni kalkınma hamlesi
için yeni alt yapılara ihtiyaç duyması geliyor. 1980’lerden bu yana gerçekleştirilen
ve imâlat sanayii ile bugünkü kalkınma düzeyine gelen bölge ülkeleri bir
sıçrama yaparak farklı endüstri dallarında aktör olma çabasında. Yani, bölge
ülkeleri ikinci bir küreselleşme sürecine muhtaç konumda. Ve bu sürecin acilen
hayata geçirilmesi için de önemli bir finans kaynağına ihtiyaç var.

Başkan Cinping’in kara ve deniz
İpek Yolları projelerini gündeme getirmeye başladığı 2013’ten bu yana Çin ile
bölge ülkeleri arasındaki ticaret ve alt yapı yatırımları gündeme geldi. Bunun
bir uzantısı olarak Çin yönetiminin geçen birkaç yıl zarfından Myanmar, Laos,
Kamboçya ve Malezya ile yaptığı anlaşmalar bu sürecin bir etabını oluşturuyor.
Tüm bölgeyi hem birbiriyle hem de Çin’le entegre edecek demiryolu projeleri de
hayata geçirilmeyi bekliyor. Son dönemde ulaşım alt yapıları ile somut bir hal
alma eğilimi sergileyen yeni dönem ilişkilerinin ötesinde Çin’in İpek Yolu
projesinin ASEAN için bir çekim merkezi olduğuna kuşku yok.

ASEAN’ın yeni kalkınma hamlesine ihtiyacı

Temelde, birlik içerisinde tekil
ülkelerden öte, bir blok olarak ASEAN’ın hem jeo-stratejik, hem jeo-ekonomik
önemiyle yeni bir kalkınma hamlesine ihtiyaç duyduğu bir süredir dile
getiriliyor. ASEAN bir birlik olarak, üyelerinden birini yani Singapur’u kendi
içinden çıkardığı, Asya Kaplanları adıyla anılan ülkelerin izinden giderek
1980’li yılların başından beri imalat sanayii temelli bir kalkınma
gerçekleştiriyor. Bölge ülkeleri, aynı şekilde bu kalkınmacı politikaların
devamından yana bir eğilim sergiliyor.

ASEAN’ın bugüne kadarki ekonomik
gelişmesinde ABD’nin başını çektiği küreselleşme sürecinin rolü göz ardı
edilemez. Ancak bugün, ABD’nin kendi iç dinamiklerindeki çatışmalardan ötürü
şimdilik dışarda kaldığı izlenimi veren ve adına yeni küreselleşme
diyebileceğimiz süreci Çin yönetme niyetinde. Ve bu süreçte, Çin’in bu teşvik
edici yaklaşımı bölge ülkeleri için cazip bir fırsat sunuyor. İmalat sanayiinin
hız verdiği kalkınmacı politikaların bugün ulaştığı noktada alt yapı
yenilenmesi ile şehircilik, petrol, finans, turizm gibi alternatif alanlarda
yatırıma duyulan ihtiyaç Çin’e yakınlaşmanın nedenleri arasında bulunuyor.

Çin’le ilişkilerde handikaplar

Bununla birlikte, bölge
ülkelerinin en azından bir bölümünde, Çin’in siyasi yapısı, özgürlükler vb.
alanlardaki duruşunun neden olduğu bazı handikaplar da hissedilmiyor değil. Bu
bağlamda Çin’in siyasi rejimi ve bu rejimin halen akıllardan çıkmayan Tiananmen
Meydanı’ndaki ‘tezahürü’, Hong Kong’da son birkaç yıldır gelişen demokrasi
yanlısı harekete yönelik girişimler, Güney Çin Denizi sorunu bu çerçevede ele
alınabilir.

Bu hususlara, henüz bölge
ülkelerince yüksek sesle dile getirilmese de Kore Yarımadası’ndaki sorunda
Çin’in rolünü de eklemek gerekiyor. Bu nedenle, Çin her ne kadar ekonomik
kalkınmacılık yolunda önemli adımlar atmış ve bölge ülkelerinde acil ihtiyaç hissedilen
alt yapı yatırımlarına destek verebilecek bir fon sağlayıcı ülke olarak ortaya
çıkmış olsa da, güven eksikliği bölge ülkelerini iki kez düşünmeye sevk ediyor.

‘Gizli gündem’ var mı?

Çin yönetimi Güney Çin Denizi
örneğinde olduğu üzere teritoryal egemenlik iddiasında tarihe referansla bölge
jeo-politiğine yön vermeye çalışırken, ASEAN’da da yakın tarih hafızalardan
silinmiş değil. Soğuk Savaş döneminde bölgede siyasi ve toplumsal hareketler,
bölge rejimleri için ciddi tehdit oluşturan komünist partileri ve bunların Çin
ile şu veya bu şekildeki ilişkileri, bölge ülkelerinin bugün Çin’le ekonomi ve
ticari alandaki ilişkilerinde ihtiyatı elden bırakmamalarına neden oluyor. Bu
noktada, Malezya ve Endonezya hükümetlerinin son dönemde Çin’le yukarıda belirtilen
nedenler çerçevesinde daha da yakınlaşma politikalarına karşılık siyaset ve
sivil toplum çevrelerinden eleştirilerin mevcut olduğunu da eklemek gerekir.

Bu anlamda, İpek Yolu projesinde
yatırım finansmanının yükünü çekmeye aday olduğunu ilan eden Çin’in bunun
karşılığında ilgili ülkelerden neler beklediği, herhangi bir gizli gündemi olup
olmadığı da tartışılan konular arasında.












































Trump yönetiminin ‘önce Amerika’
yaklaşımıyla bir tür içe kapanma sinyalleri verdiği bir dönemde, Çin’in
öncülüğündeki Tek Kuşak-Tek Yol projesi ümit vaat ediyor. Bu girişim, muhtemel
kazalara kurban gitmediği takdirde, ABD’siz de olsa küresel kapitalizmin yeni
bir sürece evrilmesine aracı olacaktır. Bu çerçevede ASEAN bugüne kadar Çin’le
ilişkilerinde izlediği temkinli yaklaşımı, bu yeni süreçte de elden
bırakmayacaktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış