ÜLKELER BAZINDA ANALİZLER & HABERLER & BİLGİLER /// ÜLKELER DOSYASI


EMPERYALİST BLOKTA ÇATLAK VE ÇİN’İN İPEKYOLU 

KAYNAK : https://kuramsalaktarim.blogspot.com/2020/02/kuresel-gerilim-ve-cinin-ipekyolu.html?m=1#more




Dünya 21. yüzyıl’a, yüzyıl öncesindekine benzer
koşullarla girdi. Yeniden çok kutuplu duruma gelen ve emperyalist devletlerin
azgelişmiş ülkeler üzerinde baskı kurduğu bir dünyada, etkinlik alanları için
savaşım giderek kızışıyor. ABD, Japonya, Almanya, Rusya ve Çin arasındaki
ekonomik rekabet şiddetleniyor. Amerikalılar gelişmelerden rahatsız. Dünya
liderliğini yitirmekte olduğunu görüyor ve çaresizliği nedeniyle dünya
önderliğini bir oranda paylaşmaya razı. Küresel etkinlikte, tek başına
girişimde bulunamıyor, bağlaşıklarının yardımına gereksinimi var. Ama onlar
artık müttefikten çok ekonomik rakip durumunda.
 

Geleceği Görmek, Geçmişi Bilmek




Rusya ve Çin’i ayrı tutarak; ABD, Japonya,
Almanya ilişkilerinin günümüzdeki niteliği ve bunun gelecekte alacağı biçimi
inceleyen Amerikalı Yatırımcı, Banker ve Eski Hükümet Görevlisi Jeffry
E.Garten, şunları söylüyor: “Dünyanın 21.yüzyılda alacağı biçimi görmek
istiyorsanız, ABD, Japonya ve Almanya arasındaki ilişkilere bakmanız
gerekecektir. Soğuk savaş sırasında bu üç ulus arasındaki güç ilişkilerinin
nasıl değiştiğini ve nasıl değişmekte olduğunu incelemeniz gerekir… Üç
büyükler, ekonomi alanında amansız rakiplerdir. Kendi iç pazarları dahil aynı
pazarlar için rekabet edecekler. Sermaye dolaşımı için rekabet edecekler. Aynı
yüksek teknolojili endüstri dallarına hakim olmaya çalışacaklar… Ulusumuz,
1941’den bu yana (ABD–Japon Savaşı) görülen en şiddetli meydan okumayla
yüzyüzedir ve o döneme kıyasla bugün, böyle bir meydan okumaya tepki göstermek
için daha az hazırlıklı durumdayız”.1


Sıradan birçok insan; bu üç ülke arasındaki
gerilimlerin 2.Dünya Savaşı öncesiyle kıyaslanacak kadar şiddetlendiğini
söylemeyi, abartılmış bir sav olarak görebilir. Ancak; konuyu araştırıp
inceleyenler, bu ülkeleri yönetenler ve ekonomik veriler, çatışmanın şiddetli
olduğunu gösteriyor.


ABD’de geniş mali kaynaklara sahip 20.Yüzyıl
Fonu adlı kuruluşun başkanı Richard C.Leone şöyle diyor: “Yakın zamana kadar,
kollektivist ideolojiye hizmet edenlere karşı sürekli bir savaş veriyorduk. Bu
konuda umduğumuzdan daha başarılı olduk, çünkü Sovyetler Birliği’nin maddi
çöküşü bu yarışın muhtemel sonucuna dair en iyimser görüşümüzü bile aştı. Ancak
bugün nerede duruyoruz ve rakiplerimiz kim? Sanki dönüp dolaşıp aynı yere
geldik; bir kez daha, eski hasımlarımız ve bazen de müttefiklerimiz olan
Almanlar ve Japonlarla karşı karşıya geliyoruz. Bu karşılaşma Sovyetler
Birliği’yle olduğu gibi rakip ideolojiler arasında olmuyor… Buradaki konu,
Amerika’nın bağımsızlığıdır. Ekonomik rakiplerimizi tehditkar hasımlara
dönüştüren, insana savaşı hatırlatan benzetmelerden geçilmiyor. Neredeyse
ulusal seferberlik için savaş boruları çalınıyor”.2




Söylemler




Politik liderlerin bu konudaki görüşleri,
ekonomistlerden farklı değil. Kimi zaman bilinçli olarak, kimi zaman da
düşüncelerini saklamayı başaramayarak, diplomatik nezaketten uzak açıklamalar
yapılıyor. Fransa Başbakanı Edith Cresson 1991 yılında şunları söylemişti.
“Japonya oyunu kurallarına göre oynamayan bir düşmandır ve dünyanın mutlak
hakimi olmak istemektedir. Buna boyun eğmek için ya aptal ya da kör olmak
lazım”.3


Japonların ise kendilerine güvenleri tam.
Yanıtları sert ve kararlı. Japonya’nın ünlü enstitülerinden Numara Securities,
1990 yılında yayınladığı araştırmada, 21.yüzyılın “Pasifik Çağı” olacağını
iddia ederek şunları söylüyor: “Dünya, pazar savaşlarının aşırı derecede
yoğunlaşacağı bir arenaya dönüşecektir”.4


Japon ekonomisti Şintaro İşihara “The Japan That
Can Say No” (Hayır Demesini Bilen Japonya) adlı kitabında; “21. yüzyılda
ekonomik savaş olacaktır. Bu savaştan Japonya galip çıkacaktır” diyor.5


1998’de Malezya’da yapılan APEC toplantısına
katılan Japonya Ticari Temsilcisi Mikie Kiyoi’nin, Japonya’yı “Serbest
ticaretin yayılmasında yıkıcı bir rol oynamakla” suçlayan ABD Ticari Temsilcisi
Charlene Barshefski’ye verdiği yanıt, çok sert: “Sizin şeytani bir ruhunuz
olduğunu biliyoruz. Ama lütfen başkalarının da, dünyaya aynı şeytani gözle baktığını
düşünmeyiniz”.6


Almanya Başbakanı Helmut Kohl, 21.yüzyıl için ne
Japonya’ya ne de Amerika’ya şans tanıyor. Her iki ülkeye de ekonomik savaş ilan
ederek şunları söylüyor: “Önümüzdeki yıllar Almanya’nın yılları olacaktır.
Japonların değil. ABD’nin bu yarışta yeri olmayacaktır”.7


ABD Hükümetinin ‘şahinlerinden’ Dışişleri Bakanı
Madeleine Albright, bir cümleyle adeta ABD’nin 21.yüzyıl politikasını anlatıyor
ve askeri gücüne güvenerek herkesi tehdit ediyor: “Yeni ekonomik gruplaşmalar
21.yüzyıl’ın askeri ittifaklarıdır”.8


Rusya Devlet Başkanı Putin, “ABD bizi dünya
savaşına zorluyor; kimsenin hayatta kalamayacağı bu savaşa her zamankinden çok
daha hazırız” diyor.9




Geleceğe Hazırlık




Büyük devletler çatışmanın kaçınılmazlığını
görüyor ve buna göre hazırlanıyorlar. Bu hazırlık, sürdürdükleri korumacılığa
yönelik politikalarda, ekonomik ve askeri ittifaklarda ve dile getirilen
görüşlerde açıkça görülüyor. “Serbest piyasa ekonomisi”, “Liberal Ticaret”,
“Küresel Uygarlık”, söylemlerinin anlamı olmayan boş laflar olduğunu
biliyorlar.


‘Üç büyüklerin’ 21.yüzyıl’a yönelik büyüme
stratejilerinde, artık ittifaklar ya da serbest bölge çıkarları değil, dünya
ekonomik sistemine egemen olma planları yer alıyor. Bu amaca yönelik çatışma
eğilimleri yetkili kişilerin açıklamalarında dile geliyor. Trump, demir çeliğe
ve alüminyuma yeni gümrük vergileri koyuyor, NAFTA’dan ayrılmaktan söz ediyor.




Güce Uygun Etkinlik




Almanya ve Japonya, günümüz dünya siyasetinde,
eriştikleri ekonomik güce uygun düşen oranda söz sahibi olmak istiyor. Ekonomik
güçleri doğal olarak onları dünya siyasetinde belirleyici olmaya zorluyor. Bunu
da açıkça ifade ediyorlar.


Almanya Başbakanı Helmut Kohl şöyle söylüyor
“Eğer Almanya daha fazla sorumluluk alacaksa, Alman görüşlerinin Birleşmiş
Milletler ve Güvenlik Konseyi kararlarında daha ağırlıklı olarak ifade
edilmesinin yolları bulunmalıdır”.10


Tokyo Bankası’nın Başkanı Yusuke Kashiwagi’nin
sözleri istekten çok Japonya’nın tavrını açıklıyor: “21.Yüzyıl, Japonya’nın
sesini duyurmayı ve kendisini kabul ettirmeyi öğrenmek zorunda kalacağı yıllar
olacaktır”.11




İpekyolu ve Çin




Çin, 2014’de, dünyanın en büyük ekonomik gücü
durumuna geldi. Satın alma gücü paritesi, 2014’de 17,6 Trilyon dolara ulaşarak;
1872’den beri 146 yıldır dünyanın en büyük ekonomik gücü olan ABD’nin önüne
geçti.12 Bugün, Çin’in dış ticaret hacmi 3,86 trilyon dolar, dış ticaret
fazlası yıllık 615 milyar dolardır. Dışsatımda dünya 1.’si, dışalımda dünya
2.’sidir. Çin bugün 124 ülkenin en büyük ticaret ortağı durumundadır.13


Çin, 2013 yılında, tarihi İpek Yolu’nun
21.yüzyıldaki biçimi olarak gördüğü 4 trilyon dolarlık dev bir proje başlattı.
Orta Asya başta olmak üzere Çin’i; Asya, Afrika ve Avrupa’nın birçok noktasına
bağlayacak; otoyollar, köprüler, demir yolları, enerji santralleri,
havaalanları, limanlar, fiber optik iletişim ağları, boru hatları, limanlar, depolar
inşa edilip birbirine bağlıyor.


Yeni İpek Yolu, yalnızca karadan değil denizden
de kuruluyor ve buna Deniz İpek Yolu deniyor. Yaratılacak ekonomik pazar,
yalnızca 20 yıl içinde bugünkü ABD ekonomisinin 10 katı büyüklüğe ulaşma
gizilgücüne (potansiyeline) sahip. 64 ülkeyi, 4,4 milyar insanı ve küresel
ekonominin yüzde 40’ını içeren bir girişim.14


Dünya ekonomisinin merkezi Asya’ya doğru kayıyor
ve Çin bildiği yolda yürüyor. ABD, “21.Yüzyıl Pasifik yüzyılı olacak” diyor ama
Çin’in büyümesini önleyemiyor. Pasifiği Avrupa ve Afrika’ya bağlayacak ipek
Yolu girişiminde yer alamıyor. Gelişmelerden rahatsız. Rusya ve Hindistan,
endişelerini projeye katılarak gidermeğe çalışıyor. Japonya, girişimi, kendi
çıkarı yönünde etkilemeye çalışıyor. Orta ve Güney Asya’da, 2022 yılına dek
toplam 110 milyar dolarlık yatırım yapacağını açıkladı. Japonya Başbakanı Şinzo
Abe, ülkesinin 2050 yılına kadar; “üçüncü büyük yükselişini” yaşayacağını
söylüyor. Orta Asya başta olmak üzere bütün Asya’da varlığını artırmaya
çalışıyor.15




Askeri Güç




Çin, Japonya ve Almanya’nın gelişen ekonomik
gücüne karşılık ABD, üretim endüstrisi ve küresel ticarette gerilemektedir. Ama
o dünyanın en büyük askeri gücüne sahiptir. Muazzam bir nükleer cephaneliği ve
çıkarlarını korumak için hemen her yere askeri birlik gönderme yeteneği vardır.
Ekonomik yarışta geri kalmaya başlayan bir ülkenin elinde böylesi bir gücün
bulunuyor olması, kaygı verici bir dengesizliği oluşturmaktadır. Bu
dengesizliğin insanlığa karşı oluşturduğu tehlikenin boyutu, teknolojik
gelişmeler nedeniyle, hesap bile edilememektedir.


Amerikalıların Almanya’dan en az Çin ve Japonya
kadar çekindikleri biliniyor. ABD-AB arasındaki ticari ilişkilerde ibrenin
Avrupalılar yararına dönmesi, ekonomik rekabeti, önceden imzalamış küresel
anlaşmaları yok sayacak kertede şiddetlendirmiştir. 1999’un başlarında ortaya
çıkan “muz savaşı” ve “sivil havacılık kavgası” bu tür çatışmaların ne ilkidir
ne de sonuncusu olacaktır. Avrupa Birliği’nin doların küresel tekeline karşı
Euro’yu ortaya çıkarması, ABD-AB arasında yeni bir çatışma kaynağı olmuştur…




DİPNOTLAR 

1         “Soğuk
Barış” Jaffry Garten, Sarmal Yay., sf. 19 ve 231


2         a.g.e.
sf. 18


3         “The
Fighter of France” Steven Green House, The New York Times 16.05.1991 sf. 3 ak.
Lester Thurow “Kıran Kırana” Afa Yay., sf. 86-87


4         “Japan
Can Say No” Nomura Research Institute sf.1, ak. a.g.e. sf.27


5         “The
Japon That Can Say No” Şintaro Isıhara Why Japan Will Be First Among Equals
(New York:Simon&Schuster, 1991) sf.50 ak. Lester Thurov “Kıran Kırana” AFA
Yay., sf.27


6         “Los
Angeles Times” 14.11.1998 ak. Ergin Yıldızoğlu “Dikkatler Reel Ekonomiye
Dönerken” Cumhuriyet 16.11.1998


7         “Kohl
to Reassure Soviets on Unification” The Boston Globe, 09.02.1990, sf.2


8         “21.Yüzyıl
Ekonomik Guruplar Çağı” Cumhuriyet 12.01.1998


9         http://www.anadoluverumelimedya.com/2016/08/27/putin-bati-bizi-3-dunya-savasina-zorluyor/


10       “Soğuk
Barış” Jeffry E.Garten Sarmal Yay., sf.52


11       “Japan
and Germany Must Take Bigger Military, Policy-Making Roles in Word Affairs”
Habart Rowen The Washington Post 03.03.1991: P.H1; Yusuke Kashiwaqi, Japan
Society, New York, 11.07.1991 ak. Jeffry E.Garten “Soğuk Barış” Sarmal Yay.,
sf.52


12       “IMF:
Dünyanın En Büyük Ekonomik Gücü Çin” Aydınlık 11.12.2014


13       CIA
Wold Fact Book; Fortune “Çhina is richer, but most Chinese are still poor”
Feb.17, 2001


14       “İpek
Yolu Yeniden Tarih Sahnesine Çıkarken Cemal Tunçdemir, amerikabulteni.com
2017/05/13


15       a.
g.y.