KAYNAK : http://www.cinhh.com/nanjing-katliami-anlatilari-bir-yurtseverlik-testi/


Nanjing
Katliamı Anlatıları: Bir Yurtseverlik Testi


Doç. Dr. Ulaş Başar
Gezgin


1937
Nanjing[1] Katliamı üzerine dönen tartışmalar, Çin
ile Japonya arasındaki ikili ilişkileri etkilemeye devam ediyor. Çin’de tarih
ders kitaplarında, 1937’de Japon askerlerinin Nanjing’e girerek 300,000
Çinli’yi öldürmesi ayrıntılarıyla anlatılıyor. Bu ölümler, yaşlı ve çocuk
demeden kurşuna dizmeden yakmaya ve diri diri gömmeye kadar en vahşi biçimlerde
gerçekleşiyor. Cinsel suçlar da cabası. İki Japon teğmenin girdiği bahis de Çin
tarih ders kitaplarında yer alıyor. Buna göre, iki teğmen, “Kim ilk önce 100
Çinli öldürecek?” diye yarışa tutuşuyorlar. Bunlar Çinliler için bilinen
gerçekler, Japonya için ise daha karmaşık bir tablo geliyor gözümüzün önüne.


Japonya’da
lisede okutulmak üzere önerilen tarih ders kitapları arasında en çok okunan
kitapta, Nanjing’de katliamın gerçekleştiği belirtiliyor; ancak ne sayı
veriliyor ne ayrıntı. Böylece, olayın vahimliği küçültülmüş oluyor.[2] Önerilen kitaplar arasında yalnızca biri,
katliamı ayrıntılarıyla veriyor; ancak bu kitap çok az okutulan bir kitap.
Tayfın diğer ucunda ise, inkarcı bir ders kitabı var; fakat bu da çok az
okutuluyor. Dolayısıyla, ortalama bir Japon Nanjing’in katliam olduğunu
biliyor; ancak onun vahimliğinin farkında değil.


Japon
hükümeti çeşitli yollarla ortayolcu tarihyazımlarını ortadan kaldırmaya
çalışıyor. Milliyetçi bir tarihyazımı özendiriliyor; böyle olmayan
tarihyazımları ya engelleniyor ya da gözden ırak tutuluyor. Japonya,
Almanya’nın tersine savaş suçlarını tümüyle kabul etmiş değil. Her milliyetçi
hükümet, inkarcı anlayışa bir tuğla daha ekliyor.


Öte
yandan, Nanjing’in Çin’de milliyetçi amaçlarla istismar edilmesi de sözkonusu.
Mağduriyet tezi, bizden Çin’in yeni taleplerini hoş görmemizi bekliyor. Çin’in
mağduriyeti büyük oranda geçmişte kalmış olmasına karşın, bunu vurgulamak,
Çin’in bölgesel ve küresel hedeflerinin de bir dayanağı oluyor. Örneğin,
ejderha ülke, Vietnam’ın ‘Doğu Denizi’, Çin’in ‘Güney Çin Denizi’ dediği
coğrafyada hak iddia ediyor; irili ufaklı adaları işgal edip radar üsleri
kuruyor. Çin’in bunu yapmasındaki gerekçelendirme, Çin’in hakkı olan bölgelerin
Çin güçsüzken sömürgecilerin eline geçmiş olduğu iddiası. Oysa uluslararası
deniz hukukuna göre bunun bir geçerliliği yok. Bunlar bölgesel dengeleri
bozacak gelişmeler. Çin’in mağduriyet soslu yayılmacı hareketleri, bölgedeki
ülkeleri, Duterte’nin Filipinleri’ni saymazsak, ABD’ye daha da yaklaştırıyor.


ABD
müfredatında Nanjing Katliamı, Japonya’daki durumun tersine tabu bir konu
olmadığından, çok rahat ve açık fikirli bir biçimde işleniyor. Ancak, buradan
Amerikan bakışının gerçeğe yakınlığı sonucu çıkarılamaz; çünkü ABD, Japonya’ya
nükleer bomba atan ve sonra güneş ülkeyi işgal eden uzak ülke olarak zaten bu
savaşta taraf. Amerikan müfredatı, Nanjing’le ilgili Çinli tarihyazımını
tümüyle benimsiyor. Zaten Amerikan bakışından Japonların düşman olması dolayısıyla,
Japonların elinde gerçekleşen katliamlar tartışılmaz gerçekler olarak kabul
ediliyor. Ancak, Amerika’nın katliamlarından söz edildiğini göremiyoruz. Hatta
diyebiliriz ki, Nanjing, ABD’nin kurtarıcı rolünü gerekçelendirmekte
kullanılıyor ve onunla birebir örtüşüyor.


1930’larda
ve 40’larda Japon zulmü altında inim inim inleyenler, Çinliler değildi
yalnızca. Çin kadar olmasa da, onunkine en yakın zulmü, Kore yaşadı. Tarih
boyunca aralıklarla Çin sömürgesi olan, dönem dönem haraç ödeyerek işin içinden
çıkan Kore, 1910’dan 2. Paylaşım Savaşı sonrasına dek Japon sömürgesi oluyor.
Korece yasaklanıyor, Koreliler zorla Japon adları alıyorlar. İşte bu üç
ülkenin, Çin’in, Japonya’nın ve Güney Kore’nin tarihçileri yıllar sonra
biraraya geliyorlar ve ortak bir tarih ders kitabı yazıyorlar. Önce 3 Asya
dilinde yayınlanan kitap daha sonra İngilizce’ye de çevriliyor.[3] Böyle bir kitap Amerikan tarihinin gözden
geçirilmesi için de önemli.[4]


Tarih
her zaman ‘bizden’ olanların, sosyal psikolojik anlamda içgrubumuzun yaptığı
iyiliklerden ve onların başarılarından oluşmuyor; aynı zamanda kötülükler de
yenilgiler de söz konusu. Ortak bir tarih yazmak, kendi atalarının yaptığı
kötülükleri inkâr etmek yerine onların muhasebesini yapıp ders çıkarmaktan
geçiyor. İşte asıl yurtseverlik testi…


[1] Kentin 1937’deki yazılışı,
Nanking biçimindeydi. Bu, Çin harflerinin Latin harfleriyle yazılışındaki
değişimden kaynaklanıyor.


[2] Anglosaksonların deyimiyle
‘downplaying’.


[3] Bkz. A History to Open the
Future: Modern East Asian History and Regional Reconciliation. https://www.amazon.com/History-Open-Future-Regional-Reconciliation-ebook/dp/B011JMB240


[4] Bu çalışmada Kuzey Koreli tarihçilerin de bulunması, belki daha
çetin tartışmalara yol açacaktı; ama kitap daha da kapsayıcı olacaktı. Güney
Kore ile Kuzey Kore tarih kitapları arasında büyük fark var. Fark, yalnızca
Kore Savaşı  anlatısında değil, savaş öncesini de kapsıyor. Güney Kore, bu
savaşı, çıktığı günden hareketle (25 Haziran) ‘625 Ayaklanması’, Kuzey Kore,
‘Anayurt Kurtuluş Savaşı’ ve Çin, ‘Amerikan Saldırganlığına Direniş ve Kore’ye
Yardım Savaşı’ olarak adlandırılıyor. Daha isimde bile ortaklık yok. Bu arada,
Mao’nun  (Mao Anying) gönüllü olarak katıldığı bu savaşta öldüğünü de
buraya not düşelim. Kızıl Ordu saflarında Nazilere karşı savaşan bir topçu olan
Anying, Kore’de bir Güney Afrika savaş uçağının attığı bombalarla ölüyor.
Mezarı Pyongyang’da. Anying’in Kızıl Ordu saflarında savaştığı yıllarda Çang
Kay Şey’in evlatlığı Nazi saflarında savaşıyordu.


[5] Bu arada, Mao’nun  oğlunun
(Mao Anying) gönüllü olarak katıldığı bu savaşta öldüğünü de buraya not
düşelim.


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet