Ümmügülsüm ÇAVUŞ : Çin-Rusya İlişkileri




Prof.
Dr. Sema KALAYCIOĞLU : Çin Balkanlarda Köprü Kurarsa !!!!
 

01 Ağu 2019




Bendini aşıp
taşan Çin, her yerde. Afrika’da, Asya’da, Orta Doğu’da, Doğu Akdeniz’de, Batı
Avrupa’da ve Balkanlar’da. Üstelik bu son coğrafyada, onun geçmişte en büyük
müttefiklerinden olan Arnavutluk var. – Acıların Olgunlaştıramadığı Balkanlar -
Çin’in Marco Polo Sevdası, Hırvatistan’ın Toprak Bütünlüğü …
 

Bendini aşıp
taşan Çin, her yerde. Afrika’da, Asya’da, Orta Doğu’da, Doğu Akdeniz’de, Batı
Avrupa’da ve Balkanlar’da. Üstelik bu son coğrafyada, onun geçmişte en büyük
müttefiklerinden olan Arnavutluk var. Arnavutluk, ülkeyi bir açık hapishane
gibi yöneten Enver hoca döneminde, Sovyetler Birliği’nden sonra en yakın
ilişkisini Çin ile kurmuş bir ülkeydi. Ama o zamanki Çin, bugünkü Çin
değildi.  Hedefleri, ihtirasları sadece
kendisine bir başka uygun ve yönetilebilir bir komünist ortak bulmaktan
ibaretti.  Zaman başka bir zaman,  Arnavutluk da büyük ölçüde çevresindeki diğer
batı ve doğu balkan ülkeleri gibi tecrid edilmiş bir kıtlık diyarıydı.




Acıların
Olgunlaştıramadığı Balkanlar
 

Aradan geçen
yıllar boyunca Balkanlar nice savaş gördü. Her tarafında kan gövdeyi götürdü.
Aynı dili konuşan insanlar, aynı suyu içemedi. Bir sabah uyanan Hırvatistan,
Raguza’daki sokaklarda, Karadağ ve Sırp askerlerini gördü ve varlık-yokluk  savaşı yaşadı. Bosna-Hersek, kana susamış
Sırp-Hırvat ordularının ve sivillerin katliamına uğradı. Hala şehide doymuyor.
Tarihin izlerini silmek istercesine güzelim eski  köprüler yıkıldı. Zümrüt gibi akarsular,
yıkılan köprülerin altında kan akıttı. 1995 Dayton anlaşması ile bu netameli
bölgeye bir tür barış geldi. Dayton’dan sonra, barışçıl yöntemlerle sorun çözme
gereği de anlaşıldı. Galiba kendi kanlarında boğulmuş veya artık kana
doymuşlardı.   Kosovo, 2008 yılında 102
ülkenin tanıması ile  Sırbistan’dan ayrıldı  Makedonya, ancak geçen yıl ufak bir isim
tavizi ile, Yunanistan tarafından tanındı. Açıkçası, şimdilerde huzursuz
Balkanlar, bir tür barış sath-ı mailinde. Bazıları hemen AB üyeliğine baş
vurdu. Ama şu anda sadece Yugoslavya’nın artığı 
6 ülkeden ikisi,  Hırvatistan ve
Slovenya AB üyesi. Diğerlerinin başvuruları var. Kimi için müzakere  süreci başlamış durumda. Kimi ise uzun bir
süre AB yi sadece dürbünün tersinden görecek gibi. Ama hepsi Çin’i yakından
tanımaya başladı.




Obur Çin’in
OBOR’u
 

Çin tabiri
caizse, bir tür ekonomik fütuhate doymuyor. Ama Balkanların da tarafsız bir
yaklaşıma ihiyacı var. OBOR(One Belt-One Road) kendine  yeni kapılar ve uğrak limanları  açarken, bölgenin ihtiyaçlarına cevap verecek
yatırımlar yapıyor. Elini Balkanlar’a fazla değdirmek hevesinde olmayan AB ise,
Katılım öncesi uyum fonlarından(Cohesion Funds) para aktarıyor. Bu nedenle
Balkanlarda Çin eli değen bir çok yeni yatırım var. Çinli görmek ise artık
olağan bir şey. Hele Dalmaçya kıyıları Sarı Deniz’den daha albenili olunca, Çin
girebildiği her kapıdan, hem de iddialı projelerle Balkanlara giriyor.  Aslında nekes AB, diğer Batı Balkan ülkeleri
gibi Bosna-Hersek’e de üyelik umudu verseydi, yakın bir geçmişte, hepsi
Schengen alanı olabileceği için Hırvatistan’ın iki yakasını birleştirme gereği
ortaya çıkmazdı. Ama işte Hırvatlar üye, Bosna-Hersek üvey evlat olunca,
üstelik Balkanların her an bir çatışma alanına dönme ihtimali bulununca,
Çin,  Avrupa’nın ikinci büyük köprüsünü
inşaa etmek için kolları, denizi görünce de, OBOR’un bir bacağı daha düşüncesi
ile  paçaları sıvadı ve Peljesac
köprüsünün ihalesini kaptı..




Peljesac
köprüsünün yüksek bir katma değeri de var. “Savaşmaktansa köprü inşaa edelim”,
şu sıralar Hırvat halkının ağzına pelesenk olmuş bir söz. Neden mi? Çünkü
Hırvatistan’ın bir ucundan diğer ucuna gitmek için, hem yerel halk, hem de turistler,
Bosna-Hersek içinde dört ayrı sınır kapısından geçmek zorunda. Bu da utanç
verici bir denetim noktaları gerçeği olmakta. Hani köprü olmazsa, Hırvatistan
bir fırsatla Bosna- Hersek’e yine saldırabilir. Adı sonunda ne olacak bilmem
ama, belki barış, belki de Marco Polo Köprüsü olur.
 

Çin’in Marco Polo
Sevdası, Hırvatistan’ın Toprak Bütünlüğü




Balkanlar’da Tuna
ve kolları üzerindeki bir çok köprünün banisi Osmanlı. Her biri biblo gibi,
zümrüt yeşili ırmakların üzerinde uzanıyor. Bunların kimi Mostar köprüsü gibi
savaş gazisi, kimi ise “Drina Köprüsü” gibi içli bir roman.  Şu sıralar, büyük bir misyon ile inşa edilen
Peljesac köprüsü ise Adria denizinin iki yakasını birleştirecek olup,
Avrupa’nın ikinci büyük köprüsü olma iddiasında.  Her ne kadar Bosna’lılar bu köprüden biraz
huzursuz olmuş olsalar bile, başta Arnavutluk, Bosna-Hersek, Makedonya, Karadağ
ve Sırbistan olmak üzere tüm Balkan’lara 2016 dan bu yana 5 milyar dolar
yatıran Çin, nalıncının keseri gibi, köprünün gururunu ve nimetini kendine
yontma hevesinde. Evet, Peljesac Köprüsü, Portekiz’deki Lizbon nehrinin
üzerinden geçen  Avrupa’nın en büyük
köprüsü Vasco da Gama’dan sonraki en büyük köprü olacak.  Birinci olan Vascoda Gama’nın heybetli bir
asma köprü olduğu reddedilemez bir gerçek. Bir baştan bir başa, 12.4 km
uzunluğunda olup, 11.5 kilometrelik kısmı, yol olarak kullanılmakta.
 

Peljesac
Köprüsünün yapımına 2007 yılında karar verilmiş. AB maliyetin  %85 inini karşılayan 357 milyon Avro’yu trink
vermiş. Geri kalan Çin işi, Çin parası. Köprünün  halen sadece 2.4 kilometrelik kısmı
tamamlanmış olsa bile Hırvatistan 2021 de biteceğine umut bağlamış durumda.
Uzunluğu 2.4 kilometre, yüksekliği, Bosna- Hersek’in bastırması ile 55 metre,
genişliği ise 21 metre olarak tasarlanan Peljesac köprüsü ve mücavir
yollarının, Hırvatistan’ın toprak bütünlüğünü sağlamakla kalmayıp, ülkeye
gelecek ve ülkeden gidecek turist sayısını arttıracağı tahmin ediliyor. Bu
turistlerin Çin’li olması ihtimali ise, köprünün Marco Polo’nun doğduğu Karcula
adasına erişimini, onlar için kolay hale getireceğinden kaynaklanıyor. Bu
bağlamda,  Peljesac Köprüsü Çin için OBOR
yanısıra, Marco Polo’nun peşine düşmek gibi misyon taşıyor. Açıkçası, bu da
yatırım ve yayılma iştihası yüksek Çin’in romantik ve nostaljik yönü. Belki de
sevimli yüzü.