Çin’in Küresel Sisteme Bakışı ve ABD
ile İlişkileri

Çin’in küresel
sistemdeki yerine bakmadan önce Çin’i tanımlamak gerekirse nereden başlamamız
gerekir?

Binlerce yıllık
köklü bir medeniyete sahip olan Çin, coğrafyası nedeniyle diğer kültürlerden
uzak kalmış, kendine has bir kültür geliştirmiştir. Çok eski dönemlerde
dünyanın diğer bölgelerine göre teknoloji alanında ileri bir medeniyet olan
Çin, kağıt, pusula, barut gibi birçok önemli keşfe imza atmıştır.

Bildiğimiz gibi Çin
coğrafyası sayesinde denize açılabilen bir ülkedir. Teknoloji konusundaki
gelişmişliği Çin’in denizcilik faaliyetlerini de etkilemiş midir?

1400lü yıllarda Çin
denizcilik alanında da oldukça ileri düzeydeydi. Ancak Çin, hiçbir zaman
denizaşırı ülkelere ilgi duymamıştı. Amiral Zheng He, Hürmüz Boğazı’na doğru
filosunu yola çıkardığında ise Çin’in kuzey sınırında tehditler baş göstermiş,
o dönemin İmparatoru, filoyu gereksiz bularak ortadan kaldırılmasını
emretmiştir. Böylece Çin’in denizcilik serüveni başlamadan bitmiştir.

İnanç temellerini ele almak gerekirse Çin’in din
temelleri neye dayanır?

Din konusunda da Çin
farklı bir gelişim göstermiştir. Batı’da çeşitli dinler ve peygamberler ortaya
çıkarken, Çin’de böyle bir durum oluşmamış, daha çok yönetim ve sosyal yaşamın
nasıl olacağıyla ilgili konular öne çıkmıştır. Bunun en önemli nedeni ise
Konfüçyüs’tür.

Konfüçyüs kimdir ve Çin için önemi nedir?

Ö. 551-479 yılları
arasında yaşamış ve ritüeller, müzik, okçuluk, matematik gibi o dönemin önemli
alanlarında oldukça başarılı olan Konfüçyüs, birçok devleti gezerek siyasi
ideallerini yaymaya çalışmış, birçok öğrenciye dersler vermiştir. İnsan
doğasının iyi olduğunda hareket eden Konfüçyüs öğretisinin temel amacı uyum ve
barış toplumu kurmaktır. Göklerin olu olarak anılan yönetici, erdem ve ahlak
sahibi olmalı, toplumsal düzen için anne-babaya saygı öncelikli olmalıdır.
Çin’de uyum arpa/buğday ve ağız kelimelerinin birleşiminden oluşan he (
) karakteriyle ifade
edilir. Uyum aslında farklı maddelerin uygun oranlarda bir araya gelerek
dengeyi oluşturmasıdır. Uyumu en iyi anlatan felsefelerden biri yin yang
felsefesidir. Siyah kısım yin, beyaz kısım ise yang’i ifade eder ve
birbirlerinin özünü içerirler. Her şeyin bir zıttı vardır ve zıtlıkların
dengesiyle uyum yakalanabilir.

Konfüçyüsçülük, Han
Hanedanlığı döneminde devlet ideolojisi olarak benimsenmiş, memurluğa giriş
sınavlarının hepsi Konfüçyüs klasiklerine dayanarak yapılmıştır. M.S. 960-1227
yıllarında Taoizm ve Budizm’in etkisiyle Neo-Konfüçyüsçülük ortaya çıkmış, 20.
Yy’da ise Batı felsefesin etkisiyle Yeni-Konfüçyüsçülük oluşmuştur. 1949’da Çin
Halk Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla Mao, Çin’in tüm eski gelenek ve kültürel
değerlerine savaş açmış, bu bağlamda Konfüçyüs’ün de tüm eserleri ve heykelleri
yıkılmıştır. Ancak Mao’nun ölümüyle, 1976’dan sonra Konfüçyüsçülük yeniden
yükselişe geçmiştir.

Çin’de Merkez Krallık’tan bahsedilir. Bu Merkez
Krallık nedir?

Çince’de Zhongguo
kelimesi ile ifade edilen ve Merkez Krallık/Ülke anlamına gelen Çin, kendini
dünyanın merkezinde görmüş ve yabancıları barbar olarak tanımlamıştır. O dönem
dış dünya ile ilişkilerini düzenlemeye yarayan sisteme vergi-haraç sistemi adı
verilmektedir (Tributary system) ancak bu isim birçok yanlış anlaşılmayı da
beraberinde getirmektedir. Verilen isimle tek taraflı bir uygulamaymış gibi
algılanan bu sistem, yabancıların-barbarların Çin imparatorluğunun üstünlüğünü
kabul ederek hediyeler sunmasına ve bu sayede Çin’in korumasını sağlamasına
dayanmaktaydı. Ancak sistem aslında karşılıklık ifade etmektedir. Çin’e haraç
vermek onursuzluktan ziyade bir ayrıcalıktır. Çin’in hiçbir zaman toprak hırsı
olmamış, diğer ülkelerin iç işlerine karışmamıştır.

Çin barbarları
egemenlik altına almak istememiş, ticari teşvikleri ve diplomasiyi kullanarak
onları Çin merkezciliğini benimsemeye yönlendirmiştir. Teşvik ve diplomasinin
işe yaramadığı durumlarda barbarları kontrol etmek için diğer barbarları kullan
stratejisini benimseyen Çin için toprak almaktan ziyade psikolojik üstünlük
elde etmek çok daha önemlidir. Uzun çalışılmış, detaylı ve sabırlı yolları
tercih etmektedirler. (Sun Tzu: Savaş Sanatı) Örn: Satranç vs Go

Çin’in gücünü büyük derecede kıran Afyon
Savaşlarının seyri nasıl olmuştur ve bu savaşların Çin’ de doğurduğu sonuçlar
nelerdir?

Sanayileşme çağına
girdiğinde Batı teknolojik olarak da gelişti ve Çin’in zenginliği ilgi çekmeye
başladı. Batının serbest ticaret, eşit egemenlik gibi kavramları Çin’de
duyulmamıştı. Çin pazarına girmek isteyen Batılıların talepleri Çin İmparatoru
tarafından geri çevrildi. (Macartney: İngiliz elçisi, diplomasi tarihinin en
başarısız teması).

I.Afyon savaşı’nın
nedeni İngilizlerin Çin’e yasal olmayan yollardan afyon sokmak istemesinden
kaynaklanmaktadır. Savaşı İngilizler kazanıyor. Hong Kong İngilizlere geçiyor,
(1997’de geri verildi) sonrasında limanlar açılıyor. Ancak Batılı güçler daha
fazla imtiyaz koparmak istedi ve II. Afyon Savaşı başladı. 1856-1960 yılları
arasında Fransa, İngiltere Çin’e karşıdır. Bunun sonucunda daha fazla liman
ticarete açıldı. Bu sırada Japonya’da Çin gibi 19. Yüzyıl’da Batı
teknolojisiyle karşılaştı ama Çin’in aksine kapısını Batı teknolojisine açtı.
1868’de Japon İmparatoru birçok reform yaptı (Meiji reformları). Ekonomik
gelişmeler yaşandı. Japonya, Çin’in etkisi azalınca Kore’yi ele geçirmek
istedi. 1894’te Kore’de çıkan bir ayaklanmada Çin de Japonya’da asker gönderdi.
Kore’nin bağımsızlığı kabul edildi ve Tayvan Japonya’ya verildi. 2. Dünya
savaşında Çin yeniden Tayvan’ı ele geçirdi.

Yasukini Shrine Tapınağı’nın Çin için önemi nedir?

1921’de ÇKP (Çin
Komünist Partisi) kuruldu. Bu sırada Batılı güçler savaş nedeniyle Çin’deki
etkilerini kaybettiler. 1937’de Japonya Nanjing katliamını gerçekleştirdi.
Katliamda net sayı belli olmasa da 300.000 kadar Çinlinin öldürüldüğü ve
binlerce kadının tecavüze uğradığı söyleniyor. Yasukini Shrine Tapınağı savaşta
ölenler için yapılmıştır. Japon başbakanının tapınağı her ziyaret edişinde Çin
ile ilişkiler geriliyor.

Yakın geçmişe geldiğimizde Çin Halk Cumhuriyeti’nin
kurulması ile 1949-1969 arası dönemi nasıl değerlendiriyorsunuz?

1949’da komünistler
üstün geldi ve ÇHC kuruldu. Bu sırada Milliyetçiler Tayvan’a kaçtı ve orada
kurdukları yönetimin tüm Çin’i temsil ettiğini söylediler. 1949-69 arası dönem,
Çin’in daha çok içişleriyle ilgilendiği, ekonomisini canlandırmaya çalıştığı
dönemdir. Bu sırada ABD, Milliyetçi hükümeti destekliyordu ve BM’de 1971 yılına
kadar Tayvan, tüm Çin’in temsilcisi olarak tanındı. ABD bu komünist yönetimi
uzunca bir süre tanımadı. ABD, Çin’in Tayvan’a olası bir müdahalesini önlemek
için 7. Filoyu Tayvan boğazına göndermesiyle Tayvan boğaz krizi başladı.
Amerikan karşıtı duygular iyice arttı.  Son Amerikan vatandaşları da
ülkeden çıkarıldı.

1958-61 yıllarındaki
ileri büyük sıçrayış, sosyalist bilinci artırmayı hedefleyen ekonomik ve
toplumsal bir kampanyadır. Herkes üretim sürecine katıldı, komün sistemi
oluşturuldu. Özel tarım yasaklandı her şey kollektif hale geldi. 5000 aileden
oluşan komünler meydana geldi. Mao’nun hedefleri çok yüksekti, başaramamanın
cezasından korkan köylüler rakamları abarttılar, daha fazla üretim varmış gibi
gösterdiler. Yapılan diğer yanlış uygulamalarla birlikte ülkede kıtlık baş
gösterdi ve 3 yıl boyunca 50 milyon civarı insan hayatını kaybetti. Sonrasında
ise Mao Kültür devrimini başlattı. Eski gelenek, kültür ve düşüncelere karşı bu
devrimle savaştı özellikle Konfüçyüs eserlerini yok etmek için. Mao’nun kızıl
muhafızları, burjuva hayatına özenenleri, hizaya getirmeye çalıştı.
Üniversiteler ve liseler 1 yıl kapatıldı, herkes kırsala çalışmaya gönderildi,
herkes Mao’dan seçmeler, kırmızı kitapla eğitime tabi tutuldu. Bu kızıl
muhafızların başlattığı temizlik operasyonuyla yine milyonlarca kişi hayatını
kaybetti.

Bildiğiniz gibi 1969-1979 arası dönemde Çin ABD ile
yakınlaşma sürecine girmişti. Bu dönemi nasıl değerlendirirsiniz?

Bu dönem ilişkilerde
yakınlaşma dönemidir.

 1) 1969 Nixon doktrini: ABD’nin
Asya’daki varlığını azaltacağını ve Çin’i çevreleme politikasını yeniden ele
alacağını söyledi. Çin’in bu dönemde Sovyetlerle de ilişkileri kötüye gidince,
ABD’ye yeşil ışık yaktı. 1970’de Kissinger gizlice Çin’e gitti. ABD’nin amacı
Sovyetleri nükleer silah konusunda yumuşamaya götürmekti ki bu etkili oldu.
Sovyetlerle nükleer silahlanmaya sınırlama getiren ilk antlaşmasının yolu
açıldı.

2) 1971 Japonya Masa Tenisi Şampiyonası: Japonya’nın
ısrarı üzerine Çin, masa tenisi takımını gönderdi. Normalde ABD takımıyla
selamlaşılması dahi yasaktı ama bazı tesadüfler neticesinde ABD ping pong
takımı Çine davet edildi. Oldukça iyi ağırlandılar, Nixon ticaret yasağını
kaldırdı. Bunları takiben 1971’de BM de yapılan oylamada Milliyetçi Çin
üyelikten çıkarılacak ÇHC tüm Çini temsilen BM ye girdi. 1972’de Nixon Çin’i
ziyaret etti, tek Çin ilkesini tanıdığını söyledi.

1989-2001 yılları arasında ABD ve Çin arasındaki
ilişkiler sürekli gel git hali yaşamıştır. Bu durumu genel bir çerçevede
değerlendirebilir misiniz?

Sovyetlerin
dağılması ile soğuk savaş sona erdi. 1995te Tayvan lideri ABD’yi ziyaret
etmişti. İlişkiler gerildi, Çin Büyükelçiyi geri çekti, üst düzey görüşmeler
iptal edildi.1999’da ABD, Yugoslavya’ya müdahale ederken Çin Büyükelçiliğini
bombaladı. 3 Çinli öldü. Bill Clinton özür diledi. Çin’de protestolar yapıldı
ama Çin, olayı kınadı ama ek çıkarları ön planda tutarak ilişkilerine devam
etme kararı aldı.2001’de ABD keşif uçağı güney Çin denizi üzerinde Çin jet
uçağı ile çarpıştı. İlişkilerde keskin düşüş, Çin, ABD’nin uluslararası hukuku
ihlal ederek Çin hava sahasına girdiğini iddia etti. 11 eylül saldırıları dönüm
noktası oldu. Çin ABD’ye telgraf gönderip baş sağlığı diledi. İlişkiler
düzelmeye başladı.

2000’li yıllara geldiğimizde ve sonrasında ABD ile
Çin’in temel sorunları nelerdi?

1) Tayvan sorunu: ABD 1971’e
kadar Tayvan’ı destekledi, sonra BM sonra geri adım attı. 1979’da Çin tek ülke
iki sistem modelini kabul etti. Yani Tayvan’daki mevcut kapitalist yaşam
düzenine karışmayacaklardı. ABD’de tek Çini kabul ediyor. Çin’in de ABD’nin de
Tayvan boğazında çıkarları var. Boğaz enerji ikmali bakımından önemli. En büyük
problem ABD’nin Tayvan’a silah satışıydı. ABD silah satışında artış olmayacak
demişti ama rakamlarda düzenli artış oldu. Diğer yandan çinin askeri bütçesi
artıyordu ve ABD endişeliydi. 2005 yasası ile Tayvan’da bağımsızlık ilan
edildi, nükleer silah alımı oldu ve ayaklanma çıkarsa Çin müdahale edebilme
şansı oldu.

 2)Tibet Sorunu: 1912’de Tibet
Çin’in parçası olmuştur. Hatta Dalay Lama meclise temsilciler göndermiş ama ABD
ve Hindistan Tibet ile ilişkilerinde Tibet bağımsızmış gibi davranmıştır. 1950’de
Çin Tibet’i işgal etti. Sosyalizme dönüştürmeye çalıştı. ABD Tibetli
gerillaları silahlandırdı. 1959’da ayaklanma çıktı. Dalay Lama 80.000 kişiyle
Hindistan’a kaçtı. Kültür devriminde buradaki gelenek, kültür de yok edilmeye
çalışılmış. Dalay Lama ABD’yi defalarca ziyaret etmiştir ama resmi olarak Dalay
Lama’nın ABD’de olduğu haberi sadece 2007 yılında olmuştur. 2007’de ABD Dalay
Lama’ya onur madalyası vermiştir. Sadece 2009’da Obama 1 kez Dalay Lamayı
reddetti. 2010-11 de harita odasında görüşmeler oldu. Çin bunu içişlerine
karışma olarak algıladı.

 Yrd. Doç. Dr. Cemre PEKCAN

Lisansini Izmir
Ekonomi Üniversitesi Uluslararası Ilişkiler ve AB Bölümünde, Yüksek Lisansını
Leeds Üniversitesi’de Çin Çalışmaları bölümünde yapan yazar, doktorasını
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nde Çin dış politikası alanında
tamamlamıştır. Ayni üniversitede Yrd. Doc. Dr olarak görev yapmakta olan
yazarın çalışma alanları; Çin Dış Politikası, Çin-ABD İlişkileri, Çin
Felsefesi, Asya-Pasifik’te Uluslararası İlişkiler’dir.

Şeyda ÖCAL  – Abdullah AKSOY

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi TUİÇ Temsilcisi




































































Editör: Aslınaz İLHAN

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet