Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara


KAYNAK : http://www.cinhh.com/cin-sovyet-iliskileri-tarihten-bir-yaprak/


Çin-Sovyet
İlişkileri: Tarihten Bir Yaprak


Doç. Dr. Ulaş Başar
Gezgin


1979
basımı ‘Sovyet-Çin İlişkileri: Altmışlarda Neler Oldu?’ kitabında Sovyet yazar
bu iki ‘kızıl’ ülke arasındaki ayrılığı Sovyetler açısından değerlendiriyor.
Kitabın basım tarihi önemli, çünkü tam da bu tarihlerde, Çin-Sovyetler
ayrışması Türkiye solunu da bölüyor ve hatta onu sol içi şiddete sürüklüyordu.
1979’a gelindiğinde ABD’yle uzlaşma yoluna gidilmiş; Çin yabancı sermayeye
açılmıştı. Yine de tartışması ve yarattığı çatışma o yıllarda bile sürüyordu.
Ayrışma, ‘sosyal emperyalist’ SSCB’ye karşı ABD’ye yakınlaşma gibi bir sürece
girip Mao’nun ölümünden sonra hız kazanmıştı.


Bu
ayrılığın Türkiye ve dünya soluna verdiği zararı ABD başta olmak üzere hiç bir
kapitalist ülke ver(e)memiştir. Sonunda birbirini ‘kapitalizmle uzlaşma’yla,
‘sosyal faşizm’le, ‘sosyal emperyalizm’le, ‘revizyonizm’le vb. suçlayan iki
güç, Çin örneğinde daha erken ve adım adım, Sovyetler örneğinde ise daha sonra
ve hızla kapitalizme geçişi yaşadı. Bugün bu tartışmalar tarih olmuşken, yine
de bunların siyasetbilim, dünya düzeni ve Çin-Rusya ile Çin-Orta Asya
ilişkileri araştırmaları için önemi sürüyor. Kimin haklı kimin haksız olduğunun
ise bugün için hiç bir önemi yok; çünkü sonuçta iki ülke de o ya da bu biçimde
kapitalist dünya düzeniyle bütünleşti.


Kitapta
Sovyetler ile Çin arasındaki sınır anlaşmazlıkları ele alınmakta ve aşağıdaki
görüşlere yer verilmekte. Bu görüşlerin bugün Çin’in Pasifik’teki saldırganlığı
dolayısıyla güncelliğini koruduğunu söyleyebiliriz:


Toprak
sorunları konusunda Maoist tutumu incelersek Çin’in tarihine bakarak, Çin imparatorlarının
yayılma özlemlerini ve birçok komşularının vasalları olduğu Çin
imparatorluğunun altın çağını geri getirmeyi düşleyen Çin milliyetçilerinin,
şovenist istemlerini dikkate almak gerekir. Kazaen, Pekin’in, bu tür düş ve
özlemlere dayanan karanlık mantığını izlersek, şimdiki Asya haritasını yeniden
parçalara bölmek gerekecektir. Haritanın yeniden gözden geçirilmesi için hangi
dönem temel olarak alınacaktır: Çin devletinin küçük bir toprağı olduğudönemi
mi? yoksa feodal Çin’in tüm komşu ülke ve alanlara yayıldığı en güçlü dönemini
mi? Maoistlerin toprakla ilgili şikayetlerinin ardında uzak geçmişe dayanan ve
Büyük-Han Hegemonyası olarak tanımlanabilecek genişleme emellerinin yattığı
açıktır; bu da, Maoistlerin antisovyetizm kışkırtmalarını açıklamaktadır.

(s.34)


1970’lere
gelindiğinde Çin, Sovyetler’e karşı toprak talebinde bulunuyordu ve referans
noktası, eski imparatorluk sınırlarıydı. Moğolistan tarihsel süreçte ikiye
bölünmüş, bir taraf Sovyet Cumhuriyeti olmuş, diğer taraf Çin Halk Cumhuriyeti
sınırları içinde İç Moğolistan olarak kalmıştı. Kitapta, Çin-Hindistan sınır
anlaşmazlığına da değiniliyor.


Çin
ile Sovyetler arasındaki bir diğer anlaşmazlık ise, Uygurlardan ileri
geliyordu. Uygurlar, Çin’deki baskılara dayanamayıp sınırı geçiyor ve Sovyetler’e
sığınıyordu. Bu göç, kitaba göre Çin sınır görevlilerince destekleniyordu;
diğer bir deyişle zor koşullarda gizlice gerçekleşmiş değildi. Kitabın yazarı
Çin’in ‘Sincan’ı nükleer denemeler için kullanmayı planladığını ve göçlerle
bölgeyi halktan arındırmak istediğini belirtiyor.


Yazara
göre, Çin ile Sovyetler arasındaki ideolojik farklar büyük değildi, bunlar
barışçıl bir biçimde çözümlenebilecek sorunlardı. Ancak Çin milliyetçiliğinin
yükselişi dolayısıyla, ideolojik farklar yaratıldı ve abartıldı. Öte yandan,
iki ülkenin de başından beri farklı devrim yollarından yürüdüğü düşünülürse,
bunun tam da doğru olmadığı akla gelebilir. Yine de, Sovyetler’in Vietnam’la
bir sorun yaşamaması, ayrılığın ‘devrim yolları’ farkından köklendiği görüşünü
yanlışlar.


Kitap
şöyle bitiyor:


Sovyet – Çin
ilişkilerinin kötüleşmesi doğal bir oluşum değildir. Sovyetler Birliği ile Çin
Halk Cumhuriyeti arasında dostluk ve işbirliği için bütün veriler mevcuttur. Bu
işbirliği her iki ülkenin ve tüm dünyada devrimci sürecin yararına olacaktır.
Sovyet halkı, Çin halkına karşı her zaman derin saygı ve içten dostluk
göstermiştir. Sovyet halkı Çin Komünist Partisi ile Çin Halk Cumhuriyeti’ni,
Çin Komünist Partisinin başındaki milliyetçilerle eş tutmamaktadır. Sovyetler
Birliği’ne, S.B. Partisine ve dünya .komünist hareketine yapılan zehirli ve
iftiracı saldırıları da Çin halkının ve komünistlerinin gerçek tavrıyla eş
tutmamaktadır. Sovyet halkı, Çin dramının tarihsel bir geçiş dönemi olduğuna ve
sosyalizm davasının bütün güçlüklere rağmen Çin toprakları üzerinde zafere
ulaşacağına inanmaktadır. Tarih boyunca Çin halkı büyük ve kahraman bir ulus
olduğunu kanıtlamıştır. Hiç kuşkumuz yoktur ki, bu ulus zorlukları yenecek,
devrimin kazançlarını elde tutacak ve Çin’i gerçek sosyalist gelişme yoluna
geri getirecektir
” (s.60-61).


Elbette
olayları Çin tarafından da dinlemek gerekiyor. Bu açıdan bu yazının eksik bir
yazı olduğu ortada. Ancak kısa sürede politikalarında 180 derece sapma olan
Çin’in bu geçmişi hangi lensle okuyor olacağı da önem kazanıyor. Sözgelimi,
daha önce Çin imparatoruna suikast düzenleyeni ‘halk kahramanı’ ilan eden Çin
tarihyazımı bugün onu ‘güçlü Çin’ imgesi dolayısıyla ‘vatan haini’ olarak
kodluyor (bkz. Gezgin, 2009). Tarih yazabilene göre yazılıyor ve ‘zamanın ruhu’na
göre…


Kaynakça


Gezgin,
U. B. (2009). Asya-Pasifik’te Bu Hafta (78): Çin’in birlik ve beraberliği.
Evrensel Hayat Eki, sayı 237, 18 Ocak 2009.


İvanov,
O. (1979). Sovyet-Çin İlişkileri: Altmışlarda Neler Oldu? (çev. F.Doğu)
İstanbul: Sorun Yayınları.


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış