İSTİHBARAT SERVİSLERİ (ASKERİ – SİVİL) & DERİN DEVLET & İSTİHBARAT KONULARI & MİT – MEH & MAH VE TEŞKİLAT-I MAHSUSA


İsmet KOYUNCU : CIA’nın
Türkiye’deki ilk oyunları


E-POSTA : ismet.koyuncu@bursahaber.com


09 Eylül 2019


Beş kişiydiler.. Beş farklı insan..
Biri öğrenci, biri patron, biri gazeteci, biri kaymakam, biri asker..


Oktay Engin, Mithat Perin, Gökşen
Sipahioğlu, Hayretttin Nakipoğlu ve Sabri Yirmibeşoğlu..


64 yıl önce kaderleri ortak bir noktada
buluştu.1955 yılının 6-7 Eylül’ünden sonra hayatları birden bire değişti.


Yıl 1955 idi..


5 Eylül’ü 6 Eylül’e bağlayan
gece.. Selanik’te Atatürk’ün evi bombalandı..Türkiye olayı TRT Radyo’nun
öğlen 13.00 haber bülteninden duydu.. Ardından İstanbul Ekspress Gazetesi
“Yıldırım Baskı” yaptı.. Normalde 20 bin satan gazete o gün tam 290
bin adet basılmıştı.


Özellikle Rumlar’ın yoğun olduğu semtlerde
dağıtıldı..İstanbul Ekspress tam sayfa verdiği haberde “Atamızın evi
bombayla hasara uğradı” başlığını kullandı..Gazete bombayı Yunanlılar’ın
attığını yazıyordu..İşte ne olduysa bundan sonra oldu.. Ülkede “Rum
Avı” başladı. Başta İstanbul olmak üzere sahil kentlerindeki Rumlar’ın
işyerleri ve evleri talan edildi. 15 Rum öldürüldü, 300 kişi yaralandı..


30’dan fazla kadına tecavüz
edildi.. 4214 ev, 1004 işyeri, 73 kilise, bir sinagog, iki manastır, 26
okul ile fabrika, otel, bar gibi 5317 mekan talan edildi.. Kiliselerin içindeki
kutsal resimler, haçlar, ikonalar ve diğer kutsal eşyalar tahrip edildi..


İstanbul’da bulunan 73 Rum Ortodoks
kilisesinin tamamı ateşe verildi. Rum ,Yahudi ve Ermeni mezarlıkları
saldırıya uğradı..


İki gün süren yağma, talan ve linçten
sonra sıkıyönetim ilan edildi.. Türkiye’deki tüm gazeteler olayda
“Yunan kışkırtması” olduğunu ve Yunanlılar’ın Atatürk’ün evinin
bombalayarak halkı tahrik ettiğini yazdı..


Yunanistan hükümeti olayın aydınlanması için
hemen soruşturma başlattı..Öncelikle Atatürk’ün evinde hiçbir hasar
yoktu. Atılan bir ses bombasıydı..Üstelik görgü tanıkları vardı. Yunan
makamlarına göre Atatürk’ün evini iki Türk, konsolosluk görevlisi Hasan Uçar
ile üniversite öğrencisi Oktay Engin bombalamıştı. Hasan Uçar yardım etmiş,
Oktay Engin bombayı atmıştı İkisi de hemen tutuklandı..


Bombacı Oktay Engin 21 yaşında ve Batı
Trakya Türklerindendi. Türkiye’nin verdiği bursla Selanik’te hukuk
fakültesinde okuyordu..


Bir süre sorgulandıktan sonra tutuksuz
yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Yunanistan dışına çıkması yasaktı ama
nasıl olduysa Türkiye’ye kaçtı.. Yargılaması bittiğinde 3 yıl 6 ay hapis cezası
aldı..Yunanistan cezasını çekmesi için Oktay Engin’in hemen iadesini istedi..
Türkiye vermedi..


Oktay Engin Türkiye’ye geldikten sonra
elini kolunu sallayarak dolaştı. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi
ikinci sınıftan eğitimine devam etti.. Üniversiteye kayıt yaptırırken,
Selanik’de eğitim gördüğüne dair geçerli belge getirmesi gerekiyordu..Nedense
ondan istenmedi. Okurken İstanbul Belediyesi’nde maaşa bağlandı..


Mezun olunca kaymakamlık sınavını
kazandı. Çankaya kaymakamı oldu. Ancak dönemin emniyet müdürü tarafından
özel olarak istendi ve Emniyet Genel Müdürlüğü Siyasi İşler Müdürlüğü’ne atandı..Eşi
benzeri görülmemiş, inanılmaz bir terfiydi bu.. Bu göreve gelmek için en az 15
yıllık bir tecrübe gerekiyordu. Acemi kaymakam Oktay Engin basamakları ikişer
üçer çıkıyordu..


Sanki birileri “Yürü ya Oktay”
demişti.. Ardından vali oldu..Nevşehir Valisi.. Atatürk’ün Selanik’teki
evini bombalayan adam artık bir Türkiye Cumhuriyeti valisiydi..


Ya diğerleri..


Oktay Engin’i hiç bir tecrübesi olmamasına
rağmen siyasi şubenin başına getiren kişi Emniyet Genel Müdürü Hayrettin
Nakipoğlu idi..


İlginçtir.. Hayrettin Nakipoğlu 6-7
Eylül olaylarının olduğu gün Beyoğlu kaymakamıydı.. Emniyet Müdürlüğü’nün
ardından Adalet Partisi Kayseri Milletvekili oldu ve 1970 yılında İmar İskan
Bakanlığı yaptı..


O gün “Atamızın evi bombalandı”
manşetiyle yıldırım baskı yapan ve Rumlar’ın yoğun olduğu semtlerde dağıtılan
İstanbul Ekspress gazetesininin sahibi Mithat Perin’di. Olaylardan kısa
bir süre sonra Demokrat Partiden İstanbul Milletvekili oldu..


Daha sonra Anadolu Ajansı Yönetim Kurulu
Başkanlığı, Türk Hava Yolları Yönetim Kurulu Üyeliği, İstanbul ve İzmir
Gazeteciler Cemiyetlerinin başkanlığını yaptı..


İstanbul Ekspress Gazetesi’nin o dönem ki
Genel Yayın Yönetmeni ise Gökşin Sipahioğlu’ydu. Yıldırım baskıyı
hazırlayan kişiydi.. 1960’larda SIPA Press’i kurdu. Askeri kriz yaşanan ve
kimsenin girmeyi cesaret edemediği ülkelere girdi. Bu ülkelerden dünya
medyasına fotoğraflar geçerek tanındı.. 1969’da SIPA Press dünyanın en büyük
fotoğraf ajansı seçildi. SIPA Press olay çıkacak ülkelere daha önceden muhabir
göndermesiyle ünlendi. O dönem Sipahioğlu’nun MİT’in Avrupa’daki önemli
kaynaklarından birisi olduğu iddia edildi.Yıllar sonra patronu Mithat Perin,
6-7 Eylül’de Milli İstihbarat Teşkilatı’nın Gökşin Sipahioğlu’nu kullandığını
itiraf etti..


Beşinci kişi Sabri Yirmibeşoğlu..


6-7 Eylül’de Özel Harp Dairesi’nde
(Seferberlik Tetkik Kurulu) görevliydi..


Sonra Özel Harp Dairesi’nin Başkanı
oldu. 1974 yılında Kıbrıs’ta Özel Harp Dairesi’nin sivil direnişi
örgütleyen lideri olarak nam saldı..


Sabri Yirmibeşoğlu’nun yıllar sonra
“6-7 Eylül bir Özel Harp işidir. Muhteşem bir örgütlenmeydi. Amacına da
ulaştı.” demişti.


23 Eylül 2010 tarihinde Habertürk
gazetesine ise şunları söylemişti. “Eğer bir yerde halkın galeyana
gelmesini bir mukavemet hareketini göstermesini arzu ederseniz sizin saygın
değerlerinize düşmanın, karşı tarafın bir şey yaptığını, küçültücü hareket
yaptığını gösterirseniz, halkı galeyana getirirsiniz. Özel Harp’te bir kural
vardır; halkın mukavemetini artırmak için düşman yapmış gibi bazı değerlere
sabotaj yapılır. Bir cami yakılır. Kıbrıs’ta cami yaktık biz. Cami yakılır
mesela.”


(Sedat Kaya’dan)


6-7 Eylül olaylarının
yıldönümünde yalnızca ülkemizden değil, dünyanın neresinden ve hangi dine,
dile, etnik kökene sahip olursa olsun, doğduğu, büyüdüğü, kardeşçe yaşadığı
topraklardan koparılan, ait olmadığı bir ülkede savrulmuş, köksüz olarak
vatanına hasret ölenleri üzüntüyle, rahmetle anıyorum.


Hayatları, hayalleri, gençlikleri
yarım kalanların çektiği acılar tüm insanlığın ortak acısıdır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir