BÜLENT ORAKOĞLU : CIA ajanı Brunson’u
zehirleyeceklerdi



En son 18 Temmuz 2018 tarihli
duruşmada tutukluğunun devamına karar verilmesine rağmen hastalığı gerekçesiyle
ev hapsine alınmış hakkında yurt dışına çıkış yasağı getirilmişti. Evanjelist
Protestan Papaz’ın cezaevinden çıkarılıp ev hapsine alınmasına rağmen Trump ve
yardımcısı Mike Pence’nin bu kararı yetersiz bularak papaz Brunson’un serbest
bırakılmadığı takdirde Türkiye’yi siyasi askeri ve ekonomik yaptırım
uygulamakla tehdit etmeleri enteresan bir gelişmeydi doğrusu. Trump ve
yardımcısının böylesine önemli konuda Dışişleri Bakanı Pompeo’yu ve Kongre’yi
bilgilendirmemeleri ABD’deki enteresan gelişmelerin bir devamı gibi görünürken
diğer taraftan Brunson’un Siyonist Evanjelistler ve destekçileri açısından
önemini de ortaya koymaktaydı.


Zira ABD’de 6 Kasım 2018’de
yapılacak Kongre ara seçimleri Başkan Trump ve Beyaz Saray ekibinin siyasi
geleceğini belirleyecek. Kongre’de hem Senato hem de Temsilciler Meclisi’nde
üstünlüğü bulunan Cumhuriyetçiler ve Trump’ın bu kez Demokratlar karşısında
seçimi kazanmaları zora girmiş görünüyor. İstatistiklere göre Trump’ın destek
oranı son 40 yıl ile mukayese edildiğinde görevde olan bir başkanın ilk dönemde
aldığı en düşük rakama işaret ediyor. Köşeye sıkışan Trump’un tek ümidi
Evanjelistlerin desteğini almak gibi görünüyor. Amerikan Kongresi 435
sandalyeli Temsilciler Meclisi ve 100 sandalyeli Senato’dan oluşuyor. Kongre
seçimlerinde Temsilciler Meclisi’nin tamamı, Senato’da 33 koltuk yenilenecek.


Bir dönem Federal Soruşturma
Bürosu (FBI ) içinde görev yapan ajan Sibel Edmonds TRT World’e ABD ile Türkiye
arasında yaşanan Rahip Brunson krizine ilişkin şoke edecek açıklamalarda
bulunmuştu. Dış istihbarata bakan CIA (merkezi haber alma teşkilatı) içinde
derin bir yapı olduğuna ve bu olayı örtbas etmeye çalıştığına dikkat çekti: “Ne
zaman ki Pastor Brunson ile ilgili bir ilerleme olursa CIA içindeki bu derin
yapı olaya müdahale ediyor. Ayrıca eşi Naurin Brunson’u kullanarak uluslararası
kurumlara Türkiye’yi, işkence ve kötü muamele gibi suçları işlemiş gibi
gösteriyorlar. Halbuki Türk devleti onun hayatını kurtarıyor. Çünkü


CIA içindeki bu derin yapı
Brunson’u Türk hapishanesinde iken zehirleyerek öldürmeyi ve hatta bu suçu
Türkiye’ye atmayı düşünüyor.”


BRUNSON
MASUM DEĞİL! CIA AJANI


Sibel Edmonds açıklamalarına
devam ederek “Bazı Türk basınına sızan delillerini ve bu kişinin bazı
aktörlerle ilişkilerini değerlendirdikten sonra bu kişinin suçsuz olduğuna dair
şüphelerim azaldı. Mesela bu kişinin eski CIA elemanı Graham Fuller ile olan
ilişkisine bakıyorum ki Fuller 1993’ten beri Clinton döneminin en güçlü
kişilerinden ve direkt olarak Gladio-B operasyonu, Boston-Manhattan patlama
olayıyla bağlantılı biridir. Ve yine Pastor’un üst düzey asker ve CIA
çalışanları ile olan iletişimine bakarak bu kişinin suçsuz olduğunu düşünemem.
Ve ABD’nin bu adamı yargılanmadan almak için kurduğu baskının diğer sebebi ise,
ABD bu bilgilerin Türk mahkemelerinde açığa çıkmasını istemiyor bence. Çünkü bu
ABD için utandırıcı olmakla beraber, CIA’nin Türkiye’de veya bölgede bazı
varlıklarından vazgeçme sebebi oluşturacaktır.”


Eski FBI ajanı Sibel Edmonds’un
açıklamaları birçok açıdan önemli. Zira Trump yönetimi adeta Brunson serbest
bırakılmasın diye uğraştı. Rahibin ev hapsine alınmasından sonra Erdoğan’la
Trump telefonda görüştüğünde bir süreç başlamıştı aslında, ABD bunu bile bile
sabote etti. Kuşkusuz Amerikan kamuoyu yoklamalarında güvenilirlik oranı
sallanan Trump ve yaveri Pence için rahibi iç politika malzemesi yapmanın bir
getirisi olarak bu taktiksel faaliyetler düşünülmüş olabilir. Ancak Sibel
Edmonds’un iddia ettiği Brunson’un Türk hapishanelerinde zehirlenerek
öldürülmesi ve suçun Türkiye’nin üzerine atılması planından Trump’un bilgisi
var mı, yok mu? Bu sorunun cevabı CIA ajanı Brunson’un ölüsünün mü dirisinin mi
daha çok oy getireceğiyle ilgili sanırım.


Bilindiği gibi Brunson davasında
yargı son celsede kararını açıklamıştı. Gizli tanıkların ifadelerini
değiştirmesiyle suçun niteliği değiştiği için CIA ajanı Brunson hakkındaki
casusluk suçlaması düşmüştü. Brunson’a mahkeme tarafından terör örgütüne yardım
suçundan 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası verildi. Yattığı süre hapis cezasına
sayıldığı için de serbest bırakıldı. Yargı süreci devam ediyor. Ortada bir
beraat kararı olmadığı açık. Esasen Trump ve Pence başta olmak üzere Brunson’un
yargılandığı her duruşma öncesinde Türkiye’nin tehdit edilmesi Brunson’un daha
önce yargı tarafından tutuksuz yargılanmasını geciktirmişti. Bu gecikme ve
Trump’un Brunson’un tutuksuz yargılanmasını bir seçim şovuna dönüştürerek
Türkiye Başkanı Erdoğan’a teşekkür etmesi siyasi bir nezaketten çok Başkan
Erdoğan’ı tenkit amacına matuftu. Zira bir taraftan teşekkür ederken diğer
taraftan Brunson hakkında rehine değerlendirmesi yapması Trump’un iyi niyetli
olmadığının açık işaretlerini taşıyordu.


Esasen 25 Ağustos 2017 tarihli
694 sayılı KHK ile Türkiye Başkanı Erdoğan’a milli güvenliğin veya ülke
menfaatlerinin gerektirdiği hallerde Dışişleri Bakanı’nın talebi üzerine Adalet
Bakanı’nın teklifi ve Cumhurbaşkanı’nın onayı ile yabancı ülke uyruğuna kayıtlı
hükümlü ve tutukluların başka bir ülkeye iade edilmesine veya başka bir ülkede
tutuklu ya da hükümlü bulunanlar ile takas edilebilme yetkisi verilmişti.
Cumhurbaşkanlığı yetkililerince, Brunson’un serbest bırakılmasının bağımsız
yargı kararı olduğu açıklanmıştı. Önemli olan ülke güvenliği söz konusuysa
gerisi teferruattır.