Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara

“CIA’nın Türk Casusu Ruzi Nazar”ın öyküsü – ‘Ruzi 12 Eylül’ü bana
bir yıl önce bildirdi’

“CIA’nın Türk Casusu Ruzi Nazar”ın öyküsünü
soluksuz okuyacaksınız

Riskleri sebebiyle CIA’dan
“okey” almış, tek bir insanın hikâyesinde aslında 20’nci yüzyılı anlatan müthiş
bir kitap bu. Eski MİT
mensubu Enver Altaylı yazdı… Bağımsız Türkistan hayalinin peşinde, Soğuk
Savaş’ta dengeleri değiştirmiş, 11 yıl da Türkiye’de çalışmış “CIA’nın Türk
Casusu Ruzi Nazar”ın öyküsünü soluksuz okuyacaksınız


KÜRŞAD OĞUZ / HT PAZAR

koguz@haberturk.com




3 rejim altında geçen 100 yıla yakın bir hayattan bahsediyoruz. Aslında Ruzi
Nazar’ın hikâyesi, 20’nci yüzyıl savaşlar tarihinin özeti gibi. Sovyet
topraklarında bir Özbek olarak, 1917 Ekim devrimi sırasında dünyaya gelir. İç
savaşı, yoksulluğu, açlığı görür. Yakınları Stalin şiddetine kurban gider.
Bağımsız ve özgür Türkistan hayali böyle başlar. II. Dünya Savaşı’nı önce Kızıl
Ordu subayı olarak, ardından Alman ordusu saflarında tamamlar. Türkistan
Lejyonları’nda vatandaşlarına eğitim verir.


Savaş
biter, Almanya’da yakalanıp Sovyetler’e teslim edilme korkusuyla geçen günlerde
Alman Linda ile evlenir. İki çocuğu olur. Kızı, büyük sükse yapan Akıl Oyunları
filminin romanını yazan Sylvia (Zülfiye) Nazar’dan başkası değildir.

Franklin Roosevelt’in oğlu ondaki yeteneği keşfeder ve kendini önce Amerika’da,
ardından CIA‘de
bulur…


Soğuk
Savaş’ın en sıcak yıllarında çok önemli görevlerde bulunur. İran’da sizin Argo
filmiyle bildiğiniz rehine kurtarma operasyonunun asıl kahramanıdır.
Sovyetler’i “milliyetler meselesi”nin çökerteceğini düşünerek hayatı
boyunca bunu sağlamaya gayret eder. 1960’larda Türk yetkilileri, Alparslan
Türkeş’i bile, bu sefer kaygıyla Kürt meselesi için uyarır.


Ama
Türkiye için asıl önemi, 1959’dan itibaren 12 yıl yaşadığı Ankara’da “CIA
casusu” olarak görev yapmasıdır. Bazıları darbelerde onun parmağı olduğuna
inanır.


Artık
buna kendiniz karar vereceksiniz. Zira bir dönem MİT’te görev yapan Enver
Altaylı, şu an 96 yaşında olan ve Türkiye’de yaşayan Ruzi Nazar’la onlarca
görüşme yaparak, onu anlatan film gibi bir kitap yazdı: “Ruzi Nazar:
CIA’nın Türk Casusu” (Doğan Yayıncılık). Yayınlanması için CIA’dan izin
alınan kitap, 30 sayfalık bibliyografyası ve 400 dipnotuyla aslında tarihi
belge niteliğinde. Yakında İngilizce, Almanca, Rusça yayınlanacak ve kesinlikle
ileride müthiş bir film olacak. Okuma zevkini size bırakalım ve Altaylı’yla
söyleşimize geçelim.



12 EYLÜL ABD
PLANI MI?




Ruzi Nazar’ın CIA casusu
olarak Türkiye’ye gönderildiği yıldan, yani Aralık 1959’dan başlayalım…




Ona hep CIA’nın Türkiye İstasyon Şefi diyorlar ama değildi. Ruzi Amerikalılar’a
“Beni Türkiye’ye gönderiyorsunuz, memnuniyetle gidiyorum ama benden
Türkiye’ye ilişkin istihbarat beklemeyin” diyor. O zamanlar Suriye, Mısır,
Irak’ta Sovyetler etkin. “SSCB’ye karşı Türkiye ile yapılan müşterek
operasyonlarda çalışırım. O konularda onlardan bilgi alıp veririm. Yoksa beni
başka yere tayin edin” diyor.



11 yıllık görevinde
ABD’ye Türkiye hakkında tek istihbarat vermemesi mümkün mü?




Ruzi meselelere yalnızca Amerika’nın çıkarları açısından bakmadı. Türkiye’ye
zararı olur mu bu bilginin? Bunu da düşündü. Bildiği bazı şeyleri, dostlarına
zarar vereceğini düşünüyorsa haber verirdi. ABD’nin 12 Eylül müdahalesinden
haberdar olmaması mümkün değil. Ruzi o dönemde Almanya’daydı. Bir gün beni
aradı ve “Türkiye’de iç savaş ortamı var. Askeri müdahale olacak”
dedi…



12 Eylül’den ne kadar
önce söyledi?




Bir yıl.



Bunu ben de söylerdim
size…




Ama şöyle devam etti: “Darbeden sonra 1. Ordu Komutanı Necdet Üruğ’un
başkanlığında bir milli mutabakat hükümeti kurulacak. Proje bu.”



Öyleyse ABD projeden
haberdardı. Başka ne söyledi?




“Türkeş’e söyle, bunun altında kalacak. Tedbirini alsın” dedi.
“Peki Amerikalılar ne düşünüyor” dedim. “Türkiye’de solun
gelmesi halinde iç savaş çıkar. Amerika Türkiye’nin istikrarsızlaşmasını arzu
etmez” dedi.



Siz ne yaptınız peki?




Yönettiğim ve başyazarı olduğum Hergün gazetesinde 20 gün boyunca “Sağ
Terör” adlı bir yazı dizisi yayınlattım. Alparslan Türkeş’le konuştum,
“Gerekiyorsa Ülkü Ocakları’nı kapatalım” dedim. Olmadı. Sonra birçok
kişi tutuklandı, işkence gördü, idam edildi. Ben vatandaşlıktan atıldım.



Ruzi Nazar Türkiye’ye
geldikten 4-5 ay sonra 27 Mayıs darbesi oldu. Onun için de “Arkasında ABD
vardı” denir. Ruzi bunu reddediyor. İsmet İnönü’nün TSK’ya darbe
çağrısında bulunmasını vurguluyor.




Doğru. İnönü’nün “Darbeler ve ihtilaller ülke için zaruri ve meşru hale
gelir. Sizi ben bile kurtaramam” sözleri var. Fakat Ruzi, Demokrat
Parti’nin (DP) yaptığı hataları da vurguluyor. Kayseri olayları, İnönü’nün
konvoyuna saldırı, basına sansür… “DP’nin yaptığı korkunç hatalar var.
Diğer tarafın korkunç tahrikleri var. Bunlar olmasaydı 27 Mayıs olmazdı”
diyor.



“ABD böyle bir şey
yapmaz çünkü DP ile bir meselesi yok. Meselesi CHP içindeki solcu gruplar”
diyor…




Evet.



O dönemde Başbakan Adnan
Menderes’in bir Moskova seyahati planı var. ABD’nin bundan rahatsız olduğu,
darbeye bunun yol açtığı söylenir.




Aksine, bunlar ABD ile görüşülerek atılan adımlar. Büyükelçilerin raporlarında
bunlar var. Hepsi var orada. Hatta U2 casus uçağı meselesi çıkınca ABD
büyükelçisi, “Bundan daha iyi müttefik bulmamız mümkün değil. Adam problem
çıkarmadı” diyor. Amerikalılar darbe yapsaydı temasta oldukları
generallere birtakım şeyleri empoze ederlerdi. Dikkat ederseniz darbeciler
mütecaviz bir grup değil. Bir Alparslan Türkeş grubu var, bir Cemal Madanoğlu
grubu. Ruzi’nin kesin kanaati, 27 Mayıs’la Amerikalılar’ın uzaktan yakından ilgisi
olmadığı. Ama 12 Eylül için Amerikalıların ne derece telkini oldu, o konuda
şüphesi var.



Alparslan Türkeş ABD’de
eğitim görüp darbeye karıştığı için, “Amerika tarafından
kullanıldığı” söylenir. Ama kitapta bambaşka bir Türkeş portresi
çıkıyor…




Ruzi bunları Türkeş’i korumak için anlatmadı. 27 Mayıs’ta Türkeş kendini
başbakan konumunda buluyor. Bir bakıyor, İçişleri Bakanlığı dahil bazı
bakanlıklarda Amerikalılar devletin her şeyini kontrol ediyor. Hemen bunlara el
atıyor. O dönemde MİT Müsteşarı Fuat Doğu. Türkeş de Fuat Doğu da Amerika’da
eğitim görmüş. 1952’de Türkiye NATO’ya girince en kaliteli subaylarını seçip
Amerika’ya göndermiş. Yani orada eğitim görmek Amerikancı olmayı gerektirmiyor.
Neyse, bir bakıyorlar ki Ankara’da, Türk istihbaratı ile CIA aynı binada.
“Olmaz, hadi bakalım ayrılın” diyorlar.



Darbeden sonra Türkeş’le
birlikte 13 subayın öldürülmesini Ruzi Nazar mı engelliyor? Zaten Türkeş
tutuklandığında, kızı Ruzi Nazar’ın evinde…




Ruzi’nin o dönemde Amerikalılar nezdinde ciddi çabaları oluyor. Bunu Ruzi
anlattı; Cemal Gürsel’le görüşmelerinden bahsetti. Çünkü seviyor Türkeş’i,
saygı duyuyor. Ama ne derece etkili oldu bilmiyorum. Hatta Türkeş’in, askerin
baktığı bir atı varmış, 13 Kasım günü hemen atı atıyorlar dışarıya. Hindistan’dan
dönünceye kadar ata Ruzi bakıyor.



MADANOĞLU
KENDİNİ Mİ İHBAR ETTİ?




Gelelim 9 Mart “sol
darbe” girişimi ve 12 Mart darbesine… 9 Mart’çı Cemal Madanoğlu Mart
1971’in başında Ruzi Nazar’ın Bahçelievler’deki evine geliyor…




Ruzi şöyle anlatıyor: “Buyurun paşam, dedim, viski verdim. ‘Biz askeri
müdahale yapacağız. Senin Amerikalı generallere söyle, bize yardımcı olsunlar’
dedi. Ben de bunun üzerine ‘Paşam yanlış kapı çaldın’ dedim. Çünkü bildiğim,
ama onların bizim bildiğimizi bilmediği bir şey vardı. Sovyetler Birliği
Türkiye’de sosyalist subaylara bir müdahale yaptırarak Türkiye’nin Doğu Avrupa
halk cumhuriyetleri tipi bir cumhuriyet olmasını istiyordu. Sovyet yanlısı
subayların Türkiye’de iktidar olması dünyadaki bütün dengeyi alt üst
ederdi.” Sonra Madanoğlu’nun neden geldiği sorusu kafasına takılıyor.
“Amerikalılar’ın darbe teşebbüsümüzden zaten haberi vardır, ama Moskova
bağlantımızdan haberleri olmayabilir. Onun için ‘Bu tarafı da sağlama alalım’
demiş olabilirler” diye düşünüyor.



Bunu Amerika’ya bildiriyor
mu?




“Hemen ertesi gün Amerikan büyükelçisini haberdar ettim” diyor. İşin
enteresan tarafı, Madanoğlu mahkemede “Ruzi Nazar arayıp ‘Siz darbe yapın,
biz arkanızdayız’ dedi” diyor. Fuat Doğu’yu da haberdar ediyor.
“Arkasında Sovyetler Birliği’nin olduğunu biliyorum. Haberdar etmeseydim
çok zor durumda kalırdım. Onun için tedbirimi aldım” diyor.



Yani 9 Mart darbe
girişimini kendi kendine ihbar eden Cemal Madanoğlu muydu? Hep bu cuntayı Mahir
Kaynak’ın ortaya çıkardığı söylenir.




Hayır. Mahir Kaynak, MİT’in sol cuntanın içine yerleştirdiği, Fuat Doğu’nun
sevdiği bir insandı. O dönemde MİT’in hem sağdan hem soldan hocalar içinde
adamları vardı. Fuat Paşa her şeyi öğreniyor ama sadece Mahir Kaynak’tan değil.
Kaynak’ın deşifre edilmesinin sebebi, adamı darbe yapacaksın diye tutukladın
ama delil, belge nerede? Fuat Paşa orada Kaynak’ı feda etti, “Belgem
budur” dedi.



Peki Başbakan Süleyman
Demirel’e haber veriliyor mu?




Fuat Paşa “Süleyman Bey’e haber veriyorum darbe olacak diye, tedbir aldığı
yok” diyor. Onun için gidip Cevdet Sunay ve Memduh Tağmaç Paşa’yla
konuşuyor. İşte bu, o üç paşanın operasyonu.



ABD Soğuk Savaş’ta Türk
istihbaratını kullandı mı?


İşbirliği tabii ki var. Resmen periyodik toplantılar yapılırdı.



ARGO’NUN
SENARYOSU BU KİTAPTAN MI?




‘Mendez’in
rolü gerçek dışı, operasyon Ruzi sayesinde yapıldı’




Kitabınıza bakarsak,
Oscar’ın favorisi Argo filminin hikâyesinin asıl kahramanı Ruzi Nazar. Rehine
kurtarma operasyonunda rolü neydi?




1979’da İran’da ABD Büyükelçiliği mensuplarının rehin alınmaları üzerine bir
kriz masası oluşturuldu. Ruzi CIA’yı temsilen bu kriz masasına üye atandı.
Elçilikteki 6 ABD’li diplomatın Kanada Büyükelçiliği’ne sığındıklarını
öğrenmişti. O günlerde Tahran’a giden tek CIA ajanı Ruzi. İran’da kaldığı 11
gün içinde bütün çalışmaları yaptı ve bilgileri topladı. Topladığı bilgilerle
ABD’ye döndü. CIA Başkanı’nın uçağı ile Washington’dan Teksas’a uçtu. Orada ABD
Dışişleri Bakanlığı ve Pentagon (savunma bakanlığı) temsilcilerinin de
katıldığı toplantıya iştirak etti. Bu toplantıların hiçbirinde Mendez yoktu.
Mendez bir istihbarat elemanı değil. Diplomatların Argo ismi verilen
operasyonla kurtarılmasına o toplantıda karar verildi. Operasyon Ruzi’nin
derlediği istihbari bilgiler ışığında yapıldı ve başarıyla sonuçlandı.



Yani Argo gerçeği
yansıtmıyor mu?




Filmde Mendez’e gerçekle ilgisi olmayan bir rol verilmiş. Sanki Mendez başarılı
bir CIA ajanı gibi. Gerçek tamamen farklı. Mendez yalnızca mükemmel bir makyaj
ustası. 6 ABD’li diplomatı makyajla öyle değiştirmiş ki, sahte pasaportlardaki
resimlerle bu insanlar aynı olmuş. İşin asıl heyecanlı yanı, Ruzi’nin Argo
operasyonu öncesi Tahran’da yaptığı çok riskli ve tehlikeli istihbarat
çalışması. Gerçeklerle film arasında büyük farklar var. Eğer filmde bu 11 güne
yer verilseydi, Argo çok daha heyecanlı ve gerçekçi olurdu.



Film aslında sizin
Mendez’le ilgili anlattığınız bölüme çok benziyor.




Evet, mesela ben “Mendes viskisini yolcular uçağa bindikten ve uçak İran
hava sahasını terk ettikten sonra yudumlar” yazdım. Filmde aynen öyle. Ama
şu yok: Mendez’in operasyon için çekileceğini ilan ettiği filmin adı (Argo) ile
uçağın adı (Aargau) arasında büyük benzerlik var.



Kitabı yazarken filmden
haberdar mıydınız?




Hayır. Kitaba da Ruzi’nin hayatında bir bölüm olduğu için koydum. Yazalı iki
yıl oldu. Tabii bir yerlere göndermem gerekiyordu.



Bir yerler dediğiniz,
CIA herhalde…




ABD’de Security Act var. “Ülkenin güvenliğini tehdit eden bilgileri ifşa
etti, sen de vesile oldun” diye tazminat davası açarlar, ABD’ye
giremezsin. Doğru olan onay almak.



Net sorayım: Bu kitabı
CIA okudu ve onay verdi mi?




Ruzi 45 yıl CIA’da görev yapmış. Böyle bir insanın biyografisi yayınlandığında
CIA’nın karşı çıkmaması lâzım. O tedbiri aldık.



Argo’nun senaryosu
kitabınızdan alınmış olabilir mi?




Bilemem. Ama belgeler ve Ruzi’nin anlattıklarından yola çıkıp yazdıklarıma çok
benziyor.



NAZIM PİŞMAN
MIYDI?




Nâzım
çok büyük şair. Fakat Ruzi’nin 1959’da Viyana’da kendisiyle görüştüğünde
edindiği intiba, hayatından memnun olmadığı. Ne pahasına olursa olsun, tekrar
tutuklansa, cezaevine girse bile Türkiye’ye gelmek düşüncesinde. Hem vatan
hasreti var hem Stalinizm’in uygulamalarından memnun değil. Rusya Nâzım gibi
büyük bir şairi dahi kullanmak istedi. Ruzi’ye ‘Siyasete bulaşmamaya gayret et’
diyor ve ekliyor: ‘B.k yiyip büyük devletlerin oyuncağı olmamak gerek.’ Onu
kendine söylüyor.”



ABD EL KAİDEYİ
NASIL DOĞURDU?




CIA ajanı Ruzi Nazar
Vahabiliğe karşı. Oysa CIA Vahabiliği kullanmadı mı?




ABD, Afganistan savaşı sırasında Rusya’ya karşı İslami bir Haçlı seferi organize
etmek için Vahabiliği kullandı. Ruzi o zaman CIA merkezine “Bu yarın çok
büyük problemlere sebep olacak” diyor. Abdullah Azam, El Kaide’nin ilk
lideri, CIA parasıyla bütün İslam ülkelerini dolaşıyor, cihada destek istiyor.



CIA nasıl destek oluyor
onlara?




Pakistan’ın kuzeyinde, Veziristan’da 2500 medrese var. Ortaçağ tipi dini eğitim
veriyorlar. CIA subayları da bunlara askeri eğitim veriyor. İlkokullar için
Amerika’da basılmış ders kitapları var. Bunlar da diyor ki, “Rus’u esir
yaptığında dizinin altını kes.” Bir soru şöyle: “2400 metre uzakta
bir Rus kâfiri var, kalaşnikofun saniyedeki hızı 800 km, kaç saniye sonra
kâfirin beyni parçalanır?” ABD Güvenlik Bakanı Zbigniew Brzezinski,
“Laboratuvarda mikrobu biz ürettik ama laboratuvardan kaçtı” diyor. Gulbeddin
Hikmetyar’ın ABD büyükelçisine söylediği bir söz var: “Afganistan’ın bir
şeriat devleti olması için gerekirse 1 milyon insan öldürürüm.” Taliban
işte o Hikmetyar düşüncesinin devamı.



Türkistan
Lejyonları ve İnönü Hükümeti




‘Bu fikri Hitler’e Türkiye
verdi’




II. Dünya Savaşı’nda
Türkistan lejyonlarının rolü neydi?




Türkistan Lejyonları tarihi, Orta Asya tarihinin çok önemli fakat üzerinde
çalışılmamış bir dönemi. II. Dünya Savaşı’nda Naziler Sovyetler’e karşı
Barbarossa harekâtını yaptıktan sonra, Doğu cephesindeki Alman asker sayısı 800
bindi. Savaş sırasında bunların 200 bine yakını Türkistanlı, Azerbaycanlı,
Tatar ve diğer milli komite askerlerinden oluşuyordu. Türkistan Lejyonları’nda
savaşan askerlerin sayısı 100 binden fazlaydı. Ruzi bu harekette çok önemli rol
oynadı.



Nasıl oluştu bu
lejyonlar?




Savaşın ilk yıllarında 100 binlerce Sovyet askeri Almanlar’a esir düştü. Bunlar
arasında Türkistanlılar da vardı. Bir Alman esir kampındaysanız, artık ölüme
mahkumsunuz demektir. Yaşama şansınız yüzde 5-6’dır. Hayatta kalmak için tek
alternatif Almanlarla işbirliği yapmaktır. Yoksa 100 binlerce Türkistanlı
ölecekti.



Kim ön ayak oldu bu
oluşuma?




Çok enteresan, Türkistan Lejyonları fikrini Almanlar’a veren Türkiye, Berlin
Büyükelçisi Hüsrev Gerede… Harp Akademileri Komutanı Korgeneral Ali Fuat
Erden Almanya’ya gidiyor, Hitler’in karargâhında Hitler’le defalarca görüşmeler
yapıyor. Bunun devletin bilgisi dışında yapılması mümkün olabilir mi? Ali Fuat
Erden Berlin’den döndükten sonra Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün ve Genelkurmay
Başkanı Fevzi Çakmak’ın katılımıyla 6 saatlik toplantı yapılıyor. Türkiye,
Almanlar’a “Biz I. Dünya Savaşı’nda bu tecrübeyi yaşadık. Rus Çarlığı
sınırlarında yaşayan Türklerden Almanlara esir düşenleri Türkiye’ye getirdik,
bir alay kurduk. Irak cephesinde savaştılar ve büyük kahramanlıklar
gösterdiler. Siz de bunlardan bir ordu kurabilirsiniz” fikrini veriyor.



Türkiye neden yapıyor
bunu?




Bir, bu insanlar kurtulsun, yoksa ölecekler. İki, Sovyetler dağılsın.
Türkiye’nin şunu istiyor: Azerbaycan bağımsız devlet olsun, Orta Asya’da bir
Türkistan devleti kurulsun. Almanların savaşı kazanacağına inandığı sürece,
Türk devleti lejyonlara sahip çıkıyor.



Ama kaybedeceğini
anlayınca da teslim ediyor…




Evet, çok acı. 1945’te Yalta’da Stalin, Roosewelt ve Churchill arasında yapılan
üçlü görüşmede, 1939’dan sonra Almanya’ya geçen ve yakalanan Sovyet
vatandaşlarının hemen Ruslara teslim edilmesi üzerinde anlaşıyorlar. Stalin’in
bir kararnamesi var. “Bunlar mahkeme edilmeden kurşuna dizilecekler çünkü
haindirler” diyor.



Bizimkiler o Türk
askerleri sınırda elleriyle teslim ediyorlar ve öldürüldüklerini de görüyorlar.




O zaman Türkiye’nin derdi, Rusya’nın başına yeni sıkıntılar açmaması.
Sovyetler’e gönderilirken, Boğaz’da Arnavutköy açıklarında denize atlayıp
kurtulanlar var.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış