DERİN DEVLET & İSTİHBARAT SERVİSLERİ & İSTİHBARAT KONULARI & MİT VE TEŞKİLAT-I MAHSUSA

CIA’nin işkencecisi Gına
Haspel

ABD Başkanı Donald Trump’ın CIA Başkanlığına aday gösterdiği
“Kanlı Gina” ve “Gina Doe” lakaplarıyla da tanınan Gina Haspel, işkenceci
geçmişiyle tanınıyor. Kara Delik olarak bilinen işkence merkezlerinde görev
yapan Haspel, “Amerika İşkence Devleti”nin insanlık dışı suçlarını yeniden
gündeme getirdi.

KATRİNİ MANSON : DIŞ POLİTİKA / SAVUNMA MUHABİRİ

ABD, 11 Eylül 2001 sonrası teröre
küresel alanda savaş açtığında, cihatçıların izini sürecek eş zamanlı
planlanmış girişimler, 30 yıldır görev yaptığı CIA’in başı olmak için seçilen
gizli CIA ajanı Gina Haspel dahil bütün yönetimi endişelendirdi.

Bütün
operasyon şu ilke üzerine kuruluydu: “ya bizimlesin ya da bize karşısın”, ve
ajanlar herhangi bir yeni saldırıyı öğrenip durdurmak için bir yarış halinde
olduğu için alışılmışın dışında teknikler kullanıldı. Bazı CIA ajanları waterboarding
yöntemini kullanırken şüpheye düştü ya da ajansın geçmişte Latin Amerika
hükümetlerini devirmek için çabalarıyla ve suikast girişimleriyle
bağlantılarını hatırladı.

Haspel’in
kendisi, Tayland’da tutukluların işkence yapıldığı ve kendisine “Kanlı Gina”
lakabını kazandırdığı söylenen bir Amerikan “kara deliğini” yönetti. 2005’te,
bir danışmanın tavsiyesiyle ancak avukatların ve ajansın üst düzey
çalışanlarının tavsiyelerine ters düşecek şekilde, parçalama için gönderilecek
düzinelerce video kaseti yayınlayacak bir kablolu tv kurunca ABD’nin işkence
üzerine sancılı tartışmalarına daha da karıştı.

KARA
DELİK’TEN ÇIKTI

Program
hakkında yakından bilgi sahibi olan bir kişi, “İnsanları kaçırıyor, onları
yılanlarla küçük sandıklara koyuyorduk. Paralı askerleri kullanıyorduk. Tam bir
karmaşaydı. O zaman kimse şikayet etmiyordu ya da edenlerin sesi kısık
çıkıyordu. Ajansın yardımına koşmak için gitti ve ajansa sadakatinin son
sınırından bile şüphe duyulamazdı” ifadelerini kullandı.

Diğer
meslektaşları, evlenmemiş bir Kentucky yerlisi olan Haspel’i “tam bir şirket
adamı” sözleriyle tanımlıyor. CIA’in dünya çapındaki en önemli hedeflerinde
(karşı istihbarat, Rusya, terörizm) çalışan usta ajan. Langley genel merkezine
dönüşü üzerine, Haspel yeniden takdir topladı ve siyasi becerileri sayesinde
terfi kazandı.

Afrika
ve Afganistan’da görevlerde bulunan eski gizli ajan Hank Crumpton, Haspel için
her şeyin misyonlar tarafından belirlendiğini belirterek, “O, doğal bir lider.
Kuvvetli ve zayıf olduğu yönleri bilen, olağanüstü bir özfarkındalık sahibiydi”
ifadelerini kullanıyor.

CIA’in
ilk kadın başkanı ve çoğunlukla gizli ajan olarak çalışmış bir olan Haspel’in
destekçileri, Johnny Cash fanı olan Haspel’i, erkeklere küfür edebileceği gibi
onlarla takılabilecek cesur bir kadın olarak tanımlıyor.

Haspel
destekçileri, onun aynı zamanda saygılı ve meslektaş bir tarafı olduğunu
söylüyor. Haspel ile birlikte gizli serviste çalışan Daniel Hoffman, Haspel’in
öğrenmesi zor bir dil üzerine çalışan ya da “aşırı zor” bir operasyon yürüten
meslektaşlarını övmek konusunda hassas olduğunu kaydediyor. Hoffman, “Sizi
dinleyecek ve herkesin söyleyeceklerini dinlemek isteyecek türden bir insandır”
diyor.

Ancak,
Haspel’in terfisi, “kara delik” programını ABD’nin tarihinde kirli bir bölüm olarak
gören, bir daha tekrarlanmaması ve sorumluların cezalandırılması gerektiğini
düşünenler tarafından hoş karşılanmadı.

“PARAMİLİTER
ÖRGÜT OLDUK!”

2004
yılında istifa eden, programı açığa çıkaran ve hapse giren eski bir gizli
operatör olan John Kiriakou, “CIA başkanı yapılmamalı, yargılanmalı. İstihbarat
toplamak yerine paramiliter bir örgüt olduk” diyor.

Mahkeme
belgeleri, sözde gelişmiş sorgulama teknikleri için programı tasarlayan iki
psikoloğun “Gina Doe” adında birine rapor verdiklerini iddia ediyor. Haspel’i
görevden alma çabaları CIA tarafından engellendi. (Amerika’da kimliği
bilinmeyen cesetlere Jane Doe ya da John Doe denir. “Gina Doe”, ‘kimliği
bilinmeyen bir Gina’ olarak kullanılmış.)

Programdan
nefret eden eski üst düzey istihbarat yetkilisi ise yine de Haspel’i savunarak,
Haspel’in o sırada henüz bir “G15” olmadığını söylüyor. (bir orta sınıf kariyer
derecesi)

Trump,
kendi adına, işe yaradığı iddiasıyla waterboarding yöntemini seçim kampanyası
boyunca onayladığını söyledi. Daha sonra yasaya ve kıdemli yardımcılarının
görüşlerine uyacağını söyledi. Savunma Bakanı James Mattis kamuya açık bir
şekilde işkenceye karşı çıktı ancak Haspel’in görüşleri önemli.

CUMHURİYETÇİLER
DE ATAMAYA KARŞI

CIA’in
başkan yardımcılığına yükselen Haspel, onaylama oturumları ile karşı karşıya.
Kanıt imha iddiaları, işkencenin yanlış ve etkisiz olduğu sonucuna varan 7 bin
sayfalık bir Senato raporuna yardımcı oldu.

Haspel’in
başkan adaylığı ciddi bir engellemeyle karşı karşıya. Senatör Rand Paul,
Haspel’in seçilmesine karşı çıkacağını söyledi; diğer Cumhuriyetçi senatörler
de ona katılabilir.

Öte
yandan, CIA’i halkla ilişkiler birimi müdürü Dean Boyd, Haspel’i “CIA
başkanlığına aday gösterilebilecek en kalifiye insanlardan biri” olarak
tanımlıyor. Boyd, tartışmanın bir parçası olarak bazı bilgilerin gizliliğini
kaldırabileceğini dahi ima etti. Boyd, “Amerikan halkı önümüzdeki haftalarda
Haspel’i ilk defa tanıma şansı bulacaklar” dedi.

Dış
liderlikten uzak bir bina içinde mükemmel bir iç çalışan olan Haspel, Londra ve
New York’ta istasyon şefi olarak görev yaptı. Görevi bırakacak olan CIA Başkanı
Mike Pompeo, Trump’ın istihbaratı kamuoyu önünde küçümsemesi ve göreve başlama
töreninden sonra Langley’de yaptığı garip konuşmadan sonra hepten canı sıkılan
CIA’in moralini düzeltmek için Haspel’e güveniyor.

Haspel’i
tanıyan bir kişi, “Haspel, o binanın nasıl işlediğini herkesten iyi biliyor”
ifadelerini kullanıyor.

Hoffman,
Haspel’in Kremlin’de “ne yapacağını” da ve Putin’i neyin harekete geçirdiğini
de bildiğini söylüyor ve “Rusya konusunda mükemmel bir danışman olacak” diyor.

Ancak
takdirler yeterli değil. Adaylığını garantilemek için, kritikler, Haspel’in
kara delik programındaki rolü hakkında daha çok şey bilmek isteyecek. Hatta
bazıları, Amerika’nın daha önce hiç görmediği bir kamuoyundan özür talep
ediyor.

*Bu yazı 19 Mart 2018 tarihinde Financial Times
gazetesinde yayınlanmıştır.
























































** Tercüme: Fatma Nur Aktaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir