İşte skandal kararın perde arkası !

İdris Kardaş bugünkü yazısında ABD’nin skandal vize kararının perde arkasını kaleme
almış. 30 yıl boyunca kayıtlara geçmeden ABD Konsolosluğu için çalışan kripto FETÖ’cü
Metin Topuz’un SABAH’ın manşetiyle deşifre olmasının ardından giderayak Türkiye
medyasına saldıran ABD Büyükelçisi John Bass, bu skandal kararın ipuçlarını da vermişti.
Peki bu güne nasıl gelindi. Sıkı bir arşiv çalışması yapan İdris Kardaş, bu
konudaki bilgilerimizi tazelerken bir skandalın da hikayesini kaleme almış.

 

işte İdris Kardaş’ın bugünkü
yazısından başlıklar:

HER ŞEY ABD KONSOLOSLUĞU
ÇALIŞANININ DEŞİFRE OLMASIYLA BAŞLIYOR



Fethullahçı Silahlı Terör Örgütü tarafından Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve
Hükümeti ile birlikte Anayasal Düzeni hedef alan 17/25 Aralık yargısal darbe
girişiminin arkasında kim yada kimlerin bulunduğunu tespit etmeye yönelik
Cumhuriyet Başsavcılığımızın yürütülen soruşturma kapsamında… cümlesiyle
başlıyor Metin Topuz’un tutuklanma kararı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı
titiz bir çalışma yürütüyor ve 17/25 Aralık yargısal darbe girişimini yürüten,
yöneten, içinde olan emniyet ve yargı mensuplarının tümünün iletişim içerisinde
oldukları ortak bir isme ulaşıyorlar. O kişi ise ABD Başkonsolosluğu çalışanı Metin
Topuz.

 

KONSOLOSLUK ÇALIŞANI BÜTÜN FETÖ’CÜLERLE DÜZENLİ İLETİŞİM HALİNDE

Topuz’un iletişimde olduğu
listede kimler yok ki. 17/25 Aralık darbe girişiminde görev alan ve bylock
kullandığı da tespit edilen tüm önemli isimler ile yoğun bir iletişim içinde
olmuş. Mahir Çakallı, Yakub Saygılı, Nazmi Ardıç, Yasin Topçu, Kazım Aksoy,
M.Akif Üner, Arif İbiş, İbrahim Şener, Serdar Güldalı, Özcan Bulduk ve Oğuzhan
Ceylan 17/25 Aralık operasyonunun kilit isimlerinin Emniyet ayağındaki isimler.
Yine aynı kapsamda savcı Zekeriya Öz ile de tespit edilen 6 telefon görüşmesi,
2 de makamında görüşme yapmış Metin Topuz. Detaylarına birazdan geleceğiz.

ADİL ÖKSÜZ’Ü DE ARAYAN METİN TOPUZ MUYDU?

Metin Topuz’un, 15 Temmuz darbe
girişiminde aktif olarak Zeki Taşkın ile de irtibatı var. Hani şu Ankara
Emniyet’ini kuşatan ve darbeye direnen herkesi vurun talimatını veren kişi. 15
Temmuz aktörlerinden tespit edilen ikinci önemli bağlantısı ise Oktay Akkaya.
Hem darbe girişimi öncesi İstanbul’daki darbe hazırlık toplantılarına katılan
hem de İstanbul’da jandarmaya silah dağıtan kişi. Hemen burada aklımıza darbeden
hemen sonra tüm Türkiye’nin aradığı, darbenin Gülen’den sonraki en önemli
kişisi olan Adil Öksüz’ün yine İstanbul Başkonsolosluğu tarafından telefonla
aranması hadisesi geliyor. Acaba Öksüz’ü arayan yine Metin Topuz muydu?
Açıkçası bu sürpriz olmaz.

MİT TIRLARINI DURDURAN SİVİL İMAMLAR DA AYNI NUMARAYI ARIYOR

Son olarak MİT tırlarının
durdurulması olayında da ABD konsolosluğu ile tırları durduran sivil imamlar
arasında telefon trafiğinin tespit edildiğini hatırlatarak devam edelim. MİT
tırları ile ilgili hazırlanan iddianamede; sivil imamlar olarak adlandırılan
Bayra Andaç ve Muharrem Gözüküçük’ün TIR’ların durdurulmasının ertesi gününde
Amerikan Başkonsolosluğu ile konuşmalarının da tespit edildiği yer aldı.

BÜTÜN İMAMLARIN ARADIĞI İSİM AYNI

Öğretmen olan sivil imam Bayram
Andaç’ın ABD Büyükelçiliğini 20 Ocak’ta arayıp 48 saniye görüştüğü, yine aynı
gün 46 saniyelik görüşme yaptığı, aynı günün akşamı ABD İstanbul
Konsolosluğu’nu arayarak 36 saniye görüştüğü tespit edildi. Çalışma ve Sosyal
Güvenlik Bakanlığı çalışanı olan sivil imam Muharrem Gözüküçük’ün ise ABD
elçiliğini 2 kez arayıp 155 saniye ve 33 saniye konuştuğu tespit edildi.

DEVLET TÜM BİLGİLERE SAHİP

Anlaşılan o ki bu görüşmelerin
de kontak kişisi Metin Topuz olmalı. Zira 121 bylock kullanıcısı FETÖ üyesi ile yoğun görüşme trafiğinin olduğunu yine
kendi ifadelerinden okuyoruz. Bu son görüşmeler ABD Konsolosluğu ile yapılıyor
ancak Metin Topuz tarafından yapılıp yapılmadığı bilgileri soruşturma
kapsamında henüz yer almıyor. Zira dosya 17/25 Aralık üzerine yoğunlaşmış.
Ancak devletin bu bilgilere de sahip olduğu belli. Sanırım ileriki günlerde bu
konu da açığa kavuşacaktır.

ABD KONSOLOSLUĞU ÇALIŞANI METİN TOPUZ 17/25 ARALIK’TA DA SAHNEDE

Gelelim Metin Topuz’un 17’25
Aralık yargısal darbe girişimindeki rolüne.

Metin Topuz, 17 Aralık’tan 25
gün önce 22 Kasım 2013’te M.Akif Güner ile görüşmeler yapmış. Güner; İstanbul
Nitelikli Dolandırıcılık Büro eski Amiri. 17 Aralık soruşturmasını yürüten
büronun başında yer alan kişi. 15 Kasım’da 2 kez, 16 Kasım’da 4 kez, 18
Kasım’da 2 kez, 19 Kasım’da 1 kez Topuz ile görüşmüş. Tahmin edeceğiniz gibi
Güner bir bylock kullanıcısı ve şu an tutuklu.

BYLOCK KULLANICILARI İLE TEMAS HALİNDE

Metin Topuz’un 17 Aralık’tan
önce sık sık görüştüğü diğer önemli isimlerden biri de o dönem İstanbul Mali
Şube Müdürü olan Yakup Saygılı. Kendisi, 25 Aralık’ta başlatılan yargı darbesi
girişiminin de mimarı ve bylock kullanıcısı.

Metin Topuz’un 17 Aralık’tan 20
günce de eski savcı firari FETÖ üyesi Zekeriya Öz ile görüştüğü tespit edilmiş.
Metin Topuz Zekeriya Öz’e iki kez makamında ziyaret ediyor. Bu ziyaretlerde
ABD’li heyetler ile toplantı yapıyorlar. 17 Aralık’tan önce gerçekleşen bu
toplantıları, Topuz ifadesinde de belirtiyor.

Metin Topuz ile 17 Aralıkçı
polis ve savcıların ilişkileri sadece Türkiye’de değil, ABD’de de devam etmiş.
Topuz ifadesinde 25 Aralık darbe girişimini yöneten Mali Şube Müdürü Yakup
Saygılı ve iki komiserle birlikte ABD’ye gidip bir ABD savcısıyla
görüştüklerini de anlatmış.

Anlaşılan o ki Metin Topuz bir
buzdağı. Görünen kısımdan çok görünmeyen kısımları da var. 35 yıl boyunca ABD
konsolosluğunda görev yapmış ve bu süreçte FETÖ üyeleri ile yoğun ilişki kurmuş
biri. Buradaki ilişkinin maiyetini bilemiyoruz. İletişim mi kurulmuş,
talimatları mı iletmiş yada bilgi taşınmasında mı rol almış bu konuda her türlü
tahmini yapmak mümkün. Ancak bugünlerde ABD’nin verdiği tepkiye bakılırsa basit
bir bilgi kuryeliğinden daha fazlası olabileceği ortaya çıkıyor. Birlikte
bakalım.

ABD NEDEN RAHATSIZ

ABD Büyükelçiliği ilk
açıklaması 5 Ekim’de geldi. “Amerikan
hükümeti, ABD’nin İstanbul Başkonsolosluğunda görevli bir yerel çalışanın 4
Ekim tarihinde tutuklanmasından ve Türk hükümeti kaynakları tarafından
sızdırılan ve görünüşe göre bu çalışanın hukuka dayalı bir mahkeme yerine
medyada yargılanmasının amaçlanmasından büyük bir rahatsızlık duymaktadır. Biz
bu iddiaların tamamen temelsiz olduğuna inanmaktayız.”

Açıklama sıra dışıydı. Elbette
Topuz hakkında iddiaları reddediyorlardı ancak önem verdikleri ve rahatsız
oldukları asıl husus; Metin Topuz ile ilgili bilgilerin kamuoyuyla paylaşılması
yani medyada yer almasıydı. Anlaşılan o ki ABD; hükümeti devirmeye yönelik
17/25 Aralık, MİT tırları ve 15 Temmuz’un Metin Topuz ile ilişkili olduğunu
Türk halkının bilmesini istemiyordu. Dolayısıyla Türkiye devletini, Metin
Topuz’un itiraflarını medyaya servis etmekle suçlayan bir açıklama yaptı. Yani
süreç gizli işlese ABD, bir şekilde kapalı kapılar ardında bu meseleyi
çözeceğini düşünüyor olmalıydı.

METİN TOPUZ ABD DEĞİL TÜRKİYE VATANDAŞI

Bu açıklamaya karşı Başbakan
Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ’dan bir açıklama geldi. Bozdağ
özetle Metin Topuz’un ABD konsolosluğunda çalıştığı Türkiye devletine
bildirilmediğini, ayrıca bildirilmiş olsa da diplomatik dokunulmazlığa da sahip
olmadığını söylüyordu. Açıklama bakmakta fayda var.

“Metin Topuz bir Türk vatandaşı. Amerika Birleşik Devletleri
Büyükelçiliği’nde ve konsolosluklarında çalışanlar hem diplomatik personel, hem
konsüler statüde olanlar hem de bu kapsamda olmayıp da orada resmen çalışan
kişiler. Bunların bütün bilgileri büyükelçilikler tarafından Dışişleri
Bakanlığı’na verilir. Şimdi ABD Büyükelçiliği’nin verdiği listede hem
diplomatik, hem konsüler, hem de resmi çalışanlar arasında Metin Topuz diye bir
isim yok. Onların çalışanı olarak gözükmüyor kayıtlarda. Çalışıyorsa bunu
bildirmemişler demektir. O onların ayrı bir eksikliği. Kaldı ki çalıştığını
bildirmiş olsa bile diplomatik dokunulmazlığı veya konsüler korumacılığı yoksa
onlarla ilgili işlem yapmak uluslararası hukuka uygundur”

SABAH GAZETESİ OLAYIN ÜZERİNE GİDİNCE

Peki sonra ne mi oldu?

Sabah gazetesi ve diğer gazeteler olayın üzerine daha çok
gittiler. Tüm yukarıda derlediğim bilgiler gün gün bu gazetelerde işlendi.
Metin Topuz ile FETÖ’cülerin ilişkileri ortaya döküldü. ABD Büyükelçisi John Bass veda için çağırdığı bir grup
gazetecinin olduğu toplantıya bir Sabah yazarının davetini bu haberlerle
ilişkili olmadığı halde iptal etti. Zira haberleri yapan Sabah artık
Büyükelçiliğin hedefindeydi ve bunun açıkça bilinmesini istiyordu. Büyükelçinin
bu toplantıda DEAŞ ile ilgili söylediği bazı sözleri ise tartışmalar arasında
pek ilgi bulmadı.

 

“Bugün ilişkilerimizde bazı anlaşmazlıkların olduğu
açık”

diyen Bass, özetle şunları söyledi: “Fakat bu, durup birlikte çalışmayı bırakacağımız
anlamına gelmiyor. Bazı konularda birlikte çalışmada başarılı oluyoruz. Bu
ülkenin ve Avrupa vatandaşları, DEAŞ tehdidi karşısında birlikte yaptığımız
işler sayesinde bugün daha güvendeler. DEAŞ 9 aydır bu ülkede büyük bir terör
eylemi yapmadı. Bunun birlikte çalışmamızın başarısının kanıtı olduğunu
düşünüyorum. Bu, DEAŞ’ın böyle bir karar almış olmasından değil bunu
‘yapamamış’ olmasından kaynaklanıyor.”

Görüşmeye katılan bazı
gazeteciler de dahil olmak üzere birçok kişi bu satırları okuduktan sonra,
Büyükelçi’nin aslında ne söylemek istediğini anlamaya çalıştı. Acaba bu bir
tehdit miydi yoksa sadece teröre karşı iş birliğinin zora girdiğini mi
söylüyordu. Bunu önümüzdeki günlerde göreceğiz.

METİN TOPUZ’DAN BAŞKA KİM VARDI?

Gelelim ABD’nin son hamlesine.

ABD Ankara Büyükelçiliği 8 Ekim
Pazar gecesi Türkiye’ye yönelik vize işlemlerini askıya aldığını açıkladı. İlk
defa yaşanan bir gelişmeydi bu. Bu hamle ABD’nin hemen hiç bir ülke için
uygulamadığı bir hamleydi. En son Rusya için geçici bir süre için böyle bir
karar alınmıştı. Bu da gösteriyor ki Metin Topuz olayı göründüğünden çok daha
derin ve mühim. Alınan bu kararla Metin Topuz ile ilgili soruşturmanın daha
fazla derinleşmemesi ve halkın bu bilgilere daha fazla erişememesi isteniyor
olabilir. Ancak konu devletler arasında gizlice çözülebilecek bir konu olmaktan
çoktan çıktı. Sıradan bir casusluk olayı değil karşımızdaki sorun. Son birkaç yıldır
seçilmiş hükümeti yıkmak için yapılan tüm darbe girişimleri ve kumpasların
odağında ABD kontrolünde olan bir kişi söz konusu olan. Tüm bu darbe ve
kumpasların halk tarafından püskürtüldüğünü ve engellendiğini de düşündüğümüzde
bu sürecin halktan habersiz yürütülmesi mümkün olamazdı. Gerek MİT tırları ile
ilgili iddianamede gerekse 17/25 Aralık ve 15 Temmuz’un iddianamelerinde olsun,
FETÖ’cüler ile hep ABD Konsolosluğu tarafından iletişime geçilmiş. Ortaya
çıkmayı bekleyen daha kaç FETÖ merkezli kumpas, operasyon ve darbe girişiminde
Metin Topuz ve benzerleri yer aldı? ABD, araba farıyla hareketsiz kalan bir
tavşan misali ortada öylece gözüküyor. Komplo teorilerinden çok daha fazlası
var elimizde. Gerçekler eninde sonunda ortaya çıkıyor.
















































































LİNK : https://www.takvim.com.tr/guncel/2017/10/09/iste-skandal-kararin-perde-arkasi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet