SON DAKİKA

Yurtsever ve Açık Bilgi Platformu | Özel Büro İstihbarat Grubu Özel Buro

SİYASET BİLİMİ & DIŞ POLİTİKA & SİYASİ PARTİLER & ULUSLARARASI İLİŞKİLER

CHP DOSYASI /// CELAL EREN ÇELİK : KILIÇDAROĞLU ROTAYI BABACAN’A KIRDI

SİYASET BİLİMİ & DIŞ POLİTİKA & SİYASİ PARTİLER & ULUSLARARASI İLİŞKİLER
Bu haber 22 Ağustos 2020 - 0:00 'de eklendi.
Whatsapp Paylaş Telegram Paylaş

CELAL
EREN ÇELİK : KILIÇDAROĞLU ROTAYI BABACAN’A KIRDI


Malumunuz CHP’de gerçekleştirilen kurultay sonrası sular
durulmak bilmiyor. Bunun başlıca sebebi ise bu satırların yazarı bendenizin
Türkiye’de ilk kez konuyu gündeme getirenlerden birisi olduğum şekilde, CHP
Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun  2018 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde olduğu
son ana kadar zorlayıp, Meral Akşener’in kabul etmemesi nedeni ile
gerçekleşmeyen “Abdullah Gül’ü muhalefetin çatı adayı olarak gösterme
projesinin” 2023 yılında yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de devam
ettiğini, hatta YAPILAN Kurultay’da PM’nin de bu “Gül adaylığına” karşı
çıkmayacak isimlerden oluşturularak “Dizayn” edilmesi  ve Kılıçdaroğlu’nun
hiçbir şekilde YALANLAMADIĞI bu “Büyük hayalinin” gerek parti içerisinde
gerekse parti tabanında almış olduğu büyük tepki.


Hatırlayacağınız
gibi Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde
de partinin en önemli isimlerinin dahi haberdar olmadığı,tabanın büyük tepki
gösterdiği biçimde hem de parti tabanının bu tepkisine “Tıpış tıpış
oy verecekler
” diyerek Ekmeleddin İhsanoğlu’nu MHP ile birlikte
“ÇATI ADAY” olarak ortak aday göstermişti.


Şimdi gelelim
Ankara ve İstanbul’da CHP kulislerine düşen ve CHP Genel Başkanı
Kılıçdaroğlu’na çok yakın “DAR BİR KADRO” haricinde henüz CHP’nin yeni seçilmiş
PM üyelerinin de pek çoğunun haberi dahi olmayan önemli gelişmeye…


Bu arada bu son
derece önemli gelişmeden Kılıçdaroğlu’na çok yakın “Özel bir dar kadro” dışında
partinin en üst düzey yönetim mercisi olan PM üyelerinin dahi bu gelişmeden
haberdar olmayışı ,Kılıçdaroğlu’nun başta Ekmeleddin İhsanoğlu’nu parti
yönetiminin haberi dahi olmadan aday göstermesi ve dönemin ABD Büyükelçisi
Ricciardone ile 5 yıldızlı bir otel odasında baş başa gerçekleştirdiği 2,5
saatlik görüşmeden –Ki bu görüşmenin içeriği halen bilinmiyor- partinin Genel
Başkan Yardımcıları dahil hiçbir üst düzey yöneticinin haberinin olmayışı gibi
Kılıçdaroğlu’nın CHP gibi köklü “Kurumsal” gelenekleri olan bir partiyi kimseye
sorma,haber verme,bilgilendirme gereksinimi duymadan “Keyfi” biçimde yönetme noktasında
nasıl bir alışkanlık kazandığının da en önemli göstergelerinden birisi.


***


CHP’de
gerçekleştirilen Kurultay’da “Dostları ile” kol kola iktidara yürüyeceğini
ifade eden Kemal Kılıçdaroğlu Kurultay’dan kısa bir süre önce  verdiği
demeç ile gerek Ali Babacan gerekse Ahmet Davutoğlu’nun memlekete ne kadar
öneli hizmetler yaptığını anlatmayı ihmal etmeyerek adeta bu 2 ismi “Temize”
çekmiş,yeni “Dostlarını” tabana alıştırma çalışması yapmıştı.


Abdullah Gül’ü
gelecek Cumhurbaşkanlığı seçiminde ortak aday yapma sevdasından vaz
geçmeyen,kurmayları vasıtası ile Gül ile temasını hiç kesmeyen, bu temasların
sürdüğünü,çalışmaların yapıldığını kaleme alan bu satırların yazarı bendeniz,
Sebahattin Önkibar,Can Ataklı,Ahmet Takan gibi gazetecilerin haber ve yazılarına
hiçbir şekilde yalanlama getirmeyen Kılıçdaroğlu, PM seçimleri esnasında ise
muhalif PM adaylarının “Biz Abdullah Gül projesini onaylamak için değil,bu
projeye karşı çıkmak için adayız ve sizlerden oy istiyoruz” şeklinde delegelere
seslenmesine de kesinlikle bir çıkış yapmamıştı.


Zira Kemal
Kılıçdaroğlu “Nabız ölçmekteydi”…Abdullah Gül’ün adaylığı için bir yandan
temaslarını Gül ve ekibi ile devam ettirirken, diğer yandan Gül isminin “CHP
adayı olarak” kamuoyu ve sosyal medyada tartıştırıyordu.


Ancak Abdullah
Gül ismi gerek kamuoyunda gerekse parti içerisinde Kılıçdaroğlu’nun
beklediğinin çok çok üzerinde bir tepki ile karşılaştı. Hatta şu kadarını
söylemek mümkün ki Kılıçdaroğlu’nun bazı çok güvendiği isimler dahi “GÜL
PROJESİNE” karşı çıktılar.


İşte CHP’ye yakın
kulislere düşen bilgilere göre  Kılıçdaroğlu ile yakın çevresini oluşturan
“KURMAY KADROSU” bir türlü kıramadıkları Abdullah Gül karşıtı tepki dalgası
sonrasında bir değerlendirme toplantısı gerçekleştirdiler.


Bu toplantı
sonucunda ise Kılıçdaroğlu ve ekibi zorunlu bir “Rota değişikliği” kararı
aldılar… 


***


Yapılan
değerlendirmede Gül ismi noktasında 2 noktanın ön plana çıktığı
belirtiliyor.Bunlardan ilki Gül’ün isminin bir türlü kabul ettirilemiyor oluşu,
ikincisi ise yapılan tüm değerlendirmelerde Gül isminin ciddi oranda parti
seçmeninin CHP’den koparak, başka partiye gitmese dahi sandığı boykot etmesi
sonucunu ortaya çıkartacağı şeklinde.


Tüm bu
değerlendirmeler ışığında ise Kılıçdaroğlu ve “yakın çevresi”  Gül ismi
yerine Cumhurbaşkanlığı için muhalefetin ortak adayı olması konusunda Ali
Babacan ismi üzerine yoğunlaşmış durumdalar.


Bu isme
odaklanmalarının ise belirli sebepleri var…


***


Kılıçdaroğlu ve
“YAKIN EKİBİ” Babacan isminin parti tabanından Abdullah Gül gibi sert bir tepki
görmeyeceğini,ilk etapta gelecek bazı tepkilerin ise “İKNA EDİLEBİLİR” seviyede
olacağı değerlendirmesini yapıyorlar.


Değerlendirmede
Babacan ismi üzerine odaklanılmasının en önemli sebeplerinden bir tanesi ise
Babacan’ın küresel finans piyasaları ile olan yakın ilişkileri. Kılıçdaroğlu ve
ekibi yapılacak seçimde seçim stratejilerinin ana hattını “EKONOMİK ENKAZ”
üzerine kurmayı planlarken şu anda Türkiye’nin uluslararası piyasalara güven
veren ismi ve ekonomik enkazın kısa sürede giderilebilmesi açısından ülkeye sıcak
para akışını sağlayabilecek isim olarak görünen ve kendi partisi DEVA
PARTİSİ’ni kurduğu günden bu yana ekonomi söylemleri ile ön plana çıkan Ali
Babacan’ın adaylığının “Ekonomi temelli seçim stratejisinin” Cumhurbaşkanı
adayı  “Kurtarıcı” etkisi/algısı yaratabileceği hesaplanıyor.


Babacan ismine
yönelinmesinin bir diğer sebebi ise Abdullah Gül ile Ahmet Davutoğlu arasındaki
“KATI UZLAŞMAZLIK”… Oysa ki Ali Babacan ile Ahmet Davutoğlu ile Babacan
arasında “İletişim kanalları” her zaman açık oldu, hatta Babacan Davutoğlu ile
birlikte hareket etmeye Gül kadar sert biçimde karşı çıkmıyordu ancak Gül’ün
“Kesin vetosu” bu iş birliğini engelledi.


Bu bağlamda
Kılıçdaroğlu ve “Yakın Ekibi” Ali Babacan isminin ortak Cumhurbaşkanı adayı
olarak gösterilmesi halinde Davutoğlu’nun da bu ittifaka kolaylıkla dahil
edilebileceği kanaatine varmış durumda.


Tabii Babacan
ismine yönelişin bir önemli sebebi ise İYİ PARTİ lideri Meral Akşener…
Özellikle Kılıçdaroğlu, 2018 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Abdullah Gül’ün çatı
aday olmasını kabul etmeyip  “ABDULLAH GÜL PROJESİNİN” rafa kalkmasını
sağlayan Akşener’in Babacan ismine aynı şekilde karşı koymayacağını ve
Akşener’in belirli müzakereler sonrasında Babacan isminin ortak adaylığına ikna
edilebileceğini düşünüyor.


Kılıçdaroğlu böylece
Babacan adaylığını kabul ettireceği Akşener’in Millet İttifakı’ndan ayrılarak
3. Bir ittifak arayışına girmesinin de önünü kesmeyi planlıyor.


Yani Akşener ve
İYİ PARTİ için Türkiye’de ilk kez 26 Eylül 2019’da bu satırların yazarı
tarafından Twitter mecrasında “BİR TEZ BİR ANTİ TEZ” başlığı ile kaleme alınan
floodda yazılan İYİ PARTİ-GELECEK PARTİSİ-DEVA PARTİSİ-SAADET PARTİSİ-DEMOPKRAT
PARTİ’den oluşan bir 3. “Milliyetçi-Muhafazakar İttifak” bloğunun Babacan’ın
adaylığı ile fiili olarak CHP’nin öncülüğünde hayata geçirilmesi planlanıyor.


***


Kılıçdaroğlu ve
“Yakın ekibi” Muharrem İnce’nin son bir haftaya damgasını vuran “Parti kurma”
ve “Yeni hareket başlatma”  çıkışını ise sessizlik ile ama büyük bir
dikkatle izliyor.


Kılıçdaroğlu’nun
“Yakın ekibine “ “İnce’nin kendisini partiden ihraç ettirip mağduriyet algısı
oluşturmak istediğini
” belirttiği bu nedenle İnce’nin disiplin
suçu işlese de partiden ihraç edilmeyeceği,İnce’nin kendisinin istifa etmesinin
bekleneceği ve İnce parti yönetimi ile pazarlık yapmak isterse bu pazarlığa da
oturulmayacağı belirtiliyor.


Burada Muharrem
İnce’nin çıkışı ve Kılıçdaroğlu’nun rotasını kırdığı Ali Babacan ismi
arasındaki ilişki ise şu: Kılıçdaroğlu Muharrem İnce’nin özellikle son dönemde
yeni parti/hareket kurma çıkışının “TEMEL ARGÜMANI” haline getirdiği, kendisine
temel “SİYASİ MEŞRUİYET ALANI” OLARAK SEÇTİĞİ “CHP’NİN ABDULLAH GÜL’Ü ADAY
GÖSTERMESİNİ SİNDİREMİYORUM” şeklindeki argümanını Gül isminden vazgeçip
Babacan ismine yönelerek elinden almak ve İnce’nin yola çıkarken bu argüman
üzerinden yakalayacağı rüzgarı da minimize etmek istiyor.


***


Ve Babacan ismine doğru rotayı kırışın son sebebine
geliyoruz… 
Kılıçdaroğlu ve ekibi yaptıkları değerlendirmeler ile CHP’nin var
olan üye profili ve partinin kamuoyu imajı nedeni ile Z KUŞAĞINA ulaşmasının bu
hali ile mümkün olmadığı tespitini yaptıkları,oysa bir sonraki seçimlerde
yaklaşık 7 milyona yakın ilk kez oy kullanacak Z kuşağının seçimlerde önemli
rol oynayacağı düşüncesinde oldukları belirtiliyor.


İşte bu noktada
Ali Babacan isminin Z kuşağını yakalama noktasında başarılı bir tercih olacağı
ve ortak Cumhurbaşkanı adayı olarak gösterilen Ali Babacan isminin Z kuşağından
da ciddi miktarda oy alabileceği değerlendirmesi yapılıyor.


***


Kılıçdaroğlu ve
yakın ekibinin bu  “Zorunlu rota değişikliğinden” Abdullah Gül’ün
haberinin olup olmadığını sorduğumuz güvenilir kaynaklar bize “Abdullah Gül’ün
bilgi ve onayı olmadan Babacan’ın adım atması,Babacan’ın bilgisi olmadan kendi
iminin CHP’de masaya yatırılması mümkün değil” değerlendirmesini yaptılar.


Anlaşılan o ki bu
yeni “PLANLAMADAN” Gül de Babacan da haberdar ve her şey bir “Koordinasyon”
içerisinde yürütülüyor.


Ama yazımızın
başında da belirttiğimiz üzere Kemal Kılıçdaroğlu yine kapalı kapılar
ardında,yine partinin yönetim kurullarını devre dışı bırakarak, yine “Kendi
başına” bir süreç yönetiyor.


***


“Gül ismine
gösterilen tepki ve direnç siyasal olarak arkasındaki tüm ilişkiler ağını
Abdullah Gül’ün kurduğu Babacan’a gösterilmez mi taban tarafından?” diye
sorduğumuz önemli isimler ise CHP tabanının Gül’e tepki gösteren geniş taban kesimlerinden
“Bir kısmının” Babacan ismi için ikna edilebilir olsa da genel olarak diğer
partilerden çok daha bilinçli bir seçmene ve tabana sahip CHP’nin iç
kamuoyuna  zaten birlikte yola çıkan ve birlikte hareket eden Gül ve
Babacan isminin birinden vaz geçip diğerine yönelmenin anlatılamayacağı ve
bunun boş bir çaba olacağını ifade ettiler.


***


Ancak burada
küçük bir paragraf açmakta fayda var:


Kılıçdaroğlu’nun
geçmiş siyasi siciline ve icraatlarına bakıldığı zaman ise CHP ve DEVA PARTİSİ
tarafından yapılabilecek bir yalanlamanın “gerçekçiliğini” ve “güvenilirliğini”
siz değerli okurlarımızın takdirine bırakıyoruz


Kaynaklarımızın
bu bağlamda 2018’de Kılıçdaroğlu’nun Akşener tarafından engellenen ABDULLAH GÜL
PROJESİ sonrasında aday olarak yine Merkez Sağ siyasetten gelen önemli bir isim
olan İlhan Kesici’yi aday olarak belirlediğini, hatta adaylığın “Hayırlı olsun”
denilerek Kesici’ye tebliğ edildiğini ama son dakikada yaşanan gelişmeler ve
tabiri yerindeyse “Zorla” Muharrem İnce’nin aday gösterilmek “Zorunda
kalındığını” hatırlatması da önemli.


Yani
Kılıçdaroğlu’nun bu “Ilımlı İslamcı/Muhafazakarı yahut Merkez Sağ“aday sevdası
yeni değil,”Kılıçdaroğlu 2014’ten bu yana bunu hep yapıyor”


***


Evet sevgili
okurlar, Kemal Kılıçdaroğlu ve parti üst yönetiminin “Merkez Sağ/Ilımlı İslam”
sevdası bitmek bilmiyor…


 Öte yandan
bu “BİLGİLER” ışığında şahsi kanaatimiz; Kılıçdaroğlu ve yakın ekibinin parti
içerisinde Gül’den vazgeçip Babacan ismine yönelmesi işe yaramayacak hatta
Kılıçdaroğlu’na “Israrla merkez sağ/ılımlı İslamcı isimleri aday yapmaya
çalışıyor” şeklinde yeni ve daha sert bir eleştiri ve direniş barikatının
kurulmasını sağlayacaktır.


Yanlış hesabın
Bağdat’tan döndüğüne de ,2 kere 2’nin siyasette 4 etmediğini de siyaset tarihi
pek çok kez göstermiştir.


Ve anlaşılan
Kılıçdaroğlu’nın bu “Ilımlı İslamcı/Muhafazakar Aday” sevdası kendisine seçim
kazandırmak şöyle dursun siyasi sonunu hazırlayacaktır…


Yazın bir
kenara… 


Kaynak: KILIÇDAROĞLU ROTAYI BABACAN’A KIRDI – Celal Eren ÇELİK

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

TÜM KATEGORİLER
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER