SON DAKİKA

16:21 - JİTEM DOSYASI /// VİDEO : TERÖRİSTLERİN GÖRMEKTEN BİLE KORKTUĞU EFSANE KOMUTANLAR – EŞREF BİTLİS VE EKİBİ

16:05 - HAVACILIK DOSYASI /// ERCAN CANER : En Ölümcül Helikopter Kayıpları

17:07 - JİTEM DOSYASI /// Sedat Peker’in iddiaları : JİTEM davalarında son durum ne ?????

17:13 - HAVACILIK DOSYASI /// VİDEO : ÜCRETSİZ DRONE EHLİYETİ NASIL ALINIR ????? DRONE LİSANS BAŞVURUSU – İHA-1 / İHA-0)

15:25 - HAVACILIK DOSYASI : Pilot Otorotasyon Eğitimi mi Yapıyordu ???

20:32 - HAVACILIK DOSYASI /// E. Hava Pilot Tümgeneral İrfan Sarp : Atatürk Havalimanı eski statüsüne yeniden kavuşturulmalıdır

17:00 - GLADYO DOSYASI /// FERHAT ÜNLÜ : NATO’nun gayrimeşru çocuğu : Gladyo

09:30 - GLADYO DOSYASI /// CEYHUN BOZKURT : GLADYO UNSURLARI ÜLKEMİZDE YENİDEN BİR DİZAYN PEŞİNDE !!

16:24 - HAVACILIK DOSYASI /// ERCAN CANER : Ölümcül Robinson R-44 Kazası

05:26 - HAVAYOLLARI DOSYASI /// VİDEO : Yolculara Asla Söylenmeyen 15 Uçuş Sırrı

15:19 - GLADYO DOSYASI /// FERHAT ÜNLÜ : Kasaturadan kuantum fiziğine Gladyo

15:43 - DENİZLERİMİZ DOSYASI : TARİHİN FIRTINALI SAYFALARINDAN * ERTUĞRUL FIRKATEYNİNİN TRAJİK YOLCULUĞU – (Bölüm I – II – III – IV)

22:30 - GLADYO DOSYASI /// Hikmet Çiçek : BİR GLADYO OPERASYONU KIZILDERE VE SAMANLIKTA SAKLANANLAR !!!

14:15 - KONTRGERİLLA DOSYASI : ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU “YEŞİL” KOD ADLI MAHMUTT YILDIRIM İLE İLGİLİ 40 YILLIK SIRRI AÇIKLIYOR

09:18 - DUYURU : ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU’NUN VERDİĞİ BİLGİLER İLE İSTANBUL’DA 2 UYUŞTURUCU ŞEBEKESİ ÇÖKERTİLDİ. İŞTE YAZIŞMALAR !!!!!

08:09 - TAZİYE MESAJI : Teröristler tarafından döşenen el yapımı patlayıcının patlaması sonucu UZM. ÇVŞ. YUNUS EMRE YALMAN adlı askerimiz Şehit oldu. 1 askerimiz yaralandı.

19:00 - TAZİYE MESAJI : Tunceli’de Eren- 7 Operasyonunda yaralanan Jandarma Uzman Çavuş Burak Tortumlu hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak şehit oldu.

18:22 - AK PARTİ DOSYASI /// MÜYESSER YILDIZ : Erdoğan’ın Abisi İsmail Kahraman’ın Başkenti Neresi ???

18:17 - GÜNDEM ANALİZİ /// MÜYESSER YILDIZ : 82’nci Vilayetimiz Kerkük “Bölücü Kebapçılardan” Daha Mı Önemsiz ???

Yurtsever ve Açık Bilgi Platformu | Özel Büro İstihbarat Grubu Özel Buro

ABAZA-ÇERKES-ÇEÇEN-KABARDEY-DAĞISTAN-GÜRCÜ

ÇERKES TOPLUMU DOSYASI /// Ekrem Hayri PEKER : Vubıhlar / Ubıhlar

ABAZA-ÇERKES-ÇEÇEN-KABARDEY-DAĞISTAN-GÜRCÜ
Bu haber 14 Ağustos 2020 - 0:00 'de eklendi.
Whatsapp Paylaş Telegram Paylaş


Ekrem
Hayri PEKER : Vubıhlar / Ubıhlar


03 Nisan 2018


Rus askeri
kayıtlarına göre “Vubıhlar, Karadeniz’den karlı sıradağlara kadar,
Psezuapşe’den itibaren Aşe, Şahe, Vardane, Dagomıs ve Soçi nehirleri boyunca
dağlık ve gür ormanlarla kaplı bölgede yaşıyorlar. Yabani üzümlerle ve sarmaşık
bitkilerle örülü sık ormanlardan atla sadece patikalardan geçmek mümkün.
Vubıhlar, bir vadiden diğerine deniz kıyısından, Soçi veya Şahe nehirlerinin
ağızlarından geçiyorlar. Vubıhların toplumsal yapısı her zaman sıkı ittifak
halinde yaşadıkları Abzehlerinki gibiydi. Halkı Berzeg ve Dişan soyundan etkili
aileler yönetiyor.


Abzehlerin ve
Vubıhların batısında, Kafkas sıradağlarının her iki tarafında Şapsığlar ve
Natuhaylar yaşıyor.”


Abazalar ve
Adıgeler arasında yaşayan Vubıhlar her iki halktan da etkilenmişlerdir. Osmanlı
kayıtlarında ilk defa Evliya Çelebi seyahatnamesinde raslarız. Evliya Çelebi,
Ubıhları bir Abaza aşireti olarak tanımlar. Bugün Sochi olarak adlandırılan
sahil bölgesi halkına “Soçeler” der; onların bitişik komşusu ve soydaşı olarak
Ubıhlardan ve memleketlerinden “Sadşe” diye söz eder. Evliya Çelebi’nin
tanımladığı “Sadşe”, Abhazca’daki Sadze”den başka bir şey değildir. “Sadze”
ise, Ubıhların Abhazca’daki eski adıdır.

Evliya Çelebi, seyahatnamesinde “Abhazistan’tan söz ederken, bugünkü Adler’in
(o zaman Arıdlar) kuzeyinde dağlar içinde Sadşe vilayeti vardır. Seydi Ahmet
Paşa’nın ülkesidir. Kuzey tarafından Çerkes’le alıp verdikleri hesabıyla
Çerkesce ve Abazacayı fasih bilirler. Yedi bin şeci bahadırlar. Bunların
şerrinden Çerkesler ve Abazalar çekinirler. Arıd kavmi bunlara aman verdiklerinden
Arıdlar iskelesine esir ve balmumu getirerek ticaret ederler” diye bahseder.


Ubıhlar
denizcilikle de uğraşırlardı. Tarihlerinin bir döneminde “Haçapa” adını
verdikleri 30–40 m.lik teknelerle Deniz ticareti ve korsanlık yaptıkları
bilinmektedir.

Soçi Procopius, De Bello Gotico’da (Gotik Savaşı) βροῦχοι (Brouçoi) olarak
adlandırdığı halkın Ubıhların ataları olduğu sanılıyor.


Macar Dil
bilimci Prof.Mesharosh, Ubıhça’nın Proto-Hitit yani Hattiler’in dili olduğunu
öne sürmüştür (Tarihte Kafkasya, General İsmail Berkuk).Tarihçi, Ord. Prof.
Zeki Velidi Togan, Vubıhların eski kaynaklarda adı geçen Cik veya Ciget olarak
adlandırılan kavim olduğunu belirtmiştir. (Umumi Türk Tarihine Giriş, s.47)


Sünni Müslüman
olan Ubıhlar, Soçi civarında Rus birliklerine yenilerek, 1864 yılında bütün bir
nüfus olarak Osmanlı topraklarına göç etiler. Çoğunluğu Türkiye’de, Sakarya’nın
Sapanca yöresine ve Balıkesir ilinin Manyas ilçesine yerleştiler. Bu nüfusun önemli
bölümü, aynı tarihlerde göçle gelen Adigelere karışmıştır.


Coğrafi
konumları Vubıhları 1830 yılına kadar işgalci Rus tehlikesinden uzak tuttu.
Ancak Osmanlılar Ruslarla imzaladıkları Edirne Antlaşması’yla kontrol
etmedikleri Kuzey Kafkasya’yı Rusyaya verdiler.

Edirne Antlaşması’yla Osmanlılardan aldıkları topraklarını işgal etmek isteyen
Ruslar Sohum – Anapa hattını işgal etmek için hemen harekete geçtiler. Bu
doğrultuda ilk hedef Abhazya idi. Ruslar, 2000 kişilik piyade ve süvari ile
Redut-kale’den hareketle Sohum ve Gagra’ya çıkartma yaptılar. Hemen ardından
Gagra’da güçlü bir askeri tahkimat oluşturdular.


1830 yılından
1836 yılına kadar Rus ordusu Karadeniz kıyısında herhangi bir harekatta
bulunmadı. Ancak sürekli olarak tahkimatlarını güçlendirdi. 1837 yılında Çar
I.Nikola’nın Kafkasya’yı ziyareti sonrasında bu ülkenin tümden ele geçirilmesi
konusunda ciddi atılımlara giriştiler. Bu amaçla Vubıh topraklarında yeni
tahkimatlar oluşturdular. Vubıhlar şiddetle direnişe geçtiler. Bu kararlı
savunma Rusların bir süre için bile olsa geri adım atmalarına neden oldu.


Ruslarla
savaştıkları dönemlerde Ubıh halkının liderliğini Berzeg ailesi üstlenmişti.
Ünlü Hacı Grandük Berzeg de bu ailedendir. Hacı G. Berzeg’in otoritesi yalnız
Ubıhlar arasında değil tüm Kafkasya’da tanınmış ve hatta Ruslar onun başını
getirene ödül koymuşlardı. Kafkas savaşları boyunca Hacı G. Berzeg yalnız Ubıh
topraklarını savunmakla kalmamış, bütün Kafkasya’nın Ruslara karşı birleşik bir
savunma sistemi kurmalarını da savunmuş ve bu yolda çalışmalar yapmıştır.


Ubıhlar 1837
yılında Şapsığlarla birlikte Vulan nehri üzerindeki Mihailovskoe tahkimatlarına
saldırdılar. Çar ordularının saldırılarına karşı birleşme zorunluluğunu
hisseden Batı Kafkasya halklarının kalplerinde bu hareket önemli sempati
topladı. Bu özgürlük savaşı 1840 yılının yazında çok kötü bir ürün almanın ve
uzun ve sert bir kış yaşamanın sonucunda hayvanların açlıktan ölmeleri ile
darbe yedi. Daha kötüsü ise kıyılardaki Rus tahkimatları yüzünden Osmanlılarla
olan ticari ilişkileri tamamen kesilmişti. Tüm bunlara karşın 1840 yılında altı
hafta süren bir mücadele sonucunda dört Rus tahkimatını ele geçirdiler.


Ruslarla
savaşta akıllılığı ve sınırsız cesareti ile nam salmış ünlü Vubıh lideri Hacı
Degumuko Berzeg c dağlılar güçlerini birleştirdiler ve müthiş bir kahramanlık
örneği gösterdiler. 7 Şubat 1840’da çok büyük Çerkesler Lazarev Kalesi’ni
kuşattılar. Lazarev Kalesi’nin alınması Çerkeslere cesaret Hemen ardından
Velyaminovskoye istihkâmını ele geçirdiler.


Ubıhlar
Truvalıların tahta ata hilesine benzer bir taktikle Lazarovskoe kalesini şöyle
ele geçirmişlerdi: Kuşatmadan üç ay önce Bir Vubıh mezaliminden kaçıyormuş gibi
gösterip kaleye soktular. O da üç ay içinde kale ile ilgili oldukça önemli
bilgiler edinip harekat gecesi kale kapılarını açmıştı. Dışarıda bekleyen 1200
kadar Ubıh, Şapsığ ve Natukhay için sonrası oldukça kolaydı. Harekat üç saat
gibi kısa bir sürede bitirildiği gibi 184 Rus subayı da esirler arasındaydı.

Vubıhların bu başarıları ne yazık ki uzun sürmedi. Çünkü bundan sonraki
savaşlarında Abhazlar da dahil olmak üzere diğer Kafkasya halklarından destek
görmediler. Yalnızca Şapsığ ve Natuhaylarla birlikte savaştılar.


1841-1846 yılları arasında tam 88 savaş yapılmıştır.


Aynı
tarihlerde İmam Şamil komutasındaki Doğu Kafkas halkları Ruslara karşı önemli
başarılar kazandılar. Hatta 1843 yılında Çeçenistan ve Dağıstan’da bir tek Rus
askeri bırakılmamıştı. 1845 yılında Dargo’da Dağlıların Ruslara karşı
kazandıkları muhteşem zafer Rusların moralini bozduğu gibi karşı tarafa da
yoğun silah ve teçhizat kazandırdı. Çeçenistan ve Dağıstan’ın bağımsızlığını
kazanan Şeyh Şamil batıya Kabardey bölgesine yürüdü. Bu başarılar Vubıhların da
direnme azmini arttırdı.


1844 yaz
aylarında Ubıhlar Şapsığlarla birleşerek yeniden harekete geçtiler. 1846
yılında Abhazya yönünde ilerleyerek Abhazları Ruslara karşı kışkırtmak
istediler.

Şeyh Şamil’in naip olarak atadığı Muhammed Emin, Vubıhlara ve Şapsığlara
yönetmek teşkilat kurdu. Etkili prenslerle mücadele etse de etkisini Karadeniz
kıyısındaki halklar arasında da yaymaya başlar. Fakat Vubıhlar, Şapsığlar ve
Natuhaylar bu etkiden rahatsız olurlar ve 1853-1856 Doğu savaş öncesinde, o
zamana kadar Türkiye’de bulunan Çerkes Prensi Seferbey Zan onlar arasında
ortaya çıkınca Naip’le ilişkilerini kesin olarak koparırlar.


Kırım Savaşı
sona erer ermez Çar orduları tekrar Kafkasya’ya yöneldi. Abhazya ve çevresi ablukaya
alındı. Gagra’nın zaptı için çetin savaşlar verildi. Bu cephede Ubıhlar
Sadzlara birlikte omuz omuza savaştılar.


Gunip Rusların
eline geçip, Şeyh Şamil’in teslim olmasından sonra Dağıstan ve Çeçenistan’daki
direniş bitince Ruslar tüm güçleriyle Kuzey-Batı Kafkasya yüklendiler.

Abzehler, Şapsığlar ve Vubıhlar seçtikleri yaşlılarını gönderdikleri Soçi’de,
13 Haziran 1861’de güçlerini birleştirerek hareket etmek için anlaşırlar. Bu
kongrede Çerkesler oybirliği ile olağanüstü bir ittifak kurmaya ve ülkede iç
düzeni korumaya karar verdirler. Bu ittifakın yönetimi için ulema ve bilgili
kişilerden oluşan 15 kişilik meclis kurulur. Bu meclise, “Büyük Özgür Meclis”
adını verirdi. Bölge 12’ye bölünür, bunlardan her biri için sorumlu kişiler
tayin edilir.

Bu düzenlemelerle de yetinmeyerek Vubıhlar Türkiye’den ve İngiltere’den yardım
isterler. Sohum’daki İngiltere Konsolosu Dikson’a başvurarak Rus ordusu
tarafından bağımsızlıklarına kastedildiğini İngiltere hükümetinin bilgisine
sunmasını rica ettiler. Ülkelerini her taraftan kuşattığını söyleyerek
şikâyetçi oldurlar. Sohum’dan İngiltere konsolosuna gönderdikleri mektupta
şunlar yazıyordu: “13 Haziran 1861 günü bütün Çerkesler Arakhian kanununu
yeniden kurmak ve bağımsızlıklarını ilan etmek için bir konsül kurmaya davet
olundular. Olağanüstü bir birlik kurmaya, bu birlikten ayrılmamaya,
ayrılanların şiddetle cezalandırılmasına oy birliği ile karar verdiler. Meclise
Büyük ve Bağımsız Meclis adı verilmiştir. Meclisin kararına göre ülkemiz 12
bölgeye ayrılıyor ve her bölgeye bir müftü, bir kadı, bir muhtar ve bir de
zaptiye tayin olunuyordu. Bu kişiler büyük meclisin adına meclisin kararlarını
uygulayacaklardır. Çerkesya’da 100 hane için beş atlı, mahkemenin uygun
göreceği vergileri toplamak üzere tahsis edildi. Toplanan vergiler Tanrının
rızasıyla ve Çerkes hürriyetinin temsilcisi olan Büyük Meclis tarafından
memleketin yönetiminde en iyi, doğru ve yararlı şekilde kullanılacaktır.”

Kutais askeri valisi Prens Gagarin bu toplantıyı şöyle anlatıyor: “Düşmanlarımı
takdir etmeliyim. Çerkesler ne akıllarını, ne de kalelerini kaybetmediler.
Aksine varlıklarını koruma amacıyla yabacılardan yardım almaya da karar
verdiler. Esas rolü üstlenen Abzeh ve Ubıhlar kendi istekleri ile harekete
geçtiler. Önce içişlerini düzenleyip merkezi otorite oluşturmaya yöneldiler. Bu
amaçla bir meclis kurdular.


Kısa bir süre
sonra Abzeh topraklarının her karışında kanlı çarpışmalar oldu. Vubıhların
kahramanlıkları Çar’ın generallerini bile hayran bıraktı. Vubıhların en ünlü 60
ailesi bu savaşta tamamen yok oldu. Rusların büyük gücüne karşı 2000 kadar
Ciget direndi.


4 Mart’ta 1863
tarihinde Kont Yevdokimov, Harekât emrini verdi. Rus askerleri üç kol halinde
sahil şeridi boyunca ilerleyip 5 Mart’ta eski Lazarev Kalesi’ni aldı. En güçlü
kavim Ubıhlara karşı harekât buradan yapılacaktı.


Bütün Ubıh
ileri gelenlerinden o sırada en etkili olanlar, Berzeg ailesinden üç kişiydi.
Hacı Giranduk-Degumuko, Hacı Alimgirey Babuk, Elbuzbek Hapakh ve Zefş
ailesinden İsmail Barakay. Degumoko, savaşan grubun başında bulunuyordu.


1863 yılı
sonunda Ruslar Abzehler’i teslime zorladılar. Şapsığ toprakları zapt olundu.
1864 yılı Şubat’ında ise Ubıhlar çember içine alındı. 6 Mart 1864 yılında Ubıh
direnişi sona erdi. Çar II. Aleksandr’ın talimatı gereği Ubıhlar’a iki alternatif
sunuldu: Ya Osmanlı topraklarına göçecekler ya da Kuban’da Ruslar’ın tespit
ettiği bir yere sürüleceklerdi. Ubıhlar Osmanlı topraklarına sürgünü seçtiler.
21 Mayıs 1864 tarihinde Kafkasya valisi Grandük Mişel, Petersburg’daki Çar’a
Kafkas savaşlarının bitişini duyurdu


HÂREKATIN AYRINTILARI


5 Mart’ta,
General Geyman tarafından Ubıhlara bir mektup yolladı. Mektupta şunlar
deniyordu: “Siz de çok iyi biliyorsunuz ki, Abzeh ve Şapsığ halkları
silahlarımıza kayıtsız şartsız boyun eğdiler ve serbestçe Türkiye’ye
yerleşiyorlar. İsteyenler bize başvuruyorlar ve Laba’da, Kuban’da toprak
alıyorlar. Şimdi; Ubıhlar, en son siz kaldınız. Sizinle ilgili taleplerimizi
bilmek istiyorsanız işte onlar: Bütün Rus esirlerini derhal teslim edin; hemen
şimdi, süre tespit etmeksizin, Türkiye’ye gitmek isteyenler kafileler halinde
Şahe, Vardane ve Soçi ağzında, deniz kıyısında toplanacaklar, bu noktalara Türk
buharlıları ve tekneleri (koçerma) yanaşabilir, buralardan Türkiye’ye
gidebilirsiniz. Fazla eşyalarınızı birliklere satmanıza izin verilecektir. Bize
gelmek isteyenler hemen Kuban’a, onlara gösterilen topraklara yerleşecektir.
Aranızda akıllı insanlar olduğunu biliyorum; siz, Azak Denizi kıyısına
yerleştirileceksiniz. Abzehleri bize karşı ayaklandırdığınızı ve bu talihsiz zavallı
halkı sefalete düşürdüğünüzü unutmayın”.


Ertesi gün
kampa Vubıh yaşlıları gelir. Başlarında Elbruz-Hapakh Berzeg’le birlikte 15
yaşlıydılar. Onunla birlikte diğer Berzeg, Hacı Babuk da gelir. Geyman’a
önceden, liderlerin boyun eğdiklerini bildirmek için değil, sadece,
topraklarına Rus birliklerinin girmesini geciktirmeyi hesaplayarak, görüşmek
için geldikleri bildirilmişti.

-“Ne o Vubıhlar?” dedi Geyman, liderlere doğru çıkarak.


-“Bana niçin
geldiniz? O kadar yaygarasını yaptığınız Avrupa üniformalı birlikleriniz
nerede? Yivli toplarınız ve mermileriniz nerede? Nerede müttefikleriniz?”

-“Biz artık inandık ki, bütün dış yardım umutlarımız hayalmiş; yalnız
kaldığımızı görüyoruz, önceden peşimizde dolaşanlar şimdi yüz çeviriyorlar. Ama
biz yine de Vubıh olarak kalıyoruz, biz yine de bütün bir halkız ve herhalde,
kendi yararımıza temas kurabilir ve taleplerimizi açıklayabiliriz. ”

-“Siz Vubıhlar görüşme mi yapacaksınız? Bizi yenin, ordumuzu kovalayın. Siz
güçlüsünüz, kudretlisiniz ya!”

-“Şimdi zafer ümit etmemiz zor. Yine de kanımızın son damlasına kadar sizinle
savaşabiliriz; size büyük zarar verebiliriz, ama sonunda kendimiz de yok
oluruz. Bu acılardan kaçınmak için meseleyi barış yoluyla bitirmeyi arzu
ederdik. Sadece üç ay süre istiyoruz; hepimiz Türkiye’ye gitmek istiyoruz;
hastalarımız var, malımız mülkümüz var; birçok kişi kıyıdan uzak yaşıyor. O
zamana kadar birlikleri topraklarımıza sokmamanızı rica ediyoruz.”

-“Başınıza gelecekleri önceden Şapsığlardan biliyordunuz. İsteyen göçe
hazırlanmak için vakit bulabilirdi. Ruslara vereceğiniz zarardan hiç
endişelenmiyorum. Burası da bizim için Abzehlere Şapsığlara boyun eğdirdiğimizden
daha zor olmayacak. Size merhamet göstermemizi hiç beklemeyin. “Siz böyle en
ufak bir merhameti hak ettiğinizi mi sanıyorsunuz? Bilin ki sizinle artıık
herhangi bir görüşme yapmak istemiyorum. Taleplerimi mektubumda söyledim,
yerine getirmek istemiyorsanız ordumla yardıma gelirim. ”

-“Rusların taleplerini yerine getirmek zorunda olduğumuzu biliyoruz, -diye söze
başladı Elbruz. -Şamil’i yenen bütün Dağıstan’ı ve Çeçenistan’ı hâkimiyeti
altına alan kalabalık çok nüfuslu Abadzehlere ve Şapsığlara boyun eğdirenlerle
savaşmaya gücümüz yetmez. Biz şimdi artık yorgun düşmüş bir halkız, fakat bu
halimizle sizden merhamet istiyoruz. Âlicenaplığa ve asalete mahsus merhamet. ”

-“Bana masal anlatmayın! Ben sizin ciğerinizi okurum. Hemen üzerinize
yürümediğim için şanslısınız. Herkesin kıyıya çıkması için henüz vakit var.
Kıyıya nasıl gideceğini bilmeyen varsa Şapsığlardan ve Abzehlerden sorup
öğrensin. Benim tarafımdan uzlaşma yok ve ileride de olmayacak. ”


Bu sözlerle
Geyman konuşmayı bitirir. Yaşlı liderler de halklarının kaderinin itirazsız
şekilde çizildiğini anlarlar.

Bu saygın Vubıhların Rus kampının ortasındaki durumu fevkalade güzel bir tablo
arz ediyordu. Görüşme herkesin gözü önünde yapılıyordu. Subaylar ve askerler,
boyun eğmeyen son kavmin temsilcilerini büyük bir dikkatle izliyorlardı.


Her Vubıhın
duruşunda, bakışında tam bir izzeti nefisin bilinci fark ediliyordu. En ufak
bir küçülme veya korku yoktu. Ancak bu dakikaları hayatlarında ilk ve son kez
yaşadıkları belliydi. En zayıf noktalarından, onurlarından vuruldukları
görülüyordu. Sırma ve gümüş dikişli, zengin ve gururlu Vubıhlar güçsüz
olduklarını itiraf etmek zorunda kalmışlardı.


General
Geyman, birlikleriyle 7 Mart’ta ülke içine hareket etti. Üç kola ayrılan
birlikler, üç gün boyunca bütün köyleri yakıp kül ederler ve halkını deniz
kıyısına doğru sürdüler.

10 Mart’ta Rus askerleri Tuapse Nehri boyunca yukarıya ilerdiler. Dağlık şeride
harekâta başladılar.

Bütün halk denize iniyordu. 18 Mart’ta, Psezuapse’den beş verst mesafede, eski
bir Hristiyan manastırının yanında bulunan kestane koruluğundaki büyük Vubıh ve
Ahçipshu grupları direniş gösterdiler. Vubıhların Daho Müfrezesi’nin taarruzunu
ilk durdurma girişimleri başarısızlıkla sonuçlandı. Rus askerleri ilerlemeye
devam ettiler. Bütün köyleri yakılır.


24 Mart’ta
Hacı Giranduk Degumuko (Berzeg), Loo Nehri’ndeki kampa kendisinin gelmesine
izin verilmesi için Geyman’a birkaç saygın Vubıhı gönderdi. Bunun hemen
ardından boğazdan hepsi yamçılı ve başlıklı bir grup Vubıh görünür.


Degumuko
yaklaşıp birkaç saniye konuşmadan kalınca Geyman:

– Merhaba Hacı, seninle tanıştığıma çok memnun oldum.

– Ben, doğruyu söylemek gerekirse, seninle tanıştığıma hiç memnun olmadım, diye
karşılık verir.

-Duydum ki yanımda bulunmak istemişsin; siz Vubıhlar çok kibirli olduğunuz için
ilk önce ben geldim.

– Böyle misafirler bizim için çok can sıkıcıdır, diye karşılık verir Degumuko.

– Ne söyleyeceksin? Niye geldin?

-Biz vatan topraklarımızı bırakmak ve Türkiye’ye gitmek istiyoruz; mallarımızı
toplamamız, hayvanlarımızı satmamız lazım.

– Peki denizin ötesinden yardıma gelecek orduları neyle besleyeceksiniz?

– Hangi ordu?

Daha sonra Degumuko, Vubıh halkı adına, tamamen boyun eğdiklerini ve emredilen
her şeyi yerine getirmeye hazır olduğunu bildirir. Bütün bu kavmin önünde
eğildiği, bir zamanların bu dehşetli ve güçlü önderi şimdi merhamet adına göç
etmek için birkaç gün rica etmek zorunda kalıyordu.

25 Mart’ta tek bir kurşun atılmadan Soçi alınır Soçi’nin alınmasıyla da bütün
dağlık şeridin hâkimiyeti Ruslara geçmiş oldu. Böylece Adıgelerin yaklaşık 300
yıllık direnişi sona erdi. İnsanlığın bu kadim halkı anayurtlarından sökülüp
atıldılar.


*


Kafkas
kavimleri içerisinde Vubıhlar savaş düzenleri açısından hemen göze çarparlar.
Vubıhların savaş düzenleri yüzlerce yıllıktır.

Vubıh askeri örgütlenmesi konusunda Rus generali N.Dubrovin şöyle yazıyordu:
“Vubıhlar savaş boyunca liderlerine tam bağımlılık gösterirler. Lider insiyatif
kullanmakta ve düşüncelerini yanındakilere açıp açmamakta tamamen özgürdür. Her
savaşçı kendi silah ve erzağını yanında bulundurur. 800-3000 kişilik bir birlik
oluşturulunca lider toplantı yerine gidip erzak kontrolü yapar. Birlikler öncü
ve artçı olmak üzere iki grubu ana kuvvetten ayrırlar. Aynı köylerden cepheye
gelenler 10-100 gruplar oluşturur. Bu grupların kendi aralarında seçtikleri
birer liderleri vardır. Bu liderler asıl liderden aldıkları direktifler
doğrultusunda gruplarını yönetirler. Vubıh ordusu iki saf halinde harekete
geçer. Özellikle hava kararınca savaşırlar ve gün ağarınca bitirirler.”


Yazar Aytek
Kundukh, Vubıhlar’daki askeri örgütlenme için şunları yazar : “O zamanki
koşullara göre askeri örgütlenme biçimiyle diğer Dağlı halklardan ayrılan ve
ilginç bir yetkinlik gösteren Çerkeslerin küçük kabilelerinden biri olan
Vubıhları burada vurgulamamak büyük bir haksızlık olur. Böyle bir askeri örgüt
diğer Dağlı halklarda, hatta salt Çerkes kabilelerinin tümünde olsaydı,
Rusya’yla savaşımın sonucu da büyük bir olasılıkla bu denli korkunç olamazdı.
Bu bakımdan Vubıhlar bütün Dağlıların genel niteliğinden sayılan direnişleriyle
değil, askeri düzenleri ve disiplinleriyle de her türlü övgüye layıktırlar.


***

Osmanlı devleti Çerkesleri imparatorluğun dört bir yanına dağıttı. Aileler
arasında çıkan çatışmalar bahane edilerek Hacı Granduk Berzeg Rodos’a sürgün
edildi.

Balkanlar’da yaşayan Çerkesler de Osmanlı ordusuna yardıma koştular. Savaşan
gönüllülerin yarıdan çoğu Çerkes idi. Babadağ, Doğu ve Batı Bulgaristan’da
16.000 Çerkes süvarisinin Osmanlı saflarında çarpıştığı belirtiliyor. Bu sayı
Osmanlı süvarilerinin iki katıydı.


Mısır
ordusunda görev yapan birkaç yüz Çerkes gönüllü olarak Osmanlı ordusunda görev
aldı.


Balkanlar’daki
Osmanlı ordularında Çerkes paşalar görev almıştı. Rauf Paşa, Sofya komutanı
Çerkes Hasan Paşa, Şevket Paşa, Karzeg Dilaver Paşa, Deli Fuat Paşa, Nusret
Paşa bu komutanlardan birkaçıydı. Gönüllü birliklere Çerkes İbrahim Paşa,
Grandük Hacı Berzeg ve oğlu İslam Bey komuta ediyordu. Doğu cephesinde Çerkes
Osman Paşa, Abhaz Mühlis Paşa görev yapıyordu.


*


Çerkesya’nın
bağımsızlığı için mücadelenin önderlerinden Hacı İsmail Degumuko Berzeg’in
yeğeni olan ve son güne kadar mücadelesini sürdüren Hacı Granduk Berzeg sürgün
olduğu Rodos’tan Balkanlar’a getirildi ve Umum Muavene Komutanı (Yardımcı
Güçler Komutanı) yapıldı. 75 yaşını aşmış olan bu kahraman topladığı Çerkes
gönüllülerle burada Rus Kazaklarına kök söktürdü. Savaşta oğlu İslam Bey şehit
düştü. Diğer oğlu Mehmet Bey Mayıs 1887’de Abhazya’ya çıkan Osmanlı
kuvvetlerinde görev almıştır.

Balkanlar’daki Rus kuvvetleri içinde bu savaşa gönüllü olarak katılmış
Kabardeyler de vardı. Bunların bir kısmı Osmanlı ordusunda gönüllü olarak
savaşan Çerkes süvarilerine katıldılar.


Eski Zağra
Müftüsü Hüseyin Raci Efendi yazdığı anı kitabında bu savaşta düşmanla
korkusuzca savaşan Çerkeslere geniş yer verir. Eski Zağra’nın kurtarılmasında
yer aldıklarını anlatır. (Tarihçe-i Vak’a-i Zağra, İstanbul,
S:61-76-106-131-132—141-146-147-151)Yine kitabında Eski Zağra’da yaşayan
Yahudilerin Müslümanlarla beraber askerlerimize ekmek, yemek, su ve sigara
verdiklerini yazar. (Tarihçe-i Vak’a-i Zağra, İstanbul, s.65)


*


Vubıhça’yı
bilen tek kişi kabul edilen Tevfik Esenç’in ölümünden sonra bu dil tarihin
karanlıklarına gömülmüştür. Ancak O henüz ölmeden önce Fransız dil bilimci
Georges Dumezil, Ubıhça’yı kayda almış, Fransa’daki akademisinden yılda 6 kadar
öğrenciyi Vubıh Dili konusunda eğitim almış olarak mezun etmenin hazzını
yaşamıştır.Kuşçubaşı Eşref, Cihangiroğlu İbrahim ve Şhapli Kamil Efendi gibi
vatana emeği geçmiş pek çok Vubıh kahramanı bulunmaktadır.

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

TÜM KATEGORİLER
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER