SON DAKİKA

16:21 - JİTEM DOSYASI /// VİDEO : TERÖRİSTLERİN GÖRMEKTEN BİLE KORKTUĞU EFSANE KOMUTANLAR – EŞREF BİTLİS VE EKİBİ

16:05 - HAVACILIK DOSYASI /// ERCAN CANER : En Ölümcül Helikopter Kayıpları

17:07 - JİTEM DOSYASI /// Sedat Peker’in iddiaları : JİTEM davalarında son durum ne ?????

17:13 - HAVACILIK DOSYASI /// VİDEO : ÜCRETSİZ DRONE EHLİYETİ NASIL ALINIR ????? DRONE LİSANS BAŞVURUSU – İHA-1 / İHA-0)

15:25 - HAVACILIK DOSYASI : Pilot Otorotasyon Eğitimi mi Yapıyordu ???

20:32 - HAVACILIK DOSYASI /// E. Hava Pilot Tümgeneral İrfan Sarp : Atatürk Havalimanı eski statüsüne yeniden kavuşturulmalıdır

17:00 - GLADYO DOSYASI /// FERHAT ÜNLÜ : NATO’nun gayrimeşru çocuğu : Gladyo

09:30 - GLADYO DOSYASI /// CEYHUN BOZKURT : GLADYO UNSURLARI ÜLKEMİZDE YENİDEN BİR DİZAYN PEŞİNDE !!

16:24 - HAVACILIK DOSYASI /// ERCAN CANER : Ölümcül Robinson R-44 Kazası

05:26 - HAVAYOLLARI DOSYASI /// VİDEO : Yolculara Asla Söylenmeyen 15 Uçuş Sırrı

15:19 - GLADYO DOSYASI /// FERHAT ÜNLÜ : Kasaturadan kuantum fiziğine Gladyo

15:43 - DENİZLERİMİZ DOSYASI : TARİHİN FIRTINALI SAYFALARINDAN * ERTUĞRUL FIRKATEYNİNİN TRAJİK YOLCULUĞU – (Bölüm I – II – III – IV)

22:30 - GLADYO DOSYASI /// Hikmet Çiçek : BİR GLADYO OPERASYONU KIZILDERE VE SAMANLIKTA SAKLANANLAR !!!

14:15 - KONTRGERİLLA DOSYASI : ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU “YEŞİL” KOD ADLI MAHMUTT YILDIRIM İLE İLGİLİ 40 YILLIK SIRRI AÇIKLIYOR

09:18 - DUYURU : ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU’NUN VERDİĞİ BİLGİLER İLE İSTANBUL’DA 2 UYUŞTURUCU ŞEBEKESİ ÇÖKERTİLDİ. İŞTE YAZIŞMALAR !!!!!

08:09 - TAZİYE MESAJI : Teröristler tarafından döşenen el yapımı patlayıcının patlaması sonucu UZM. ÇVŞ. YUNUS EMRE YALMAN adlı askerimiz Şehit oldu. 1 askerimiz yaralandı.

19:00 - TAZİYE MESAJI : Tunceli’de Eren- 7 Operasyonunda yaralanan Jandarma Uzman Çavuş Burak Tortumlu hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak şehit oldu.

18:22 - AK PARTİ DOSYASI /// MÜYESSER YILDIZ : Erdoğan’ın Abisi İsmail Kahraman’ın Başkenti Neresi ???

18:17 - GÜNDEM ANALİZİ /// MÜYESSER YILDIZ : 82’nci Vilayetimiz Kerkük “Bölücü Kebapçılardan” Daha Mı Önemsiz ???

Yurtsever ve Açık Bilgi Platformu | Özel Büro İstihbarat Grubu Özel Buro

ABAZA-ÇERKES-ÇEÇEN-KABARDEY-DAĞISTAN-GÜRCÜ

ÇERKES TOPLUMU DOSYASI /// Ekrem Hayri PEKER : Çerkeslerde Düğün-Yemek-Giysi Kültürü

ABAZA-ÇERKES-ÇEÇEN-KABARDEY-DAĞISTAN-GÜRCÜ
Bu haber 12 Ağustos 2020 - 0:00 'de eklendi.
Whatsapp Paylaş Telegram Paylaş


Ekrem Hayri PEKER : Çerkeslerde Düğün-Yemek-Giysi Kültürü


24
Haziran 2018


Çerkesler 1864
yılında yurtlarından Çarlık Rusya’sı tarafından sürüldüler. Savaş sonrası
Karadeniz kıyılarında, göç esnasında ve yerleştikleri bölgelerde nüfuslarının
yarısını yitirdiler. 93 Harbi’nden sonra (1877-78) bir kısmı bugünkü
Bulgaristan topraklarına yerleştirilmiş olan Çerkesler Osmanlı topraklarının
dört bir yanına dağıtıldılar.


HÜDAVENDİGAR VİLAYETİ’NE YERLEŞİM


Osmanlı Devleti
1867 yılında yaptığı idari reformla eyalet sistemini kaldırıp vilayet
örgütlenmesine gitti. Bu tarihte kurulan Hüdavendigâr vilayeti dâhilinde Merkez
Sancağı Bursa, bağlı sancaklar; karesi (Balıkesir), Kocaeli, Karahisar-ı Salip
(Afyonkarahisar), Ertuğrul (Bilecik), Eskişehir ve Kütahya’dan oluşuyordu.


*


Bursa’daki resmi
kayıtlarda, Kafkasyalılara 1830 yılındaki sayım kayıtlarında rastlanılır.
Sadece erkeklerin sayıldığı bu sayımda beş Kafkasyalının ismi kayıtlara köle
olarak geçer. Kadınlar sayılmadıkları için köle olan Kafkas kökenli kadınların
sayısını bilemiyoruz. 1807 yılında Çerkes kökenli Rahmi Efendi Bursa kadısı
olmuştur.


18 ve 19. yüzyıl
seyahatnamelerinden bazılarında Lopodion/Uluabat‘ta Aziz Michael adına
kutlanan/düzenlenen panayır anlatılmaktadır. Seyyahlardan C. Macfarlane
seyahatnamesinde panayırın 1845 yılında yöreye yerleşen Çerkesler tarafından
hoş karşılanmadığını yazar.


Rumeli’nden gelen
Kafkas göçmenlerinden 30 hane, Apolyont-Uluabat Köyü’ne yerleştirilir. Köyde
farklı iki kültür arasında uyuşmazlık çıkar. Köye yerleşen Çerkesler, köyde
düzenlenen panayırdan rahatsız olurlar. Süregelen savaşların getirdiği
yoksullaşma ve dil farklılığından doğan iletişimsizlik büyük problemler yaratır.
Göçmenlerin beldenin yabancısı olması sebebiyle dayanışmalarını artırıp dışa
karşı kapalı bir vaziyet almaları da problemler yaratır.


Yerli halkla
büyük boyutlara ulaşan çekişmeler çıkar. Sonraki yıllarda (1900-1920)
Karacabey’de Arnavut-Çerkes kavgaları yaşanır.


Uluabat ve Haydar
köyleri gibi sulak alanlara yerleşen çok sayıda Kafkasyalı sıtmadan
kırılmıştır.


Göçmenlerin bir
kısmı için Bursa’da genellikle saraya, hazineye ait çiftliklerde yer
bulunmuştur. Bursa’nın dağ ilçeleri hariç, diğer ilçelerdeki köylerin çoğu yeni
kurulan göçmen köyleridir. Nüfusu azalan birçok köye göçmenler yerleştirilerek
nüfus takviyesi yoluna gidilmiştir. Göçmelerin bu bölgeye yerleştirilmesinin
sebebi, savaş ve salgın hastalıklar nedeniyle azalan Müslüman nüfusu arttırmaktı.
Muhacirlerin iskânı için merkezden Nafiz Bey görevlendirilmiş ve Bursa’da
‘’İdare-i Muhacirin Komisyonu’’ kurulmuştur.


1877-1878
Osmanlı-Rus Savaşı’ndan sonra katliamdan kaçan Müslüman ve Kafkas göçmenlerden
162.028’i, iskân için Hüdavendigâr vilayetine gönderildi. Diğer bölgelerden
gelen göçmenlerle bu sayı, 189.028’e yükseldi.


Bursa’ya yerleşen
Kafkasyalılar içinde İmam Şamil’in Şapsığ ve Abzahlara naip olarak gönderdiği
Muhammet Emin Paşa da vardır. Mezarı Armutlu köyündedir. Muhammed Emin
Paşa’nın, bugün Tahtakale’de Aksu Hanı’nın karşısında bulunan Çerkes Hanı daha
sonra başkalarına satılır.


Balkanlar’dan göç
eden Çerkeslerden, Kite’ye bağlı, bir Rum köyü olan Yolçatı köyüne 1880 yılında
köye 25 hane Çerkes göçmen yerleştirilmiştir. Ancak bu göçmenler burada fazla
kalmayıp, ayrılmışlar.  15 Ekim 2015 günü köyde yapılan inceleme de, köy
muhtarı Yılmaz Uludağ’ın tanıştırdığı 70-75 yaşındaki köylülerden hiçbirisi
köye yerleştirilmiş Çerkesler’i hatırlamadılar.


BURSA İLÇELERİNDEKİ YERLEŞİMLER


KARACABEY:
1881’de Çerkes göçmenler Akça Sığırlık-Ekmekçi, Haydar, Canbaz ve Arap
Çiftliği’ne yerleştirir.


İNEGÖL: 1887
Abazlar Mezit ve Sultaniye köylerine; Çerkesler Güney Kestane, Gökpınar,
Tüfekçikonağı, Kanlıkonak, Hacıkara, Fındıcık, Kestanealan köylerine yerleştirildiler.


ORHANGAZİ
(PAZARKÖY): 1900 yılında yüz yirmi sekiz hane Dağıstan Göçmeni yerleştirilir.


KIRMASTİ: Güvem-
Soğucak- Taşpınar- Kadirçeşme- Boğazköy (Eskimezarlık) – Koşuboğazı- Karaorman-
Güllüce.


YENİŞEHİR:
Yenişehir’deki tek Çerkes köyü Çerkes Kavaklı’dır.


ÇERKES KÜLTÜRÜNDEN BİR KESİT: EVLİLİK ve YEMEKLER


Çerkes halkında
kadınlarla erkekler, toplumsal hayatın her alanında yan yana yer alır.
Gelenekçi bir toplum olmalarına karşın, kadınlarla erkekler arasına bir duvar
çekilmez. Tam tersine özellikle genç kızlarla genç erkeklerin, belirli bir
saygı çerçevesinde bir arada olmaları teşvik edilir. Bu teşvikin en güzel
örneği ise zehestir. Gençlerin tanışması, sohbet etmesi ve eğlenmesi amacıyla
yapılan bu toplantılarda kızlar ve delikanlılar birbirlerini tanıma imkânı
bulur. Bu yadırganan bir durum değildir. Ancak, bu sosyallik içinde, toplumun
gelenek ve göreneklerinin dışında davranmak son derece ayıptır. Adetlerin,
gelenek ve göreneklerin dışında davrananlara “çok ayıp’’ anlamına gelen
“yemiku’’veya “haynape’’ derler ki, bu ayıplama o hatanın bir daha yapılmaması
için yeterlidir.


Adigeler
Türkiye’de yaşayan birçok kesime göre, kadın erkek ilişkisinde daha geniş bir
hoşgörüye sahiptir. Beşik kertmesi, söz kesme diye bir adet yoktur. Görücü
usulüyle evlenmeye hemen hemen hiç rastlanmaz. Gençler genelde birbirlerini
tanıyarak, severek evlenirler. Çerkeslerde yedi kuşağa kadar akrabalarla
evlenilmez.


Çerkeslerde
evlilik, saygı uyandıran, mutluluk nedeni olan bir kurumdur. Evlilik kurumu
büyük bir düğünle kurulur ve bu düğüne büyük önem verilir. Bu nedenle
Çerkeslerde evlenme törenleri bir kurallar manzumesidir. İster kaçırma yoluyla,
isterse normal şekilde olsun, evlenmelerde mutlaka düğün yapılır. Çerkeslerde
yaşamı “Xabze” denilen örf ve adetler manzumesi belirler.


“ZEHES” Toplantı:


Adige genç erkek
ve kızlarının birbirlerini daha iyi tanımaları, gelecekte yapılacak
evliliklerin daha iyi temellere oturması, uzun ve huzurlu bir aile kurulması
amacıyla çeşitli zamanlarda yapılan karşılıklı konuşmalardır.


Düğün
zamanlarında, köye misafir Adige kız veya erkek geldiğinde, hasat sonu, mısır
soyma zamanı imece usulü çalışılır ve konuşulur, şakalar yapılırdı. Zehesler
çoğunlukla uzun kış gecelerinde yapılırdı.


Zehes yapmak
isteyen mahalle veya köy kızları, arkadaşlarından birinin evinde toplanırlardı.
Toplantı haberini küçük kardeşleri aracılığıyla haber verirlerdi. Veya gençler
zehes olma ihtimalindeki olan evleri gece dolaşırlar, haberleri olurdu.


Delikanlı gençler
toplantı olan eve giderler, odaya girip müsait bir yere otururlardı. Şayet
konuşmak istedikleri, kaşen (sevgili) yapmak istedikleri kız varsa, kendi
sözcüleri aracılığı ile kıza söyletir, kız da kabul ederse karşılıklı oturup
tanışır ve sohbet edip konuşurlardı. Belli bir süre konuştuktan sonra müsaade
isteyip toplantıdan ayrılırlardı.


Ancak günümüzde
şehirleşme, diğer yerlerde olduğu gibi Çerkes köylerini de etkilemiş, göç
sonucu nüfusun azalması bu etkinlikleri de olumsuz etkilemiştir.


HISAŞE HABZE (Düğün Adetleri)


Auj”Söz
Verme:


Delikanlı zeheste
beğendiği kıza evlenme teklif eder. Kız bunu kabul ederse delikanlıya mendil,
yüzük gibi bir nesne verir.


“Lhıxhu”  Kız İsteme:


Delikanlının
ailesindeki yaşlılardan bir grup, kızın ailesindeki en yaşlı amca veya dayıya
giderek kızı isterler. Olumlu cevap alınırsa “Wase “ denilen başlık
kararlaştırılır.


“Wnaplhe” Ev Görme:


Yakından
tanışmayan aileler kızlarını isteyen ailenin yaşayışları ve varlıkları hakkında
bilgi almak için güvendikleri birkaç kişiyi kızın ailesine gönderirler. Erkek
tarafı da wnaplhe’ye gider.


Wase ıx”
Başlık Alma:


Kız tarafı, erkek
tarafına başlık almaya gidilecek tarihi bildirir. Başlık almaya yakın akraba,
komşu ve dayı tarafından bir genç olmak üzere üç kişi olur. Kızlar için yüksek
wase istenir. Bunun amacı kıza biçilen hürmet ve önemi gösterir.


Geçmişte başlık
olarak at, silah, elbiselik ipek ve kadife kumaşlar veriliyordu. Eski çağlarda
wase olarak verilen eşyalar arasında ok ve yay da bulunurmuş.


Dini Nikâh:


Nikâhta kız ve
erkeği vekilleri temsil eder. Nikâhtan sonra kız ve erkek tarafı “Nish”
dediğimiz nikâh yemeği verilir. Yemekte en yaşlı kişi “Thamade” yemekten önce
“Xhuexsu” yapar.


“Ceuq” Düğün:


Genelde düğün bir
yıl sonra yapılır. Kız ayrı köydeyse bir alay oluşturulur. Kızın ve
delikanlının evinde iki ayrı düğün düzenlenir. “Nıse” gelin, delikanlının
köyüne getirilir. Bu serenomiye  “Nisaşe Kıeşığ Ceuq” denilir.


Nışase Kıeşoğ
Ceuq” Töreni:


Gelin almaya
giden alayı yönetecek “Thamate” yanına kendine yardım edecek kişiler ve düğünü
idare edecek  “Hatiyakhue” ve kızların “Thamate”si seçilir.


Gelin alayına
delikanlının akrabaları, arkadaşları katılır. Damadın kız kardeşi ve yardımcı
olacak birkaç kız da alaya katılır.


Gelinin köyüne
bir, iki kilometre yaklaşıldığında haber gönderilir.  Köyden gelenlerin de
katıldığı kafile gelinin evinin kapısına gelir ve davet edilinceye kadar
beklerler. Davet edilince içeri girerler.


Gece köyde
kalınacaksa eğlenceler düzenlenir, erkek tarafına muziplikler, latifeler, ağır
şakalar yapılır. Kız tarafı, gelin alıcıya gelen konvoydaki genç kız ve
erkeklerin yüzlerini boyarlar, saçlarına ilginç şeyler takarak, komik durumlara
sokarlar, düğüne katılanların gülüşmelerine, şakalaşmalarına ve kahkahalarına
neden olurlardı


Ertesi gün gelin
alayı evin kapısına gelir, delikanlının küçük kardeşi veya akrabasından bir
genç kızın odasına girip, gelinin koluna girer ve evden çıkarır. Bu sırada
anne, baba ve yaşlı akrabalar evde yoktur.  Evi bu şekilde terk etmek ayıp
sayılacağından anne ve babanın elini öpmez. Çıkarken akrabalardan yaşlı bir kadın;
“Lepe vesi daxe”mafe”, yani “Mesut adım atasın güzelim” der.


Bu hüzünlü
uğurlamada kız tarafı silah atmaz, şarkı söylenmez. Onun yerine “pşına”
–akordiyon benzeri bir çalgı- ile “Nise qış Wered” yani “Gelin uğurlama”
çalınır. Gelin kendisi için hazırlanan arabaya biner. Arabanın iki tarafında
bulunan direklerin sağında erkeğin, solunda kızın aile arması bulunur.


Yolda
köyün/mahallenin gençleri, gelin alıcı konvoyunun önünü kesip, arabayı çeken
öküzlerin sırtlarına binmek isterler. Onlarda bindirmek istemezler ve şaka
amaçlı arbede yaşanır. Mahalle delikanlılarına verilen dizi lokma hediyesi
sonucu yola devam edilir. Yol boyunca oyunlar oynanır, şarkılar söylenir.


“Nisaşe Ceuq” Gelin Getirme Düğünü:


Gelin alayı
delikanlının köyüne yaklaşınca haber gönderilir. Gelenlerle beraber gelinin k
alacağı eve getirilir.   Gelenlere lokum, tığuji, soğuk söğüş et gibi
ikramlarda bulunulur.


Bu düğüne gelin
ve damat dışında anne ve babalarda katılmazlar. Gelinin kendi düğününde
oynaması adetten değildir. Önce ev sahibi konumundaki “Şegerey”  denilen
kişi oynar. Düğünü “Hatiyakue” idare eder. Kimin kiminle oynayacağına karar
verir. Bu şekilde herkes oynamış olur. Düğünde kardeşler birbiriyle oynayamaz.
Sözlü kızlar ve evli kadınlarda oynamaz. ‘’Hatyakoe’’, oynayacak kızı ve
delikanlıyı çağırır. Her şey bir düzen ve disiplin içinde gider. Düğünlerin
vazgeçilmez müzik aletleri, mızıka, akordeon ve tempo tutmaya yarayan tahtadan
aletlerdir. Düğünlerde mızıka ve akerdeonları sadece erkekler değil, kadınlar
da çalar. Bu düğünlerde erkekler ve kızlar aşırı hareketlerde bulunamazlar.
Dans figürlerinde gösterişe gidilmez. İncelik, ustalık ve estetik esastır.


Düğün toplu halde
yapılan ağır tempolu “Wuigg” dansıyla başlar. Sonra “Kafe”denilen yavaş ritimli
dansla devam eder. Daha sonra  “Şeşen”, “Apsuva”  ve “Leperuj” 
gibi hareketli danslarla devam eder. Düğün süresince damat “Malxa” sağdıcın
evinde, gelin “Nise” ise “Leğuıne” denilen gelin odasında kendilerini tebrike
gelenleri bekler. Düğün sabaha karşı “Wuigg” dansıyla sona erer.


***


Gelin erkek evine
dualarla girdikten sonra bir ay veya daha uzun süre “Nıse lagun” denen özel bir
odada kalır. Köyün insanları gelini ziyarete gider, başından aşağı şeker ve
bozuk para atarlardı.


Damat da “şave
vune” denilen, ayrı bir evde kalırdı. Damat düğün sırasında ve ondan sonraki
günlerde bir arkadaşının evinde misafir kalır. Gelin de gelin odasında bekler.
Yemek yemez, hatta konuşmaz.


Damat, evine
geceleri gizlice gider, sabah erken gene kimseye görünmeden evden çıkar. Bu
durum, bir müddet böyle devam eder. Bu sürede kayınpederine görünmezdi. Gelin
kayınpeder, kayınvalide, büyük kayınbirader, kocasının amcalarının ismini
söyleyemez.


Birkaç ay sonra
davet üzerine gelin, baba evine gider ve ona verilen hediyelerle evine dönerdi.
Gelin, belli bir süre pederinin evinde geniş aile şeklinde yaşadıktan sonra
uygun şartlar oluşursa; ayrı eve çıkıp ayrı aile olarak hayatlarına devam
ederlerdi.


***


Çerkeslerde
boşanmak büyük bir toplumsal ayıptır ve çok az yaşanır. Çünkü Adıge erkekleri
emanet olarak aldıkları eşleri ve ailesine karşı kaba kuvvet uygulamaz. Kötü
söz, aşağılayıcı kelime bile söyleyemez. Aksi durum söz konusu olursa emanet
alınan nıse (gelin) ve ailesi tarafından yaptırıma uğrar. Özellikle erkekler
erken evlenmezler. Ortalama bir evlilik yaşından söz etmek gerekirse bunun
25-30 arası olduğu söylenebilir.


Gelin çıkarma
düğünü, Çerkesler dışındaki toplumlarda, görülmeyen bir gelenektir. Çerkeslerde
düğün yapıldıktan sonra, gelin hemen evin bir parçası olmaz. Gelin, bir misafir
gibi, hiçbir iş görülmeden gelin odasında aylarca ağırlanır. Yemeği odasına
götürülür. Gelin bu süre de hiç yalnız bırakılmaz. Köyün kızları, gelinleri
gelip onu ziyaret ederler. Hediyeler, yiyecekler getirirler. Yeni gelini
eğlendirirler. Yani bu dönem, evde yaşanan bir çeşit balayı dönemi gibidir. Bu
süre içinde damat, sadece geceleri eve gizlice gelir ve sabah erken saatte
kimseye görünmeden evden çıkar. Gelinin evin bir parçası olması da yeni bir
düğün gerektirir. İşte bu düğüne “Gelin çıkarma düğünü’’ denir. Bu düğünde
gelin getirme düğünü gibi yapılır. Yani bir evlilik için iki düğün yapılır.
Ancak, bu düğünden sonra gelinin zor günleri başlar. Artık balayı bitmiştir ve
evin tüm işleri gelin tarafından yapılır.


Çerkeslerde kız
kaçırmanın da yaygın olduğu söylenir. Ancak Çerkeslerdeki kız kaçırma eylemi
bir anlamda danışıklı dövüş diyebileceğimiz türdendir. Çünkü kaçırmada zora
başvurulmaz. Kız kaçırılacaksa erkeğin ailesi kızın ailesinden birisini mutlaka
haberdar etmek zorundadır. Ayrıca kızı kaçırmaya damat adayının gitme
zorunluluğu da yoktur. Damadın bir arkadaşı, bu görevi yerine getirebilir.
Kaçırılan gelin adayı, damadın yakın bir akrabasına teslim edilir. Kaçırma
olayından sonra ise devreye yaşlılar girer. İki aile arasında anlaşma
sağladıktan sonra düğün yapılır. Adigelerde erkek, karısını kendi adıyla
çağırmaz.


Örneğin şöyle
der: Hatkoların Kızı-Hatkoha yapleh diye seslenir.


YEMEKLER


Günümüzde de
yapılan bazı Çerkes yemekleri:


Çerkes Tavuğu: Bir tencerede sıvı yağ ile rendelenmiş soğan
kavrulduktan sonra, içine biber salçası konulur ve üzerine önceden haşlanmış
tavuğun suyu ilave edilip, kaynamaya bırakılır(Tavuk haşlanırken de Çerkes tuzu
konulur). Bu arada başka bir tencerenin içine bir kâse soğuk su konulup, içine
dört yemek kaşığı mısır unu, bir yemek kaşığından az kimyon, bir tatlı kaşığı
kadar karabiber, reyhan, kişniş ve dövülmüş ceviz ilave edilir, çatalla iyice
karıştırıldıktan sonra diğer tencerede daha önce hazırlamış olan karışıma yavaş
yavaş ilave eklenir. Bunlar da kaynadıktan sonra küçük küçük kesilmiş tavuklar
ilave edilir ve ikrama hazır hale gelir. Marketler de “acıka” adıyla satılan
Çerkes tuzunun yapılışı şöyledir: Tuzun içine kişniş, kimyon, tavuk otu, bol
sarımsak ve kırmızıbiber koyup karıştırılır. Sonra üzerine bir miktar ceviz
yağı ilave edilir.


Fasulye ezmesi: Önce barbunya haşlanır ve suyu süzülür.
Küçük bir tavaya biraz biber salçası konulur yağ, soğan ve sarımsak kavrulur.
Sonra barbunyalar bu karışıma eklenip, üstüne sıcak su ilave edilerek
pişirilir. Yemeğin ateşten indirilmesine yakın, daha çok lezzet versin diye
Çerkes tuzu konulur. Daha sonra pişmiş olan barbunyalar kaşık yardımıyla ezilir
ve servis yapılır.


Metaz: Un ve su karışımıyla yapılan mayalı hamur iyice yoğrulur. Daha
sonra daire şeklinde açılan hamurlar, bir çay bardağının ağız kısmıyla yuvarlak
şekilde hamurlar kesilir ve içine Çerkes peyniri, biraz da tuz konarak
kapatılır. Kapatılan bu hamurlar, kaynar suyun içinde iyice haşlandıktan sonra
sıcak olarak servis yapılır.


Hacıkara köyünde,
gençler bir araya geldiklerinde mutlaka metaz yaparlar. Hamurların içine, nohut
fasulye, mercimek gibi şeyler koyarlar. Bunlar kime rastlarsa o kişilerin
şanslı olduğuna inanırlar.


 Haluj: Un ve su karışımıyla elde edilen hamur küçük
parçalara ayrıldıktan sonra daire şeklinde açılır. Bir çay bardağının ağız
kısmıyla yuvarlak şekilde hamurlar kesilir. Daha önceden hazırlanmış patates,
soğan ve biber karışımı bunların içine konulur ve yarımay şeklinde kapatılır.
Birbirine yapışmaması için hamurlar Kaynamış suya tek tek atılır. Haşlandıktan
sonra bunların suyu süzülür. Daha sonra üzerine sıcak tereyağı, pul biber ve
yoğurt dökülerek yenilir.


 Halug: Un, su ve tuz karıştırılarak hamur yapılır.
Yarım saat dinlendirilir. Hamurlar somun haline getirilip ortasına ceviz konur.
Fırında pişirilir.


 Sızbal: Ispanaklar haşlanır. Sonra bir kabın içine
ceviz ve Çerkes peyniri konulup üzerine ıspanaklar ilave edilir. Bunlar ateşte
biraz kavrulduktan sonra üzerine yoğurt dökülüp yenir.


Çerkes Peyniri: İki ya da üç litre süt kaynatılır ve içine
iki üç gün öncesinden kalmış, yoğurt suyu yavaş yavaş dökülür. Süt, içinde
beyaz topaklar, üstünde yeşil su oluşuncaya kadar hafif ateşte kalır ve sonra
tel süzgeç ile süzülür. Şekil vermek için kaşıkla bir iki defa çevrilir ve ılık
iken iki tarafı tuzlandıktan sonra dolaba konularak kurutulur.


Tulen: Tavuk pişirilip, küçük parçalara ayrılır. Diğer bir kapta, iki üç
yemek kaşığı unla iki su bardağı süt yavaşça karıştırılır. Tencerede kaynayan
tavuk suyunun üzerine yavaşça dökülür. Biraz karıştırıldıktan sonra, içine
sarımsak, tuz ve tavuk parçaları da ilave edilir. Bir tavada ince doğranmış
soğan yağda kavrulur ve içine kırmızıbiber eklendikten sonra tavuğun üzerine
sos olarak dökülür.


Paçanga böreği: Kafkas böreğidir. Hamur yapıldıktan sonra
açılır. Diğer taraftan hamurun içine konması için, bir tava içerisinde suyu
alınmış domates, pastırma ve uzun kesilmiş biberler kavrulur ve soğumaya
bırakılır. Malzemeler soğuyunca hamurun içine konulur, sigara böreği gibi ancak
biraz yassı şekilde sarılır. Daha sonra güvecin dibine yağ sürüldükten sonra
börekler içine yerleştirilir ve üzerine yumurta sürülüp fırında kızartılır.


ÇERKESLERDE GİYİM


Giysiler,  o
topluluğun yaşayış biçimini de yansıtmaktadır. Geleneksel Çerkes kıyafetleri
ancak halk oyunları gösterilerinde giyilmektedir. Kafkasların giysileri gerek
işleme, gerekse görsel bakımdan oldukça zengindir. Kafkas erkekleri başlarına
kalpak adı verilen, başı soğuk havadan koruyan bir başlık takarlar. Üstlerine
setre adı verilen, genellikle siyah yünden yapılmış, yakasız ve göğüs hizasına
kadar v şeklinde olan giysiyi giyerler. Setre beyaz yün kumaştan da olabilir.
Beyaz renkte olanları genellikle yaşlılar giymektedir. Bu giysinin etekleri
belden sonra genişleyerek diz kapağının aşağısına kadar iner. Eteklerin geniş
olması hareket etmeyi daha da kolaylaştırmaktadır. Setrenin kolları aşağıya
doğru inerken genişlemektedir. Setrenin göğsünde ağaçtan yapılmış fişeklikler
ve bunların gümüş renkte kapakları bulunur. Setrenin içine kapten adı verilen
dik yakalı gömlek giyilir. Belde kemer bulunur. Kemerin üzerinde ise kılıç,
kama, yağdanlık yer alır. Pantolon, setrenin aynı kumaşından ve aynı renginden
yapılır. Pantolon da ne sıkı, ne de dar olmalıdır. Pantolonun üzerine siyah
deriden diz boyuna kadar uzanan çizme giyilir.


Ayakkabı ve
Mest: Ayakkabı siyah sahtiyandan yapılır. Kırmızı sahtiyandan ayakkabı
giymek büyüklere mahsus gibidir. Güzel terbiye edilmiş, tüyleri alınmış sığır
derisinden yapılmış yumuşak ayakkabıları daha çok fakirler ve özellikle
piyadeler giyerler.


Kürk–Şibe: Çerkezler;
kuzu derisinden soğuğa karşı kısa kürk (şibe) giyerler. Özellikle karlı
havalarda bununla kendilerin muhafaza ederler. Kürkün tüylü kısmı içeride
bulunur.


Erkek elbiseleri
tamamen Çerkes kadınlarının imalatıdır. Yünden, deriden, pamuklu dokuma
kumaşlardan yapılan bu yapmak hususunda kadın ve kızlar takdire değer gayretler
gösterirler. Evinde genç kadın ve kız bulunmayanlara komşularının genç kadın ve
kızları elbise dikmek, kumaş dokumak için karşılık beklemeden yardımcı olurlar.


*


Çerkes kadınları
üzerlerine kaftan adı verilen kadife ya da ipekten sırmalarla süslü olan giysi
giyerler. Üst kısmı vücuda oturan bu elbisenin beline kemer takılır. Kaftanın
kolları geniş ve işlemelidir. Kaftanın içine içlik giyilir. Başta, kep şeklinde
el işi süslemeli başlık takılır. Başlığın üzerine ipek örtü örtülür.


*


Her Kafkasyalının
kendini soğuktan ve yağmurdan koruyan iyi kalite koyun yünü ve keçi kılından
yapılmış dizlere kadar inen bir yamçısı vardır. Adigeler yamçıya şalme derler.


KAYNAKÇA

Abacı, Zeynep-Gökçe, Cemal; Bursa’nın Zenginliği, Göçmenler, Bursa-2009


Baj, Jabaghi,
Çerkezler, Ankara-2000


Berkok İsmail;
Tarihte Kafkasya, İstanbul-1958


Berzeg, Nihat,
Çerkesler, İstanbul-2006


Bi Mahmut;


-Kafkas Tarihi,
Ankara-2011


-Kaf Dağı’ndan
Uludağ’ın Eteklerine Kafkas Göçleri-yayınlanmadı


Bilge, M. Sadık;
Osmanlı-Kafkas İlişkileri, İstanbul-2007


Çetin, O. ,
Sicillere Göre Bursa’da İhtida Hareketleri ve Sosyal Sonuçları 1471-1909,
Ankara-1999


Fedâkar Cengiz,
Kafkasya’da İmparatorluklar Savaşı, İstanbul-2014


Habiçoğlu Bedri,
Kafkasya’dan Anadolu’ya Göçler, İstanbul-1999


Kaplanoğlu,
R.-O.,Bursa’nın Göç Tarihi, Bursa-2014


Karpat H. Kemal,
Etnik Yapılanma ve Göçler, İstanbul-2010


Kurat, Akdes
Nimet, Türkiye ve Rusya (1798-1919), Ankara-2011


Lyulye, Leonti, Çerkesya,
19. Yüzyıl Tarih ve Etnografyası, İstanbul-2010


Marigny, Tailbout
De, Çerkesya Seyahatnamesi, İstanbul-1996


Mustafakemalpaşa
(Kirmasti) Sempozyumu, Bildiriler, Bursa-2011


Özsaray, Mustafa,
Çerkeslerin İslamlaşması, İstanbul-2012


Peker, Ekrem
Hayri, Kafkasya’dan Güvem’e Zekeriya Efendi, İstanbul-2015


Saydam, Abdullah,
Kırım ve Kafkas Göçleri (1856-1876), Ankara-2010


Spencer, Edmund,
Türkiye, Rusya, Karadeniz ve Çerkezistan, Ankara-2014


Taitbout de
Marigny, Çerkasya Seyahatnamesi, İstanbul-1998


Uluslararası Göç
Sempozyumu Bildirileri, İstanbul-2006


Vernadsky,
G.,Rusya Tarihi, İstanbul-2009


MAKALELER


1-Çerkeslerde
Sosyal Yaşam ve Düğün Adetleri, Bi Mahmut; Yeşil Bursa Dergisi, Sayı: 3, Mayıs
2013


2-Bursa’da Kafkas
Göçmeni Köy Vakıfları, Bi Mahmut; Bursa Araştırmaları Dergisi, S: 33, Yaz 2011

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

TÜM KATEGORİLER
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER