Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara


FERHAT ÜNLÜ : Körfez’in stajyer
casusları
 


Birleşik Arap Emirlikleri, eski CIA
yetkililerine Körfez‘de bir casus imparatorluğu kurmak için para ödüyor.”


Klasik Anglosakson gazetecilik üslubuyla
yazılmış yukarıdaki cümle, 21 Aralık 2017 tarihinde ABD’nin etkili haber-yorum
dergilerinden Foreign Policy‘de (FP) Jenna McLaughlin imzasıyla
yayınlandı.


Bundan yaklaşık iki buçuk yıl önce yayınlanmış
bahse konu haberi, bu yazıda neden uzun uzadıya anlatacağımı, Türkiye‘de
15 Nisan‘da
yakalanan iki Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) casusuna
yönelik operasyonla ilgili birazdan yeni bilgiler verdiğimde anlayacaksınız.
Evvela şu Körfez’deki ‘casus imparatorluğu projesi’ni tüm ayrıntılarıyla bir
anlayalım. Bu yazının diline tercüme edersek ‘Körfez’in stajyer casusları’nı
tanıyalım önce bir.


Abu Dabi‘deki
Zayed Limanı’nın kuzeydoğusunda yer alan, şık bir yüzme havuzu ile çevrili
tipik modern bir Körfez villasında bu stajyer casuslara eğitim veriliyor.
Dersler basit bir konu başlığı ile başlamış: İstihbarat nedir? Ardından dört ve
altı kişilik gözetim ekibinin nasıl fiziki takip yapacağı sorusunun cevabını
içeren daha karmaşık derslere geçilmiş. Sonra da casusluk öğrencilerinin
problem çözme kabiliyetleri geliştirilmeye başlanmış.

Ayrıca Abu Dabi’den otuz dakika uzaklıktaki Akademi adı verilen yerde silah
eğitimi ve araba kullanma eğitimi veriliyor stajyer casuslara. Camp Peary’i
anımsatan bir yer burası… Camp Peary ne? CIA’in karargâhının da bulunduğu
Virginia eyaletindeki eğitim alanının adı.


Bu eğitimler eski CIA yetkilileri tarafından
koordine ediliyor. Tesisler ve kurslar BAE’nin, Batı’yı model alan profesyonel
bir istihbarat kadrosu kurması projesine uygun olarak biçimlendirilmiş. BAE bu
eğitim için kesenin ağzını da açmış. Öyle ki FP’ye konuşan eski bir CIA
çalışanı, “Para şahane. Günlük bin dolar. Bir villada veya Abu Dabi’de beş
yıldızlı otelde kalıyorsunuz” diyor.


Bu istihbarat eğitiminin en önemli ismi
Lawrence Larry Sanchez adlı bir CIA eskisi. Soyadı Lawrence olan İngiliz adaşı
gibi casus!


Sanchez, CIA’in bir mahrem biriminden emekli.
2011’den beri tıpkı Suudi Veliaht
Prensi
Muhammed bin Selman gibi Türkiye karşıtı faaliyetleriyle bilinen Abu
Dabi Veliaht Prensi Muhammed bin Zayed Al Nahyan ile çalışıyor. (Zayed,
Sanchez’e lüks bir tekne bile hediye etmiş.)


Prens Zayed, Blackwater adlı meşhur firmanın
kurucusu Erik Prince’le (Bunun da soyadı Zayed’in ünvanlı ile uyumlu!)
çalışmıştı. Prince, 2011’de New York Times’da yer alan bir haberde ayrıntıları
deşifre edilen bir eğitim süreci yürütmüştü.


Daha bitmedi. Richard Clarke adlı bir Beyaz
Saray kontr-terör uzmanı da Abu Dabi Veliaht Prensi’nin baş danışmanlığını
yapmıştı. Good Harbor Security Risk Management adlı şirketin CEO’su olarak…


BAE CASUSLARINI EĞİTEN CIA’Cİ


Bütün bu projeler, ama özellikle şu eğitim
faaliyeti, BAE’nin kendi CIA’ini yaratma idealinin bir parçası. İstihbarat
üzerine çeyrek asırdır çalışan bir gazeteci olarak şunu gönül rahatlığıyla
söyleyebilirim: Bence bu idealleri konusunda fazla hayalperestler. İki BAE
ajanının burada yakayı ele verdiği son operasyon bunun kanıtı. Türkiye’ye
gönderilen iki casus, kuvvetle muhtemel anlattığımız bu eğitim sürecinden, yani
CIA eskisi Sanchez’in rahle-i tedrisinden geçmiş olmasına rağmen…


Eğitim işinin kilit adamı Sanchez, FP’nin yazdıklarına
göre, uzun yıllar CIA’in örtülü operasyonlarında görev almış. Dönemin CIA
Başkanı George Tenet, 11 Eylül saldırılarından kısa bir süre sonra, 2002’de
Sanchez’i ‘New York Polis Teşkilatı’nın (Metnin bundan sonrasında İngilizce
kısaltmasıyla NYPD olarak anılacaktır) istihbarat komisyonuna göndermiş. ABD
devletinin o dönemki reflekslerini doğru anlayanlar bunun bir sürgün değil,
terfi olduğunu görür. Çünkü Sanchez’in işi El Kaide hakkında ‘gerçek zamanlı
istihbarat’ temin etmekti. Ama bunu ‘gerçek zamanlı istihbarat’ta daha sık
kullanılan ELINT, yani Elektronik İstihbarat değil, HUMINT, yani İnsana Dayalı
İstihbarat yöntemi ile yapacaktı. Her Müslümanı potansiyel suçlu olarak gören
bir program kapsamında elbette! CIA ile NYPD arasında şüphelileri terör
eyleminde bulunmadan yakalamayı amaçlayan çok tartışmalı bir programdı bu. Tam
da o yıl gösterime giren Steven Spielberg’in Minority Report filminden fazla
etkilenmişlerdi anlaşılan.


Program kapsamında New York’taki Müslümanlar
camide, kitapçıda, hemen her yerde çok sıkı takibe alınmıştı. Sanchez, Abu Dabi
Veliaht Prensi Muhammed bin Zayed el Nahyan ile New York’ta bu programı
başlattığı zaman tanıştı. Onunla yakın dostluk kurdu ve sekiz yıldır da Veliaht
Prens’le çalışıyor. Bu arada NYPD, 2008’de Abu Dabi’de bürovari bir yer açtı.
2012’de BAE de NYPD’a milyonlarca dolar para verdi.


BAE’nin bu dönemde ABD’ye daha fazla
yaklaşmasının sebeplerinden biri, İkiz Kuleleri yıkan terör saldırısından sonra
uluslararası terörle suçlanma endişesiydi. İşin doğrusu 11 Eylül saldırıları,
Suud’u ve BAE’yi ABD’nin kucağına daha fazla itti. Zira terörle
ilişkilendirilme tehdidi Demokles’in Kılıcı gibi bu ülkelerin üzerinde
sallandı. ABD ve hatta İsrail bunu iyi kullandı. Öte yandan Muhammed bin Selman
da, Muhammed bin Zayed de zaten bu ilişkiye teşne kişiler.


CIA’in eğitim programının son ayrıntılarını
verip BAE casuslarıyla ilgili yeni bilgilere geçelim. (Gazetecilik kuralının
tersine romanlarda olduğu gibi önemli kısmı sona bırakalım bu kez.)


Sanchez’le birlikte emekli istihbaratçılar ve
eski askerler Emirlikler’deki öğrencileri, ajan olmanın yanı sıra ve
paramiliter operasyonların nasıl yapılacağı konusunda da eğittiler. Paramiliter
eğitimleri, Yemen gibi Suud ve BAE’in Vekâlet Savaşı yürüttüğü yerler için
verildi.

Bu eğitim faaliyetleri, daha iki yıl önce bile Körfez’den Ortadoğu’ya ve oradan
Mağrib’e uzanan kirli ittifakın ipuçlarını içeriyordu: BAE-Suud-İsrail ve Mısır
ittifakı, aşağıdaki ülkelerde faaliyet yürütmek üzere bu eğitimleri verdi:
Yemen, İran, Suriye, Katar, Eritre ve Libya. Bunlara bir de ülkemizi ekleyin.


Bu arada şunu da belirtelim: CIA çalışanları
direkt eğitmen Sanchez’le irtibatlı değil, ancak CIA’in Abu Dabi’deki istasyon
şefi, Sanchez’in misyonu konusunda bilgi sahibi. (İstasyon şefinin karısı da
bir dönem Sanchez’in yanında çalışmış.) Yani bir zımni destek söz konusu. Zaten
istihbaratta işler böyle yürür.


KAPLAN TİMİNİN BAE VERSİYONU


İmdi… Birleşik Arap Emirlikleri casuslarıyla
ilgili operasyona dair yeni bilgilere geçmeden önce Milli İstihbarat
Teşkilatı’nın bir diğer operasyonu hakkında da birkaç cümle kuralım.


Sincar’dan dört PKK’lının getirilmesi
operasyonunda MİT ile Emniyet sıkı bir koordinasyon içinde olmuş. Daha önceki
operasyonlarda TSK ile koordinasyonun önemi büyüktü. Bu operasyonda şahısların
terör geçmişlerinin deşifresi bağlamında Emniyet’in katkıları olmuş. Ayrıca
Dışişleri Bakanlığı da Irak Merkezi Hükümeti ile iyi bir süreç yürüterek
diplomatik katkı sağlamış operasyona.


Gelelim BAE casuslarına… 15 Nisan’da
Esenyurt’ta bir evde ve otelde yakalanan BAE casuslarını tanımlarken bu
kişilerin kelimenin tam anlamıyla casus profilinde olduğunu belirtmek elzem.
Pek çok işte tanımlama yapmanın objektif kriterleri vardır. Mesela katilin
tanımı, sadece bir kriminal şube polisi için değil, herkes için bellidir:
Kasten adam öldüren kişi.


Ajan olmanın da kriterleri vardır. Tabii ki bu
kriterleri önce istihbarat servisleri görürler, ama BAE’liler sıradan bir
insanın da ajan diyebileceği profile uyuyor. Her ne kadar ‘James Bond tipinde,
karizması’nda olmasalar da! (Hollywood filmlerinin zihnimize kazıdığı yanlış
imajlardan biri de bu.)


Peki, BAE’liler ajan tanımına nasıl
uyuyorlardı? Yabancı bir ülkede, Körfez ve diğer Arap ülkelerine mensup
insanlardan eleman ağı kurmak, bunları para veya çıkar gibi motivasyonlar
karşılığında devşirmek ve Türkiye’ye karşı istihbari anlamda hasmane faaliyet,
yani espiyonaj/casusluk faaliyeti yürütmek yeterli kriterlerdi.


Casuslar, BAE yönlendirmesiyle bu işe
giriştiklerini itiraf ettiler. Aldığım bilgilere göre Arap öğrenciler
vasıtasıyla Suud ve BAE muhaliflerini tespit amaçlı faaliyetler yürütüyorlardı.
Bu tür insanların gittikleri kafeler, kaldıkları yerlerle ilgili etütler
yapıyorlardı. Yani aslında bizim, Kaşıkçı cinayetini anlatan Diplomatik
Vahşet’te ayrıntılarını yazdığımız Suud keşif-istihbarat ekibi olan Kaplan
Timi’nin Emirlik versiyonuydu bunlar.


Elemanları para dağıtarak devşiriyorlardı. Ee,
para bol tabii. İşin kötü tarafı parayı dağıtınca da istihbarat ağına takılmak
kolaylaşıyor. İki casusun İstanbul’da yürüttüğü faaliyetlerden biri Kaşıkçı
cinayeti ile ilgili envanter ve hasar tespit çalışması idi. Daha önce kimyager
ve toksikoloğun gelip burada cinayet delillerini karartmasının devamı gibi…


İki casusun, Filistinli Muhammed bin Dahlan’ın
adamları olduğu da anlaşıldı.


Dahlan, İsrail’den aldığı destekle BAE’de,
Filistin Başkanlığı’na oynayan bir Truva Atı. İstihbaratta False Flag (Sahte
Bayrak) adı verilen operasyon türünün bir parçası şu anda. Ve Türkiye karşıtı
faaliyetlerini paranın gücü ile yürütüyor. Ama bu istihbarat işleri sırf para
gücüyle olmuyor işte.


Dahlan, BAE Veliaht Prensi Muhammed bin
Zayed’in yakın adamı. İsrail’in Suud ve BAE üzerinden Mahmud Abbas’ın yerine
Filistin Başkanı yapmak istediği isim. Dahlan, 15 Temmuz darbe ve iç işgal
girişiminin başarıya ulaşması için epey uğraşmıştı, propaganda için para
harcamıştı.


İSTİHBARATTA VEKÂLET SAVAŞLARI


İki casus Kaşıkçı cinayetinden birkaç gün
sonra turist olarak gelmişler. İlk casusun isminin baş harfleri S. S.
Casusluğa, Hitler’in Koruma Timleri’nin adı da S. S. olduğu için uygun bir
isim! S. S., Ekim ayında Atatürk Havalimanı’ndan giriş yapmış. Diğeri (Z. H.)
Bulgaristan’dan gelmiş. Burada kaldıkları süre boyunca takip edildiler.
Kaldıkları otelde zaman zaman sabaha kadar çalıştıkları vakiydi. Hücreler
oluşturup kontak kurdukları kişilerin profillerini çıkarıyorlardı. Amaçları
burada bir casusluk networkü kurmaktı. İki BAE casusunun bu konuda deneyimli
olduklarını öğrendim. Yani ‘know how’ları var. Bu da metnin başında ayrıntılı
bilgilerle anlattığım BAE’deki eğitim sürecinden geçtiklerinin bir işareti
aslında.


Bu olay, artık askeri anlamda olduğu gibi
istihbari anlamda da bir ‘Proxy War’ yani Vekâlet Savaşı sürecinin içine
girdiğimizi gösteriyor. Nasıl ki ABD, PYD gibi terör örgütlerini vekil unsur
olarak sahada askeri manada kullanıyorsa İsrail, Suud’u, Suud da BAE’yi vekil
tayin ederek istihbarat sahasında iş yapmaya soyunuyor.


BAE casusları, bağlı oldukları Dahlan gibi
Filistin kökenli. Askeri geçmişleri var. S. S. bir tümgeneral. Patlayıcı
uzmanı. Bir görüşmesinde “Yakında göreceksin, Muhammed Dahlan Filistin’in
Başkanı olacak” demiş. Bulgaristan’dan gelen Z. H. de Filistin kökenli. O
da patlayıcı uzmanı.


Bu arada Cemal Kaşıkçı’yı infaz eden 15
kişilik timin önemli üyelerinin de general olduğunu hatırlatalım. Adamlar bu
tür operasyonlara general rütbesinde adamlarını gönderiyorlar. Daha aşağısı
kurtarmıyor demek ki, generalden alt rütbelilere belli ki güvenemiyorlar!


Casusların buraya geliş amaçlarına dair önemli
bir ayrıntıya 29 Nisan’da Yahya Bostan’ın Star Gazetesi’ndeki köşesinde
rastladım. O ayrıntıdan da söz edelim. Ekim ayının ikinci haftasında Kaşıkçı
ile elektronik posta yoluyla haberleşen bir İngiliz vatandaşı Türkiye’nin
Londra Büyükelçiliği’ne gelerek önemli bilgiler aktarmış. Bu bilgiler gizli
koduyla kriptolu olarak Ankara’ya gönderilmiş. Cinayetten bir hafta önce
Kaşıkçı, bu gizemli İngiliz şahsa gönderdiği elektronik postada mealen şöyle
demiş:


“Prens Selman ve ortağı Birleşik Arap
Emirlikleri’nin (BAE), Türkiye, Katar ve birkaç ülkede, ülkeleri yönetilmez
hale getirmek, başarabilirlerse yönetimleri devirmek için bir dizi faaliyete
girişeceğini öğrendim. Bunun için yurtdışı ve yurtiçindeki bazı medya
organlarını da kullanacaklar. Bu ülkelerde yeni medya organları kuracaklar.
Bunun için büyük bir bütçe ayırmışlar.”


OPERASYONUN DEVAMI GELECEK


Son iki cümleye dikkat. Çünkü bu konsepte
uygun olarak İngilizler, bir yayın kuruluşlarını (The Independent) Suud’la
ortak biçimde Türkiye’ye getirdi.


İngiliz şahıs, elektronik postalarının
izlendiğinden kuşkulandığını söylemiş ve acaba Kaşıkçı bu yüzden mi öldürüldü
demiş. Diplomatik Vahşet’te Neden başlıklı bölümde ayrıntılı biçimde anlattığımız
Kaşıkçı’nın niye öldürülmüş olabileceği sorularına eklenen yeni bir yanıt daha.
Mümkündür, şaşırtıcı olmaz.


İki casusla ilgili soruşturmayı yürüten
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı şüphelilerin; siyasi ve askeri casusluk ile
uluslararası casusluk suçlarından tutuklanmalarını istedi. Ve iki casus,
İstanbul Nöbetçi Sulh Ceza Hâkimliği tarafından tutuklandı. Rusya ile olduğu
gibi (Yakın geçmişte iki Rus casus tutuklanıp altı ay kadar sonra bırakılmıştı)
BAE ile bir istihbari centilmenlik anlaşması kolay kolay yapmayacağımıza göre
epey bir yatarlar. Şimdiden geçmiş olsun!


Türkiye’nin BAE casusları ile ilgili
operasyonun aslında devam etmekte olduğunu da belirtelim. Çünkü sorgularında
açığa çıkan bilgiler doğrultusunda yürütülen yeni istihbari araştırmalar başka
bilgi kapıları açacak. (Operasyonda ele geçirilen bilgisayar da inceleniyor.)
Soruşturma sonucunda çok daha ilginç bilgilerin açığa çıkacağından eminim.


Bitirirken… Bu BAE casusları haberini, ilk
olarak Reuters Haber Ajansı, üst düzey bir Türk yetkiliye dayandırarak
vermişti. Daha önce Cemal Kaşıkçı’nın kayıp olduğu haberini de yine Reuters,
yine ‘bir Türk yetkiliye dayandırarak’ duyurmuştu. Rastlantı değil bunlar,
Türkiye’nin istihbarat diplomasisi tecrübesinin sonuçları. Ve bu tür tecrübeler
Körfez’deki havuzlu villalarda bol para saçarak verilen ‘stajyer casus
eğitimleri’nde edinilmiyor belli ki.


Eski MİT yöneticisi rahmetli Osman Nuri Gündeş
ölümünden bir süre yaptığımız bir röportajda bana “Yabancı ülkelerin
casusları Türkiye’ye staj yapmaya gelirlerdi” demişti. Fakat bunu,
Türkiye’nin stajyer casusların bile iş yapabileceği bir yer olarak görüldüğü
şeklinde algılamamak lazım. Tam aksine Soğuk Savaş yıllarında Türkiye’ye, yani
çalışması zor bir sahaya, işi öğrenmesi için gönderiliyordu yabancı ajanlar.
BAE’nin stajyerleri de zor bir sahada iş yapmaya soyundular. Körfez’den gelip
Boğaz’a cirit atmaya çalışınca da yakayı ele verdiler. Belli ki daha epey fırın
ekmek yemeleri gerekiyor!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış