ERMENİ
AJANLARI : ERMENİ CASUSLUĞUNUN TARİHİ KÖKLERİ




Yorum No : 2018 / 57 

AVİM




06.07.2018


Peter Tase “Rusya’nın Amerika’daki 
Yabancı Ajanları: Ermeni Lobicilerinin Trump Bağlantısı” adlı yeni makalesinde
etnik Ermenilerin Rus Dış Politikasına olan katkısına dikkat çekiyor. Yazara
göre Ermeni casusluğu Ruslar tarafından etkileyici bir şekilde kullanılmış.
Ermeni NKVD’nin (İçişleri Halk Komiserliği) ve daha sonra KGB ajanlarının Rus
odaklı politikalarına dâhil olduğundan, Tase özellikle bahsediyor.


Bir milletin imajını şekillendiren
özellikler değiştirilmesi zor bir kalıp oluşturur. Tarih boyunca evrimleşen
özellikler benzersiz hale gelir ve farklı zaman aralıklarında kendini
pekiştirir. Ermeniler için bu “büyük birader”e hizmetlerini sunmaktır. Dünyanın
farklı yerlerinde yaşayan Ermeniler, isteyerek, sistematik ve örgütlü olarak,
farklı aralıklarda Rus ajanlarına dönüştürülmüşlerdir.


Peter Tase’in Ruslar için yapılan
Ermeni casusluğu hakkında yazdığı makaleden hareket ederek, bu vakayı Ermeni
tarihinin önemli bir parçası olarak değerlendireceğiz. Bahsettiğimiz noktayı
güçlendirmek için 20. Yüzyıldaki, Osmanlı İmparatorluğu’ndaki “Ermeni Vakası”
ile ilgili çeşitli tarihi örnekler kullanılacaktır. Bağımsızlıktan sonra bile
Ermenilerin ast olduğu güncel Ermeni – Rus ilişkileri göz önüne alındığında, bu
makale Ruslar’ın yararına yapılan Ermeni casusluk faaliyetlerinin birçok
kişinin bildiğinden daha derine gittiğini vurgulayacaktır.


Tase, makalesinde, önde gelen Ermeni
casuslardan biri olan Gevork Vartanian’ın verdiği bir röportajdan bahsediyor.
Vartanian “altın anahtar” kullanımından bahsediyor, tabii bildiği dil iletişim
için yetersiz değilse. Bu ifadenin gizli anlamı eski Soviet ajanıyla röportaj
yapan kişi açıklıyor.


1943’te Tahran Konferansı’nda, Churchill’e
ve Stalin’e karşı düzenlenen suikast planının engellemesinden ötürü SSCB’de
“milli kahraman” olarak görülen Vartanian, bugün bile, tartışmalı isim olarak
bilinmektedir. Vartanian’ın hayatı hakkındaki bu gerçek her ne kadar açıkça
anlatılsa da Vartanian’ın elli yıllık casusluk kariyeri hakkında birçok gizli
mesel var. Gevork Vartanian düzinelerce ülkede Sovyet ajanı olarak yaşadı ve
çalıştı. Elbette, yurt dışında bulunduğu faaliyetler bugün bile halka açık
olmasa da, Rus Devleti’nde ölümünden sonra kendisine verilen onur ve gösterilen
hürmet, Rus siyasetine olan katkısını gösterir niteliktedir. Bu girdi, belli ki
“altın anahtarın”, yani Ermeni Dili’nin kullanımıyla mümkün olmuş. Dünyanın
farklı yerlerinde yaşayan Ermeni kökenli nüfuz sahibi ve Ermeni casuslara
yardım etmekten çekinmeyecek insanlar olduğu düşünüldüğünde, Tase Ermeni
Dili’nin bir araç olarak kullanıldığını belirterek, bu noktayı daha
derinlemesine incelemiştir.


Rusya’nın
günümüzdeki Ermeni Ajanları


Vartanian vakasından ilham alan Tase,
Ermenilerin çeşitli toplumlamların yaşantılarına, görünmez girişlerini
sorgulamış. Tase, analizinde, Sovyet dönemiyle, modern gelişmiş teknoloji
dönemi arasındaki fark dikkate alınması gerektiğine ve sosyal medya araçlarının
kullanımıyla birlikte kitleler dış etkilere kesinlikle çok daha açık olduğuna
dikkat çekiyor.


Bu yüksek teknoloji zamanında, Ermeni casusluğunun
önemli bir parçası, Peter Tasi’nde altını çizdiği gibi, gazetecilere ve
muhabirlere olan artan seviyelerde itimattır. Kendilerini acemi Rus medya
geleneğinden kurtarmak için Ermeni kökenli şirket sahipleri ve sunucular,
Batılı sofistike media yayın organlarını taklit etmeye çalıştılar. Bu çaba
kesinlikle, daha geniş bir coğrafi ölçüde tasdik edilmelerini sağladı. Tase,
Amerikan karar vericileri ile, Ermeni kökenli Russia Today (RT) sunucularının
arasındaki, Rus Hükümeti olan ilişkilerini güçlendiren ilişkiyi örnek
gösteriyor. Her ne kadar Ermenistan resmi olarak bağımsızlığını kazansa da,
Ermeni “ajanlar” hala Rus milli çıkarlarının gerçekleştirilmesine, dünyanın
farklı yerlerinde, katkıda bulunuyorlar.


Tase’e göre, günümüz Ermeni casusluk
makinesinin son halkasını, Amerikan politikacıları ile, şirketlerine çalışan
olarak girdikleri iş ilişkileridir. Bu iş ilişkileri bu politikacıların
şirketlerine içerden bilgi almak için girmesiyle oluşmuştur. Ermeni çalışanlar,
saygı ve güven kazanarak, siyasetçilerle iyi ilşiklerini sürdürmüştürler. Trump
Inc. kıdemli çalışanları ve Trump ailesi arasındaki ilişkiye ve Ermeni
lobisinin Trump seçim kampanyasındaki faaliyetlerine dikkat çeken Tase, bu
etnik azınlığın Amerika’nın mevcut karar vericileri üzerindeki etkisini
gösteriyor.


Rus
– Ermeni Casusluğunun Tarihi Kökenleri


Ermeni casusluğunun tarihi Vartanian’dan
çok daha öncesine dayanmaktadır. Ermeni casuslarının Ruslar tarafından
kullanılmasının en etkili örneği Osmanlı sınırları içerisinde olmuştur. Rus konsüller
ve subayları tarafından 20. Yüzyıl’da merkezi hükümete gönderilen raporlar
incelendiğinde, Ermeni casusluğunun örgütsel arka planının farkına varıyoruz.


Osmanlı Devleti’nde çeşitli pozisyonlarda
görev yapan Osmanlı Ermenileri’ni kullanarak, Ruslar Osmanlı yönetimi hakkında
gizli bilgiler edinebilmiştirler. Örneğin, Rus İmparotorluğu Van Viskonsülü
Sergei P. Olferyev 1911 yılında, Kafkasya Askeri Bölgesi karargahına yazdığı
raporda, Van’da gerçekleşen bir cephane soygunundan bahsetmiştir. Raporunda Viskonsül
Olveryev bu bilginin yerel bir karakolda çalışan ve aslında maaşı Kafkasya
Askeri Bölgesi tarafından ödenen bir Ermeni tarafından kendisine iletildiğini
belirtmiştir. Sözkonusu ajan, soygunun detaylarını Türklerden öğrenmiş ve bu
bilgiyi Rus Viskonsülü’ne iletmiştir. Sözkonusu Ermeni’nin Van’da bir karakolda
çalışırken bu bilgiyi Türkler’den öğrenmiş olması, Ermenilerin Osmanlı
toplumuyla bütünleşmiş ve kaynaşmış olduğu halde Ruslar’a yardım etmeye devam
ettiklerini göstermektedir [1].[1]


Beklendiği üzere, Ermeniler Ruslara olan
sadakatlerinden ötürü, Rus yetkililer tarafından her zaman güvenilir ajanlar
olarak görülmüşlerdir. Rus Konsolosluğu katibi Evgenii E. Vyshinkskii’nin
Erzurum vilayetindeki faaliyetleri bunun başka bir örneğidir. Bu dönemde,
Erzurum önemli bir kale şehriydi ve Çarist işgal karşısında, Osmanlı savunması
için önemli bir rol oynuyordu. Şehir Rusya’dan Osmanlı İmparatorluğuna,
İstanbul’a ve İran giden yolların üzerindeydi. Ruslar bu şehrin stratejik
önemini 1877 – 78 Rus – Osmanlı Savaşı’nda şehri ele geçiremediklerinde
ordularının ilerleyişinin durmasıyla anlamışlardır. Albay Vyshinkskii’nin
Erzurum’a atanması bir tesadüf değildi. Vyshinskii Rus Kafkasya Askeri
Bölgesi’nde görev yapan bir subaydı. 1908 yılında Erzurum’daki Rus
Konsolosluğu’na katip olarak atansa da asıl görevi askeri casus olarak
olabildiğince çok istihbarat toplamaktı. Bölgedeki Osmanlı askeri gücü hakkında
bilgi toplamanın dışında, Vyshinskii aynı zamanda halkın morali hakkında da
bilgi toplamakla görevliydi. Vyshinskii  ayrıca bölgeyi kapsamlı olarak
turlamış, arazi ve topografisi konusunda bilgi toplamış ve Rus ordusu için
sürekli olarak yeni haritalar hazırlamıştır. Aynı zamanda, bilgi toplamak için
yerel Osmanlı Ermenileri’nden oluşan bir casus ağı kurmuştur. Yıllar sonra, Rus
General Pavel Shatilov, Vyshinskii’nin oynağı önemli rolü şöyle hatırlar:


1914 
savaşından birkaç ay önce Albay Vyshinskii  Kafkasya Cephesi Kumandanı
olarak atanmıştı. Genelkurmay’dan genç subay Klerzhe onun önceki görevine
atanmıştı. Albay Vyshinskii, Yüzbaşı Klerzhe’ye çoğunlukla Ermeniler’den oluşan
ve halkın güvenilir kesiminden oluşan ajanlarını vermişti. [2]


Buna ek olarak, bu raporlara göre Birinci
Dünya Savaşı’nın başında, Ruslar’a yardım eden Ermeni casusların Osmanlı
topraklarında yaşayan alelade insanlar olmadıklarını, ve bu casusluk
faaliyetlerinin sistemik ve organize bir şekilde yürütüldüğünü öğreniyoruz.
Aynı zamanda, bu organizasyonun Rus tarafının başarına veya başarısızlığına
olan katkısı Kafkasya cephesinde görev yapmış başka bir Rus General E.V. Maslovskii
tarafından vurgulanmıştır:


Savaş başlamadan önce yerel halk hakkında bilgi edinmeyi
başarmıştık. Yetenekli kurmay albayın yerine onun kadar başarılı olmayan birisi
atanınca işler değişti. Bu albay çoğunlukla bize karşı sempati duyan Ermeni
halkından oluşan casus ağını dağıttı.  Bu albay yüzünden, yenisi kurma
maksadıyla, yıllar boyunca çok çalışarak oluşturulan halihazırdaki örgüt
dağıtıldı ama savaş başladığı için yenisi kurmak için geçti. Rusların gerekli
veriye erişimini zorlaştırarak, örgütün işini zorlaştırdı. Ve sadece Albay
Drachenko Ermenilerin önemli rol oynadığı eski casusluk örgütünün
canlandırılması için çaba sarfetti[3].


Ermeni casusluğunun daha birçok örneği
vardır. Sadece bu tarz tarihi arka plan modern zamanların Ermeni casuslarını
yetiştirebilir.


Zamansal ve mekânsal değişimlere
bakmaksızın, Ermenilerin “Ağabey” tarafından dikilen Rus ajanı kostümünü
çıkarmak istemedikleri görülmektedir. Ermeni casusluk makinesi kendini
geliştirmiş ve zamane koşullara uyum sağlamıştır. Bununla birlikte, yabancı bir
gücün casusu olma imajı bir millete herhangi bir imtiyaz getirmeyeceği
vurgulanmalıdır. Böyle bir gelenek ancak Ermenilerin uluslararası toplumdaki
güvenilmez pozisyonunu tasdik etmektedir.







[1] Mihail Bashanov Turkiyede Ermeni meselesi, Ankara:
Kolektif – Türk Tarih Kurumu Yayınları, 2013.


[2] Pavel Shatilov, “Voennaia Rzdvedka na Kavkazskom
Fronte”, Voenno-Istoricheskii Vetsnik, No. 16 (Noyabr [November] 1960), p. 4


[3] Масловский Е. В. Мировая война на Кавказском фронте
1914-1917 г. Париж: Возрождение, 1933.