FETÖ’cü
darbenin Büyük Ortadoğu Projesi’nin bir hareketi olduğunu söyleyen Meydan,
“AKP-FETÖ ortaklığı sürseydi cumhuriyet tasfiye edilecekti” iddiasında

Başlarken…


Tarihçi-yazar
Sinan Meydan ile Türkiye’nin son günlerine damgasını vuran ana gündem
konularını konuştuk. Meydan, yumuşak ve sıcak görünümüne rağmen cesur, ezber
bozan ve zaman zaman sert olarak nitelenebilecek söylemlere imza attı. Çay
bahçesinde gerçekleştirdiğimiz söyleşimiz bazen halkın katılımı ve soruları ile
bölünse de, biz bu söyleşi ile günümüz tarihine dair önemli notlar aldık ve
kendi tarihimize notlar ekledik.


* “Resmi tarih
yok, belgelere dayalı ideolojik tarih var” diyorsunuz. Siz ezber bozan bir
tarihçi misiniz?


Tarihçinin işi
zordur; yazılı belgeleri, resmi kayıtları, anıları ince eleyip sık dokuyarak
ortaya koyar, tek tek analiz eder ve sonuçta gerçeğe ulaşmaya çalışır.
Olayların olduğu dönemdeki koşulları dikkate almak çok önemlidir. Resmi tarih
ve gayrı resmi tarih ifadesi ise sadece bizim uydurduğumuz kavramlar. Örneğin
12 Eylül’de Kenan Evren’in oluşturmaya çalıştığı bir resmi tarih vardır. O
dönemin algısına bakarak hakikaten Atatürk’ün öyle olduğunu zannederseniz
yanılırsınız. Tarihin resmisi yoktur, belgelere dayalısı ya da belgelere dayalı
olmayanı yani ideolojilere göre çarpıtılanı vardır.


Tarih ve din
emperyalizmin en güçlü silahlarıdır


*Tarih bir
araç olarak kitleleri yönlendirmede ve şekillendirmede kullanılır mı?


Bu çok önemli
bir soru. Tarih emperyalizmin elindeki en güçlü silahlardan biridir. Sizin
sorduğunuz bu soruya 18. yüzyılda İngiltere, Fransa daha sonra Amerika cevap
vermiş. Tarihin çok güçlü bir silah olduğunu fark etmişler ve tarihi
kullanmışlar. Aynı şeyi Türkiye’de de yapıyorlar. Bugün de emperyalist çevreler
ve onların içerideki yerli iş birlikçileri tarihi kullanarak cumhuriyete,
Atatürk’e ve CHP’ye saldırıyorlar. En çok din prim yaptığı için, Türkiye’de din
üzerinden çarpık bir tarih okuması yaparak cumhuriyetin kuruluş felsefesine
saldırıyorlar.


*Emperyalizm
bu durumda dini de kullanmış olmaz mı?


Emperyalizm
dini, tarihi, bilimi, her şeyi kullanır. Onların iş birlikçileri de aynı
yöntemi uygularlar.


*Bu sistemli
bir uygulama ise Türkiye üzerinde ne zaman başladı?


Türkiye
üzerindeki emperyalist planların tarihi 1800’lerin öncesine kadar gider.
Batılılar buna ‘Doğu Sorunu’ diyorlar. Osmanlı İmparatorluğu’nu 1683 Viyana
Bozgunu ile birlikte Avrupa’dan, 1913 Balkan Savaşı ile Rumeli’den attılar.
Sonra Anadolu işgal edildi ve eğer Kurtuluş Savaşı’nı kaybetseydik Anadolu’dan
da atılacaktık. Atatürk, Lozan Anlaşması imzalandıktan sonra “Lozan Anlaşması
ile 200 yıldır bizleri bu topraklardan atmak isteyen emperyalizme karşı çok
büyük bir zafer kazandık” diyor.


Lozan
Anlaşması 2023’te bitmeyecek


*Lozan’ın
tarihinin dolacağı, anlaşmanın 100 yıl süreli olduğu söyleniyor.


Lozan
Anlaşması Türk tarihinin en onurlu, en başarılı anlaşmasıdır ve bu tartışmaya
açık değildir. Lozan Anlaşması süreli değil, hiçbir maddesinde böyle bir ifade
yok. Ben bu anlaşmanın eklerini, maddelerini, protokollerini satır satır okuyan
bir tarihçi olarak söylüyorum ki Lozan Anlaşması 2023’te bitmeyecek.


Türkiye’de
diktatörlük sistemi kurulmak isteniyor


*Bu noktada
Büyük Ortadoğu Projesi’ne gelmek istiyorum.


“Lozan 100
yılda bitecek” masalının nedeni de Büyük Ortadoğu Projesi, tam üstüne bastınız.
Lozan iki şey kazandırdı; biri tam bağımsız bir ülke, ‘İstiklal-i tam’ diyor
Atatürk, diğeri de ‘bilakaydüşart egemenlik’in olduğu bir ülke. Şimdi Lozan’ı
yırtmak isteyenlerin amacı bu iki temel ayağı devirmektir. Türkiye tam
bağımsızlığını kaybederse bölünür, parçalanır. Eğer ulus egemenliği etkisiz
hale gelirse Türkiye’nin başına yeni sultanlar, padişahlar, halifeler gelir.
Türkiye’de milletin egemenliğinin ortadan kalktığı ve tamamen kişilerin egemen
oldukları bir diktatörlük sistemi kurulması isteniyor.


Başkanlık
Sistemi Sevr’in bir ayağıdır


*Başkanlık
sistemi buna hizmet eden bir olgu mudur?


Evet, benim
gördüğüm kadarıyla başkanlık sistemi Sevr projesini yeniden hayata geçirme
planının bir parçasıdır. Emperyalizm sömürdüğü ülkelerde, milletin egemen
olduğu bir rejim istemez; sömürebileceği, kendine biat ettirebileceği liderler
ister. Bakın bir kişiyi kontrol etmek çok kolaydır, mesela Kurtuluş Savaşı’nda
Vahdettin’i kontrol ettiler ama bir milleti kontrol edemezsiniz, çok daha
zordur.


FETÖ’cü darbe
BOP’un bir hareketidir


*Erdoğan’ın
“Büyük Ortadoğu Projesi’nin eş başkanıyım” sözlerini hatırlıyoruz. Daha sonra
“Bu proje ölü doğdu” dedi. BOP devam ediyor mu, yoksa ölü mü doğdu?


BOP devam
ediyor. Türkiye’deki FETÖ’cü darbenin de bu projeye dönük bir hareket olduğunu
düşünüyorum. ABD için projenin aktörünün kim olduğu önemli değil, önemli olan
projenin hayata geçmesi. Emperyalizm çıkarlarından, planlarından ve
projelerinden kolay kolay vazgeçmez. FETÖ’cü darbe siyasilere, hükümete ya da
muhalefete yönelik bir darbe değil; Türkiye Cumhuriyeti’nin yapısına,
kurumlarına yönelik bir darbe. Hedef Türkiye’yi büyük bir kaosa sokmak ve dış
müdahaleyi gerektirecek siyasi otorite boşluğu yaratmaktı. ABD zamanı gelince
Erdoğan’ı süpüreceğini ifade etmişti, eğer Erdoğan’dan vazgeçtilerse onun
yerine başka birini hazırladıklarından emin olabilirsiniz. Aktörlere çok
takılmamak lazım; kişilere odaklı konuşuyoruz, konuşmamak lazım.


AKP-FETÖ
ortaklığıyla cumhuriyet tasfiye edilecekti


*17-25 Aralık
yaşanmasaydı ne olacaktı?


Allah’tan
17-25 Aralık’ın hayırlı bir yönü oldu; AKP ile FETÖ evliliği boşanma ile
sonuçlandı ve büyük bir kavga başladı. Taraflar bir türlü mal paylaşımında
anlaşamadılar, burada mal Türkiye oluyor. Erdoğan’a yönelik bir kumpas olabilir
ama 17-25 Aralık’a kadar FETÖ ve AKP kol kolaydı, bunu biliyoruz. Tarih ve
arşivler unutmaz, gazeteler elimizin altında. Eğer bu ortaklık devam etseydi,
darbeye ihtiyaç olmadan Türkiye Cumhuriyeti’nin tasfiye edileceğini, BOP’un hayata
geçirileceğini çok rahat bir şekilde söyleyebilirim.



Yeni Osmanlıcılık aslında Büyük İsrail Projesi’dir


*Yeni
Osmanlıcılık kavramı son günlerde çok kullanılıyor. Nedir bu kavram?


AKP, Türkiye
Cumhuriyeti’ni dönüştürmek istiyor, bunu saklamamak ve bu gerçeği ifade
etmekten de korkmamak lazım. Bizimkilerin Yeni Osmanlı diye hayal ettiği şey
aslında ABD’nin ve İsrail’in Büyük İsrail Projesi ve bilerek ya da bilmeyerek
bu projeye destek oldular. Türkiye Cumhuriyeti tasfiye edilmeden Yeni
Osmanlı’nın hayata geçirilmesi imkânsızdır. AKP Yeni Osmanlı’yı kurmak isterken
sadece Türkiye’nin bağımsızlığıyla, egemenliğin millete ait olmasıyla kavga
etmiyor. Aynı zamanda laiklikle kavgalı, çünkü laik bir cumhuriyet varken yeni
Osmanlı olmaz. Şurada yanılıyoruz, 15 Temmuz darbe girişimi ile Atatürk’ün,
laikliğin önemini anladılar sanıyoruz; bunu sadece biz anladık. Bakın hiç yarım
ağız söylemeyelim, AKP’nin 15 Temmuz’dan önceki amacıyla, sonraki amacı
değişmedi. Yani laik ve bağımsız Türkiye’yi bir din devletine dönüştürme
projesi… Yani Yeniden Osmanlılaşma projesi hızlanarak devam ediyor.



Atatürk’e elit demek ahmakça


*Bir de
elitler meselesi var; Atatürk elitist bir lider miydi?


Elit dedikleri
adam harfleri değiştirdikten sonra köy köy, şehir şehir Anadolu’yu geziyor.
Böyle elit olur mu? Cumhuriyeti kuran adamlara elit demek son derece ahmakça ve
gerçek dışı. Mustafa Kemal, Erzurum Kongresi’ni açarken sivil elbisesi yok,
Erzurum Valisi Münir Bey’in ceketini getiriyorlar, ceket dökülüyor aşağılara.
Erzurum Kongresi resimlerine bakın, Atatürk’ün ceketi pardösü gibi duruyor.
Şimdi bu Mustafa elit oluyor, bugün sarayda oturanlar ve onları plazalarda
destekleyenler de halk oluyor, biz de salak oluyoruz bu durumda.



Türkiye’de tarihçi olmak delilik gibi bir şey


* Size gelen
yorumları inceledim de herkes bir tarihçi gibi sizin karşınızda. Türkiye’de
tarihçi olmak nasıl?


Türkiye’de
tarihçi olmak çok zor, çünkü bir bilim dalı olarak görülmüyor. Tarih, herkesin
hakkında söz söyleyebileceği amatör bir iş olarak görülüyor. Ben Cumhuriyet
Tarihi ve Atatürk uzmanıyım. Kimse bir tıp doktoruna yol ve yöntem göstermeye
kalmaz ama herkes tarihçiye yol göstermeye ve aşık atmaya kalkıyor. Maalesef
Türkiye’de tarih bir bilim olarak kuramsallaşamadı ve burada tarihçi olmak
delilik gibi bir şey.


*Peki, tarihin
tekerrürden ibaret olmaması için ne yapmak lazım?


Geçmişten ders
alırsak geçmiş geçer ama geçmişten ders almazsak geçmiş geçmeyen olur. Biz
geçmişten ders alamıyoruz. Gelmişiz 2016’ya hala Yeni Osmanlı diyoruz.


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet