BÜYÜK ORTADOĞU PROJESİ (BOP)

Kenan AKIN : Atatürk’ün “Büyük Orta Doğu
Projesi”

E-POSTA : kenan@akyayincilik.com

KAYNAK
:
http://www.yenicaggazetesi.com.tr/ataturkun-buyuk-orta-dogu-projesi-47587yy.htm

28
Mayıs 2018

Orta
Doğu’nun yer altı ve yer üstü bütün varlıkları, istilaya uğramış, kan ve acıyla
yoğrulmuş toprakları halen önemini koruyor.

Yıllarca
petrol, gaz ve su, Orta Doğu’yu tehlikeli fakat cazip kılıyor.

Bir
çok liderin, diplomatın, ilim ve bilim insanının gözü bir türlü Orta Doğu’dan
ayrılmıyor.

Orta
Doğu’da yaşayan çoğu insanların huzuru bir türlü sağlanmıyor.

Hatta,
Orta Doğu’da ateş bir ülkede durursa, başka bir ülkede başlıyor.

Her
zaman belirttiğimiz gibi, Orta Doğu sanki “pimi çekilmiş bir
bomba”
yı andırıyor.

Oysa,
Orta Doğu’ya “huzur,
güvenlik”
ve “tam özgürlük” artık, her zamankinden
daha fazla gerekiyor.

Üstelik,
ABD gibi süper bir ülkenin Orta Doğu üzerindeki kem gözleri, her ne kadar “proje”
ile kamufle edilmek isteniyorsa da, hedef bölgeye hâkim olmakla özetleniyor.

Ne
yazık ki, Orta Doğu “şer ve tehlikeli” planların
tehditlerinden bir türlü kurtulamıyor.

Aslında,
Orta Doğu’yu ABD’nin bu tür saldırı ve işgal planlarından kurtarmak ve korumak
öncelik alıyor.

Nitekim,
yıllarca önce bile, hem de Atatürk tarafından bir “Orta
Doğu Projesi”
tasarlandığı pek bilinmiyor. Çünkü, bir tür “gizlilik”
içinde bu tarihi tasarım halen tam olarak açıklanmıyor.

Suriye
ve Irak’ın Türkiye ile birleşmek için ayrı ayrı müracaat ettikleri nedense
saklanıyor.

Yazarlar
ve çoğu gazeteciler tarafından bilinmeyen bu ilgi çekici gerçek, Atatürk‘ün
“Büyük
Orta Doğu Projesi”
nin ilk düşünürü olduğunu gözler önüne
seriyor.

Ne
var ki, Atatürk‘ün
projesi, barışı ve güvenliği ABD’nin ise saldırı ve istilayı öngörüyor.

İlginç
taraf ise, yıllar önce Atatürk‘ün bu projesini Attila İlhan
tarafından öğrenmiş olmamız…

TV8
televizyonunda beraber çalışırken, değerli edebiyatçımız Attila İlhan’la
buluşup ve ondan “feyz” almanın onurunu yakalamamız, bu
tür bilgilerin edinilmesini sağlıyor.

Kaleme
aldığımız Cezayir
ile ilgili kitabımızda yakından ilgilenen Üstad Attila İlhan’ın hatta “önsöz”
yazması, halen övünç kaynağımız…

Attila
İlhan’ın anlattığı ve başka kaynaklardan da doğrulanan Atatürk‘ün
“Büyük
Orta Doğu Projesi”
meğer ne gerçekleri içeriyor.

İlhan,
Atatürk‘ün
Büyük Orta Doğu Projesi olduğunu daha sonra birkaç konuşmasında hatta
televizyon programında açıklamasına rağmen, medyanın böylesine büyük iddiayı
dile getirmekten sakınması izahı gün geçtikçe güçleşiyor.

Zaten,
rahmetli Attila İlhan da, bu “ketumetten” üzüldüğünü her fırsatta
dile getiriyordu.

24
Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin birinci ilk gizli celsesinde,
Suriye Kralı Faysal hakkında bilgi veren Atatürk, İngilizlerin Suriye’yi Fransızlara terk
ettikten sonra, onu Irak’a taşıdıklarını ve 22 ay sonra Arap devletinin
parçalandığını vurguluyor ve tarihi sözlerine şöyle devam ediyor:

“Kral
Faysal,
(biz yanlış
yaptık siz ise bir millî mücadele veriyorsunuz bu hatamızı giderelim, bizi
millî mücadelenize alın biz de gerçek istikrara kavuşalım)
şeklinde
mektup yazıyor.”

Atatürk‘ün
verdiği cevap ise her şeyi açıkça anlatıyor:

“Hayır
biz bir millî mücadele veriyoruz yeknesak bir devlet kuracağız siz de Arap
milliyeti içinde mücadelenizi verecek şekilde örgütlenin ve ondan sonra
süpranasyonal milliyet üstü bir devlet olabilir, bir federasyon veya
konfederasyon halinde bir araya gelebiliriz.”

Öte
yandan, Irak’ın Nuri Sait Paşa vasıtasıyla aynı mealde teklif yaptığı
biliniyor.

Daha
sonra bu girişimlerden ötürü, Anadolu’da İngilizlerin çıkardığı isyanlar
kendini gösteriyor.

Bu
yüzden de, Musul ve dolaylarında “petrol bölgesi”nden geçici olarak
haklarımızdan vazgeçiliyor.

Sadece
bir Türk bölgesi olan Hatay üzerinde durulması akıllılığı ve kararlılığı
uygulanıyor.

Atatürk‘ün
barışçı projesini, yıllar sonra istilacı emellere çevirme planında da, bir
Türk’e de eş başkanlık görevi verilmesi, tarihin garip bir cilvesi olarak
tekerrür ediyor.


































































Sonuç
olarak Atatürk‘ün
projesine Suriye ve Irak’ın yanısıra İran da eklenirse, ortaya günümüzün
barışçı planı çıkıyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir