• EMNİYET GM DOSYASI /// ERAY KEMERCİ : ÇARŞI VE MAHALLE BEKÇİSİ DEHŞETİ
  • Yayın Tarihi : 10 Şubat 2020 Pazartesi
  • Kategori : BÜROKRASİ & DEVLET KURUMLARI & EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ & BAŞKANLIK & TBMMM

ERAY KEMERCİ : ÇARŞI VE MAHALLE BEKÇİSİ DEHŞETİ

03.02.2020

Bekçilerin konuşulduğu şu dönemde hatırlatmak isterim. .

Babamın sağ gözü görmüyor ve sol tarafında kısmi felç var kullanamıyor.

Ortada henüz açılan bir dava da yok. İşlerine de devam ediyorlar.

Nedeni adli tıpın kararının halen gelmemiş olmasından dolayı hakimin davayı kabul etmemesi. .

15.10.2018

Merhabalar

Ben Eray Kemerci.

Sizlere 13 Ekim 2018 Saat 21:00-22:00 civarında babam Erol Kemerci ile ilgili meydana gelen olayı anlatır bir yazı yazıyorum.

Yer: İstanbul Ataşehir İçerenköy Mahallesi Nezih Sokak

Saat 20:30 civarı evimin olduğu sokağa girdim. Babamı çalıştığı servis aracında oturup müzik dinlerken gördüm ve yanından geçip eve girdim. Yarım saat geçti veya geçmedi yemek yediğim sırada alt komşum telefonla aradı ve "baban yerde yatıyor in bak" dedi. Hemen aşağıya indim. Ben indiğimde başında zaten 10 kişiye yakın insan vardı (3-4 Bekçi ve komşular). Aradan 2-3 dk geçti bir tane minibüsle Yunuslar ve bir sivil araç ile (kendilerini sivil polis olarak izlemlediğim emin değilim) dört kişi daha ve üç farklı bekçi daha geldi. Bu kadar kolluk kuvvetinin gelmesine şaşırdım.

Adının Tufan olduğunu öğrendiğim bekçi "Alkollüydü tökezledi yüz üstü düştü gözlüğü geldi" dedi. Bu kadar yakınında olan bir insanı 3-4 kişi refleksle dahi olsa tutamaz mıydı ?

Bize söylenenlere olayın sıcaklığıyla inanmış bulunduk. Babamın nabzı düşük ama nefes alıyordu. Bilinç yoktu. Bekçi Tufan ve yanındaki iki bekçi ambulansa haber verdiklerini söylediler fakat bu söylemin üzerinden 20dk geçmiş ve ambulans gelmemişti. Tekrar 112'yi aramalarını söyledim aradılar ve o da yaklaşık 10dk sonra geldi. Komşularımdan bir tanesi 112 yi aradı ve ambulansın yarım saattir gelmediğini nerede kaldıklarını sordu. 112'den gelen cevaba olayın sıcaklığı geçtikten sonra şaşırdık. 112 servisi bize çağrının 6 dk önce geldiğini iletti. Yani ortada önceden açılan bir çağrı yoktu. Acaba bekçiler öncesinde ambulans çağırmamış mıydı ?

Adının Tufan olduğunu öğrendiğim bekçinin elinde babamın ehliyeti vardı fotoğrafını çekiyordu. Ambulans geldi ehliyetini komşulardan biri alıp bana verdi. Bekçi Tufan durumu öğrenebilmek için telefon numaramı aldı ve hemen Ataşehir Fatih Sultan Mehmet Hastanesi acil servisine gittik. Doktor ilk konuşmasında durumunun kritik olduğunu ciğerlerine sıvı kaçtığını beyne bakmak için tomografi çekeceklerini iletti. Tomografi çekilmek için odadan çıkardıklarında omzunda tırnak izlerini fark ettik. Bir boğuşma tutma vb. temas olduğu kesindi. Tomografi sonucunda beyinde bir hasar olmadığı tespit edildi. Göz ve çevresinde elmacık kemiğinde kırıklar olduğu gözünün şuan görmediği ve morluktan kaynaklanabileceğini kırıkların sonrasında ameliyatla düzeltileceğini ilettiler. Yoğun bakıma yatması gerektiği ama orada boş yer olmadığını en yakın müsait yoğun bakım ünitesi olan hastanenin arandığını bize ilettiler. Tuzla Okan Üniversitesi Hastanesinde yer olduğunu ambulans ile oraya sevk edileceğini ilettiler ve 14 ekim 2018 gece saat 2 gibi oraya ulaştık. Ambulansın peşinden eniştem Hikmet C. Halam Selma C. ve ben araba ile yola çıktık. Arabada giderken tanıdığım bir bekçi arkadaşa "Nezih Sokakta akşam bir olay oldu birisi benim telefon numaramı aldı ama aramadı beni bir arayabilir mi sizin grup falan vardır bi sorar mısın" diye söyledim. 5 dk sonra bekçi Tufan aradı. Kendisine "Dürüstçe söyle aranızda bir dalaşma falan oldu mu?" dediğimde bana "yok abi valla öyle birşey olmadı düştü gözlükte vardı düşünce oldu" dedi. Telefonu halam aldı ve aynı şekilde o da sordu ona da verdiği cevap farklı değildi.

Babamın kullandığı gözlük yakın gözlüğüydü ki zaten dışarıda kullanmazdı. Kaldı ki gözlüğü de kırılmamıştı. Yüzündeki tahribatın düşme sonucu olmadığına dair şüphelerimiz de artmıştı. Buna ek olarak kardeşim de bekçilerin ambulans beklerken "alkollü düştü deriz" şeklinde konuşmalarını duymuş. Aynı şekilde çocukluk arkadaşım da Tufan ve başka bir bekçinin aralarında sessizce konuştuğunu duyması üzerine "hayırdır kardeşim bir sıkıntı mı var" dedi. Tufan'da "yok abi sizlik bir şey değil" cevabını vermişti.

Okan Üniversitesi Hastasine vardık. Bizden 2-3 dk önce ambulans giriş yapmış ve görevliler yoğunbakım kapısında içeri almak için bekliyordu. İçeri aldılar ve saat 03:00-03:30 civarı doktor bizi bilgi vermek için kendi odasına çağırdı. Beyin filmlerinin temiz olduğunu ama emin olmak için kendilerinin de çekeceklerini FSM hastanesinde uyutulduğunu ve ilacın etkisinin biraz süreceğini göz çevresinde kırıkların olduğunu görme kaybının olma ihtimalinin olduğunu iletti. Bize tekrar bilgilendirmek için 15:00-16:00 saat aralığında gelmemiz gerektiğini söyledi.

14.10.2018

Saat 15:00 da yoğun bakım ünitesinin önüne geldik. Babamın kendisine geldiğini söylediler. Yoğun bakım odasına Babamın yanında halam ve ben girdik.

Babam kendine gelmişti Halam "ne oldu nasıl düştün" diye sorduğumda babamın verdiği cevap "ne düşmesi Selma düşen adam böyle mi olur dövdüler. Geldi birisi elini cebime attı. güvenlik amirliği yapmış insanım ben sen nasıl cebime elini atarsın bilmiyor musun elini sokamayacağını. ben nereden bileyim hap toz falan atmayacağını cebime dedim. Sonra biri tuttu diğerleri vurdu. Dövdüler. Böyle düşme mi olur gözümü hissetmiyorum. Dişim kırılmış çenemi zor oynatıyorum". Bunun üzerine şüphelerimizde haksız olmadığımızı anlamıştık.

15.10.2018

Halam Okan Üniversitesi hastanenine gitti ve oradaki hemşireler de düşme değil darp demişler.

21.10.2018

Babam halen Okan Üniversitesi Hastanesi yoğun bakımında. Son yapılan incelemelerde sağ elmacık kemiği ve göz yuvasında kırıkların olduğu ve plastik cerrahi tarafından ameliyat edilmesi gerektiği söylendi. Gözde görme kaybının da olabileceği iletildi.

Omurgada ise darbeye bağlı kırık ve ödem mevcut olduğu onun da vücudun sol tarafında his ve güç kaybına neden olduğu açıklandı.

Bu bekçi işkencesi dehşeti ile ilgili biz gerekli yerlere başvurularımızı yapacağız ama yine de bu olayın üzerini örtmelerine izin vermemek için sizlerden ricam iletebildiğiniz kadar yere iletmenizdir.

Not: Bu yazıda hiçbir siyasi düşünce gözetilmemiştir ve tüm memurlara değil sadece olayla ilgili olan kişilere yöneliktir.

Teşekkürler.

Eray Kemerci