Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara


Doç. Dr. Hanım Halilova : TÜRKLÜĞÜN UNUTULMAZ ASKERİ EBULFEZ ELÇİBEY


LİNK : https://www.turkocaklari.org.tr/iz-birakanlar/turklugun-unutulmaz-askeri-ebulfez-elcibey-3551


Ebulfez Elçibey 24 Haziran 1938 yılında Azerbaycan’ın Ordubad
Bölgesinin Keleki köyünde dünyaya geldi. 1957’de Azerbaycan Devlet Üniversitesi
(ADU) Şarkiyat Fakültesi Arap Filolojisi Bölümünü kazandı. Bu fakülteye
girmesinin esas amacı Nizami, Fuzuli gibi büyük şairlerimizi yakından
tanımaktı. Üçüncü sınıfa geldiğinde Elçibey 
daha çok tarihî-siyasî meselelerle ilgilenmeye başladı. Elçibey
üniversiteyi bitirdikten sonra Mısır’da mütercim olarak görev yaptı
(1962–1964). Bir gün Mısır’ın Luksor şehrine Sovyet uzmanları, Devlet
Başkanları (Sovyetlerden Kruşcev, Mısır’dan Nasır, Irak’tan Arifi,
Azerbaycan’dan Alihanov, Elcezair’den Ahmet Ben Bellani) gelir. Onları
karşılayanların arasında mütercim olarak Elçibey de vardı. Herkes konuklarla tokalaşmaktaydı.
Elçibey ise yalnız A.Ben Belani ve Azerbaycan’ın büyük sanatçısı Reşit
Behbudov’a elini uzatır. Kruşcev Kuzey Kıbrıs meselesinde Rumların bakış
açısını taşıdığı için Elçibey onunla tokalaşmamıştır.Bu tepkisi Elçibey’e çok
pahalıya mal olmuştu. Azerbaycan’a döndükten sonra KGB Elçibey’e eziyet etmiş,
bir daha yurt dışına çıkmasına izin verilmemişti. Mısır’dan döndükten sonra
Elçibey ADU doktora sınavına girdi ve kazandı. 1969 yılında “Tuluniler Devleti”
konulu doktorasını bitirerek tarih bilimleri doktoru olur. Sovyet Bloğunda Türk
kelimesinin yasak olduğu bir zamanda Elçibey’in “IX. Yüzyılda Türk Tuluniler
Devleti” hakkında doktora tezini yazması kolay mesele değildi. Elçibey
1970–1975 yılları arasında ADU’nun Şarkiyat Fakültesi’nde Doçent olarak
çalışmaktaydı. Bu yıllarda Elçibey öğrencileri arasında gizli bir mücadele
yürütüyordu.1971-1974 yılları arasında Azerbaycan’da öğrenci hareketi çok
güçlenmişti Ben Elçibey’le eşimin vasıtası ile ADU’ nun Kimya Fakültesi 2.
sınıfında okurken tanıştım. Sovyet Bloğuna karşı mücadele veren arkadaşların
içinde yalnız biz evli olduğumuz için, toplantılar çoğu zaman bizim evde gizli
yapılmaktaydı. Bu toplantıların  Elçibey
tarafından yapıldığını öğrenen KGB 1975 Ocak ayında Elçibey’i hücreye attı.
Elçibey’den sonra eşim Refik Bey’i de tutukladılar. Ben eve geldiğimde Refik
Beyi göremeyince onunda KGB tarafından götürüldüğünü anladım. Hemen, Elçibey ve
Refik Beyle mücadele veren Malik Beyin evine koştum. Eşim hakkında bilgi alayım
diye geldim deyince benimle ilgilenmediler.


Malik, Elçibey’ in abisi Almurad ve Vasim Hoca beni görünce
başlarını eğdiler yüzüme bakamadılar. Ben o anda Refik beyin
tutuklandığını  hissettim ve onlara
şunları söyledim: “Refik’i de Ebülfez’i de hepimizi de tutuklayabilirler. Biz
koskocaman Sovyet İmparatorluğuna karşı mücadele veriyoruz. Tutuklamayıp
başımızı mı okşayacaklar, başınızı dik tutun. İşimize bakalım, bundan sonra ne
yapabiliriz onu düşünelim” dedim. Elçibey tüm suçu üzerine aldığı  için eşimi serbest bıraktılar. Aslında birçok
kişiyi tutuklayacaklardı, bunların arasında benim de ismim vardı. Elçibey bütün
‘’suçu’’ kendi üzerine aldığı için bizleri tutuklamadılar. Bazı kişiler de KGB’
nin baskısına dayanamayarak her şeyi Elçibey’in üzerine attı. Elçibey KGB’de
hücrede olduğu için sağ mı yoksa ölümü bilmiyorduk. Bu nedenle ben Elçibey’ in
annesi Mehransa Anneyi Keleki köyünden getirttim ve abisi KGB’den annesi için
görüşme talep etti. Annesine izin verdiler, bu sayede Elçibey’in sağ olduğunu
öğrendik. Biz eşimle sokakta yürürken bir çok insan KGB’nin korkusundan bizden
kaçmaktaydı. Karanlık çöktüğünde ise yakınlaşıp Elçibey’i soruyorlardı.1975
Mayısında Elçibey’i mahkemeye çıkardılar. Mahkeme kapalıydı. Orta yaşlılar,
özellikle yaşlı kesim mahkemeye gelmeye çekinirdi. Ben eşimle mahkemeye
gitmeden önce çocuklarla vedalaşıp onları Refik’in annesine emanet ettik. Çünkü
mahkeme bizi de tutuklayabilirdi. Mahkemenin ikinci gününde dışarıdan sesler
yükseldi. Helikopterler mahkeme binası etrafında uçuyordu. 70 yılda Azerbaycan’
da Sovyet totaliter rejiminde ilk defa birkaç üniversite öğrencisi mahkemenin
halka açık olması için protesto yürüyüşü yapmaktaydı. Azerbaycan Hükümeti
gençlerin yaptığı protestoların yayılmasını önlemek ve bunları Moskova’dan
gizlemek için mahkemeyi halka açtı. KGB için çalışan bazı öğrenciler Elçibey’in
onlara Sovyetlere karşı propaganda yaptığını söyledikleri zaman bir kız öğrenci
başından şalını çıkarıp erkeğin üzerine atarak “sen erkek değilsin al şalımı
tak başına” dedik ve sonra hiçbir öğrenci Elçibey’e iftira atamadı. Mahkemede
savcı ve hâkimler Elçibey’e diğer mahkumlara davrandıkları gibi sert
davranmıyordu. Bundan 6–7 ay önce rahmetli Cengiz Aytmatov televizyonda bir
açıklama yapmıştı. Onun sözlerini hatırlatmak istiyorum.“Sovyetlerde halk
mangurt (robot) gibi aydınlar ise korkmadan mücadele etmekteydiler. Şimdi ise
halk da aydınlar da mangurt gibidir”.Elçibey tutuklanarak Karadağ cezaevine
gönderildi. Orada mahkûmlar taş ocağında çalışmaktaydı.


Elçibey oradaki mahkûmlarla kısa sürede dostluk kurdu. Sovyetlerin
Azerbaycan’ı işgal ettiğini, Müslüman ve Türk olduklarını onlara anlattı.
Onlara İran’da 25 milyon Azerbaycan Türk’ünün yaşadığını anlattı. Mahkûmlar
Elçibey’ in taş çıkarmasına razı olmadılar. Hatta gündüzleri istirahat etmesi
için taştan bir oda inşa etmişlerdi. KGB korkusundan çoğu kişi Elçibey’i
ziyaret edemiyordu. Ayda birkaç defa gıda ve kıyafetleri Refik Bey ve abisi
Murat, ona götüyordu. Ben de bir defa cezaevine Elçibey’i görmeye gittim.
Akşama yakındı. Elçibey ve mahkûmlar çalışmaktan dönmekteydiler. Rus
askerlerinin silah ve köpeklerle Elçibey’ i getirdiklerini gördüm. Kendi
kendime isyan ettim. Öz yurdumuzda Elçibey gibi vatansever bir insanı kimler
getirir? Bu görüntü benim sonraki mücadeleme daha çok güç verdi. Elçibey
benimle görüşmedi ve hiçbir kadının onu ziyaret etmesine izin vermedi. 1976
Haziran ayında Elçibey’i serbest bıraktılar. Onu, Refik Bey ve abisi
cezaevinden almaya gitti. Biz ise Elçibey’in abisinin evinde hazırlık
yapıyorduk. Birçok insan onun gelişini beklemekteydi. Cezaevinden sonra
Elçibey’i üniversiteden uzaklaştırdılar.1976 Aralık ayında Elçibey Azerbaycan
Bilimler Akademisi El Yazmalar Enstitüsü’nde göreve başladı.1985 yılında
Ermenilerin desteklediği Gorbaçov’un başa gelmesi Ermenileri hareketlendirdi.
Karabağ’ın Ermenistan’a bağlanmasını istediler.Dağlık Karabağ ve Ermenistan’da
yaşayan Azerbaycanlılar, Ermeniler tarafından işkence edilip kovulmaya
başladılar.Ermenilerin bu  hareketleri 70
yıl suskun kalan halkımızı çileden çıkardı.17 Kasım 1988’de binlerce insanımız
Azatlık(özgürlük) meydanında (önceden Lenin Meydanıydı) 19 gün süren mitingler
yaptı.1920’de yok edilmek istenen halkın kendine güveni geri geldi.Karabağ’a
özgürlük için başlayan mitingler Sovyetlere karşı özgürlük mitinglerine
döndü.1989’da Elçibey Azerbaycan Halk Cephesi’nin (AHC) başkanı seçildi.AHC
kısa bir zaman içinde dünyaya güçlü-siyasi-içtimai bir teşkilat olduğunu
gösterdi. Aynı zamanda Sovyet Bloğuna karşı Litvanya, Latviya, Estonya,
Gürcistan ve Ukrayna halk cepheleri mücadele vermekteydi. Ruslar Özgürlük
hareketinin Azerbaycan’dan Orta Asya’ya sıçramasından korkarak ve AHC’ni
dağıtmak maksadıyla 20 Ocak 1990’da habersizce Bakü’ye girdi. Birçok
insanımızı  sakat bıraktılar. 100’den çok
insanımızı şehit ettiler. Halkımız Ruslara karşı direndi. Dilare Aliyeva (1991
yılında KGB tarafından trafik kazası süsü verilerek öldürüldü) ve benim
rehberliğimde 5 bin kadın Rus tanklarına karşı çıktı. Milletimiz, Rusların
karşısında kendi gücünü gösterdi. Rus tankları AHC’yi değil ancak binasını
yıkabilirlerdi. 1991 Ağustosunda Rusya’da ordu Gorbaçov’a karşı darbe yaptı.
Muttalibov’un hükümeti hemen AHC liderlerini tutuklayacağını, aktif üyelerini
sürgün edeceğini söylemekteydi. Ben Elçibey’le görüştüğümde kadınlarla güç
birliği yapmamı ve onların paniğe kapılmamalarını istedi. Darbe’nin çok
sürmeyeceğini, dünyanın ve Rusya’nın kendi demokratlarının darbeye karşı
çıkacağını söyledi. Birkaç gün geçmeden Moskova’da halk sokaklara çıktı.
Yeltsin darbeyi yatıştırdığını açıkladı.


Buna rağmen 13 Ağustos’ ta Muttalibov’a destek veren bir grup
sivil  ve polisler AHC’nin binasını
bastı. Bütün odaları dağıtarak Elçibey’i karnından yaralayıp götürmek
istediklerinde dışarıda halk polislere hücum ederek Elçibey’i ellerinden
kurtardı. Benim odam Elçibey’in odasının yanındaydı. Polisler odama girmeden
önce Amerika, Alman ve Rus televizyon kanalları görevlileri çektikleri
videokasetlerinin saklanmasını istediler. Bantları  karnıma ve sırtıma sardım. İşimizi yeni
bitirmiştik ki polisler içeri girdi ve odayı aradılar ama bir şey bulamadılar.
Beni tutuklayıp götürdüler.Dışarıda halk beni de kurtarmak istedi,yalnız
polisler beni hemen arabaya bindirip götürdüler.Cezaevine götüren
polisler,yolda beni arabadan indirip “Allah yardımcın olsun bacım” diyerek
yollarına devam ettiler.Ben hemen Novella hanımı buldum. Onun evine gidip
videobantlarını üzerimden çıkardım ve sahiplerine geri verdim. Akşam Elçibey
bizi aradı, kendisinin iyi olduğunu benim yaralanıp yaralanmadığımı merak
ettiğini söyledi. Ben ise her şeyin yolunda gittiğini, kendisine iyi bakmasını
rica ettim.6 Mart 1992’ de Azerbaycan halkı Muttalibov’u 26 Şubat olaylarında
suçlu olduğunu söyleyerek istifaya çağırdı. Halkın gazabından korkan
Muttalibov’u Ruslar Moskova’ ya kaçırdı. Mart 1992’ de Azerbaycan’da
cumhurbaşkanlığı seçimleri yapılmalıydı. Elçibey’de adaydı.2 Mayıs’ta T.C.
Başbakanı S. Demirel ve MHP Genel Başkanı A.Türkeş’in Bakü’ye gelerek Elçibey’e
açık destek vermeleri Moskova’yı harekete geçirdi.14 Mayıs’ta Muttalibov’u
Moskova’dan Bakü’ye getirerek mecliste darbe yaptılar.15 Mayıs’ta on binlerce
insanımız AHC’den meclise doğru yürüyüş yaptı. Rusya Muttalibov’u yine
Moskova’ya kaçırdı. Meclis içinde seçim yapıldı. İ.Kamber meclis başkanı oldu.7
Haziran 1992’de Azerbaycan’da ilk defa demokratik bir seçim yapıldı ve Elçibey
% 63 oyla cumhurbaşkanı seçildi. Elçibey elini Kurana bastı ve üç renkli
bayrağımızı öptü. 72 yıldan sonra Azerbaycan’ın cumhurbaşkanı Türkoğlu Türk
oldu. Ben de o törende Türklük simgesini taşıyan mavi gömlek giydim.


Elçibey konuştukça ben ve kadınlarımız ağlamaktaydık. O yaşadığımız
zorlu günler gözümüzün önünden geçmekteydi. Dış güçlerin Elçibey’in
cumhurbaşkanlığında çok kalmasına razı olmayacaklarını hissetmekteydim.Elçibey
cumhurbaşkanı seçildikten sonra beni makamına davet etti ve “Bak ben sana zamanında
cumhurbaşkanı olacağım demiştim, sen bana gülüp “Don Kişot” diye adlandırdın.
Yalnız beni bir yıldan fazla burada tutmazlar.Biz, bu bir yıl içinde
devletimizin daima bağımsız kalması için bütün işlerimizi
bitirmeliyiz.Kadınlarımıza büyük görev düşmektedir.”dedi.Sonra Elçibey, Devlet
Bakanı olmamı teklif etti.Ben de ona 
teşekkürlerimi bildirdim ve kadınlarımızla birlikte halkın arasında
olmamız gerektiğini ve Elçibey’in hükümetini korumak için mücadele edeceğimizi,
gerektiğinde Ermenilere karşı kadın taburu kuracağımızı söyledim. Bir devletin
bağımsız olması için önemli şartları vardır. Bunlardan birincisi bağımsız
bayrak, ikincisi bu bayrağı koruyan güçlü ordudur. Devletin kendi parası ve
kendi dili. Bayrağımızı Muttalibov’a baskı yaparak 1991 yılında yükselttik.Elçibey
bir yıllık iktidarında mecliste devletin dilini Türk dili olarak kabul
edilmesini sağladı.Kiril alfabesinden Latin alfabesine, rubleden kendi milli
paramız Manat’a geçtik. Eski Sovyet bloğundan ilk olarak Azerbaycan Rus ordusu
çıkarıldı ve Azerbaycan kendi ordusunu kurmaya başladı. Bakü-Ceyhan Petrol Boru
Hattı projesi imzaya hazırlanmaktaydı.


Rus ordusunun Azerbaycan’dan çıkarılması,Bakü-Ceyhan projesinin
imzaya sunulmasının ardından Kelbecer Bölgesini, Ermenilerin savaşmadan işgal
etmesi Azerbaycan’da darbe olacağının ilk sinyalleriydi. Bir ay geçmeden Süret
Hüseynov, Rusya’yı arkasına alarak Gence’de darbeyi başlattı. Elçibey Rusya’
nın planını bildiği için Nahçıvan’ da bulunan H. Aliyev’ i Bakü’ ye davet etti.
Rusya’nın planı; Moskova’da bulunan A. Muttalibov’ u Azerbaycan’ a getirip
cumhurbaşkanı, Rusya yanlısı Azerbaycan eski Milli Savunma Bakanı olan R.
Gaziyev’ i Milli Savunma Bakanı, S. Hüseyinov’ u başbakan yapmaktı.Azerbaycan’
da iç savaş çıkararak Rus ordusunu Azerbaycan’a yeniden sokmak ta planlarının
arasındaydı. Elçibey’ i H. Aliyev’ 
getirmekle suçlayan bazı insanlar düşünmüyorlardı ki Elçibey kendi
iktidarını değil Bağımsız Azerbaycan’ı düşünüyordu.17 Haziran 1993’ te Elçibey
Bakü’yü terk etti. Keleki’de cumhurbaşkanlık süresi bitene kadar kaldı. 1998’de
Bakü’ ye geri döndü.Elçibey Bakü’ yü terk ettikten sonra Gaziyev tarafından
bana karşı saldırılar yapılmaktaydı. Arabam ve evime ateş edilmişti. Beni
Gence’ye götürüp orada işkence etmek düşünceleri vardı. Benim R. Gaziyev gibi
satılmışlardan korkmam söz konusu değildi. Allah’ın verdiği canı yalnız Allah
alır, ondan başka hiç kimsenin  gücü
yetmez. Ben bir kadın olarak şerefimi namusumu korumak amacı ile 21 Haziran
1993’te Türkiye’ ye geldim. Elçibey’ e karşı satılmış olanların hepsini H.
Aliyev ya öldürdü, ya da cezaevlerine koydu. Çünkü H. Aliyev iyi bilirdi
Elçibey’ e karşı darbe yapanlar, yarın ona karşı da darbe yapabilirlerdi.
Nitekim S. Hüseynov’un grubu H. Aliyev’ e karşı darbe girişimlerinde bulundu.


2000 yılının Ocak ayında Elçibey beni arayarak hastalığının
ciddileştiğini ve Türkiye’de  doktor
muayenesinden geçmek istediğini söyledi. Yalnız Türkiye’ ye hasta olarak değil,
Mart ayında TÜDEV tarafından yapılacak olan Kurultay’a davetli olarak gelmek istedi.
TÜDEV önce Elçibey’i davet edeceklerini söyledi, sonra izin verilmediğini
açıkladı. Bu nedenle Elçibey üç ay zaman kaybetti. Elçibey’ in durumu hergün
kötüye gitmekteydi. Ben milletvekili Mehmet Ceylan’a durumu anlattıktan sonra,
o önemli yerlerle görüşerek durumu çözmeye çalışacağını söyledi. M.Ceylan’la
iki gün sonra görüştüğümde Türkiye devletinin Elçibey’ e destek vereceğini ve
üç gün sonra özel uçakla Ankara’ ya getireceğini söyledi. Üç gün sonra M.
Ceylan’ la birlikte milletvekili A. Yılmaz ve Azerbaycan havaalanında onlara
destek olmak için gelen kızım Gönül Hanım 
özel uçakla Bakü’ ye gidip Elçibey’i Ankara’ya getirerek Ankara
Hastanesine yatırdılar.Ankara Hastanesi’nde Elçibey’i muayene eden doktorlar kanserin
ilerlemiş olduğunu söylediler.Ameliyattan imtina eden Elçibey,Türkiye devletine
deprem bölgesine götürmelerini ve ABD’ de Türk yürüyüşüne katılmak isteğini
iletti. Elçibey’i deprem bölgesine ve ABD’deki Türk yürüyüşüne götürdük.
Elçibey Ankara’ da bulunduğu zaman ilk olarak Türk Ocakları Kurultayına davet
edildi ve bir konuşma yaptı. Her zaman Türk dünyasına sahip çıkan, geçmişini
unutmayan, vefalı Türk Ocakları  Başkanı
N. Gürgür  Elçibey’e “Türk Dünyasına
Hizmet” plaketi sundu. Temmuz ayında Azerbaycan’ dan beni Novella aradı ve
Elçibey’ in durumunun ciddi olduğunu söyledi. Azerbaycan’a gittiğimde Elçibey’
in durumunun çok ağır olduğunu gördüm. Hemen Türkiye’ yi arayarak Ankara
Hastanesi’ nde Elçibey’ i tedavi eden G. Çankon’ un Azerbaycan’ a gelmesini
rica ettim.


Uçak korkusu olan ve hiç uçağa binmeyen G. Çankon hemen uçakla
Azerbaycan’a geldi ve Elçibey’ i Ankara’ya götürdü. Birkaç gün sonra Elçibey’
in koruması Ali Bey Ankara’ dan beni arayarak Elçibey’ in durumunun ağır
olduğunu ve benim hemen oraya gelmemi söyledi. Ben hemen Ankara’ya gittim.
Hastanede Elçibey’in gözlerinde ölümün gölgesini gördüm. Elçibey ölürse Ankara
Hastanesinde değil Atatürk’ün kurduğu GATA’ da dünyasını değişmeliydi. Bu
nedenle Genel Kurmay İkinci Başkanı E.Başaran’ı arayarak Elçibey’ in durumu çok
ağır olduğunu ve mutlaka GATA’ ya götürülmesini söyledim. Paşa hazretleri  nezaketle Ankara Hastanesinden Elçibey’ in
durumu hakkında hergün rapor aldığını söyledi. Ben; Elçibey Türkiye’ ye
geldiğinde toprağı öptüğünü ve havaalanından hemen Atatürk’ ün mezarına giderek
anıt defterine yürekten gelen  sözleri
yazdıktan sonra “Sizin Askeriniz Elçibey” imzasını attığını söyledim. Bugün
Atatürk’ ün askerine sahip çıkmazsanız yarın M.K. Atatürk’ e sahip olma
şansınız azalır dedikten sonra benim sözlerim komutanımızı çok etkilemişti ki
iki gün sonra kendisi beni aradı ve Elçibey’i GATA’ya yerleştireceğini söyledi.
GATA’da Elçibey’i Genel Kurmay Başkanı Sayın Org.H.Kıvrıkoğlu ziyaret etti.
Sayın komutanımı karşıladığımda ona E.Elçibey’e 
gösterdikleri ilgi için, Azerbaycan halkı adına teşekkürümü bildirdim.
Elçibey tıpkı M.E. Resulzade gibi gözlerini Ankara’da ebediyen kapattı.
Elçibey’i Azerbaycan’da toprağa versek de ruhu M.K. Atatürk’ ün ruhu ile
birlikte çok sevdiği Türkiye’mizin semalarındadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış