BİYOGRAFİ & KİM KİMDİR ? NE NEDİR ?

ÖZEL BÜRO EKİBİ olarak TÜRK İSTİHBARATININ DUAYENİ VE
EFSANESİ
Kuşçubaşı Eşref’i
vefatının 55. Yılında saygı ve rahmet ile anıyoruz.

Kuşçubaşı Eşref, Söke’deki Kabri Başında Anıldı !!!!

Teşkilat-ı
Mahsusa isimli istihbarat örgütünde görev yapan ve Milli Mücadele döneminin adı
geçen karakterlerinden olan Kuşçubaşı Eşref Söke’deki mezarı başında anıldı.

1964
yılında Aydın’ın Söke İlçesi’nde bulunan çiftliğinde vefat eden ve Söke Granta
Mezarlığına defnedilen Eşref Sencer Kuşcubaşı, vefatının 55. Yılında
unutulmadı. Kabri başında gerçekleşen anma etkinliğinde Aydın’ın yanı sıra
İstanbul, İzmir, Çanakkale ve Balıkesir’den gelen katılımcılar yer aldı. İYİ
Parti Aydın İl Başkanı Cemal Sarı, İYİ Parti Söke İlçe Başkanı Çağlar
Çelikez’in de katıldığı anma etkinliğinde lokma hayrı yapıldı, Mevlid-İ Şerif
okundu.


Kuşçubaşı Eşref KİMDİR ??
Eşref Sencer
Kuşçubaşı (d. 1873, İstanbul – ö. 1964, İzmir) Kuşçubaşı Eşref adıyla da
anılır. Çerkez boylarından Ubıhlara mensup istihbaratçı ve gerilla savaşçısıdır.

[[Abdülaziz| Çerkes Mustafa Nuri
Bey’in oğludur. Harb okulunun son sınıfında iken Jön Türkler’le ilişkisi
yüzünden II. Abdülhamit tarafından Hicaz’a sürgün gönderilmiştir. Sürgünde
bulunduğu zindandan kaçıp, 2. Abdülhamit’in baş yaverinin oğlunu üç tabur
korumanın arasından kaçırmayı başarmıştır. Arabistan’da 2. Abdülhamit’e karşı
giriştiği isyan hareketi sırasında tüm Arabistan’ı dolaşmış, yerel şeyhlerle
dostluk kurmuştur. Her an her yerde ortaya çıkabildiği için kendisine şeyh-it
tuyyur -uçan şeyh- denilmiştir.

II. Abdülhamit meşrutiyeti ilan etmek zorunda bırakılıp,
aralarında Kuşçubaşı’nın da bulunduğu pek çok kişiye af çıkarmasıyla birlikte
isyanına son vermiştir. İsyan sırasında etrafına topladığı kendisine bağlı
silah arkadaşlarıyla beraber, kurulan Teşkilat-ı Mahsusa adlı istihbarat
örgütüne katılmışlardır.

1911 yılında Trablusgarb’ta Enver bey ile birlikte direniş
hareketlerini örgütlemiş, 1912 yılında 2. Balkan Savaşı sırasında Enver Bey,
kardeşi Sami Kuşçubaşı, Cihangiroğlu İbrahim ve Süleyman Askeri ile birlikte
Çorlu, Tekirdağ, Malkara, Hayrabolu ve Edirne’nin kurtarılmasında yer almıştır.
Aynı yıl Süleyman Askeri ve yörenin ileri gelenleri ile beraber Batı Trakya’da
ilk Türk Cumhuriyeti’nin kurulmasına katkıda bulunmuştur.

I. Dünya Savaşı’nın çıkmasıyla birlikte 1914-1915 yılları
arasında Teşkilat-ı Mahsusa’nın Arap Yarımadasından sorumlu başkanı olarak
görev yapmış, Süleyman Askeri Bey’in ölümünü takiben Teşkilat-ı Mahsusa başkanı
olmuştur (1915-1918).

I. Dünya Savaşı sırasında İngilizler’e karşı girişilen Süveyş
Kanal Harekatı’nda (1916) öncü birliklere komutanlık etmiş, Hayber’de Faysal’ın
(sonradan Irak Kralı olacaktır) 20 bin kişilik birliğine karşı 40 kişilik
Teşkilat-ı Mahsusa birliği ile beş saatten fazla savaştıktan sonra yaralı
olarak ele geçirilmiştir (1918). Bir savaş gemisi ve bir denizaltı eşliğinde
Malta’ya sürgüne gönderilmiş, sürgünlüğü sırasında Arabistan’daki macerasını,
yakalanışının ve sürgün hayatının ayrıntılarını anlatan bir eser yazmıştır.
Yakalandıktan sonra Lawrence’a şöyle dediği iddia edilmektedir:

– “Lawrence, kazandığını sanıyorsun.
Fakat henüz hiçbir şey bitmedi. Hükümetinin başına öyle musibetler salacağım
ki, 2 asır uğraşsanız bitiremeyeceksiniz.”

Kuşçubaşı’nın bu sözünün arkasında Teşkilat-ı Mahsusa’nın IRA
(İrlanda Cumhuriyet Ordusu) yapılanmasını örgütlemiş ve desteklemiş olmasına
inanılmaktadır.

İngilizler’le imzalanan esir değiş-tokuş anlaşması gereği
serbest bırakılmış, deniz yoluyla Anadolu’ya dönmüştür. Malta dönüşü hemen
milli mücadeleye katılmış, kendi yetiştirdiği Çerkez Ethem’le beraber Kuvva-yı
Seyyare’de Yunan işgaline karşı savaşmıştır (1920).

Özellikle Adapazarı civarındaki Kuva-yi Milliye başarıları
ona mal edilmiştir.

Kardeşinin adı Mustafa Kemal’e düzenlenen İzmir suikastinde
geçer. Anadolu Osmanlı İhtilal Komitesi’nin kurucusu olduğuna dair söylentiler
de vardır.

Lozan Antlaşması’nın Temmuz-1923’de imzalanması ile, Yunan ve
İngiliz işbirlikçisi olması iddiasıyla, Çerkez Ethem’le birlikte 150’likler
listesinde yer almış ve vatana girişi 1936 yılına kadar yasaklanmıştır. 1936
affıyla yurda girişi serbest bırakıldığı halde “Hicbir zaman af dilemedim,
hain degilim ki affedileyim.” demiş ve yurda donmemistir.

1950’de Demokrat Parti iktidara geldikten sonra Türkiye’ye
dönmüştür. Yurda dönene kadar Mısır’da İskenderiye şehrinde ikamet etmiş olup
bu zaman içerisinde herhangi bir istihbarat faaliyetine katılmamış olduğu
tahmin edilmektedir. 1950-1964 yılları arasında Türkiye’de yaşamış ve beraber
savaştığı silah arkadaşlarının mezarlarını dolaşmıştır. 1964’te vefat etmiştir.
Kabri Söke-Kuşadası(Aydın) yolu Yaylaköy Caferli Granta Mezarlığı yanındadır.

Eserleri
Hayber’de Türk Cengi.[1]
Teşkilat-ı Mahsusa Arabistan, Sina ve Kuzey Afrika Müdürü
Eşref Bey’in Hayber Anıları

Eşref Kuşçubaşı
Arba Yayınları / Tarih-Anı Dizisi
Eserleri
Hayber’de Türk Cengi ISBN 9753910355