SON DAKİKA

Yurtsever ve Açık Bilgi Platformu | Özel Büro İstihbarat Grubu Özel Buro

BİYOGRAFİ & KİM KİMDİR ? NE NEDİR ?

BİYOGRAFİ DOSYASI : Teşkilat-ı Mahsusa’nın reisi Binbaşı Süleyman Askeri Bey kimdir ???

BİYOGRAFİ & KİM KİMDİR ? NE NEDİR ?
Bu haber 15 Mart 2020 - 0:00 'de eklendi.
Whatsapp Paylaş Telegram Paylaş


Teşkilat-ı
Mahsusa’nın reisi Binbaşı Süleyman Askeri Bey kimdir ???


Devlet-i Aliyye-i Osmaniyye’nin I. Cihan Harbi’nde
Irak Cephesi’ndeki mücadelesi, diğer pek çok cephede olduğu gibi takdire
şayandır. Binbaşı Süleyman Askeri Bey’in, Basra’da bir avuç kahraman Osmanlı
askeri ile sedye üzerinde yaralı bir halde İngilizler’e karşı verdiği mücadele,
hala destansı bir öykü gibi anlatılır. İşte Mehmetçik Kut’ül Amare dizisinde
yeniden hayat bulan ve gündeme gelen Binbaşı Süleyman Askeri Bey hakkında merak
edilenler.


3 kıtaya adaletle hükmeden Devlet-i Aliyye’nin son
dönemindeki en büyük zaferlerinden birini ekranlara taşıyan Mehmetçik Kut’ül
Amare dizisinde Kaan Taşaner’in hayat verdiği Süleyman Askeri Bey karakteri
yeniden gündeme geldi. Yüzlerce asır adaletle hüküm süren Osmanlıların I. Cihan
Harbi’nde Irak Cephesi’ndeki mücadelesi, diğer pek çok cephede olduğu gibi
takdire şayandır. Süleyman Askeri Bey’in, Basra’da bir avuç kahraman Osmanlı
askeri ile sedye üzerinde yaralı bir halde İngilizler’e karşı verdiği mücadele,
hala destansı bir öykü gibi anlatılır. Meşrutiyetin ilan sürecinde ismi çok
geçen, Teşkilat-ı Mahsusa’nın da lider kadrosunda yer alan Süleyman Askeri Bey;
Makedonya’da yürütülen çete takibinde kendini göstermiş, Rumeli’de Sultan II.
Abdülhamit’e karşı olan genç subaylar arasında yer almış, gayet teşkilatçı ve
maceraperest bir insandı. 


SÜLEYMAN ASKERİ BEY KİMDİR?


Meşrutiyetin ilanından sonra biraz geri planda kalmış,
Bağdat’taki jandarma birliklerinin ıslahı için Albay Nuri Beyle Irak’a
gitmişti. İtalyanların Trablusgarp’ı işgal teşebbüsü karşısında kılık
değiştirerek yakın arkadaşlarıyla beraber Bingazi’ye gelmiş, Enver ve Mustafa
Kemal Paşalarla birlikte mücadeleye katılmıştı. Trablusgarp Savaşı’nın
bitimiyle birlikte emekliye ayrılana kadar Bağdat Jandarma mektebinde
öğretmenlik yapan Süleyman Askeri Bey, daha sonra İttihat ve Terakki
Cemiyetinde teşkilat işleriyle meşgul olmaya başladı.


Enver ve Cemal Paşaların da sonsuz güvenini kazandı.
Cemal Paşa hatıratında Süleyman Beyle ilgili şunları söylüyor: “Süleyman Askeri
Bey biraz acul (aceleci) biraz da nikbin (iyimser) biri olmasına rağmen pek
mükemmel ve müteşebbis bir idare adamı addolunabilirdi.” I. Dünya Savaşı’nın
çıkmasıyla birlikte tekrar orduya alınan Süleyman Askeri, Kurmay Yarbay
rütbesiyle Irak cephesine gönderildi. Daha evvel Rumeli’de birlikte çalıştığı
subay ve seçkin gönüllülerden oluşan bir taburla (Osmancık Taburu) Basra’yı düşmandan
kurtarmak için harekete geçti. Bağdat’tan itibaren bütün yol boyunca yerel
halkın sevgi gösterileriyle karşılaşan Süleyman Bey, özellikle bölgedeki aşiret
güçlerinin yardımını çok önemsiyordu.


FEDAKAR BİR KOMUTAN


Osmanlı kuvvetleri 20 Ocak 1915’te, Dicle boyunda
keşif harekâtı yapan İngilizlerle karşılaşmış, çıkan çatışmada başarılı olmuş
fakat Süleyman Bey bacağından yaralanmıştı. Tedavi için Bağdat’a gitmiş, ancak
doktorların tüm ısrarlarına rağmen hastanede kalmayıp tekrar cepheye koşmuştu.
Bu olaydan kısa bir süre sonra Basra yakınlarında Şuaybe ve Bercisiyye’de
İngilizlere karşı kanlı mücadeleler tekrar başladı (12 Nisan 1915). Uceymi
Sadun Paşa ve aşireti de burada düşmana karşı Osmanlı kuvvetlerini
destekliyordu.


Çarpışmaların ilk günlerinde başarılar elde edilse de
düşmanın elindeki modern silahlar Türk kuvvetlerini çaresiz bırakıyor, iş
piyade askerlerinin İngiliz askerleriyle göğüs göğüse çarpışmasına kalıyordu.
Bu çetin mücadele devam ederken İngilizlerin yardımına ihtiyat kuvvetleri yetişti
ve durum birden Osmanlı Ordusunun aleyhine döndü. Üç gün boyunca devam eden
çarpışmaların sonunda İngilizler karşı taarruza geçti. Bize yardım edecek Arap
aşiretlerin Şammar, Necd ve İbnü’r Reşid haricinde hiçbirinden maalesef ses
seda çıkmıyordu. Bu durum Süleyman Askeri Bey’i umutsuzluğa sürükledi lakin o,
asla mücadeleden vazgeçmedi. Harekâtı sedyede yaralı bir şekilde yöneten
Süleyman Bey, aleyhimize dönen durumu gördükçe ayağa kalkmaya çalışmış ancak
bacağındaki kurşun yaraları kemiğine kadar işlediğinden tekrar sedyesine
oturmak zorunda kalmıştı.


Düşman mermileri Türk komuta merkezinin iyice
yakınlarına isabet etmeye başlayınca Süleyman Askeri Bey bir arabaya
bindirildi. Kendisine Binbaşı Adil, Yaver Rüsuhi, Kâtip Manastırlı Seyfi, Emir
subayı Sadık, Topçu Yüzbaşı Şevki, Üstteğmen Fikri Bey ve Teğmen Hadi Beyler
eşlik etti. Maiyetine yeniden savaş hattına dönmelerini emreden bu fedakâr
komutanın arabasından birkaç dakika sonra bir el silah sesi duyuldu. Süleyman
Bey elinde tabancası ile cansız bir halde arabada yatıyordu. Naaşı Nuhayle’deki
karargâha götürüldü ve aynı gece kaldığı çadırının içinde kazılan mezara
defnedildi.(13 Nisan 1915)

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

TÜM KATEGORİLER
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER