BİYOGRAFİ & KİM KİMDİR ? NE NEDİR ?


ÖZEL HARPÇİ YURTSEVER KOMUTANIMIZ Eşref Bitlis
PAŞAMIZI TANIYALIM !!!!

ÖZEL BÜRO NOTU : RAHAT UYU KOMUTANIM. SENİ KATLEDENLERE HESABI
SORULDU. KOMUTANIM KABRİN NUR TOPRAĞIN BOL OLSUN. NUR İÇİNDE YAT.



Eşref
Bitlis
 (1933, Malatya -
17 Şubat 1993, Ankara), Türk asker. Türk Silahlı Kuvvetleri‘nin 32. Jandarma
Genel Komutanı’dır.

Askeri kariyeri[değiştir | kaynağı değiştir]



1952
yılında Kara Harp Okulu‘nu bitirdi, 1954 yılında
Polatlı Topçu Okulu’nu bitirerek Teğmen rütbesi
ile mezun oldu. 1966 yılında Kara Harp Akademisi‘ni
tamamladı. Almanya‘da
dil eğitimini tamamladıktan sonra 1969 yılında Türk Silahlı Kuvvetler Akademisi’nden
mezun oldu. 1973 yılında Alman Harp Akademisi’ni tamamladı ve bir yıl Kara Harp Akademisi‘nde
başöğretmen olarak görev yaptı. 1974 yılında Kıbrıs Harekâtı sırasında Albay rütbesiyle
Kıbrıs Türk Alayı Komutanlığına atandı. Bu alayın komutanlığını yaparken Kıbrıs
Yunan Alayı imha edildi. 1978 yılında Tuğgeneral rütbesine
terfi etti ve Bolu Komando Tugayı Komutanlığına atandı.
1982 yılında Tümgeneral rütbesine terfi etti ve Kıbrıs 28. Tümen
Komutanı oldu. 1986 yılında Korgeneral rütbesine
terfi etti. 1988 yılında Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı
oldu. 1990 yılında Orgeneral rütbesine terfi etti ve Jandarma Genel Komutanlığı‘na atandı.



Kuzey
Irak’ta konuşlanmış durumda bulunan Çekiç Güç Kuvvetlerinin Türkiye‘den
ayrılması gerektiğini ve ABD‘nin Kuzey Irak‘ta
oluşturmaya çalıştığı Kürt Devleti’nin Türkiye’nin zararına olduğunu
söylüyordu. Bu nedenle Amerika Birleşik Devletleri büyükelçiliği
tarafından birkaç defa hükümete şikayet edildiği iddia edildi. 17 Aralık 1992
tarihinde Çekiç Güç’e bağlı Amerikan savaş uçakları, kendilerine bildirildiği
halde Irak’ın Selahaddin kentine gitmekte olan Bitlis’in helikopterine taciz
uçuşu yaptı ve helikopteri inişe zorladı. Komutanlığı döneminde JİTEM‘in
kurularak yargısız infazların yapılmasına ve itirafçılarla birlikte silah ve
uyuşturucu kaçakçılığı yapılmasına karşı çıktığı da basına yansıdı.[1] Yine
uçağının düşmesi sonucu vefat eden Eşref Bitlis, ölümünden 7 ay önce kendisini
gelecekte genelkurmay başkanı olarak görmek isteyen dönemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal‘a
yazdığı son mektupta Kürt sorununa ilişkin şöyle yazmıştır:

« “Sayın Cumhurbaşkanım, Zatı Aliniz bu olaya müdahil olmalı, aksi takdirde bölgede sonu alınamayacak ciddi risk ve tehditlerle karşı karşıya kalabiliriz.” »
   
(Eşref Bitlis’in Turgut Özal’a yazdığı 1993 tarihli mektubundan[2])

7
Şubat 1993 tarihinde İncirlik Üssü‘nden kalkan ABD uçaklarının, PKK‘ya yardım
dağıttığı” açıklamasını yaptıktan sonra 17 Şubat 1993 tarihinde içinde
bulunduğu Beechcraft B200 King Air tipi uçağın[3] henüz
aydınlanamayan nedenlerle düşmesi sonucu hayatını kaybetti.[4] Kazanın
ardından olay yerinde inceleme yapan Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş uçağın düşüş sebebinin buzlanma ve pilotaj
hatasını olduğunu söylemiş, ertesi gün Genelkurmay Başkanlığı tarafından
yapılan açıklamada hiçbir bilirkişi ve teknik raporun olmadığı açıklandı. Kara
Havacılık Okulu Komutanı Tuğgeneral Armağan Kuloğlu tarafından kazadan yarım
saat sonra hazırlanan bilirkişi raporunda genelkurmay açıklamasını tekrarlamıştır.


Orgenaral
Bitlis’in kamuoyunda tartışmalara neden olan ölümünün hemen ardından kendisine
yakınlığıyla bilinen Cumhurbaşkanı Turgut Özal geçirdiği kalp kriziyle,
ardından Bitlis’in ekibi içinde yer alan Rıdvan Özden ve Bahtiyar Aydın gibi
bazı yüksek rütbeli askerler de görevi başında vefat etti. Aynı yıl Türkiye’de
derin yankı uyandıran Uğur Mumcu ve Adnan Kahveci suikastleri
yapılmış, Bingöl karayolunda 24 Mayıs 1993 PKK pususunda yolları
kesilen 33 silahsız er öldürülmüş, hemen ardından Alevi-Sünni çatışmasına sahne
olan Sivas Katliamı yaşanmış, yine aynı yıl PKK
saldırısında 33 sivilin katledildiği Başbağlar Katliamı yaşanmış,
Tuğgeneral Bahtiyar Aydın‘ın Lice’de uzun menzilli tüfekle
vurulması olayları arkası arkasına gerçekleşti.[5]

KAYNAK : WIKIPEDIA


1933
yılında Malatya’da dünyaya geldi. 1952 yılında Kara Harp Okulu’ndan Teğmen
rütbesi ile mezun oldu. 1966 yılında Kara Harp Akademisini tamamladı.
Almanya’da dil eğitimini tamamladıktan sonra 1969 yılında Silahlı Kuvvetler
Akademisi’nden mezun oldu. 1973’de Alman Harp Akademisi’ni tamamladı. Bir yıl
Kara Harp Akademisi’nde başöğretmen olarak görev yaptı. 



1978’de Tuğgeneral oldu ve Bolu Komando Tugay Komutanlığına getirildi. 1982’de
Tümgeneral ve Kıbrıs 28. Tümen Komutanı oldu. 1986’da Korgeneral rütbesi
aldı. 1988’de Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı oldu. 



1990’da Orgeneral rütbesi
aldı ve Jandarma
Genel Komutanlığı
‘na atandı.. 



Bitlis bölgede konuşlanmış durumda bulunan Çekiç Güç Kuvvetlerinin Türkiye’den
ayrılması gerektiğini açıklıyor ve ABD’nin Kuzey Irak’da oluşturmaya çalıştığı
Kürt Devleti’nin Türkiye’nin zararına olduğunu söylüyordu. Bu nedenle ABD
büyükelçiliği tarafından birkaç defa Hükümete şikayet edildiği iddia
edildi. 



17 Aralık 1992’de Çekiç Güç’e bağlı Amerikan savaş uçakları, kendilerine
bildirildiği halde Irak’ın Selahattin kentine gitmekte olan Bitlis’in
helikopterine taciz uçuşu yapar ve helikopteri inişe zorlarlar. 



Eşref Bitlis 17 Ocak 1993’de henüz çözümlenmemiş bir şekilde uçağının düşmesi
sonucu öldü.


Diyarbakır’a
gitmek üzere Ankara’dan havalanan uçak, kalkıştan birkaç dakika sonra
Yenimahalle PTT İşletme Binası önünde yere çakılarak infilak etti. Jandarma
Genel Komutanı Eşref Bitlis’in yanı sıra, Piyade Binbaşı Fahir
Işık
, Pilot Binbaşı Yaşar Erian, Pilot Yüzbaşı Tuğrul
Sezginler, Başçavuş Emin Özer ve PTT Güvenlik Görevlisi Tuhi Salay’ın ölümüne
yolaçan kazadan sonra sabotaj iddiaları da ortaya atıldı. Kara Kuvvetleri
Askeri Savcılığı, kazanın yüzde 60 pilotaj, yüzde 40 da buzlanmadan
kaynaklandığı gerekçesiyle takipsizlik kararı verdi.


Bu olayın üzerinden 17 yıl geçtikten sonra Eylül
2010 tarihinde JİTEM’in kurucusu olduğu belirtilen ve halen Ergenekon davasında
tutuklu yargılanan emekli 
Albay
Arif Doğan
‘a ait olduğu belirtilen bir ses kaydı, gündemi sarstı. Doğan,
Bitlis’e suikastı JİTEM komutanlarından Cem Ersever’in düzenlediğini öne
sürerek, “Ben destek vermezsem ….(nahh) öldürürlerdi.” Diyor


KAYNAK : FORSNET


Eşref Bitlis’ten
Özal’a son mektup

Orgeneral Eşref
Bitlis, ölümünden 7 ay önce dönemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal’a yazdığı
mektupta PKK ile işbirliği içerisindeki bazı isimleri veriyor ve Kürt sorununa
çözüm önerileri sunuyor.


Ankara Cumhuriyet Savcılığı’nın ölümüyle ilgili tekrar soruşturma
başlattığı Jandarma Eski Genel Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis’in ölümünden 7
ay önce dönemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal’a yazdığı son mektup ortaya çıktı.



Sabah gazetesinin haberine göre, Bitlis’in “Sayın Cumhurbaşkanım, Zatı
Aliniz bu olaya müdahil olmalı, aksi takdirde bölgede sonu alınamayacak ciddi
risk ve tehditlerle karşı karşıya kalabiliriz” dediği üç sayfalık mektupta
Kürt sorununa ilişkin önemli uyarılar yapılıyor ve çözüm önerileri sunuluyor.



Bitlis, mektubun ilk bölümünde ABD tarafından bölgede konuşlu Çekiç Güç’teki
bazı komutanların terör örgütü PKK’ya yardım ettiğini ayrıntıları ile
açıklıyor. Bu iddiayı güçlendiren görüntü ve telsiz konuşmaları aktarılıyor.
ABD’li bazı komutanlarla, PKK lider kadrosunun yaptığı üç toplantıya ilişkin
ayrıntılar veriliyor.



Eşref Bitlis, mektubunda ikinci olarak devlet içindeki bazı unsurların terörden
rant sağladığını vurguluyor ve isimler veriyor. Güneydoğu’daki bazı
işadamlarının güvenlik güçlerinin de desteğini alarak bölgede terör örgütü PKK
adına kaçakçılık yaptığını belirtiyor. Mektubun ikinci bölümünde ise Kürt
Sorunu Çözüm önerilerini içeren bir rapordan bahsediliyor. “Kod Adı:
Kale” olarak tanımlanan planda öncelikli olarak terör belasının
defedilmesi gerektiği belirtiliyor. İkinci aşamada ise Kürt halkına yönelik
ılımlı adımların atılması için devlet politikası oluşturulması gerektiği
vurgulanıyor ve “Bölge halkının kazanılması zaruridir. Halk yanlış yönetim
ile terör örgütü arasında sıkışmış durumdadır. Bunu suiistimal eden unsurların
bertaraf edilmesinin zorunluluğu ortadadır” tespitinde bulunuluyor.



MGK GÜNDEMİ OLDU 

Kürt sorunu çözüm planını ciddi şekilde değerlendiren Turgut Özal, kendisine
gelen mektuptan sonra Org. Bitlis ile iki görüşme gerçekleştiriyor. Bitlis
Paşa’dan planın nasıl uygulanması gerektiğine ilişkin ayrıntılı yeni bir
çalışma yapmasını istiyor ve bu konuda bazı sivil isimlerden yardım
alabileceğini belirtiyor. Turgut Özal, Bitlis’le yaptığı ilk görüşmeden sonra
konuyu devletin zirvesinde tartışmaya açıyor. Planın içeriğini önce dönemin
Başbakanı Süleyman Demirel ve Genelkurmay Başkanı Org. Doğan Güreş ile
değerlendiriyor. Konunun ayrıntıları daha sonra MGK toplantılarında ele
alınıyor. Özal, Bitlis’in de tavsiyesine uyarak MGK’nın Ağustos 1992 tarihli
toplantısını Diyarbakır’da olağanüstü topladı. 27 Ağustos tarihinde
gerçekleştirilen toplantı sonrasında 6 maddelik bir bildiri yayınlandı. Adeta
“Kod Adı: Kale” planının izlerini taşıyan bildiride “terörle
mücadelenin yasalar çerçevesinde yürütüleceği” ve “Bölge halkının
yaşam seviyesinin yükseltilmesi için” çalışmalar yapılacağı vurgulandı.
Eylül, Ekim, Kasım, Aralık 1992 tarihli MGK toplantılarda da terör konusu
ayrıntılı bir şekilde işlendi ve aynı şekilde bildirilere yansıtıldı. 



EŞREF BİTLİS KİMDİR?

1933’te Malatya’da dünyaya geldi. Kara Harp Okulu’ndan 1952’de teğmen
rütbesiyle mezun oldu. 1966’da Kara Harp Akademisi’ni tamamladı. Dil eğitimini
Almanya’da yapıp 1969’da Silahlı Kuvvetler Akademisi’nden mezun oldu. 1973’te
Alman Harp Akademisi’ni bitirdi. Bir yıl Kara Harp Akademisi’nde başöğretmen
olarak görev yaptı. 1978’de tuğgeneral oldu ve Bolu Komando Tugay
Komutanlığı’na getirildi. 1982’de tümgeneral ve Kıbrıs 28. Tümen Komutanı oldu.
1986’da korgeneral rütbesi aldı. 1988’de Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı
oldu. 1990’da orgeneral rütbesi aldı ve 20 Ağustos 1990’da Jandarma Genel
Komutanlığı’na atandı. 17 Şubat 1993’te uçağının düşmesi sonucu Ankara’da
öldü. 



RAHATSIZ OLDULAR

Org. Bitlis’in Kürt sorununa ilişkin çözüm planı devlet içinde bazı kesimlerde
rahatsızlığa neden oldu. TSK içinde de bazı komutanlar Org. Bitlis’e yönelik
sert eleştiriler dile getiriyor, rahatsızlığın bir başka boyutunu ise Org.
Bitlis’in planın uygulanması konusunda doğrudan Cumhurbaşkanı Özal ile temasa
geçmesi oluşturuyordu. Bitlis’in bu çalışmaları bazı dış güçler tarafından da
yakın takibe alındı. Bitlis’i Erbil’e götüren helikopter taciz ateşi ile
karşılaştı. Özal ile ikinci görüşmesini Aralık 1992’de yapan Bitlis, bütün
ağırlığını bundan sonra Kürt sorunu üzerine verdi. Kendine yakın kurmay
kadrodan bir ekip oluşturdu. Bu isimlerle planın ayrıntıları üzerine yeni bir
çalışma başlattı. Ancak bu sırada uçak kazası oldu. Yapılan açıklamalarda
uçağın buzlanmadan düştüğü belirtildi, ancak kaza sonuç raporu kimseyi tatmin
etmedi.


KAYNAK : NTV


Eşref Bitlis
bugünleri görmüştü!


Jandarma Genel
Komutanı Org. Eşref Bitlis’in katledilişinin 25. yılı. Bitlis, ABD’nın Kürt
projesine engel olduğu için CIA operasyonuyla katledildi.


Jandarma Genel
Komutanı Org. Eşref Bitlis’in katledilişinin 25. yılı. Bitlis, ABD’nın Kürt
projesine engel olduğu için CIA operasyonuyla katledildi. Uçağına yapılan
suikastla hayatını kaybeden Bitlis, geleceğin Genelkurmay Başkanı adayıydı.
Kürt meselesinde, ABD’nin bölgede çevirdiği oyunları fark eden Bitlis, bunu
bölge ülkeleri ve güçleriyle işbirliği yaparak bozmaya çalıştı. Aydınlık,
olayın ilk gününden bugüne takipçisi oldu. Örtülmeye çalışılan suikastı
aydınlattı. Perde arkasındaki Gladyo’yu gün yüzüne çıkardı.



GÜRÜŞ’İN YILLAR SONRAKİ AÇIKLAMASI


Org. Eşref Bitlis suikastının soruşturmasında ifade verdiği ileri
sürülen zamanın Genelkurmay Başkanı Org. Doğan Güreş’in, “Bitlis’in
ölümünde buzlanma yalandı. Pilotoj hatası da tespit edilmedi” şeklindeki
açıklamaları, Aydınlık’ın 19 yıl önceki haberlerini doğruladı.




Yeni Şafak
gazetesinin 3/4 Şubat 2012 tarihli sayılarında yeralan haberde, “Güreş’in
ifadeleri soruşturmanın seyrini değiştirecek” deniliyor. Oysa Aydınlık 17
Şubat 1993 günü şehit edilen Org. Bitlis’in uğradığı uçak kazasının peşini
bırakmamış ve 18 Eylül 1993 tarihli sayısında ‘Suikat değil kaza’ denilen
olaya, ‘Kaza değil suikast’ başlığıyla yanıt vermişti. Bununla da Bitlis
Dosyası’nı açmış oldu.





KALKIŞTAN 5 DK SONRA YERE ÇAKILDI

Org. Eşref Bitlis o gün uçağıyla Diyarbakır’a gidiyordu. Özel uçak, Ankara Güvercinlik Askeri Havaalanı’ndan 12.20’de kalktıktan 5 dakika sonra ‘arıza anonsu’ yaptı ve kısa süre içinde yanarak yere çakıldı. Uçağın içinde bulunan Org. Bitlis ile birlikte Albay Fahir Işık, Binb. Yaşar Erihan, Yzb. Tuğrul Sezginler ile Astsubay Emin Önen şehit oldu.

Olay yerine gelen zamanın Genelkurmay Başkanı Org. Doğan Güreş, Başbakan Süleyman Demirel gazetecilerin ‘Sabotaj mı?’ sorusuna “Öyle berşey yok” karşılığını verdiler. Genelkurmay Başkanlığı tarafından 2 gün sonra yapılan açıklamada ise “Ani buzlanma” dendi.

Ertesi günkü gazetelerin çoğu da ‘Sabotaj değil kaza’ manşetini attılar. Aydınlık ise işin peşini bırakmadı. Aydınlık’ın 19 Eylül 1993 tarihli manşeti ‘GATA’nın otopsi raporu Güreş’in emriyle yok edildi’ şeklindeydi. Bitlis’in yakınında bulunan bir kurmay subay Aydınlık’a, “Bitlis öldürüldü. ABD-PKK ilişkisini kanıtlamıştı” dedi.

SUİKAST MOTORA YAPILDI


Aydınlık’ın ortaya çıkardığı önemli bir bilgi ise ‘suikastın
motora yapılması’ydı. Plana göre, yakıt deposuna konulan bir madde, uçak
havadayken motora giden yakıt borularını tıkayacak ve uçak yere çakılacaktı.
Pilotun son anonslarında ‘motor arızası’ demesi bunu kuvvetlendiriyordu. Uçağa
bu maddeyi ise önceden içerden ‘güvenilir’ birisi koydu.


‘BUZLANMA’ DEMİŞLERDİ


Suikastın en önemli yalanı ‘uçak kalkıştan sonra buzlandı ve yere çakıldı”
şeklindeydi. Bu da ‘kaza’ya gerekçe yapıldı. Bir de raporlarda ‘pilotoj hatası’
deniliyordu. Olayda şehit olan Pilot Yzb. Tuğrul Sezginler’in ailesi, Milli
Savunma Bakanlığı’na dava açtı ve olayın kaza olmadığını kanıtlamaya çalıştı.
Sezginler sıradan bir pilot değildi. Kullandığı uçaklara göre eğitim almış ve
bu konuda da bir hayli deneyimi vardı.


‘EKSİ 60 DERECEDE UÇAR’


Aile olayın peşini bırakmadı. Avukat Nusret Senem uzun yıllarını
bu davaya verdi ve çok önemli kanıtları ortaya koyarak davayı belli bir aşamaya
getirdi. Senem, uçağın ABD’deki firmasına iddialara soru olarak gönderdi. Gelen
bilgiler, olayın çözülmesinde önemli ipucu oldu: “Uçaklarımız sağlamdır.
Eksi 60 derecede bile uçar. Kaldı ki uçağın buzlanmaya karşı sistemi var ve anında
devreye girer.”


Esenboğa Meteoroloji Müdürlüğü de bunu destekler mahiyette, o
günkü hava soğukluğunun sadece küçük tip uçaklar için sorun olacağını ve büyük
tip uçaklarda buzlanma yaratmayacağını açıkladı. Aile olayın peşine düştükçe,
yeni bilgilerle olayın esrar perdesi aralanmaya başladı. Her gelen yeni bilgi
‘suikastı’ güçlendirdi. Önemli bir konu da, kazadan sonra motorun ciddi bir
incelemeye tabi tutulmamasıydı. Kaza sonrası enkazın süpürgeyle kaldırılması da
ayrı bir sorundu. Tıpkı Uğur Mumcu suikastından sonra delillerin süpürülmesi
gibi!


BİTLİS NEDEN HEDEF SEÇİLDİ!


Geleceğin Genelkurmay Başkanı olarak görülen Eşref Bitlis, ABD’de
değil Almanya’da eğitim almış ve ayrı bir ekoldendi. Özellikle ‘Kürt
meselesi’nde ‘Bölgesel çözüm’ peşindeydi. Buna ‘Bitlis Planı’ deniliyordu.
Bitlis, Gladyo’nun Güneydoğu’da uyguladığı şiddet ve göç politikasından da
rahatsızdı. Planda şu önemli başlıklar vardı: “Bölge halkı kazanılacak.
Irak yönetimi, Barzaniler ve Türkiye ortak hareket edecek. Dış destekli PKK,
bölgeden çıkarılacak.”


PKK’nın arkasında ABD ve Batılı güçlerin de olduğunu tespit eden
Org. Bitlis, buna ilişkin görüş ve önerilerini zamanın Cumhurbaşkanı Turgut
Özal’a da rapor etmişti. (22 Mart 1992 tarihli mektubu gibi…) Özal’ın da bu
raporları, ABD’li yetkililere verdiği ve bu bilgilerden rahatsız olan ABD’nin
de, CIA üzerinden Türkiye’deki Gladyo unsurlarını kullanarak suikastı
planlandıgı ileri sürüldü.



Aydınlık, olayda
ABD’nin Adana Konsolosu Elizabeth Shelton’un da etkin olduğunu yazdı. Aydınlık
Haber Müdürü Adnan Akfırat da gelişmeleri ‘Eşref Bitlis Suikastı’ ismiyle
kitaplaştırdı. Dönemin Jandarma Asayiş Komutanı Org. Necati Özgen’in, 2002
yılında Ulusal Kanal ve basına yaptığı “1992 yılında Irak’ın kuzeyinde bir
operasyon sırasında Org. Bitlis’in içinde bulunduğu Sikorsky helikopteri, ABD
jetlerinin tacizine uğradı. İçinde ben de vardım. Neredeyse yere
çakılacaktık” açıklaması, olayın perde arkasına ilişkin önemli bir bilgi
olarak kayıtlara geçti.


‘TÜRK ORDUSU HİZADAN ÇIKTI’


Bitlis’in ölümüyle ‘bölgesel iş birliği planı’, rafa kaldırıldı.
Org. İsmail Hakkı Karadayı’nın Genelkurmay Başkanlığı döneminde ise plan 1995
Mart’ında yapılan ‘Güneş Harekâtı’ ile hayata geçirildi. Harekâtı öğrenen CIA,
12 Mart günü İstanbul’da Alevi derneklerine Gladyo elemanlarını saldırtarak
kışkırtmada bulundu çok sayıda vatandaşımızın hayatını kaybetmesine neden oldu.
Tertip büyümeden bastırıldı.


Buna rağmen, Bitlis Planı uygulandı ve Irak yönetimi, Barzani ve
Türkiye’nin ortak hareketiyle bölgedeki ‘CIA Peşmergeleri’ kovuldu. Irak, Türk
sınırına kadar bölgeye hakim oldu. Bu harekât Batı basınında “ABD’nin,
Vietnam’dan sonraki en büyük yenilgisi” olarak değerlendirildi. ABD’nin
Türk ordusuna düşmanlığı da bundan sonra arttı. ABD ve Batı basını sürekli
olarak TSK’yı hedef alarak “Türk ordusu hizadan çıktı” yorumları
yapmaya başladı.


Bitlis’i sadece ABD hedef yapmadı. Ergenekon tertipçileri de onun
ismini ‘şema’ üzerinden iddianameye sokarak hedef yaptılar.


KAYNAK
: AYDINLIK