Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara



MUSTAFA SOLAK /// Cumhuriyetimizin seçkin bir kadrosu : Şükrü Kaya


İçişleri
Bakanlığı görevini 11 yıldan fazla yaparak, bakanlıkta en uzun süre görev yapan
isim olan Şükrü Kaya, Atatürk’ün de bilgisine ve devlet yönetme tecrübesine
önem verdiği bir şahsiyetti.


Kaya,
II. Abdülhamit yönetimine karşı mücadele etmiş, Balkan Harbi bozgunundan sonra
ülkeye gelen göçmenleri yerleştirmek, topraklandırmak, iş sahibi ve üretici
yapmak amacıyla kurulan Göçmenler Genel Müdürlüğü görevini yaparak devlet
hizmetine ilk önemli adımını atmıştır.


9 Mart
1883’te İstanköy’de doğan ve 10 Ocak 1959 yılında hayata gözlerini yuman Şükrü
Kaya, İstanbul ve Paris Hukuk Fakültesinde okumuştur. İttihat ve Terakki’nin
ileri gelenlerinden olması, Ermeni tehcirine adının karışması sebepleriyle
İtilaf devletlerinin isteği doğrultusunda tutuklanarak, 1919’da Bekirağa
Bölüğünde, sonra Malta Adasında esir tutulmuştur. Ada’dan kaçarak Milli
Mücadeleye katılmış, Birinci Lozan Konferansı’na (20 Kasım 1922-4 Şubat 1923)
giden heyette yer almıştır.


Şükrü
Kaya, 1922-23 yıllarında İzmir Belediye Başkanlığı görevini yaparken, İzmir’de
ilk işçi derneğinin kurulması için gerekli girişimi başlatmış ve dernek 1924
yılında açılmıştır. 26 Haziran 1926 tarihinde kabul edilen Medeni Kanun’un
hazırlanmasında Adliye Komisyonunda görev almıştır. 18 Haziran 1936 yılında CHP
Genel Sekreterliği’ne getirilmiştir. 11 Kasım 1938 tarihinde Cumhurbaşkanı
seçilen İnönü, Celal Bayar’dan Kaya’nın hükümette yer almamasını istemiştir.


İçişleri
Bakanı iken öncelikle iskan, mübadele ve nüfus meselesi ile ilgilenmiştir.
Lozan Ant-laşması gereğince mübadele neticesinde gelen bir milyona yakın
Türk’ün yerleştirilmesi ve mal sahibi edilmesini sağlamaya çalışmıştır.


FEODAZİLM
İLE MÜCADELE


İçişleri
Bakanı Şükrü Kaya, 3 Nisan 1930 tarihli “Belediye Yasası” ile 1 Haziran 1933
tarihli “Belediyeler Bankası Yasası” gibi belediyeciliğe yön veren yasaların
çıkmasına öncülük etmiştir. 24 Haziran 1933 tarih ve 2301 sayılı yasa ve 15
milyon sermaye ile kamu hizmetleri için gerekli parayı bulmak amacıyla
Belediyeler Bankası kuruldu.


Kaya,
toprak reformu meselesini sadece köylünün geçimi açısından düşünmemiştir.
Toprak reformu ile aynı zamanda ağanın elinden kurtarılarak özgürlüğe kavuşturulmak
istenen köylü, Cumhuriyeti otorite bilecek ve milli birlik pekişecekti.


Feodal
unsurların halk üzerindeki etkisinin kırılmasına yönelik 19 Haziran 1927 tarih
ve 1097 sayılı “Bazı Şahsın, Doğu Bölgesinden, Batı İllerine Nakillerine Dair
Yasa” çıkarılmıştır. Bu yasanın öncelikli hedefi doğu bölgesindeki aşiretleri
devlete bağlamak ve iskâna tabi tutmaktı. 1097 nolu yasa ile tayin edilen bölge
dahilinde bulunan arazinin hükümetçe lüzum görülen miktarının köylü, aşiret
üyeleri, göçebe ve muhacirlere dağıtılması için “Doğu Bölgesinde Muhtaç
Çiftçiye Dağıtılacak Araziye Dair Yasa” düzenlenmiştir.


14
Haziran 1934 tarihinde kabul edilen İskân Yasası ile aşiret reisliği, beyliği,
ağalığı ve şeyhlik gibi herhangi bir belgeye ve göreneğe dayanan her türlü teşkilat
ve organ kaldırılmıştır. Ayrıca herhangi bir hüküm veya vesika ile ya da örf ve
adetle aşiretlerin şahsiyetlerine veya onlara atfen reis, bey, ağa ve şeyhlere
ait olarak tanınmış, kayıtlı, kayıtsız bütün gayrimenkuller devlete
geçirilmiştir.


ALTI
OK ANAYASAYA EKLENDİ


Altı
Ok’un anayasaya girmesi noktasında CHP Genel Sekreteri Şükrü Kaya’nın Teşkilatı
Esasiye Kanunu’nda yapılan değişiklik dolayısıyla TBMM’nin 5 Şubat 1937 tarihli
toplantısındaki söylevi ünlüdür.(1) 1937 anayasa değişikliği ile anayasamıza
giren “Devletçilik” ilkesinin Ruslardan etkilenilerek uygulandığını ve bu
yönüyle Rus Devrimiyle benzerlikler olduğunu ortaya koymuştur.


HALKÇILIK
DEMOKRASİ DEMEKTİR


Kaya,
kuvvet ve kudretin kaynağının millet olduğu fikrini şu şekilde ortaya koyar:


“Biz
akan, coşan inkılâp çağlayanı içinde birer su zerresiyiz. Güneş ziyası ile ara
sıra parlayan bu zerrelerin o büyük şelalenin kütlesine katılıp gitmesi
mukadderdir. Kuvvet ve kudret o küçük zerrelerden doğan çağlayandadır,
millettedir.”(2)


Kaya
için Halkçılığın diğer yönü toplumsal sınıflar arasında yer alan feodal sınıfın
ayrıcalıklarına son vermek ve kültürel temellerini silmektir. Kaya, Köyceğiz’de
Hükümet Konağı’nın bir çiftlik ağasının tarlası içinde olduğunu örnek
göstererek köylünün bir karış toprağının olmadığını, ağanın yanında
çalıştığını, buna karşılık ağanın çalışmadan oturduğunu dile getirmiştir.


Reklamdan sonra devam ediyor


Şükrü
Kaya, Cuma Tatili Hakkında Kanunun gerekçesinde “İnsanın insan tarafından
istismarı ve ihtiyacın karşılanamamasının kabulünü” normal karşılamamıştır.


TOPLUMUN
ÖZGÜRLEŞMESİ


Kaya,
felsefi anlayışını “Tarihte deterministiz, icraatta pragmatik maddiyatçıyız”(3)
diyerek ortaya koymuştur. “Tarihte deterministiz” açıklamasıyla, doğanın ve
toplumun belli yasalar kurallar dahilinde hareket ettiğini vurgulamıştır.
“Pragmatik maddiyatçıyız” ifadesiyle teoriler arasında akıl yürütmek yerine
sorunları günlük hayatın ihtiyaçları ve pratikleri içinde halletmeye öncelik
vermiştir.


Kaya’nın
materyalizm anlayışında dinler, “İşlerini bitirmiş, vazifeleri tükenmiş,
yeniden uzviyet ve hayatiyet bulamayan müesseselerdir.”(4)


Kaya,
laikliğin çerçevesini ve hududunu “Dinin memleket işlerinde etken olmama” ile
sınırlamıştır. Bu açıdan laiklik, dinin devletten bağımsızlaşmasından ziyade,
devletin ve toplumsal hayatın dinden bağımsızlaşmasıyla sınırlı olarak
anlaşılmıştır. Ona göre dinler, “Vicdanlarda ve mabedlerde” kalmalı, “Maddi
hayat ve dünya işine” karışmamalıydı.(5)


DEVLETÇİLİK
ANLAYIŞI


Kaya
“Bırakınız yapsınlar bırakınız geçsinler” sözüyle ifade edilen liberal ekonomi
taraftarı değildir. Şükrü Kaya’nın devletçilik anlayışında, tarım ürünlerine ve
sanayisine hükümet desteğinin olması, yerli piyasanın korunması ve gelişmesi
bakımından önemlidir. 1930’lu yıllarda Türkiye’de uygulanan devletçilik
ilkesinin Sosyalizmle benzerliği tartışma konusudur. Yönetici kadrolar “Acaba
sosyalistlik mi yapıyoruz?” sorusunu birbirlerine sormuşlardır. Şükrü Bey,
yapılanın “Bir çeşit devlet sosyalistliği” olduğunu açıklamıştır. Kemalist
kadrolar ve Şükrü Kaya bireysel kâra değil, toplum çıkarına öncelik
tanımışlardır. Mutedil (Ilımlı) Devletçiliğin Sosyalizme ne kadar benzediği
Kemalist kadrolar arasında tartışılmakla beraber Liberalizm konusunda
düşünceler netti. Liberalizm sömürge ekonomisiydi ve Türkiye asla sömürge
olmayacaktı.


Bugün
Şükrü Kaya “Mason”, “Atatürk’ü İnönü ile birlikte zehirledi”, “elitist” denerek
hedefe konuyor. Sebebi aslında yukarıda belirttiğimiz hususlar. Yani bağımsız,
milli birliğini pekiştirmiş bir Cumhuriyet yolunda çabalaması.


Derneklerimizde,
sendika, partilerimizde, meslek kuruluşlarında Şükrü Kaya gibi birikimleriyle
Cumhuriyete katkı sağlamış kadroların resimleri yer almalıdır. Emperyalizme
karşı milli birliği sağlamada tarihi kişilikler “başarma” inancımızı
artıracaktır.


Not:
Şükrü Kaya’nın Cumhuriyetimize katkıları için Kaynak Yayınları’nda
yayımlanan”Atatürk’ün Bakanı Şükrü Kaya” kitabımı inceleyebilirsiniz.


Kaynaklar:


1-
TBMMZC, D.5, c.16, s.59.


2-
TBMMZC, D.5, c.26, s.411.


3-
Ulus, 20 Şubat 1937


4-
Mahmut Goloğlu, Türkiye Cumhuriyeti Tarihi II Tek Partili Cumhuriyet
(1931-1938), Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul 2009, s.153.


5-
TBMMZC, D.5, c.16, s. 61.; Cumhuriyet, 6 Şubat 1937; Ulus, 6 Şubat 1937.


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış