Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara

ÖZEL BÜRO NOTU : ABD HÜKÜMETİ HENÜZ SÖZDE SOYKIRIMI
TANIMADI. HER SENE TÜRKİYENİN VERDİĞİ TAVİZLERE BAKIP ONA GÖRE
“BÜYÜK FELAKET (MEDS YEGHERN)” ŞEKLİNDE AÇIKLAMA YAPIYORLAR. BİR NEVİ
TOPUN ETRAFINI ÇEVİRİYORLAR DİYEBİLİRİZ. AMA BİZİM TAVİZ VERMEMİZE GEREK YOK.
HER EMPERYALİST DEVLET GİBİ ABD’NİN DE GEÇMİŞİNDE
“YERLİ KATLİAMI HATTA SOYKIRIMI” VAR. BİZİM DE İLERİDE ABD ÇİZGİYİ
AŞARSA BU KOZU KULLANMAMIZ EN AKILLI KARAR OLUR. SÖZDE SOYKIRIMA KARŞILIK YERLİ
SOYKIRIMI.

Geronimo : Son Kızılderili
İsyancı


KAYNAK
: http://www.serenti.org/geronimo-son-kizilderili-isyanci/




Serenti | 10 Mart 2019 |


Kızılderililer, Beyaz Adam
kıtalarına ayak basıncaya değin gerçekten de barış içinde yaşıyorlardı. Ataları
bu topraklarda hep huzurlu bir yaşam sürmüş, tek kaygıları Yüce Ruh’un
isteklerini yerine getirmek olmuştu. Kötü talihin ilk başlangıcı, 1492 yılında
Kristof Kolomb’un Hindistan yerine yanlışlıkla Amerika’yı keşfetmesi oldu.
Sonra ardından Amerigo Vespuçi geldi ve XVII. yüzyılda beyaz adamların
kolonileri…


Amerika
kıtasının keşfi
ile Beyazlar, “Yeni İngiltere” adını verdikleri bu
topraklara akın ettiklerinde, karşılarında kırmızı derili bembeyaz yürekli
insanlar buldular. Kızılderililer, ellerindeki tüm olanakları çok uzak
topraklardan gelen yeni konukları için seferber etti. Çünkü bu topraklar
alabildiğince zengin, herkesi doyurmaya yetecek kadar bereketliydi. Oysa bilmedikleri, açgözlü Beyaz Adam’ın bu toprakları
Kızılderililerle paylaşmaya hiç mi hiç niyeti yoktu. Beyaz Adam yıllar boyunca
işgal ettiği toprakların gerçek sahiplerini acımadan katletti, topraklarına el
koydu, oradan oraya sürüp durdu. Beyaz adam toprak için kendi arasında da hiç
durmadan savaşıyordu ama konu Kızılderilileri katletmek olunca hem Meksika
ordusu hem de ABD ordusu birlikte hareket ediyordu. 1870’li yıllara
gelindiğinde Kızılderili soykırımından kurtulup direnmeyi sürdüren yalnızca
birkaç bin Kızılderili kalmıştı. Beyazları o yıllarda en çok uğraştıran
kabilelerin başında ise “Apache” kabilesi geliyordu.  Ve bu kabile içinden
bir isim, adını direnişle özdeşleştirmeyi başaracaktı: Geronimo.


Geronimo Kimdir?


Goyathlay ya da Beyazların ona verdiği adla Geronimo, 1829
yılında o zamanlar Meksika sınırları içerisinde kalan Arizona’da dünyaya
gelmişti. Kızılderili dilinde anlamı “Esneyen
Adam
” olan Goyathlay, Apachelerin Bedonkohe kabilesine
mensuptu. Tam bir Apache gibi yetiştirilmiş, 17 yaşında iken hayatı boyunca
yapacağı toplam 9 evlilikten ilkini yaparak komşu kabileden Alope ile evlenmiş
ve bu evlilikten üç çocuğu olmuştu. Bir kabile şefi değildi; gerçekte işi
insanları iyileştirmek olan bir şamandı. Fakat yazgısı onu en tanınmış
Kızılderili şeflerinden biri olmaya sürükleyecekti.


5 Mart 1851’de (bazı kaynaklarda 1858
olarak belirtilir) ellerindeki buffalo ve geyik derilerini yiyecek karşılığı
Beyazlarla takas etmek için kabilenin diğer erkekleriyle birlikte Janos
kasabasına indiklerinde kamplarına José María Carrasco önderliğinde Meksikalı
askerler saldırmış; annesi, üç çocuğu ve karısı da dahil olmak üzere nerdeyse
kamptaki herkes askerler tarafından katledilmişti.


Bu tarih onun yazgısında bir dönüm noktası
olmuştu.


İleride kendi biyografisinde o akşam
kamplarına döndüğünde gördükleri için “Her şeyimi kaybettim” diye yazıyordu.
Yüreği beyazlara karşı artık intikam ateşiyle yanıyordu. Geronimo o gecenin ardından
her yerde Meksikalı askerlere saldırılar düzenlemeye başladı. Saldırılar
öylesine ani ve beklenmedik ve bir o kadar kusursuzdu. “Çok fazla Meksikalı
öldürdüm. Kaç tane olduğunu bilmiyorum. Bazıları saymaya bile değmezdi”
diyecekti ileride.


Fakat 1848 yılında ABD-Meksika Savaşı’nın
sona ermesi ve Guadalupe Hidalgo Antlaşması’nın imzalanmasıyla birlikte
bölgenin dengesi de değişmişti. Savaşı ABD’nin kazanmasıyla Arizona bölgesi
artık ABD’nindi ve ABD hükümeti Arizona’nın altınla dolu topraklarını göçmenler
arasında yavaş yavaş paylaştırmaya başlamıştı. Şimdi düşman yalnızca
Meksikalılar değil aynı zamanda Amerikalılardı.  Fakat bu toprakları
Kızılderililerden almak öyle kolay olmayacaktı…


Arizona’daki Chiricahua Apacheleri sınır
bölgesine yerleşen göçmenlere ve karargahlara ani baskınlar düzenlemeye,
yağmalar yapmaya başladı. Chiricahua Apachelerinin yaşadığı topraklar o
dönemde, direnen Kızılderililerin adeta sığınağı haline gelmişti. Washington’a
gönderilen mesajlarda sık sık bölgenin çok tehlikeli olduğu vurgulandı ve
sonunda ordu duruma el koydu.


3 Mayıs 1876’da bölgedeki temsilciliğe
gönderilen emirle, Chiricahua bölgesindeki Kızılderililerin San Carlos’a
götürülmesi istendi. Temsilci John Clum istemeye istemeye bu emri Apache reisi
Cochise’ye iletti. Artık Beyazlarla savaşmaktan yorulan barış yanlısı şef,
kabilesi için en iyi olduğunu düşündüğünden beraberindekilerle göçe başladı.


Ancak kabilenin neredeyse yarısı bu
zorunlu tutsaklığı kabul etmedi. Yüzlerce kişi gruplar halinde Meksika sınırını
geçerek özgür yaşamı seçti. Ordunun amansız takibine rağmen sınırı geçmeye
çalışanlar içinde Geronimo da vardı.


1877 Mart’ında Geronimo’nun yaşadığı Ojo
Caliente’ye bir grup Amerikan askeri geldi. Geronimo ve diğer isyancı şef
Victorio görüşmek için kasaba merkezine çağrıldı. Bundan sonrasını Geronimo,
kendi yaşam öyküsünde şöyle anlatıyor: “Bize ne istediklerini söylemediler, ama
dostça bir tutum içindeydiler. Toplantı istediklerini sandık ve onlarla gittik.
Kasabaya girer girmez askerler çevremizi sardılar ve silahlarımızı aldılar…”


Geronimo Tutuklanıyor


Bu Geronimo’nun ilk tutuklanışıydı.
Kendisini bir mahkemede savunma hakkı verilmeksizin doğrudan hapishaneye
atıldı. Demir parmaklıklar arkasında 4 ay geçirdi ve tıpkı tutuklanışında
olduğu gibi yine hiç bir açıklama yapılmadan salıverildi. Ancak artık dışarıda
da kendisini bekleyen bir özgürlük yoktu.


Beyaz adam Kızılderililerin tamamına
yakınını kamplara doldurmuştu. Geronimo da bir süre San Carlos’ta yaşamak
zorunda kaldı. Ancak fazla dayanamadı. 1881 Eylül’ünde 70 silahlı arkadaşıyla
birlikte kamptan kaçtı.


Sierra Madre’deki eski üsleri onları
bekliyordu. Adamlarıyla birlikte 6 aylık bir hazırlık döneminden sonra yeniden
savaş alanlarına döndü. Beyazlar korkuyla da olsa artık Kızılderililerin de
insan olduğunu anlamışlardı. Duygularıyla oynandığında onlar da sert tepkiler
verebiliyordu.


Amerikan birliklerinin komutanı General
Crook, Geronimo’ya adamlarıyla birlikte teslim olması durumunda ömür boyu baskısız
ve savaşsız bir ömür vaat etti. Geronimo adamlarını toplayana kadar generalden
süre istedi. Aldığı onayın ardından 8 ay içinde, Meksika’nın öte yanındaki tüm
Apacheleri topladı. 1884 Şubat’ında beraberindeki yüzlerce kadın ve çocukla
birlikte sınırı geçti.


Apacheler yeniden zincirlerle yaşamamaya
yeminliydi. Sınırın ötesinde kurulan pusulardan, göçmen birliklerinden ve
ordudan kaçarak birkaç ay yaşadılar. Bölgede girişilen her türlü yağma
faaliyetinin sorumlusu olarak Geronimo gösteriliyordu. Oysa o yalnızca kaçmaya
ve zincirlerden uzak bir hayat sürmeye çalışıyordu. Artık 57 yaşındaydı ve
savaşlardan, kaçıp kovalamalardan çok yorulmuştu. General Crook bir kez daha
Meksika sınırını geçti ve Geronimo’yu aramaya başladı. Amansız bir takip
yürüten General Crook Apachelerin de saygısını kazanmış ve bir de lakap
almıştı: “Nantan Lupan” yani Şef Kurt. 1886 Mart’ında general ve Apache şefleri
yeniden masadaydı.


General, şeflerden kayıtsız şartsız teslim
olmalarını istedi. Geronimo hapis cezasına razıydı. Yalnızca mahpus günlerinin
bitiminde rezervasyonda yaşamayacağına dair garanti istiyordu. Washington’u bu
konuda ikna edebileceğine inanan General Crook, söz verdi. “Sana teslim
oluyorum” dedi Geronimo; “Bana ne istersen yap. Bir zamanlar fırtına gibiydim, oysa
şimdi her şey bitti…”


Geronimo’nun Son Yılları


Ancak bitmemişti. Onlara içki satarak para
kazanan bir asker, Geronimo’nun kulağına, Meksika sınırını geçtikten sonra
kendisinin ve adamlarının öldürüleceğini fısıldadı. Götürüldüğü Bowie Kalesi’ne
çok kısa bir mesafe kala Geronimo, gecenin karanlığından yararlanıp adamlarıyla
birlikte kaçmayı başardı.


Geronimo’nun firarı General Crook’un da
görevden alınmasına neden oldu. Washington bu sefer, Apache bölgesine, yükselme
hırsıyla her şeyi yapabilecek olan yeni bir komutanı, General Nelson Miles’ı
atadı. Miles’ın ilk işi Geronimo ve adamlarının peşine düşmek oldu. Bu amaçla
başlarında Yüzbaşı Henry Lawton’ın olduğu özel bir birlik oluşturdu ve sınırı
geçti. Onları bulmak bu birlikteki askerlerden Charles Gatewood’a kısmet oldu.


Gatewood, Geronimo’dan Generale
güvenmesini ve teslim olmasını istedi. Geronimo ona inandı ve son kez silahını
bıraktı. Tarih 4 Eylül 1886’ydı ve artık herkes rahat bir nefes almıştı. Çünkü
Sonora Valisi’nin raporuna göre, Geronimo ve adamları yalnızca son 5 ay içinde
500 ya da 600 kişiyi öldürmüştü!


General Miles’ın yanına götürüldüğünde
aralarında şöyle bir konuşma geçti.


General: Sizi devlet
korumasına aldıracağım. Gönderileceğiniz topraklarda hep alıştığınız kadar çok
suyu, toprağı ve yeşili bulacaksınız.


Geronimo: Bizimle konuşan
komutanlar hep bu sözleri verdiler. Artık bana masal gibi geliyor. Doğrusu size
inanmakta çok zorlanıyorum.


General: Ben hayatta
oldukça ne yaparsan yap bir daha tutuklanmayacaksın.


Geronimo: Bundan sonra
hep barış içinde yaşamak istiyorum ve buna söz veriyorum.


General: Geçmişte
yaptığın her şey artık silindi, hepsi önemsiz. Bundan böyle yepyeni bir hayata
başlıyorsun.


Karşılıklı sözler, vaatler, yeminler ve
teslimiyet. Beyazların karşısında direnen son kale düşmüştü. Apachelerin son
isyancı reisi Geronimo teslim olmuştu.


Sonra uzun esaret yılları başladı.
Geronimo 1894 yılına kadar Pickens Kalesi’nde hapis kaldıktan sonra savaş
suçlusu olarak Sill Kalesi’ne gönderildi. 1903 yılında Katolikliği seçen
Geronimo artık yaşlanmış, geçimini fotoğraflar ve yaptığı elişlerini satarak
sağlayan bir ihtiyara dönüşmüştü. Daha sonra Omaha ve Buffalo sergilerinde ve
ardından 1904 St. Louis Dünya Fuarı’nda “Vahşi Batı”nın simgesi olarak halka
teşhir edildi. 1905 yılında S. M. Barrett adında bir öğretmen, ABD Başkanı
Roosevelt’den kopardığı özel bir izinle Geronimo’nun hayatını onun ağzından
dinledi ve kaleme aldı.  Yine aynı yıl Başkan Roosevelt’ten doğduğu
topraklara geri dönmek için af istedi ama hâlâ kendisinden korkulduğu için bu
isteği kabul edilmedi.


İsyanla, mücadeleyle dolu bir yaşamı
rezervasyonda sona erdiğinde, hâlâ savaş tutsağı kabul ediliyordu. 1909 yılının
karlı bir Şubat günü atından düştü. Ancak ertesi gün bulunduğunda çok kötü
üşütmüş ve zatürreye yakalanmıştı. Yaşlı bedeni yalnızca altı gün
dayanabildikten sonra 17 Şubat 1909’ta 79 yaşında yaşamını yitirdi.


Ölümünün üzerinden yıllar geçmesine
karşın, Geronimo adı hep yaşadı. Kimi ona “dönek” dedi, kimi “cani”’; ancak
Geronimo, Kızılderili isyanının sembol isimlerinden biri olarak tarihe geçti.


Geronimo’nun öyküsü hâlâ dilden dile
dolaşır. Amerika’nın gerçek tarihini araştıran herkes onun adını saygıyla anar.
Kaleme aldığı belgelerde hem kendi hayatını hem de de Kızılderililerin tarihini
aktaran ve Geronimo ile aynı yıl ölen Dakota Siularının lideri Kızıl Bulut,
onun şu sözlerini aktarır:


“Bize birçok sözler verdiler. Anımsayamayacağım kadar çok. Biri
dışında hiçbirini tutmadılar. Topraklarımızı alacaklarını söylediler ve
aldılar.”


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış