BİYOGRAFİ & KİM KİMDİR ? NE NEDİR ?


ÖZEL BÜRO GRUBU ekibi olarak büyük devlet adamı
İSMET İNÖNÜ’yü vefatının 46. Yılında rahmet ve özlem ile anıyoruz. 

Aranan
ve özlenen devlet adamı


Nazmi
Kal / Yazar, yapımcı




Bugün
büyük devlet adamı İsmet İnönü
’nün 46. ölüm yıldönümü. Onu 25 Aralık 1973’te kaybetmiştik. 89 yaşındaydı. İsmet İnönü’nün çok partili demokratik hayata mecburen Batı’nın baskısı ile geçtiğini söyleyenler var… Gerçek bu değil. İsmet İnönü’nün cumhurbaşkanı seçilmesi ile özel kalem müdürlüğüne getirilen Haldun Derin, Pembe
Köşk
’te
yap
ılan
“İsmet
İnönü’de vazife anlayışı” konulu bir konferansta aynen şunları söyledi:


“Atatürk’ün ölümünden sonra İnönü cumhurbaşkanı seçilince beraberce evine geldik. Daha frakını çıkarmadan annesinin elini öptü ve dedi ki: Anneciğim güç bir vazife aldım, ama ben bu millete
kendi kendisini idare etmeyi öğreteceğim.
”


Bu
sözler İsmet İnönü
’nün çok partili hayata geçişinin kendi öz iradesi ile olduğunu
hiçbir tereddüde yer bırakmayacak gerçeklikle anlatmaktadır. Çok partili hayata
geçişin altın sayfası 14 Mayıs 1950 seçimidir ve tartışmasız İsmet İnönü
’nün yarattığı bir demokrasi zaferidir.


Seçim
büyük bir olgunluk içinde geçmiştir. Hiçbir olay, cezaevinde hiçbir muhalif
politikacı, gazeteci yoktur. Merkez Bankası
’nın ve hazinenin elindeki hiçbir kaynak popülist amaçla kullanılmamıştır.


14
Mayıs
’ın
bir demokrasi zaferi olduğunu şu anı ne güzel anlatıyor



14
Mayıs gecesi İsmet İnönü seçimi Köşk
’te radyodan dinlemektedir. Çevresinde İsmail Rüştü Aksal, Kasım Gülek, Faik Ahmet Barutçu gibi kurmayları vardır. İllerden sonuçlar geldikçe çevresindekiler büyük bir endişe içine girerler. 12 yıllık Milli
Şef dönemi sona ermekte, 27 yıl devleti yöneten, Atatürk
’ün kurduğu parti seçimi kaybetmektedir. İsmet İnönü’de hiçbir üzüntü belirtisi yoktur, çevresindekilerin ise yüzünden düşen bin parça oflayıp puflamaktadırlar.


Bir
ara İnönü eşi Mevhibe Hanım
’a döner, gayet sakindir.


–
Hanımefendi buradan kaç günde taşınabiliriz
…


–
Kolay paşam bir haftada taşınırız..


–
Ama artık arabamız olmayacak, Kızılay
’a
otob
üsle
inmeye haz
ır mısın?


–
Elbette Paşam.


1950’den bu yana 70 yıldır sayısız seçime girdik, 1950’de doğan demokrasi bebeği olgunluk yaşını geçti, kaybetmeyi, koltuğunu terk etmeyi bu kadar olgunlukla karşılayan bir lider anımsayabiliyor musunuz?..


Demokrat
Parti iktidara gelir gelmez İnönü aleyhinde akla hayale gelmez iftiralar
üretmeye başladılar.


İnönü savaşlarında samanlığa saklandı..


İsmet İnönü asker kaçağıdır…


Lozan’da ülkeyi sattı..


27 yıl din esaret altında idi..camileri yıktı vs. vs.


İsmet
Paşa bütün bu söylemleri olgunlukla karşıladı..


Bir
Meclis toplantısında Malatya Milletvekili Ahmet Gürkan kürsüye çıktı ve
“Bu İnönü ailesi devleti soydu. Ben bunun tanığıyım. Malatya bez fabrikasının açılışında Mevhibe Hanım metrelerce
bezi götürdü
” dedi. İsmet Paşa yanındaki Özel kalem müdürüne “Böyle bir konu vardı, bir araştır” der.Ertesi gün İsmet Paşa elinde fatura ile kürsüye çıkar ve o bezlerin ücretini ödediği faturayı gösterir… Açtığı fabrikanın açılışında eşine hediye edilen birkaç metre
bezin parasını ödeyecek kadar devlet malına sahip çıkan bir devlet adamı
anımsayan var mı?.. 82 yaşındayım rastlamadım..


Zaman
zaman İsmet Paşa
’ya diktatör, iktidar hırsı için darbe yaptırdı diyenler var.Şu anıları okuduktan sonra acaba utanacaklar mı?


1970
yılında bir TV programında Örsan Öymen soruyor.


– Paşam 50 yıldır
parlamentodasınız, seçimlere girdiniz çıktınız, hiç seçilmemek korkunuz oldu
mu?


İnönü-
Hiç umurumda değil. Usulünü koymuşuz, seçilirsek seçildik seçilmezsek
seçilmedik. Bunları göze almadan demokratik rejim düşünülemez. Demokratik rejim
içinde çekilmeyi ilk günden esas olarak kabul etmek lazımdır. Bu zihniyeti
yerleştiremedim. Demokratik rejim başka türlü olmaz.


Sevgili
Paşam bu sözleri söylediğinden sonra 50 yıl daha geçti. Hâlâ bu zihniyet
yerleşemedi.


ODTܒde İsmet İnönü’yü bir anma toplantısında, Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haluk Pamir toplantıyı şöyle açtı:


“Sayın konuklar, İsmet İnönü’yü anacağımız toplantıya hoş geldiniz.. Ben İnönü hakkında söz söyleyecek birikime sahip
değilim. Ancak ben bir gözlemimi size aktarmak istiyorum
….


Ben
İnönü
’nün çocuklarının (Erdal ve Ömer İnönü) sınıf arkadaşıyım ve ben İnönü’nün çocuklarının ayağında pençe çakılı ayakkabı gördüm…Düşünün 15 yıl Başbakanlık, 12 yıl Milli Şeflik yapmış İsmet İnönü çocuklarının
altı delinen ayakkabılarını tamirciye götürüp pençe çaktırıyor
…


Geçen
günlerde Köşk
’te bir toplantıda İsmet Paşa’nın kızı Özden Toker’e sordum.


– Hanımefendi İkinci Dünya Savaşı’nda halk ekmeği karne ile alırdı sizin de karneniz var mıydı?..


– “Tabii biz de ekmek karnelerini götürür ekmeklerimizi alırdık, karnelerimize işlenirdi” dedi. İnanılması zor değil mi sevgili okuyucular…


İşte
46 yıl önce böyle bir devlet adamını kaybettik
… Onu çok arıyoruz. Çok daha arayacağız.. 

LİNK
: http://www.cumhuriyet.com.tr/koseyazisi/1710684/aranan-ve-ozlenen-devlet-adami.html




Sayın İsmet İnönü’nün Özgeçmişi


Mustafa İsmet, Malatya’ya yerleşmiş eski
bir Türk ailesi olan Kürümoğullarındandır. Büyük babasının adı Abdülfettah’dır.
Mahkeme üyeliklerinde bulunmuş ve Harbiye Nezareti Muhakeme Dairesi
Mümeyyizliğinden emekli Hacı Reşit beyin oğludur. 24 Eylül 1884’te İzmir’de
doğmuştur. Evli ve üç çocuk babasıdır. Babasının görevi nedeniyle Sivas’ta
ilkokula başlamış, 1892’de Askeri Rüştiye’ye girmiş, 1895’te okulu bitirmiş,
Sivas Mülkiye İdadisinde (lise) öğrenimine devam etmiştir. 31 Temmuz 1897’de
babasının İstanbul’a tayini nedeniyle 6. sınıfta ayrılmış, Halıcıoğlu’ndaki
Harp okulunun lise kısmını kaydolmuştur. 1900’de liseyi bitirmiş, 14 Şubat
1901’de Topçu Harbiye sınıfına girmiş, 1 Eylül 1903’te okulu birincilikle
bitirmiş ve Topçu Mülazımı Sanisi (Teğmen) olmuştur. Okuldaki başarısı
nedeniyle Erkânı Harbiye (Kurmay) sınıfına ayrılmış ve burayı da birincilikle
bitirerek altın Maarif madalyası almıştır. 1903’te Pangaltı’da bulunan Harp
Akademisine girmiş ve 26 Eylül 1906’da sınıfının birincisi olarak Kurmay
Yüzbaşı rütbesi ile mezun olmuştur.


2 Ekim 1906’da Kurmay Yüzbaşı olarak
Edirne’de Ordu Merkezinde ilk görevine başlamış ve Sahra Topçu 8. Alay 3. Bölük
Kumandanı olarak görevine devam etmiş, 7 Kasım 1908’de Kolağası rütbesine yükselmiş
ve Edirne 2. Tümenin Kurmaylık görevine getirilmiştir.


26 Şubat 1910’da İmam Yahya’ya karşı
Hükümet tarafından harekete geçirilen Yemen Mürettep Kuvvetlerinin Kurmaylığına
atanmış ve Hudeyde’ye gelmiştir. İmam Yahya ile yapılan görüşmelere katılmış ve
gösterdiği başarılar nedeniyle 26 Nisan 1912’de Binbaşılığa yükseltilmiştir. 25
Şubat 1913 tarihine kadar Yemen’de Genel Kuvvetlerin Kurmay Başkanlığı
görevinde bulunmuştur.


Balkan harbinin çıkması üzerine
İstanbul’a çağrılmış, 11 Nisan 1913’te Büyük Karargâhı Umumi I. Şubesinde, 8 -
29 Eylül 1913’te Bulgar delegeleri ile İstanbul’da Barış görüşmeleri ile
görevlendirilmiştir. 15 Aralık 1913’te Genel Kurmay 3. Şubesinde
görevlendirilmiş, 2 Ağustos 1914’te ilan edilen genel seferberlik ile I.
Ordunun Kurmaylığına atanmış, Osmanlı İmparatorluğu’nun 11 Kasım 1914’te savaşa
katılmasından sonra 29 Kasım 1914’te Kaymakamlığa (Yarbaylığa) yükseltilmiştir.
1914’te Başkomutanlık Genel Karargâhı I. Şube Müdürlüğüne atanmış, 16 Ağustos
1915’te Gümüş Harp Liyakat Madalyası kazanmış, Umumi Karargâhta bir yıl
bulunduktan sonra cephede görev istemiş, 2 Ekim 1915’te II. Ordunun Kurmay
Başkanı olmuş ve 14 Aralık 1915’te Miralaylığa (Albaylığa) yükselmiştir. 30
Aralık 1916’da II. Orduya bağlı 4. Kolordu Kumandanlığına atanmıştır.


12 Aralık 1916’da Kafkas cephesindeki
yararlıkları nedeniyle altın harp madalyası almış, 1 Mayıs 1917’de Filistin
cephesindeki 20. ve 19 Haziran 1917’de 3. Kolordu Komutanlıklarına atanmış, 20
Eylül 1917’de 7. Orduya bağlı 3. Kolordu Kumandanı iken Atatürk’ün
Başkomutanlığa verdiği önemli raporun hazırlanmasında rol oynamıştır. 1918
sonbaharında Şeria vadisinde Kolordusu ile başarılar kazanmıştır.


Mondros Mütarekesi görüşmeleri sırasında
24 Ekim 1918’de Harbiye Nezareti Müsteşarlığına getirilmiş, 22 Kasıma kadar bu
görevde kaldıktan sonra, 29 Ocak 1919’da kurulan Mütareke Komisyonuna Askeri
uzman olmuş ve Harbiye Nezaretinde bu amaçla kurulan Komisyona da Başkanlık
yapmıştır. 4 Ağustos 1919’da Kolordu Komutanlığı yetkileri ile Askeri Şura
üyeliğine ve Muamelatı Umumiye Müdürlüğüne atanmış ve 8 gün sonra bu görevinden
alınmıştır.


8 Ocak 1920’de ilk defa Anadolu’ya
geçmiştir. Davet üzerine İstanbul’a dönmüş, 16 Mart 1920’de İstanbul’un İşgali
üzerine tekrar Anadolu’ya geçmiştir.


25 Nisan 1920’de seçilen geçici yürütme
kurulunda Atatürk tarafından kendisine bir görev verilmiş ve 3 Mayıs 1920’de
kurulan ilk İcra Vekilleri Heyetinde Genel Kurmay Başkanı olmuştur. İnönü,
Edirne’yi seçerek Büyük Millet Meclisine Edirne Millet Vekili olarak girmiştir.


8 Kasım’da Garp Cephesi Komutanlığına
(Genel Kurmay Başkanlığı görevi üzerinde kalmak üzere) atanmış, Çerkez Etem
kuvvetlerini tasfiye etmiş, 10 Ocak 1921’de I. İnönü zaferini kazanmış ve
Tuğgeneralliğe yükseltilmiş, 31 Mart 1 Nisan 1921’de II. İnönü kazanmıştır. 1921’de
Fevzi Çakmak’ın Genel Kurmay Başkanlığına getirilmesi ile sadece cephe
komutanlığı ile görevlendirilmiştir.


10 Kasım 1921’de Garp Cephesi
Kuvvetleri, iki Ordudan meydana gelmiş ve Ordular grubu halinde İsmet Paşanın
Komutanlığına verilmiştir. 9 Eylül’de kazanılan zafer üzerine rütbesi Ferikliğe
(Korgeneralliğe) Yükseltilmiştir.


03-11 Ekim tarihleri arasında Mudanya’da
Mütareke görüşmelerini sürdürmüş ve anlaşmayı imzalamıştır. 26 Ekim 1922’de
Edirne Millet Vekili sıfatıyla Dışişleri Bakanı olmuş ve Lozan Konferansına
heyet Başkanı olarak katılmıştır. I. Lozan Konferansı 4 Şubat 1923’te kesilmiş,
II. Lozan Konferansı 23 Nisan 1923’te başlamış ve 24 Temmuz 1923’te Barış
Anlaşması imzalanmıştır.14 Ağustos 1923 tarihinden 5 Mart 1924 tarihine kadar
ikinci defa Malatya Milletvekili olarak Hariciye Vekili olmuş ve 30 Ekim
1923’te Türkiye Cumhuriyetinin ilk Başbakanı olmuştur. 20 Kasım 1924’te
Başbakanlıktan çekilmiş ve 5 Mart 1925’te ikinci defa Başbakan olmuş ve 25 Ekim
1937’de istifa ederek ayrılmıştır. 1937 yılında kendi isteği ile emekliye
ayrılmıştır.


10 Kasım 1938 tarihinde Atatürk’ün
vefatı üzerine 11 Kasım 1938’de Cumhurbaşkanı seçildi. 14 Mayıs 1950 yılında
yapılan seçimlerde Demokrat Partinin çoğunlukla iktidara geçmesi üzerine
Cumhurbaşkanlığından çekildi ve o günden sonra muhalefet liderliği görevine
başladı (İnönü 3 Nisan 1939, 8 Mart 1943 ve 21 Temmuz 1946 seçimlerinde üç defa
daha Cumhurbaşkanı seçilmiştir).


2 Mayıs 1954 ve 27 Ekim 1957
seçimlerinde Malatya’dan Milletvekili Seçilmiş, 20 Kasım 1961’de İnönü
başkanlığında ilk Koalisyon Kabinesi kurulmuş ve bu kabinenin ömrü kısa
olmuştur. 25 Haziran 1962’de ikinci bir Koalisyon Hükümeti kurmuştur. 25 Aralık
1963’te bağımsızlardan oluşan üçüncü Koalisyon Hükümeti kurulmuş ve bu
koalisyon Şubat 1965’e kadar devam etmiştir. Ekim 1965 seçimlerinde Adalet
Partisinin çoğunlukla iktidara gelmesi üzerine ana muhalefet liderliğine devam
etmiştir.


1931’de Atina’ya ve Budapeşte’ye,
1932’de Moskova ve Roma’ya, 1933’te Sofya’ya, 1937’de Belgrad’a Paris’e ve
Londra’ya, 1963’te Kennedy’nin cenaze töreni için ve 1964 Haziran ayında Kıbrıs
Sorunu için Amerika’ya gitmiştir. 25 Aralık 1973’te vefat etmiştir.


Kırmızı – yeşil İstiklal Madalyası
vardır.